BLOG

Uğur Kavas’tan yeni ve anlamlı bir eser daha

Yeni ve anlamlı bir fotograf arkeolojisi eseri, (Bir Fotoğrafçının İcatları “Selfi’den, Stüdyo Makinesine”)  ve yine Uğur Kavas’ın imzası. Yayın yoksulu fotograf dünyamıza çok büyük emek ve özveriyle kıymetli eserler kazandıran sayın Kavas, bu kez Fikret Kaftanoğlu ustayı ölümsüzleştirdi. Bu ismi şu ana kadar kaç kişi duydu? Muhtemelen yok denecek kadar az insan duymuştur. Buna mukabil bizden sonraki kuşaklar Fikret Kaftanoğlu’nu bilecekler, okuyup tartışacaklar, yorumlayıp üzerine yazılar kaleme alacaklar (öyle olmasını umuyoruz). İnşa ettiği eserle böyle olmasını sağlayan isim de, tarihe not düştüğü bu önemli şahsiyetle birlikte tarihe geçecektir. İlk değil Uğur Kavas’ın elinden çıkan eser, son da olmayacak elbette ki.

Çok haklı olarak, “Üzerinde yaşadığımız topraklar, kıymeti bilinmeyenlerin toplu mezarlığıdır” der, ortaya koyduğu değerli eserlerle kültür-sanat hayatımıza çok büyük katkısı olan titiz araştırmacı, arşiv ustası, folklor araştırmacısı ve halk dansları üstadı, usta fotografçı sayın Kavas.

Hayatın çeşitli alanlarında, kırda-kentte, tarımda-sanayide, ticarette, eğitimde-öğretimde, zanaatta-sanatta, çeşitli mesleklerde, köyde, kasabada, mahallede bu topraklardaki varlığa, bireye ve topluma madden ve manen çok büyük katkısı olmuş, mamafih bir yerlere not alınmadığı, yazılıp çizilmediği için bu gün adı bile anılmayan yüzlerce, binlerce değerli zat âhir ömrünü tamamladı ve göçüp gitti.

Ne büyük anlatı ustaları vardı bir zamanlar. Mitolojik alanı renklendirip çeşitlendirerek kültürel hayata zenginlik katan tatlı dilli nineler, dedeler yok şimdi. Muazzam bir hafıza ve muhteşem bir üslup ile ne çok masal anlattılar bir zamanlar o yaşlı insanlar. Yazık ki gereğince kayıtları tutulmadığı için çoğu bilgi onlarla birlikte yok olup gitti. Taş ustaları, dülgerler, terziler, yerel ezgileri-dansları enstrümanlarıyla ve beden diliyle mükemmel şekilde icra eden virtüözler, şairler, hayvan yetiştiricileri, sınıkçılar, şifacılar, bilgeler, nüktedanlar, ticaret erbabı, ağlayıcılar, tırpancılar, değirmenciler, ömrünü cepheden cepheye koşarak geçiren askerler, çağı aşan nitelikteki bürokratlar, akademik kadrolar ve daha pek çok isimsiz kahraman. Onlardan neredeyse hiçbir iz kalmadı, hepsi toprak oldu. Halbuki ziyadesiyle hak ediyorlardı, el üstünde tutulmayı ve tarihe kaydedilmeyi.

Geçmişi düşünüp ah vah etmek için değil, bu hatırlatma; tersine, yapılmayana/yapılamayana bakarak “dem, bu dem” deyip, bundan sonra yapabileceğimiz ne varsa, ona dört elle sarılmak için söz oralara vardı ister istemez.

Bu iş, sözün tam anlamıyla bir bilinç işi. Ankara’da durmaksızın, fotoğraf da dahil çeşitli alanların çok ciddi arkeolojisini yapan üstad Uğur Kavas, memleketimizde ilk ‘Görçek’i (bu gün ‘selfie’ dediğimiz şey) icad eden merhum Fikret Kaftanoğlu’nu (1914-1995) kitaplaştırırken Nuri Demirağ’ı, Vecihi Hürkuş’u, Devrim otomobilini yapanları hatırlatmadan edemiyor.

Kaftanoğlu’nun biyografisini, birkaç kuşak önce Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle göç edip Anadolu’ya gelen aile büyüklerinden başlayıp fotoğraflarla destekleyerek kaleme almış sayın Kavas. Teknik işlere merakı, eğilimi daha çocuk sayılabilecek çağda iken başlayan Fikret Kaftanoğlu en nihayet gençlik döneminde Ankara’ya yerleşir. Uğur Kavas çok değerli bir vesika ile tezini güçlendirmiş. Arşivciliği ve araştırmacı niteliği O’nu yetmiş yılı aşkın bir zaman eskiye götürmüş ve adını sanını yeni duyduğumuz bir fotograf dergisiyle buluşturmuş. Bu vesile ile öğreniyoruz ki, “Fotoğraf: Aylık Sanat Dergisi”nin Mayıs 1948’de yayınlanan 2. Sayısında Haydar Mithat Tam, Fikret Kaftanoğlu için şunları yazmış: “Onu on sene evvel Ankara’da Yeni Sinema üstündeki B.Hakkı Afyoncular’la müşterek  işletmekte oldukları Foto Spor’da tanımıştım. Çok az konuşan, gülmeyen fakat daima gülümseyen orta boylu, topluca, kırmızı yanaklı, terbiyeli, kız gibi bir çocuk(*). Başını retuştan kaldırmıyordu. Bir hafta içinde öğrendim. Fikret’in karanlık odasında agrandisörü asansör tertibatlı otomatik bir şey. Kendi buluşu. Fotoğraf alma salonundaki makine de. Sehpa ve reflektörlerde mühim yenilikler yapmış. Zaman geçti. Bir gün kapıların otomatik açılıp kapanmalarına. Bir başka gün zelzeleyi vukuundan sekiz on gün evvel haber veren bir başka makineyi bulduğuna. Bir başka gün telgrafla fotoğraf nakline yarayan basit bir makine keşfettiğine dair haberler aldık. Onun bu karınca gibi sessiz sedasız çalışmasına ve karınca kararınca muvaffak olmasına karşılık muhit sağır ve cevapsız. … İki sene evvel Ankara’ya gitmiştim. İlk işim Fikret’i ziyaret oldu. O, Görçek ismini verdiği otomatik fotoğraf makinesinin imalini bitirmiş, ihtira beratını almıştı. Fikret’i ilk gördüğüm günden beri temiz çocuk, kafalı çocuk diye severdim. Onun buluşlarını ne alayla karşılayanlardan, ne de küçükseyenlerdendim. Fakat ne yalan söyliyeyim Görçek gibi bir şaheserin karşısında hayranlık duydum, şaşırdım. … …”

Önce, 1948 yılında bir fotoğraf dergisinin yayınlandığı bilgisini ediniyoruz. Sonra bu dergi vasıtasıyla kayda geçen yazıda Fikret Kaftanoğlu’nun ilk selfie’yi (Görçek) yaptığını öğreniyoruz. Söz konusu yazı, 1948 Mayıs ayında yayınlanan sayıda yer alıyor ve yazıda iki yıl önceye ait bilgi paylaşılıyor. Demek ki Kaftanoğlu bu tekniği 1946 yılında geliştirmiş, hayata geçirmiş.

Bu çok değerli kitabın/albümün içerdiği detaylı bilgileri öğrenmek isteyen mektepli-alaylı fotografçı dostlar, akademik ortamda yer alan üstadlar, fotograf dünyamıza dair eserleri kişisel kütüphanesinde bulundurmak isteyenler için olağanüstü bir eser olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Uğur Kavas’ı ve O’nun bu denli önemli ve değerli eseri inşa etmesine katkı veren herkesi gönülden tebrik ediyoruz.

Eli kalem tutan, meraklı ve araştırmacı genç dostlarımızın, özellikle akademik ortama girip orada bir yer edinmeyi başarmış çalışkan genç kadroların, işinin ehli Uğur Kavas’ın engin deneyimlerinden faydalanmalarını(**) ve O’nun yapacağı yeni çalışmalarda yer almak suretiyle meseleyi derinlemesine kavramalarını diliyoruz. Böyle bir süreç, ilerleyen zaman içinde onların da benzer çalışmalar yaparak memleketin kültür-sanat hayatına katkı vermelerine yol açacaktır.

Üstad Uğur Kavas’a saygıyla,

TEKİN ERTUĞ

(Ağustos 2023)

(*) Bir vakitler Anadolu’da, edepli-terbiyeli, usül-erkân bilen, yüzü kızaran gençlere övgü olarak ‘kız gibi bir çocuk’ derlerdi.

(**) Uğur Kavas’ın inşa ettiği diğer eserler:

Bir Başka Ankara Fotoğraf Albümü (2005)

Türkiye’de Basın Fotoğrafçılığının Görsel Tarihi-Osmanlı’dan 1960’a (2008)

Türkiye’de Basın Fotoğrafçılığının Görsel Tarihi-1960’dan Günümüze (2011)

Ankara’da yok olan bir tesisin öyküsü-Atış Poligonu (2013)

Yıldız Albümlerinde Ankara Fotoğrafları (Hazırlayan) (2015)

Bir fotoğraf ustasının yaşam öyküsü-Foto Osman Darcan (2015)

Görünmeyen ışıkta Ankara Fotoğraf Albümü (2017)

İkiz Kardeşler/İzmir ve Ankara Paraşüt Kulesi (Hazırlayan) (2018)

Ankara’dan Sahneler ve Kaderin Mahkûmları (2019)

Ankara’dan Sahneler ve Kaderin Mahkûmları-Genişletilmiş 2.Baskı (2021)

Ankara’dan Sahneler ve Kaderin Mahkûmları-Sergi Katalogu (2021)Gaybi/Fotoğrafçı, ressam, grafiker, Burhan Agâh Özak Yaşamı ve eserleri (2021)

Tekin Ertuğ

İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

Paylaş
Yazar:
Tekin Ertuğ
Etiketler: Sanat ve Sanatçı
  • yakın zamanda gönderilenler

    5’nci Fethiye Fotoğraf Festivali; Geçiş…

    Festivalin her etkinliğinde tek te bahsetmenin güçlüğünü ve uzun olacağını takdir edersiniz. FEFSAD instagram sayfasında…

    % gün önce

    Dynamic Range (dinamik aralık) nereye koşuyor?

    Ancak Adams’ın yöntemini uygulamak için çok iyi karanlık odacı olmak gerekiyordu. Günümüzde telefonla şipşak fotoğrafları…

    % gün önce

    Yaş alan ama yaşlanmayan Ustaların Ustası Gültekin Çizgen’den Yapay Zeka

    Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…

    % gün önce

    Hüseyin Kekiç ile; İstanbul düşlü / yorum

    Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…

    % gün önce

    Paris bir şenliktir…

    Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…

    % gün önce

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce