Belgesel fotoğrafçılığın Türkiye’deki gelişimine bakarken, öncelikle tarihi benzerlik ve yakınlık bağlamında 19. Yüzyıl İran’ında olup bitenlerden söz etmek gerekmektedir. 1848 yılında İran tahtına geçen Naserel Din Şah Kajar ülkesinde birçok reform yapmıştır. Ülkesinde yapısal ve kurumsal gelişmelere imza atmış olsa da bu reformlar halk tarafından çok kabul görmemiş ve nihayetinde 1896 yılında suikaste uğramıştır. Örneğin, kurmuş olduğu batı etkisi altında olan Darülfünun öğrenci bulmakta zorluk çekmiştir. Yeni bir ordu kurmuştur ve Rusların bu konuda desteğini almıştır. Telgraf ve posta hizmetlerini de oluşturmuştur. Bu reformların yanı sıra, tarihlerinde ilk kez fotoğrafını çektiren İran’lı olmuştur. Fotoğrafın hamisi haline gelmiş Naserel Din Şah Kajar ülkesinin ve insanlarının fotoğraflarını çektirmiştir. Yüzlerce fotoğrafik portresini yaptıran bu şah, Gülistan Sarayı’na ilk fotoğraf stüdyosunu kurdurmuştur (57).
Ülkemizde ise belgelendirme amaçlı ilk fotoğraf çalışmaları II. Abdülhamit devrine denk düşer. Saltanat yılları 1876-1909 yılları arası olan bu Osmanlı Sultanı Imparatorluğu’nun her yerindeki gelişmeleri izleyip, değerlendirebilmek için her yere fotoğrafçıları göndermiştir. Kendisi ve yakınları da fotoğrafçılık eğitimleri almışlardır. Bu çalışmaların neticesinde günümüze II. Abdülhamit’in Yıldız Sarayı Kütüphanesi Fotoğraf Koleksiyonu kalmıştır. Bu arşiv, 19. Yüzyılın ikinci yarısına ilişkin şahitlik yapan 40.000 fotoğraf ve 900 albüm içermektedir (57). Bunun dışında Osmanlı Dönemi ve kısmen erken Cumhuriyet dönemi fotoğrafçılığın tarihini kapsayan Özendes E’in çalışmasında (Özendes E. OSMANLI İMPARATORLUGU’NDA FOTOGRAFÇILIK (1839-1923). İstanbul: YEM Yayınları. 1995.) kıymetli bilgilere rastlamak mümkündür. Bu dönemde fotoğrafçılığın Osmanlı Dünyası’nda oldukça örgütlendiği ve farklı disiplinde fotoğraflar çekildiği görülmektedir. Portre, Savaş ve haber fotoğrafçılığı yanı sıra sosyal yaşamın da belgelendiği görülmektedir.
Ülkemizde sosyal belgeselciliğin ilk örneklerinin 1953’te Fikret Otyam ile başladığını söylememiz mümkündür (58). Yine 1950’lilerde başlayan fotoğrafçılık hayatı ile Ara Güler tanımlayıcı belgesel çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuştur (59).
1970’lerde toplumsal olaylar fotoğraf sayesinde belgelenmişlerdir. 15-16.06.1970 işçi olayları, 12 Mart 1971 askeri darbesi, 1974 Kıbrıs Harekatı, 1975 Lice Depremi, 1976 Muradiye/Çıldıran Depremi, 1976 yılı 1 Mayıs Kutlamaları, 1977 1 Mayıs’ın kana bulanması ve diğer toplumsal olaylar ve işçi hareketlerinin fotoğraflarla belgelenmeleri önem arz etmiştir. Halkın yaygın kesiminin televizyona ulaşamamaları nedeniyle basılı yayın organları önemli bilgilenme araçlarıydı (örneğin 1974 yılında Türkiye’de sadece 240000 kişi televizyon yayınlarına erişebiliyordu) (Özcan Yurdalan sözel ileti).
Fotoğraf derneklerinin örgütlenmesi 1950’lerin sonlarına kadar geriye gitse de 1970’lı yıllarda iki önemli dernek IFSAK’tan sonra kurulmuştur: AFSAD (1977) ve AFAD (1979). 1978 yılında işçi hareketlerini ele alan önemli fotoğraf çalışması Metal İşverenleri Sendikası’na karşı yapılan grevi fotoğraflamıştı. Bu çalışmaya 5 fotoğrafçı, 1 heykeltraş ve 1 ressam katılmıştır ve eserleri Harbiye Şehir Tiyatrosu’nda sergilenmiştir. Bu yıllarda IFSAK ve AFSAD önemli nükleer silahlanma karşıtı projelere yer vermişlerdir. Ankara Belediyesi ise AFSAD’a tahsis ettiği iki belediye otobüsü aracılığıyla gezen bir sergi projesini desteklemiştir. Bu projede modifiye edilen otobüse panolar yerleştirilerek, üzerinde sergi düzenlenmiştir. Sergi mahalle mahalle dolaşmış ve halk tarafından büyük ilgili ile karşılanmıştır. 1979 yılında ise AFSAD Ankara Sakarya Caddesinde bir çadır sergisi düzenlemiştir. Özcan Yurdalan’a göre 1960-1970’ler siyaset ve fotoğrafın bir rönesansı olmuştur. Birçok süreli yayın yaratılmış, fotoğraf çekilmiş ve cıvıl cıvıl bir tartışma ortamı yaratılmıştı. Örneğin, 1976-1981 yılları arasında Yeni Fotoğraf dergisi çıkarılmış ve ilk kapak fotoğrafı Ara Güler’in fotoğrafı olmuş. 1978 yılında ise AFSAD’ın Fotoğraf Dergisi çıkarılmış ve işçiler için yayınlanan bir fotoğraf dergisi olmuştur (Camera World dergisi tarzında yayınlanmıştır) (Özcan Yurdalan sözel ileti).
1980’de AFSAD’ın Sakarya’daki çadır sergisi devam etmiştir. Teması “Çıraklar” olmuştur. 12 Eylül darbesi ise fotoğrafçılık dahil tüm toplumsal alanları derinden etkilemiştir. Fotoğrafa etkileri ise “güzel” fotoğraf algısının Türkiye’ye yerleşmesi biçiminde olmuştur. Toplumsal sorunların yerini kartpostal fotoğrafları almıştır. 1986 yılında Fotoğraf Grubu (FOG) Kazlı Çeşme Çalışması ile belgesel fotoğraf çalışmalarını yeniden gündeme almıştır. Bu çalışmada tabakhaneler fotoğraflanmıştır. 1987’de ise Aclan Uraz “Cocuk İşçileri” temalı çalışması ile Lewis Hines’a benzer bir çalışma yapmıştır (Özcan Yurdalan sözel ileti).
Görüldüğü üzere 1990’ların öncesinde tekil fotoğraflar veya foto-röportajlar yapılmıştır. Ancak 1989 yılında AFSAD’ın “GAP” fotoğraf çalışmasıyla FSA benzeri bir belgesel çalışma başlar. 1989 yılında “Suya Özlem” projesini, 1993 yılında “Bir Fırat Öyküsü”, 1997 yılında “Sözüm GAP Üstüne”, 1998 yılında “Kadın ve Çocuk” ve 1999 yılında “Fırat’a Karışan Hayat, Hayata Karışan Fırat” projeleri izler (Özcan Yurdalan sözel ileti).
Bu çalışma 1999 yılına kadar sürer ve küçük fotoğraf grupları ile gerçekleştirilir. Bu proje devlet tarafından desteklenir, sergi yapılır ve katalog basılır (60). Buna ilave olarak basın fotoğrafçıları tarafından üretilen belgesel fotoğrafın, uzun soluklu çalışılmış fotoğraf serileri biçiminde gündeme gelmesi 1990’ların sonlarında İFSAK’ın düzenlediği Fotoğraf Günleri ile olmuş ve belgesel fotoğrafın Türkiye’de tanınıp yaygınlaşması, gezi fotoğrafından ayrışması sağlanmıştır (61). 1999 yılından beri belgesel fotoğrafa yönelik birçok eğitim ve etkinliğe yer verilmiştir. Fotoğraf Vakfı Marmara Depremi sonrası 2000 yılında kurulmuş ve çadır kentte bulunan çocuklarla yapılan fotoğraf atölyeleri ile ortaya çıkmıştır (62,63).
2002 yılında World Press Photography ile birlikte iki yıl süren belgesel ve haber fotoğrafçılığı atölyesi düzenlenmiştir. David Hurn eğitimci olarak gelmiş, Çoşkun Aral ve Özcan Yurdalan kreativ direktörlük yapmışlardır (Özcan Yurdalan sözel ileti).
2004 yılında Nar Photos kurulmuştur. 2008 yılında ise AFSAD’ın düzenlediği 7. Fotoğraf Sempozyumu’nda Belgesel Fotoğraf Buluşmasına yer verilmiştir. Bu sempozyumda belgesel fotoğrafın temel konularına yer verilirken, Ara Güler, Ozan Sağdıç, Coşkun Aral, Kutup Dalgakıran ve daha birçok ismin sergileri izleyiciye sunulmuştur (64,65). Anadolu’da Özcan Yurdalan birçok fotoğraf dernekleri ve kuruluşlarında uygulamalı belgesel fotoğraf ve fotoröportaj seminerleri düzenlemeye başlamıştır (62). 2004 yılında kurulan Galata fotoğrafhanesi ise 2007 yılından itibaren Fotoğraf Vakfı ile ortak çalışmalara başlamışlardır. 2009 yılında Fotoğraf Akademisi kapsamında beş ay süren Türkiye’nin İlk Belgesel Fotoğraf Okulu açılmıştır. Koordinatörlüğü Yücel Tunca tarafından yürütülen bu çalışmada Belgin Çöleri, İsmail Gökçe, Mehtap Orgun, Murat Yaykın, Nilüfer Gökeşmeoğlu, Şamil Hazır, Yücel Tunca, Petra Holzer, Ayça Çiftçi, Esra Arsan, Ethem Özgüven, Orhan Cem Çetin, Gamze Toksoy, Ahmet Öncü, Mehmet Kaçmaz ve Özcan Yurdalan bulunmaktaydı (66). Bu eğitimde belgesel ve haber fotoğrafçılığında ve fotoröportajda bir metod geliştirmek/yerleştirmek ve etik temelleri atmak amacıyla eğitimler düzenlemiştir. Galata Fotoğrafhanesi, Fotoğraf Notları ve Fotoğrafsız isimli iki adet süreli yayın da çıkarmıştır (67,68,69,70,71).
Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun (TFSF) “Mevsimlik Tarım İşçileri” projesine 83 fotoğrafçı katılır ve katalogda 320 fotoğrafa yer verilir. 2016-2017 yılında ise TFSF tarafından Göç-Men-Lik çalışması düzenlenir. Bu çalışmada 75 fotoğrafçının 315 fotoğrafı seçilir ve yayınlanır (60).
Günümüzde belgesel fotoğrafla ilgili muhtelif atölyelerin açıldığını görmek mümkündür. Haluk Uygur, Altan Bal, Dora Günel, Yusuf Darıyarlı, Birol Üzmez, Hüseyin Yılmaz, Ali Öz, Sinan Kılınç, Serkan Çolak ve daha nice belgesel fotoğrafçıları da saymak mümkündür. Bu alanın öncülerinden Özcan Yurdalan’ın açmış olduğu seminer/atölye sayısı 100’ü geçmiştir. 2018 yılında TFSF’nin açmış olduğu Memleketimden Görsel Hikayeler isimli proje belgesel fotoğrafçılığında önemli projelerden birisidir. Bu proje TFSF Başkanı Doç Dr. Beyhan Özdemir’in teşviki, Dr. Sefa Ulukan’ının koordinasyonunda ve Özcan Yurdalan, Yusuf Aslan ve Aykan Özener’in editörlüğünde düzenlenmiş, 200’den fazla proje başvurmuş ve 90 civarında proje yayınlanmaya layık görülmüştür. 2020 yılında korona pandemisi nedeniyle herkesin evlerine kapandığı bir dönemde yeni bir proje başlatılmıştır. Korona Günlerinde Fotoğraf Projesi’nde 33 editörün denetiminde 360 fotoğraçı tekil ya da seri fotoğraf kategorilerinde fotoğraf üretiminde bulunmaktadırlar (72).
Sonuç….
Kaynaklar:
Yurdalan Ö. BİR ANLAMA BİÇİMİ OLARAK BELGESEL FOTOĞRAF-YA DA BİR ANKA KUŞU HİKAYESİ. Sunum Notları. Mayıs 2020.
The Metropolitan Museum of Art. Daniel M. Roger Fenton (1819–1869). Erişim: https://www.metmuseum.org/toah/hd/rfen/hd_rfen.htm. Erişim tarihi: 22.05.2020.
Jonathan H. Mission Heliographique – The Patrimony of Paris in Photos. Erişim: http://www.terrastories.com/bearings/mission-heliographique-the-patrimony-of-paris-in-photos . Erişim tarihi: 22.05.2020.
The International Photography Hall of Fame and Museum. Timothy H.. Erişim: https://iphf.org/inductees/timothy-h-osullivan/ . Erişim tarihi: 22.05.2020.
Düzler G. Belçika’nın Kara Tarihi: Kral II. Leopold’un Kongo Katliamı. AFAM – Afrika Araştırmacıları Derneği. Erişim: https://afam.org.tr/belcikanin-kara-tarihi-kral-ikinci-leopoldun-kongo-katliami/ . Erişim tarihi: 22.05.2020.
Yaman H. Merhametli Bir Hekim . GazeteDuvar. Erişim: https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2019/09/22/merhametli-bir-hekim-dr-albert-schweitzer/ . Erişim tarihi:22.09.2019.
Yaman H. İkonik Bir Fotoröportaj- Köy Doktoru-. İFSAKBlog. Erişim: http://www.ifsakblog.org/ikonik-fotoroportaj-koy-doktoru/?fbclid=IwAR1sy0-IgzXJ2uONZIirybiXNClElwzJFfBlbCLm2jnt3xD3IjNfAvks9C8 . Erişim tarihi:06.11.2019.
Yaman H. Magnum Fotoğrafçısı W. Eugene Smith ve Ebe Maude Callen. Erişim: https://www.arthenos.com/magnum-fotografcisi-we-smith-ve-ebe-maude-callen/ . Erişim tarihi: 25.11.2019.
Tīfentāle A. The Family of Man: The Photography Exhibition that Everybody Loves to Hate. FK. Erişim: https://fkmagazine.lv/about-fk/ . Erişim tarihi: 22.05.2020.
Magnum Photos. Henri Cartier-Bresson. Erişim: https://www.magnumphotos.com/photographer/henri-cartier-bresson/ . Erişim tarihi: 22.05.2020.
Price D. Surveyors and surveyed: photography out and about. In: Photography: A Critical Introduction, 5th ed., ed. Wells L. Oxon: Routledge. 2015. Pp: 79-95.
Yaman H. Polio’nun Sonu: Salgado’nun Az Bilinen Fotoröportajı. Sanal Sergi. Erişim: https://www.sanalsergi.com/polionun-sonu-salgadonun-az-bilinen-fotoroportaji/ . Erişim tarihi: 13.01.2020
Temel Fotoğraf Atölyesi. Erişim: https://www.meraklisiicin.com/temel-fotograf-egitimi . Erişim tarihi: 22.05.2020 Hermes M. Allan Sekula. Frieze. Erişim: https://frieze.com/about . Erişim tarihi: 22.05.2020
Yurdalan Ö. Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj. İstanbul: Agora Kitaplığı. 2015.
Özendes E. OSMANLI İMPARATORLUGU’NDA FOTOGRAFÇILIK (1839-1923). İstanbul: YEM Yayınları. 1995.
Prof. Dr. Hakan Yaman
Prof. Dr. Hakan YAMAN, ANFAD (Antalya Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği), Sille Sanat Sarayı, IFSAK ve FIAP (FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) üyesidir. AFIAP (Artist de FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) ünvanına sahiptir. Işıkla Boyama Dünya Birliği’nin (LPWA-The Light Painting World Alliance) ilk Türkiye temsilcisidir. DepoPhotos kolektifinin üyesidir. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Şubesi (AICA-TR) üyesidir. Üyesi olduğu derneklerde karma sergilere katılmış, sunumlarda bulunmuştur. Science Citation Index-Expanded ve Scopus gibi uluslararası bilimsel veri tabanlarında taranan, bilimsel hakemli dergilerde yayınlanmış fotoğraf ve sanat ile ilgili yayınları mevcuttur. Fotoğraf dernekleri yayın organları yanı sıra Milliyet Gazetesi’nde blog yazarıdır. Ağırlıklı olarak Belgesel fotoğrafçılık ve Sokak Fotoğrafçılığı ile ilgilenmektedir. Hekim olması nedeniyle fotoğrafın tıbbi boyutu ile ilgili araştırmaları sürmektedir. Evli ve 1 çocuk babasıdır.
Hakan Bey elinize sağlık. Yazınızla bağlantılı paylaşmak istediğim bir kaç şey var. Kaynak bilgisine sahip olmasam da Abdülhamid'in insanları fişlemek için fotoğrafı kullandığını bir yerlerde okumuştum. Bu sayede bahsettiğiniz muazzam arşiv oluşur. Fikret Otyam 1955 li yıllarda Anadolu'ya çıkan ilk gazetecidir. "Gide gide" röportaj serilerini kitap yapar. Kendisinden dinlemiştim; "Benden sonra eline makinayı kapan yollara düştü" derdi. "FOG" grubu içinde sevgili ve değerli fotoğrafçı Yusuf Tuvi de kurucu olarak vardı. Diğer üyeler ise Nevzat Çakır, İlyas Göçmen, İzzet Keribar, Mehmet Kısmet, Bülent Özgören. Kazlıçeşme projesi zamanında iyi ses getirmiş.
Sevgi ve saygılarımla
teşekkür ederim kaktılarınız için. selam ve sevgilerimle, hakan yaman
Belgesel fotoğraf deyince eski İfsak başkanlarından İbrahim Akyürek in adını anmadan geçemeyeceğim.
İbrahim Akyürek, 1950 Zonguldak doğumlu. 1968'de Zonguldak Çelikel, 1974'te İstanbul Orman Fakültesi'ni bitirdi. 1974'de fotoğrafa başladı ve İFSAK'a (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) üye oldu. 15 yıl İFSAK çalışmalarının aktif katılımcısı oldu. İlk sergisini 1975 yılında iki İFSAK üyesiyle birlikte "Halktan Yansıma" başlığı altında Zonguldak Soğuksu'da boş bir dükkânda açtı.
Birol Üzmez ile "Madenciler", Saffet Can ile "Kömürden Sonra Zonguldak", Sevil Üzrek ile "Maga'da 24 Saat" sergilerini hazırladı."Yaşamın İçinden", "Balkayası", "Bir İnsan Nasıl Kaybolur?", "Trafik Canavarı" Neyi Gizler?, "Gazhane'de Şenlik Var" , "Artistik Hareketler" başlıklı kişisel fotoğraf sergilerini gerçekleştirdi.
"Savunma ve Havacılık Dergisindeki Reklamlar Ne Anlatır?", "Bu Fotoğraflar Yayınlandı", "Şebeke Sunar: Reklamlar" başlıklı derleme sergileri düzenledi. "Paşabahçe Türküsü", "Direniş Tepesi", "İnsan Haklarıyla İnsandır" isimli ortak dia gösterilerine katıldı. Ankara, İstanbul ve Zonguldak'tan 16 fotoğrafçının katıldığı, 50 ayrı mekânda gösterilen gezici "Madenci ve Zonguldak Grevi" başlıklı dia gösterisini Birol Üzmez ile birlikte derledi.
Bu gösteriyi yaklaşık 3500 kişi izledi. 1985-1990 yılları arasında (İFSAK) yönetim kurulu başkanlığı yaptı. Çalışmalarını farklı konulardaki fotoğraf çekimleri, fotoğraf dersleri, fotoğraf-hayat üzerine yazıları ve serbest gazetecilikle sürdürüyor. Bir yandan, Zonguldak'ta on beş yıldır kültür sanat ortamı sunan Sergi Odası'nın yöneticiliğini yapıyor.
Hayatımız Fotoğraf,Hayatımız Trafik,Hayatımız Zonguldak,Zonguldak Yazıları isimli kitapları bulunuyor.
Ayhan Ülkü adını da kaydedin bir tarafa. Sırf kenara çekilmiş diye onların ismini anmadan geçmeyin.
Ayhan Ülkü ismiyle ilk kez Afsad fotoğraf dergilesinde karşılaşmıştım. Zonguldak ta Tahsin kitabevi vardı ayda bir Fotoğraf dergilerini getirirdi. Zonguldaklı olduğunu o zaman öğrenmiştim.Fotoğrafları çok ilgimi çekmişti. O zamanlar TUSAK adında sanat kooperatifimiz vardı bende bu kolektif çalışmanın içindeydim. Tusak görsel sanatlar kolu olarak Ayhan Ülkü ile ortak bir fotoğraf sergisi açmaya karar vermiştim. Kendisi Ankara’da yaşıyordu.Ortak bir tema belirledik adını da “Yalnızlık” koyduk.
Ayhan Kozlunun Kılıç mahallesinden büyümüştü. Zonguldak a geldiğinde yüz yüze tanışmış olduk.Onunla çocukluğumuzun geçtiği sokak ve mahallelerde geçmişe doğru yolculuğa çıkmıştık. Kılıç ın ogün kü hali Ayhan’ı çok üzmüştü. Bu serginin ardından Ayhan’ın bu kez de “Atlar Arabalar ve İnsanlar,”Bir Yarım Ezgi” isimli saydam gösterilerini yapmıştık Zonguldak’ta.
O da benim Ankara İngiliz Kültür Derneğinde yaptığım “Üç Yaşamın Bir Günü”isimli saydam gösterisinin gerçekleşmesi için önayak olmuştur.
Ardından ben İzmir’e yerleştim ancak kendisiyle bağımız hiç kopmadı birbirimizi hep arayıp sorduk.Benim yolum Ankara’ya düştüğünde mutlaka görüşüp hasret giderdik.
Ayhan MTA da çalışıyor ve asıl mesleği olan Jeomorfolog mühendisliğindeki birikimini fotoğraf anlayışına da yansıtırdı. Fotoğraf çekerken çok ince eleyip sık dokurdu.İşi gereği MTA nın sondaj çalışmaları için Anadoluya uzun yolculuklara çıkıyor ve sondaj çalışmaları süresince kampta kalıyordu.
Fotoğraf hakkındaki derin bilgisi bir topraktan “Karot” almak gibiydi. Toprağın yapısı,hangi yüzyıla ait olduğu,geçmişte neler yaşanmış doğayı,Dünya yı ,gezegenin yapısını çok iyi analiz edebiliyordu.
Ön plana çıkmaktan,kendisinden bahsedilmesinden hiç hoşlanmazdı.
Teknik ve Kuramsal olarak engin bir bilgiye sahip olmasına rağmen bu özelliklerini kendi menfaatleri ugruna hiç kullanmazdı.Hep arka planda olmayı severdi.Ama bir şeye ihtiyacınız olduğunda canla başla size yardımcı olmak için çabalayıp dururdu.
Afsad’ın yönetiminde olduğu dönemlerde derneğin fotoğraf felsefesinin oluşmasında önemli roller üstlenmişti.
Kendisiyle ilgili 10 satır bilgiyi dahi internet ortamında arayıp bulamazsınız. Bu yazı belki de onun için yazılmış en uzun yazı olarak web ortamında kayıtlara geçecektir.
Ayhan Ülkü, 1975 yılında İstanbul Üniversitesi'inde öğrenciyken tanıştığı Mehmet Ali Küllü öğreticiliğinde fotografa ilgi duydu. Sirkeci'yle, Tura Film ve Forte Kartla o yıllarda tanıştı. Siyah - beyaz fotoğraf genellikle ürettiği fotoğraf türüydü. Zone sistem ve high key yöntemini benimsedi. Siyah Beyaz doğa ve şehir fotografı konusunda fotograf üretimine ağırlık verdi. Fotografın anlatım gücünü,yorum gerekliliğini ve kompozisyon üstünlüğünü benimsedi. Bu yönde çeşitli çalışmalarından ,kendi baskılarından oluşan arşiv oluşturdu. 1980 li yıllarda bir kişisel sergi ve Birol Üzmez'le bir ortak sergi açtı. Saydam gösteriler yaptı.
Yorumlar
Hakan Bey elinize sağlık. Yazınızla bağlantılı paylaşmak istediğim bir kaç şey var. Kaynak bilgisine sahip olmasam da Abdülhamid'in insanları fişlemek için fotoğrafı kullandığını bir yerlerde okumuştum. Bu sayede bahsettiğiniz muazzam arşiv oluşur. Fikret Otyam 1955 li yıllarda Anadolu'ya çıkan ilk gazetecidir. "Gide gide" röportaj serilerini kitap yapar. Kendisinden dinlemiştim; "Benden sonra eline makinayı kapan yollara düştü" derdi. "FOG" grubu içinde sevgili ve değerli fotoğrafçı Yusuf Tuvi de kurucu olarak vardı. Diğer üyeler ise Nevzat Çakır, İlyas Göçmen, İzzet Keribar, Mehmet Kısmet, Bülent Özgören. Kazlıçeşme projesi zamanında iyi ses getirmiş.
Sevgi ve saygılarımla
teşekkür ederim kaktılarınız için. selam ve sevgilerimle, hakan yaman
Belgesel fotoğraf deyince eski İfsak başkanlarından İbrahim Akyürek in adını anmadan geçemeyeceğim.
İbrahim Akyürek, 1950 Zonguldak doğumlu. 1968'de Zonguldak Çelikel, 1974'te İstanbul Orman Fakültesi'ni bitirdi. 1974'de fotoğrafa başladı ve İFSAK'a (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) üye oldu. 15 yıl İFSAK çalışmalarının aktif katılımcısı oldu. İlk sergisini 1975 yılında iki İFSAK üyesiyle birlikte "Halktan Yansıma" başlığı altında Zonguldak Soğuksu'da boş bir dükkânda açtı.
Birol Üzmez ile "Madenciler", Saffet Can ile "Kömürden Sonra Zonguldak", Sevil Üzrek ile "Maga'da 24 Saat" sergilerini hazırladı."Yaşamın İçinden", "Balkayası", "Bir İnsan Nasıl Kaybolur?", "Trafik Canavarı" Neyi Gizler?, "Gazhane'de Şenlik Var" , "Artistik Hareketler" başlıklı kişisel fotoğraf sergilerini gerçekleştirdi.
"Savunma ve Havacılık Dergisindeki Reklamlar Ne Anlatır?", "Bu Fotoğraflar Yayınlandı", "Şebeke Sunar: Reklamlar" başlıklı derleme sergileri düzenledi. "Paşabahçe Türküsü", "Direniş Tepesi", "İnsan Haklarıyla İnsandır" isimli ortak dia gösterilerine katıldı. Ankara, İstanbul ve Zonguldak'tan 16 fotoğrafçının katıldığı, 50 ayrı mekânda gösterilen gezici "Madenci ve Zonguldak Grevi" başlıklı dia gösterisini Birol Üzmez ile birlikte derledi.
Bu gösteriyi yaklaşık 3500 kişi izledi. 1985-1990 yılları arasında (İFSAK) yönetim kurulu başkanlığı yaptı. Çalışmalarını farklı konulardaki fotoğraf çekimleri, fotoğraf dersleri, fotoğraf-hayat üzerine yazıları ve serbest gazetecilikle sürdürüyor. Bir yandan, Zonguldak'ta on beş yıldır kültür sanat ortamı sunan Sergi Odası'nın yöneticiliğini yapıyor.
Hayatımız Fotoğraf,Hayatımız Trafik,Hayatımız Zonguldak,Zonguldak Yazıları isimli kitapları bulunuyor.
Ayhan Ülkü adını da kaydedin bir tarafa. Sırf kenara çekilmiş diye onların ismini anmadan geçmeyin.
Ayhan Ülkü ismiyle ilk kez Afsad fotoğraf dergilesinde karşılaşmıştım. Zonguldak ta Tahsin kitabevi vardı ayda bir Fotoğraf dergilerini getirirdi. Zonguldaklı olduğunu o zaman öğrenmiştim.Fotoğrafları çok ilgimi çekmişti. O zamanlar TUSAK adında sanat kooperatifimiz vardı bende bu kolektif çalışmanın içindeydim. Tusak görsel sanatlar kolu olarak Ayhan Ülkü ile ortak bir fotoğraf sergisi açmaya karar vermiştim. Kendisi Ankara’da yaşıyordu.Ortak bir tema belirledik adını da “Yalnızlık” koyduk.
Ayhan Kozlunun Kılıç mahallesinden büyümüştü. Zonguldak a geldiğinde yüz yüze tanışmış olduk.Onunla çocukluğumuzun geçtiği sokak ve mahallelerde geçmişe doğru yolculuğa çıkmıştık. Kılıç ın ogün kü hali Ayhan’ı çok üzmüştü. Bu serginin ardından Ayhan’ın bu kez de “Atlar Arabalar ve İnsanlar,”Bir Yarım Ezgi” isimli saydam gösterilerini yapmıştık Zonguldak’ta.
O da benim Ankara İngiliz Kültür Derneğinde yaptığım “Üç Yaşamın Bir Günü”isimli saydam gösterisinin gerçekleşmesi için önayak olmuştur.
Ardından ben İzmir’e yerleştim ancak kendisiyle bağımız hiç kopmadı birbirimizi hep arayıp sorduk.Benim yolum Ankara’ya düştüğünde mutlaka görüşüp hasret giderdik.
Ayhan MTA da çalışıyor ve asıl mesleği olan Jeomorfolog mühendisliğindeki birikimini fotoğraf anlayışına da yansıtırdı. Fotoğraf çekerken çok ince eleyip sık dokurdu.İşi gereği MTA nın sondaj çalışmaları için Anadoluya uzun yolculuklara çıkıyor ve sondaj çalışmaları süresince kampta kalıyordu.
Fotoğraf hakkındaki derin bilgisi bir topraktan “Karot” almak gibiydi. Toprağın yapısı,hangi yüzyıla ait olduğu,geçmişte neler yaşanmış doğayı,Dünya yı ,gezegenin yapısını çok iyi analiz edebiliyordu.
Ön plana çıkmaktan,kendisinden bahsedilmesinden hiç hoşlanmazdı.
Teknik ve Kuramsal olarak engin bir bilgiye sahip olmasına rağmen bu özelliklerini kendi menfaatleri ugruna hiç kullanmazdı.Hep arka planda olmayı severdi.Ama bir şeye ihtiyacınız olduğunda canla başla size yardımcı olmak için çabalayıp dururdu.
Afsad’ın yönetiminde olduğu dönemlerde derneğin fotoğraf felsefesinin oluşmasında önemli roller üstlenmişti.
Kendisiyle ilgili 10 satır bilgiyi dahi internet ortamında arayıp bulamazsınız. Bu yazı belki de onun için yazılmış en uzun yazı olarak web ortamında kayıtlara geçecektir.
Ayhan Ülkü, 1975 yılında İstanbul Üniversitesi'inde öğrenciyken tanıştığı Mehmet Ali Küllü öğreticiliğinde fotografa ilgi duydu. Sirkeci'yle, Tura Film ve Forte Kartla o yıllarda tanıştı. Siyah - beyaz fotoğraf genellikle ürettiği fotoğraf türüydü. Zone sistem ve high key yöntemini benimsedi. Siyah Beyaz doğa ve şehir fotografı konusunda fotograf üretimine ağırlık verdi.
Fotografın anlatım gücünü,yorum gerekliliğini ve kompozisyon üstünlüğünü benimsedi. Bu yönde çeşitli çalışmalarından ,kendi baskılarından oluşan arşiv oluşturdu.
1980 li yıllarda bir kişisel sergi ve Birol Üzmez'le bir ortak sergi açtı. Saydam gösteriler yaptı.