Fotoğraf: Deniz Mert İçöz
Merhaba Kristal.
Fotoğrafta Deniz Mert İçöz’ün yansıttığı sıradan yaşamlardaki mutluluk dolu hava beni derinden etkiledi. Yoksul ve ilişkileri güçlü bir aile olmalı; torunlarıyla birlikte olmanın verdiği haz olsa gerek, tüm yüzlerde güçlü bir gülümseme yer etmiş.
Mekâna baktığımızda eski bir kız çocuğu bisikleti, varlığını güçlü şekilde hissettiriyor. Belki de dedenin torununa hediyesidir. Zor ediniliyor olabilir ve sergilenerek sahibinin konumunu güçlendiren bir sanrı ortaya koyuyor da olabilir. Bisikletin ardında su varili ve eski motosiklet tekerlerini destek yapmış toprak su kapları güçlü şekilde fonda yer alarak, ailenin yaşamının ve varlığının durumu hakkında güçlü fikir veriyor. Fotoğrafı okumaya devam ettiğimizde üç çift yalınayak olmasına rağmen, sadece ailenin kıdemli büyüğünün naylon terliğe sahip olduğunu fark ediyoruz. Bunca yoksulluğa rağmen yüzlerden bir sıkıntı ve elem aksetmiyor, hallerinden şikâyetçi değiller. Mutluluk yansıtıyorlar, birçok kişinin yaşamak istediği haz gözlerinden okunuyor.
Fotoğraf bana hafızalarda yer etmiş bir dizeyi hatırlattı; “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”
Nazım Hikmet’in dostu Abidin Dino’ya “Saman Sarısı” adlı şiiri ile mutluluğun resmini yapıp yapamayacağını sormuştu ve eklemişti, “işin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil…”
Tabii ki Abidin Dino ressam değildi, o bir şairdi. Resimle anlatamazdı mutluluğu… Bunu Nazım’da biliyordur, ondan istediği fırçayla yapılmış resim olamaz, kelimelerle işlenmiş duygular olmalıydı. Abidin de tam öyle yaptı, “Dinerdi tüm acılar seninle…” dedi…
“Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere.
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık,
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle…”
Herkes kendi lisanınca anlatır düşünce ve duygularını. Ozan mutluluğu dizelerinde anlatır, ressam kalem ve fırçasıyla. Heykeltıraş yontarak ifade eder hislerini. Bestekâr ses perdelerine ve akışına nakşeder duygularını. Fotoğrafçı ise kadrajına yerleştirdiği objeler aracılığıyla söyler diyeceğini…
İşte bu fotoğraf maddi anlamda varlıklı olmanın, mutluluğu yaşamaya yetmediğini; ona sahip olmak için içsel bir doyumun gerekli olduğunu bize çok güçlü şekilde anlatmış.
“Hayatta önemli olan; en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır” demiştir Eflatun. Bu söz çok güçlü bir yol göstericidir, mutluluğu arayanlara. Mutsuzluk, yokluk kaynaklı değildir, doyumsuzluktan ortaya çıkar. “daha…” nın ardında olanların mutluluk yaşadığı görülmemiştir. Bence bu fotoğraf, Eflatun’u 2.300 yıldır yaşatan felsefesinin değerli bir kanıtı değil mi? Ailenin çok şeye sahip olmak gibi bir derdi yok, anı ve var olanı değerlendirip mutluluğu yaşama gibi alışkanlığı olduğunu bize fotoğraf anlatıyor.
Selam insani değerlerle yetinenlere ve mutluluk yaşatanlara gitsin.
Mikdat Besni
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…
Yorumlar
Deniz Mert İçöz fotoğrafı ile, siz yazınız ile söylenmesi gereken her şeyi söylemişsiniz Mikdat abim. Bize söyleyecek söz bırakmamışsınız. Eser sahibine ve size teşekkürlerimizi sunmaktan başka.
Gözünüze, gönlünüze, elinize, emeğinize sağlık.
Selam ve saygılarımla
Öner değer kattınız, teşekkürlerimi iletiyorum.