Usta fotografçı Mehmet Uçar, 2008 yılından bu yana Beyşehir’e oldukça sık aralıklarla gidip Leylekleri gözlemliyor ve fotoğraflıyor. Bu metni kaleme aldığımız an itibariyle yıl 2024 olduğuna göre, demek ki sayın Uçar 15 yılı aşkın bir süredir leylek dünyasına odaklanmış durumda. Ciddi bir doğa belgeseli söz konusu. Uzun soluklu gözlem ve çalışma yapılmazsa üstesinden gelmek olası değil.
Bu zarif kuşların ilkbaharda Beyşehir’e gelip, önceki yıllarda çiftler halinde inşa ettikleri yuvalarını tahkim etmelerinden başlayıp, birbirlerine kur yapmalarına, yumurtlamalarına, erkek ve dişi birlikte sırayla yumurtaların üzerine yatıp sıcak tutmalarına, yavrular çıktığında nöbetleşerek onları koruyup beslemelerine, ebeveynlerin akıl almaz çabasıyla yavruların güven içinde büyüyüp serpilmelerine ve ilk uçuş denemelerini gerçekleştirmelerine, nihayet mevsim kışa dönmek üzereyken sıcak yerlere göç etmelerine kadar bir dizi yaşamsal olaya tanık olmak, bunları an be an kaydetmek, kayıt çabası içinde iken onları asla ürkütmemek, bir bakıma hep orada olan ve onların bir parçası haline gelen herhangi bir şey gibi davranmayı becerebilmek gerekiyor. Oldukça fazla zaman ayırmaya ihtiyaç duyan, aşırı hassas ve titiz davranmayı zorunlu kılan bir çalışma. Sayın Uçar neredeyse her hafta birkaç gün bu şahane canlıların mekânındaydı. Bazen haftada iki kez Ankara’dan Beyşehir’e gitti, bazen hafta boyu orada kaldı.
Diğer bütün çalışmalarında olduğu gibi, bu çalışmada da eşi Tülay Uçar hep yanındaydı.
Böylesi uzun soluklu çalışmalarda bir sponsor yoksa, yani yapılan belgesel çalışma fotografçının kendi küçük bütçesine yaslanmasını gerektiriyorsa, kısacası gönüllü emek ve çaba ile gerçekleşiyorsa, maddi herhangi bir karşılığı yoksa, hakikaten övgüyü ve ayakta alkışlanmayı fazlasıyla hak eder.
Bu nev’i sağlam çalışmalara esasen çok kolay şekilde sponsorluk kapıları sonuna kadar açılmalı. Hadi çalışma yapılmadan evvel sponsor olabilecek iş dünyası, akademi ve diğer kurum ve kuruluşlar emin olmadıkları için tereddüt yaşıyor olsunlar. Fakat çalışma tamamlanmış ve sonuçlar ortaya konmuşsa, üstelik paylaşılan görsel materyal son derece başarılıysa, sponsorluk için hiçbir tereddüt kalmamalı. “Bu aşamada sponsora gereksinim var mı?” sorusuna yanıt olmak üzere belirtelim; evet, bu aşamada da sponsora gereksinim var. Bu aşamaya kadar fotografçı her türlü gideri kendisi karşılamış, ticari bir arka planı olmadığı ve dolayısıyla o türden bir iletişim ve ikna becerisiyle donanmadığı için sponsor arayışına girmemiştir. Ancak, olağanüstü etkili, anlamlı, değerli görsel materyal oluşturmak ve sağlam bir arşiv oluşturmak yeterli değil. Çıtası yüksek bütün görsel materyalin sergisinin yapılması, özellikle de basılı materyale/albüme dönüştürülerek kalıcı hale getirilmesi çok önemlidir. Eğer bu yapılmaz ise, çok büyük bir olasılıkla daha önce bu nedenle heba olmuş diğer bütün çalışmalar gibi onca emek ve özveri, üretilen yüksek değer bu kez de heba olup gider.
Açık yüreklilikle söylemek gerekirse, tam anlamıyla ‘prestij kitap/albüm’ yapmak için ele geçmez nitelikte bir görsel hazine bulunuyor şu anda Mehmet Uçar’ın uhdesinde. Bir şirket, bir kamu kurumu, bir sivil toplum kuruluşu için ulusal ve uluslararası bağlamda konuklara hediye edilmek üzere bundan daha nitelikli-değerli şey az bulunur. Fakat bu gibi çalışmaların tanıtımını, günümüzün muteber ifadesiyle söylersek ‘pazarlamasını’, yapabilecek yeteneğe sahip kimselere veya kurumsal yapılara ihtiyaç var. Kurumsal bağlamda ilk akla gelen, hemen hepimizin, çatısı altında yıllarca emek verdiği amatör fotograf dernekleridir. Onlardan daha etkili kimliğe sahip olan ise kuşkusuz Türkiye Fotograf Sanatı Federasyonu’dur. Bu gibi işlerin kotarılmasında ve memleket sathında büyük bir görsel hazine oluşturulup kalıcı hale getirilmesinde, tahmin edilenden çok daha fazla fonksiyonel olabilirler. Yeter ki bu ve benzeri anlamlı, değerli meselelere gereği kadar odaklanılsın.
Akla gelen bir diğer şey, amatör fotograf dünyasını kasıp kavuran ‘yarışma’ kulvarının düzenleyicileri, gedikli ve deneyimli ustalarıdır. Aralarından bazıları, çıtası yüksek fotografik çabalara sponsor bulma konusuna eğilse, sergi ve kitap yapma konusuna yönelse, eminiz çok değerli sonuçlar üretirler. Güzel ülkemin amatör fotograf düzleminde yarışmalar için her yıl harcanan paranın (Euro ve Dolar) yaklaşık hangi miktara tekabül edeceğini hiç düşündünüz mü? Her yıl onlarca sergi ve albüm yapabilecek kadar yüksek bir meblağ olduğunu söylersek, yanılmış olmayız. Bu denli yüksek bir meblağın kolayca harcanmasına yol açan cazibenin oluşturulmasında inanılmaz hüner sergileyen deneyimli bireyler, bu meseleye el attıkları takdirde, tereddütsüz söyleyebiliriz ki memleketin kültür-sanat hayatına çok büyük katkıda bulunacaklardır.
Belgesel fotografinin değerli ustalarından Mehmet Uçar’ın, bizi çok etkileyen Leylekler konusundaki çalışmasıyla ilgili kaleme aldığımız bu metin vesilesiyle, ticari düzlemde deneyimli olan, kurumsal yapılarla başarılı iletişim kurabilen, ikna ve pazarlama kabiliyeti yüksek dostlarımızın kulağına kar suyu kaçırmış olalım.
Fotograf, başlangıçtaki fotograf olmaktan çok uzak artık. Filmli dönemden bu güne çok şey değişti. İlkin sadece fotograf dernekleri vardı. Dijital sistem yaygınlaştıktan sonra, kendisine güvenen ve dernek ortamlarından dışlanmayı göze alan bazı kimseler özel yerler açtılar. Nitekim ilk zaman hemen hepsi, derneğe zarar verdikleri gerekçesiyle dışlandı. Ancak öyle bir zamana geldik ki, o zaman dışlamada birinci dereceden rol alan bazı kimseler de bu gün özel yerler açtılar. Fazla düşünülmeden, tartışılmadan, önyargılar etrafında toplanarak alınan kararlar hemen her zaman hatalı çıkar. Nitekim öyle de oldu.
Deneyimli, birikimli, araştırıp sorgulayan bazı ustalar, tam vaktinde denebilecek bir evrede, multidisipliner bir yönelimle fotoğrafla birlikte diğer alanları da kapsayan yeni ve özgün ortamlar inşa ettiler. Böyle bir ortamda iken pek çok seminer, atölye, sergi, gösteri hayata geçirildi, çok sayıda kitap, albüm, dergi (basılı ve dijital) inşa edildi.
Kimi meselenin teorik boyutuna yöneldi, kimi kurumsal ve yönetsel boyutuna, kimi yayın boyutuna, kimi ticari boyutuna, kimi turizm boyutuna, kimi yarışmalar boyutuna, kimi şuna kimi buna yöneldi. Kötü mü oldu? Tabii ki hayır. Tersine, iyi oldu. Herkes farklı bir alanda deneyim kazandı, bilgi biriktirdi.
İşte şimdi bütün bu birikim biraraya getirilip aynı potada eritilmesinin zamanıdır. Bu ciddi birikimden maksimum seviyede fotograf ve kültür-sanat adına yarar elde etmenin, diğer bir söyleyişle, yapıp etmelere daha yüksek nitelik kazandırmanın tam sırasıdır. Niteliği yüksek çalışmalara hayat kazandırıp kültür-sanat hayatımıza katkı vermek, onları basılı/kalıcı hale getirip sonraki kuşaklara miras bırakmak gibi önemli bir işlevi yerine getirmek için daha fazla beklemeye gerek yok. Çok büyük bir zenginlik üretmek an meselesi iken, beyhude işlerle vakit kaybetmek ve çer çöpe para harcamak niye?
Kırgınlık, dargınlık, haset, kapris, kötü niyet, içten pazarlık, dedikodu, kıskançlık gibi olumsuz tutumlar, ortaklaşa çabaları, sosyal dayanışmayı zora sokan haller, el ele, kafa kafaya, omuz omuza vermeyi engelleyen şeyler artık çöpe atılmalı. Bu gibi negatif haller kültür-sanat bağlamında zenginlik üretmeyi engelleyen berbat ayak bağlarıdır, paslı prangalardır. Yeni bir yaklaşımla, olgunlukla, bilgelikle ve maharetle, içinde bulunduğumuz ortamı dayanışmaya elverişli hale getirmek zorundayız. Aksi durum gaflettir.
Sayın Uçar’ın harikulade çalışmasından söz ederken, niteliği yüksek her çalışmanın istikbali meselesi ister istemez bizi başka şeyler de söylemeye zorladı. Çünkü biliyoruz ki, neredeyse hepimizin mustarip olduğu sıkıntıların ortadan kalkması esasen çok kolaydır, altı üstü insanın kendisini sorgulamasından ibarettir. Bu sıkıntılar ortadan kalktığı, dayanışma gerçekleştiği takdirde büyük bir zenginlik üretmenin mümkün olacağına şüphe yoktur. Eski düşünme biçimlerinden sıyrılıp yeni koşulları dikkate alarak ve olanakları gözden geçirerek yeni düşünme atmosferini üretebildiğimiz gün, aynı zamanda omuz omuza verdiğimiz gün olur ki o da yeni, anlamlı ve kıymetli eserleri inşa etmenin müjdesinin verildiği gündür.
Mehmet Uçar’ın benzersiz çabasının ve muhteşem görsellerinin böyle bir yaklaşımla okunması, ele alınması yeni bir evreye geçmenin ilk adımı olabilir. Bilgiyi, birikimi, deneyimi ve beceriyi toplamda kullanabilirsek, bu büyük emeğin kalıcı hale gelmesini sağlarız. Böylece muhtemelen başka kıymetli çabaların da aynı yaklaşımla kalıcılaşmasının yolunu açmış oluruz.
Saygıyla,
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…