BLOG

Küresel salgın (Covid-19) nedeniyle yitirdiğimiz bir büyük üstad: Faruk Atalayer

Üzücü haberi, değerli hocalarımızdan Doç.Dr. Gülbin Özdamar Akarçay’ın sosyal medya hesabındaki paylaşımından öğrendik. Foto-grafımızın akademik kulvarında ve teorik düzlemde son derece önemli yeri bulunan Faruk Atalayer’i küresel salgından (Covid-19) ötürü ne yazık ki yitirdik.

Şubat 2013’te basılan “Fotoğraf Ustaları-3” kitabında (FSK ve Hangar Yayıncılık) yaşam öyküsü, foto-graf serüveni, duygu ve düşünce dünyasıyla yer alan üstad Atalayer gerçek anlamda bir entelektüeldi. Üstelik cesurdu, sözünü sakınmıyordu. Darbelerden ve sonrasındaki kısıtlamalardan payına düşeni fazlasıyla almış, fakat pes etmemiş ve okuma-yazma, düşünme-fikir üretme eylemine ara vermemişti.

Kendileriyle söyleşi yapmak üzere (belleğimiz bizi yanıltmıyorsa 2012 yılının sonbaharında) şair Ömer Asaf Tosun’la birlikte Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ne gitmiştik. Söyleşiden önce kendileriyle hiç karşılaşmamış ve tanışmamış olsak da, derinlemesine bir sohbet ve söyleşi tanışmamıza vesile oldu.

Söyleşi-kayıt tamamlandıktan sonra kitaba alınacak metni sayın şair Ö.Asaf Tosun oldukça temiz ve akıcı bir dille kaleme aldılar.

Şair’in ifadesiyle, ilgili metin şöyle başlar:

“Eylül ayının yazdan kalma bir günü, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin yemyeşil yollarından ilerleyerek Güzel Sanatlar Fakültesinin bahçesine varıyoruz. Faruk hoca, sözleştiğimiz üzere saat 14.00’te üçüncü kattaki odasında bekliyor bizi. İçeri girdiğimizde mizah anlayışını ciddiyetiyle harmanlamış; sıradanlığa karşı bayrak açmış bir insanla tanışmakta olduğumuzun farkına varıyoruz.

Bu durum, sıcak hava dolayısıyla kaçmış olan keyfimizi yerine getiriyor. Kısaca, böyle bir söyleşiyi istemekteki amacımızın ne olduğunu, kendisine neden ve nasıl ulaştığımızı anlatarak, yayınlanan ilk iki cildi kendisine hediye ediyoruz.

Söyleşiyi nasıl bir yöntemle gerçekleştireceğimiz konusunda mutabık kaldıktan sonra ses yoğunluğunu en aza indirmek için kapıyı kapatıyoruz.
Çaylarımızı yudumlayıp arkamıza yaslanıyoruz. …”

İyi ki kitaba almışız üstadı!..

Söyleşiden/metinden bazı bölümleri paylaşmak isteriz:

“…ben şuna inanıyorum; çok düzgün, çok mutlu, çok keyifli, çok pürüzsüz ailelerden iyi ve hoş insanlar çıkabilir, fakat yaratıcı insan çıkmaz. …Bir takım çatışmalar, insan beynini, belki de farkında olmaksızın daha değişik etkilemekte ve geliştirmekte. …Dünya çapındaki kriz dönemlerinde, savaş dönemlerinde ve diğer olağanüstü zamanlarda çok özel insanlar çıkmıştır. … Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisinin sınavını ilk yıl kazanamadım. İkinci yıl ise, birincilikle kazandım. Ağabeyim, o yıl benim gidebilmem için üniversiteye gitmedi. Bir yıl sonra O’ da aynı okula geldi ve beraber mezun olduk. … Bizim okul yıllarımız, 68 döneminin yılları tabii. …Alman’lar Bauhauss okuluyla birlikte böyle bir eğitim modeli geliştirmişler. Bunun kaynağı da Pagan’lara kadar gidiyor. Orta Asya’da dolaşan bir takım Alman gezginlerin notlarından, anılarından, yazıp çizdiklerinden çok etkileniyorlar. Şaman’larda da böyledir. Hem el verecekleri kişileri seçerler hem de kişiler el alacakları hocayı seçerler. Şaman, adayı seçer ama adayın da hocasını benimsemesi, onunla yol yürümek istemesi gerekir. Buna ‘kişiliğin yeniden örgütlenmesi’ deniliyor. …Kritik bir dönemde, 1971 yılında mezun oldum. Öğrenciyken öğrenci derneklerinde çok aktiftim. İki kez göz atına alındım, bırakıldım. Bir buçuk yıl boyunca pek çok işe girdim ve atıldım. Asistanlık sınavını kazandım ama atamamı yapmadılar. … … 1980’de Türkiye’de demokrasinin kesintiye uğraması ile birlikte, benim hayatımda da bir kesinti oluştu. Gözaltına alındım, bırakıldım. Tekrar alındım. Son alındığımda ise, uzun süreli kaldım. …”

1948 yılında Konya, Karaman’da başlayan meşakkatli hayat yolculuğu, ne yazık ki 2020 yılında O’nu tanıyanları keder içinde bırakarak sona erdi.

Faruk Atalayer hocanın anısı öğrencilerinin, dostlarının ve diğer insanların belleklerinde, meseleleri derinlemesine irdeleyen çıtası yüksek yazılarında ve kendileriyle yaptığımız söyleşiyle şair Ö.Asaf Tosun’un kaleminden çıkan metinde yaşayacaktır.

Saygıyla hatırlayacağız.

Tekin ERTUĞ

Tekin Ertuğ

İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

Yorumlar

  • Çok değerli bir hocaymış. Bu yazıyla tanıdım kendisini (ne yazık ki).
    Allah rahmet eylesin.

  • Tekin hocam, kitabınızdan okuduğum ve sayenizde tanıdığım hocalarımızdan biriydi kendisi.

    Böylesi değerli ustaların kıymetlerinin yaşarken bilinmesini, fikir ve düşüncelerinden faydalanılmasını, kaybettikten sonra tüh dememek adına diliyorum.

    Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Paylaş
Yazar:
Tekin Ertuğ
Etiketler: Sanat ve Sanatçı
  • yakın zamanda gönderilenler

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce

    Çektiğiniz filmin banyosunu neden kendiniz yapmalısınız?

    Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…

    % gün önce