Farklı odak uzaklıklarının farklı görüş alanları olacaktır, bu net. Daha basitçe, aynı sahnenin farklı odak uzaklığında farklı şekilde “görüleceğini” anlatmaya çalışıyorum. İşte bir örnek: Aşağıdaki görsel 24 mm lens ile Karaköy’ün Kadıköy Eminönü Şehir hatları vapurundan geniş bir görüntüsünü veriyor.
Bazılarımızın bu odak uzaklığını bu tür bir sahne için tercih etmesinin farklı nedenleri vardır: mekanın ne kadar karmaşık ve kalabalık olduğunu ve kaosu göstermek isteyebilir; minimalist bir hava vermek olabilir; binaları tamamlayan güzel bir gökyüzü içermesini sevebilir.
Başka birileri 100 mm ile elde ettiğim aşağıdaki gibi daha sıkı bu görüntüyü tercih edebilir ve bu odak uzaklığını bu tür bir sahne için tercih etmesinin farklı nedenleri olabilir: şehrin bazı kısımları, hatta belirli binalar kolayca izole edilebilir; sahneden o kadar da uzak hissetmezsiniz; isterseniz gökyüzünün çoğunu keserek, çerçeveyi neredeyse tamamen binalarla doldurabilirsiniz.
Fotoğrafçılığın harika yanı da bu değil mi; doğru veya yanlış bir cevabın olmaması. Siz her iki odak uzaklığını da beğenmeyebilirsiniz veya her ikisini de beğenebilirsiniz. Bunun için yukarıdakilerden tamamen farklı nedenleriniz olabilir. Sorun değil! Bunları “Yorumlar” kısmında zaten paylaşacaksınız.
Biz makalemizin özüne dönelim mi? Kamerama 105mm, 135mm, 200mm gibi objektif takıp bir şehirde veya manzarada dolaşırsam, 14mm, 18mm, 24mm gibi lensle dolaşıyor olmamdan çok farklı şeyler arar gözlerim.
Örneğin, uzun odak uzaklığına sahip bir lensle, kendi başlarına durabilen ilginç detaylar arıyor olabiliriz. Artık binaların bütününe veya manzaralara bile bakmaz oluruz. Dar ve/ya güzel sokaklar, tabelalar, kapı kolları, ağaç gövdeleri ve küçük çiçekler, kuşlar hatta sokaklardaki yangın tesisatları bile dikkatimizi çekmeye başlar.
Bir dahaki eğlence amaçlı çekime çıktığınızda, kendinizi tek bir odak uzaklığıyla sınırlayın. İdeal olarak, seçeceğiniz odak uzaklığı uçlardan biri, örneğin 16mm veya 135 ya da 200mm olsun. Böylece kendinizi dünyayı normalden farklı gözlerle görmeye zorladığınızı hissedeceksiniz. Bir zum lens kullanıyorsanız, tüm çekim boyunca tek bir odak uzaklığına ayarlayın ve orda kalın.
Başka bir seçenek de bir makro lens alıp öznelerinize yakın olmaktır. Çiçeklerle bezeli bir bahçe fotoğraf çekmek için sonsuz fırsatlara sahip olursunuz. Kendinizi gezdiğiniz şehrin büyük resmini görmezden gelirken bulacağınıza bahse girerim. Bir makro lensle gezerken, gözleriniz fotoğraflamak için etrafınızda mükemmel çiçekler arıyor olacaktır.
35mm veya 50mm gibi “normal” bir odak uzaklığı kullanmaya alışkınsanız, bu çok yapıcı (ve bir o kadar zorlayıcı) bir egzersiz olabilir. Beyninizi 50mm modundan çıkarmak oldukça zor olabilir!
Bu, seyahatlerimde benim zaman zaman yaptığım bir egzersiz ve daha önce yüzlerce kez yanından geçip hiç fark etmediğim şeyleri nasıl fark etmeye başladığıma her zaman şaşırıyorum. Sadece şeyleri farklı görmeye başlamakla kalmıyor, hatta farklı düşünmeye bile başlıyorsunuz!
Bir keresinde Okyar ile ‘İzmir’de 35mm ile Basmane’ turuna çıktığımızı hatırlıyorum. Onunla çekim yaptığım süre boyunca 50mm ve daha dar açılara alışkın beynimin 35mm’nin aslında ne kadar geniş olduğuna alışması biraz zaman almıştı. Hatırlıyorum; ara sokakların birinde yer alan bir korteja (aile evi) içine girmiştik. Dört tarafı burada yaşayan insanların kötü yaşam koşullarında kaldıkları hizbe odalarla çevrelenmiş orta bahçeyi üst katlardan birinin balkonundan tek karede alabileceğimi vizörden baktığımda görebilmek beni şaşırtmıştı. Bu odak uzaklığıyla mümkün olmayacağını düşündüğüm kafamdaki o fotoğrafı çekebilmiştim. Vizörden bakmasaydım bunu göremeyecekim. İçerik veya kompozisyondan öte, daha çok sahnenin potansiyelini elimdeki ekipmanla eşleştirebildiğim ve kafamda canlandırdığım bir görüntüyü kameramda yaratabilmiştim. Orada yaşayan ve kadrajımıza girmemek için bizden köşe bucak kaçan ve çekinik davranan kişilerin o karelerin bir yerlerde yayınlanmaması konusundaki ricalarına olan saygımızdan bu kareleri onların gözleri önünde sildiğimi hatırlıyorum.
Her zaman yanınızda çeşitli odak uzaklıkları bulundurmaya alışkın biriyseniz ve sadece bir lensle yola çıkmaya karar verirseniz size birkaç tavsiye;
Son olarak, “Kaç mekik çekebiliyorsun?” sorusuna Muhammed Ali’nin verdiği cevapla bağlayalım bu konuyu, “Mekiklerimi saymam; sadece acımaya başladığında saymaya başlarım çünkü sayılan tek şey onlar” Ustalara göre; “fotoğrafçılıkta, çekilmeye değer bir sahneyle karşılaştığınızda, ‘algı kaslarınızı’ çalıştırmak ve esnetmek söz konusu olduğunda ilk birkaç kare ‘sayılmaz’. İlk kareden memnun olsanız bile, daha fazlasını çekin. Çekime çıkmadan önce kendinize bir sayıyı hedef belirleyin, mesela 5; Her sahneyi 5 farklı perspektiften çekmeden o sahnenin çekimi bitirmeyin” diyorlar. Ustalar bunu ‘sahne üzerinde çalışmak‘ olarak tanımlıyor. Buradaki amaç; Her durumda, kendinizi kareyi nasıl çerçeveleyeceğim konusunda daha çok düşünmeye zorlamaktır. Acıyana kadar devam yani!
Sonuçta, büyük ihtimalle alıştığınızdan farklı görüntülerle geri döneceksiniz.
İyi çekimler!
Festivalin her etkinliğinde tek te bahsetmenin güçlüğünü ve uzun olacağını takdir edersiniz. FEFSAD instagram sayfasında…
Ancak Adams’ın yöntemini uygulamak için çok iyi karanlık odacı olmak gerekiyordu. Günümüzde telefonla şipşak fotoğrafları…
Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…
Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…
Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…
Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…
Yorumlar
Sebahattin Bey,
Çok güzel bir konuyu işlediğiniz için teşekkür ederim. Kullandığımız araçlarla etkileşimimiz farklı sonuçlar üretmekte.
Ediz bey bizden de teşekkürler.
Sonuçta farklı olan, fark yaratan öne çıkmıyor mu?
Sonra oturduğumuz yerden "aaa burayı ben de çekmiştim, ama bu açıdan çok güzel çıkmış" dediğimiz fotoğraflar her zaman olur.
Saygılar.
Yaratıcılığı geliştirmek için onu sürekli beslemek gerek.
Katkılarınız için teşekkür ederim Sebahattin bey.
Selam ve saygılarımla...
Selamlar Öner bey,
aygılar.