Tarihin akışında sanat akımlarının ortaya çıkışlarında mevcut olana tepki her zaman olmuştur. Postmodernizm de içine, geçmişteki ortaya çıkışlara nazaran ekonomik ve teknolojik yapıları da alarak modernizm arkasından ortaya atılmıştır.
Aşağıda okuyacağınız yazı “Hakikat bağlamında postmodernizm” ana fikri ile postmodernizm hakkında çok detaylı açıklamalara yer verilmeden kaleme alındı ve Mersin Fotoğraf Derneğinin e-dergisinde yayınlanmıştı. ARTHENOS ekibi olarak “postmodernizm” üzerine değerli okuyucu ve takipçilerimize kısa bir aydınlatma metni olarak sunmaya karar verdik.
Bu yazının devamında ise dostumuz değerli fikir adamı TEKİN ERTUĞ’un konuyla ilgili yazısını tefrika halinde sunuyoruz. Böylece postmodernizm üzerine kaynak niteliğindeki bu yazı dizisini okurlarımızla paylaşmak bizleri çok mutlu ediyor. Her ne kadar Tekin Bey blogumuzun yazarı olsa da böyle bir kaynak yazısını yayınlamaya izin verdiği için kendisine özel olarak teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Bir şey bedavaya alıyorsan ürün sensin – Hakikat Bağlamında Postmodernizm
11 Nisan 2022 Pazartesi; Neee Postmodernizm mi? Ne ola ki?
MFD dergisi yayın sorumlusu sayın Ufuk Ağma aradı. Yeni sayının konusu hakkında bilgi verdi: “Hakikat bağlamında postmodernizm”… Konuşurken aklıma konuyla ilgili Özcan Yaman’dan yazı istemek geldi. Önerdim. Ufuk Bey “iyi olur. Ancak yine de yayın kuruluna sorup bilgi vereyim” dedi. Telefonu kapattıktan sonra kendime uyarı: “Sağlam bir konu. Bu seni aşar oğlum”.
12 Nisan 2022 Salı; Bir sağdan bir soldan ama gardımı almışım!
Bizim kuşağın özelliği mi tam bilmiyorum; vazgeçmek pes etmek bize göre değil. Soru, “Ne yani bilgini arttırmak için derginin çıkmasını mı bekleyeceksin?” diye zihnimde dönmeye başladı. “Elinin altında bilgisayar var. Bi zahmet internete göz atıp baksana “postmodernizm” üzerine ne bulacaksın?” sorusu bir öncekiyle birlikte dönmeye başladılar.
Sağ duyum dayanamadı: Sen… Şimdi internette bulduğun şeylere mi güveneceksin? Hani hiç yapmazsın da sorayım dedim?
Bana kalmadan sol duyum el-cevap: Hele bir ne bulacağız bakalım. Sonrasında bulduğumuz bilgileri değerlendirir doğrularız. Boş boş derginin yayınlanmasını beklemekten iyidir. Aferin sol duyuma. Beni iyi tanımış.
Bir bilenle konuşma zamanı.
Bu arada çalıştığım dönemin formasyonunda davrandığımı fark ettim. Duymuşsunuzdur. Meşhur “Altı Sigma”. Uygulama aşamalarının kısaltması İngilizce başlıklarla “DMAIC”. Yani Define/Tanımla, Measure/Ölç, Analyze/Analiz et-değerlendir, Improve/Geliştir-iyileştir, Control/Kontrol et-doğrula. İşte tam da burada kendime; birinci aşama Tanımla: hakikat bağlamında postmodernizm. İkinci aşama ölç: bildiğin çok bir şey yok. Üçüncü aşama analiz: bu konuda yeterli bilgi edinmemişsin. Dolayısıyla bir şey yapacaksan önce bilgi edinmen gerekiyor. İşte an itibariyle bu aşamadayım.
15 Nisan 2022 Cuma saat 11.12; Zor/Zorlama= Kopar mı acaba?
Geçtiğimiz iki gün oldukça verimli oldu. İnternet gezinmelerimde konuyla ilgili olabileceğini düşündüğüm yazılar ve kitapları indirdim. Veeee… Telefonun karşı tarafında değerli dostum Tekin Ertuğ. Hâl hatır faslından sonra;
Diyerek lafa girdim.
Dedi ve devam etti;
Sonrasında “gerçek” ve “hakikat” kelimelerinin anlamları üzerine sohbete devam ettik. Buradan kripto sanata (her yerde NFT sanat ya da NFT dünyası diye dillendiriyorlar. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. NFT, kripto sanatın sadece bir aracı. Eseri oluşturan kişinin değiştirilemez imzası ya da mührü). Kısa bir konuşma süresinden (41 dakika olmuş) sonra iyi dileklerimizle ayrıldık.
Konuya ilişki kelimelerin sözlük anlamlarına tekrar baktım ve burada yinelemek istemiyorum. Kısaca İngilizce karşılıkları şöyle: Gerçek =Real ve Hakikat= Truth
Hakikat ile gerçek arasında başka katalizörler var. Bunlar gerçeği etkileyerek hakikati oluşturuyor. Yani bir noktada hakikat “zihinde tasarım[i]” gibi bir durum alıyor.
Burada soru şu: zihinde tasarımı etkileyen nelerdir?
En başta insanın (konuyla ilgili kitaplarda filozoflar insan yerine “özne” kullanmayı tercih ediyorlar. Kitapların orijinallerine bakma şansım olmadığı için ben de bundan sonra “özne” kelimesini kullanacağım). Hızlıca zihinsel tasarımda etkili olan kavramları dillendirirsek: “aile yapısı ve sosyal çevre, içinde bulunduğu coğrafya, siyasal oluşumlar, ekonomik durum, kültür ilgisi, gözlem ve tabii ki teknolojiye sahip olma” diyebiliriz. Sanırım en temel kavramlar bunlar olsa gerek.
Okumaya “Batı sanatında Modernizm ve Postmodernizm- Vedat Demirkol” ile başlamak uygun geldi. Tam bir referans kitabı. Modernizm ve Postmodernizm kronolojik olarak ele alınmış. İçlerinde yer alan sanat akımları ve sanatçıları ele alıyor. G. Chirico (1888-1978) modernizm döneminde yaşamış ve eserler vermiş olmasına rağmen eserleri postmodernizm anlayışına uygun olduğu bilgisi yer alıyor. Bu anlaşılabilir. Metafizik resim ekolünün postmodern anlayışa uygun olduğunu söylemek çok yanlış olmayacaktır.
17 Nisan 2022 Pazar; Hayda, bu akımların kime ne yararı var?
Kitap postmodernizm başlangıcı olarak 1960 yılını işaret ediyor. İnsanların doğum tarihine bakarak fiziksel yaşı ile anılması kadar kavramların ve akımların da tarihle anılmasını çok anlamlı değil. Yani bir akım adı henüz konulmadığı için başladığı söylenen tarihten önce yok mu sayılacak? Bu haksızlık olur. Bu sanki Newton yerçekimi kanunu ortaya koymadan önce yerçekimi olmadığını söylemek gibi bir şey. Ya da mağara resimlerini modernizmde figüratif sanat (1913 – 1939) içinde değerlendirmek yanlış mı olur?
18 Nisan 2022 Pazartesi; Kitabına uydurmak şart!
Kitap postmordernizmin neye karşı ve neyin yanında olduğunu liste olarak vermesine karşın filozoflar kısaca “postmodernizm, modernizm kavramlarına karşı olmak ve hesaplaşmak üzere ortaya atılmış bir akımdır” diyerek kolaya kaçıyorlar. Modernizmin en temel kavramı “özne” (insan) ve “aydınlanma” olduğuna göre…
Geç modernizm ve çağdaş sanat ne oluyor???
20 Nisan 2022 Çarşamba; Kavramlar iç içe mi girdi?
Necmi Zekâ’nın “Postmodernizm” derleme kitabının ilk makalesinde Borges’den alıntı yaptıktan sonra şöyle der: “Gerçeğin yeniden üretimi küçültülmüş matrislere, komut modellerine göre yapılıyor artık. Benzeşimler herhangi bir gerçekliğe göndermede bulunmadan gerçek olanı ikame (yerine geçmek) ediyor. Gerçeklik yerini benzeşimlerden oluşan bir “hiper-reel” e bırakıyor. Gerçek (reel) kadar hayali, düşsel olanın da bir hükmü yok hiper-reel’in karşısında”.
Sanırım “benzeşim” tanımı J. Baudrillard’ın “Simularkrlar ve Simülasyon” kavramlarından geliyor. Mimari örneklerle devam eden kitap postmodern üzerine üç saptama da bulunur:
Lyotard, hakikatin yerini teknik bir ölçüt olan “iyi bir girdi-çıktı” (performativite) dengesi aldığını adını geçirmese de postmodernizm için ifade eder. Dolayısıyla iyi bir çıktı için gerekli olan hakikatin oluşturulması gerçeğin manipüle edilmesiyle hatta olmayan gerçeğin hakikat olarak algılanma çabasına dönüşüyor. Amaç ya da hedef, öznede istenen zihin tasarımı için çaba oluyor. Lyotard devamında satır aralarında postmodernizm kapitalizm ile ilişkisine dokundurur.
Bu bilgiler ışığında “hakikat” üzerine düşünürsek zihin tasarımında belirsizlik gerçeği yok etmeye fayda sağlıyor.
22 Nisan 2022 Cuma; Yalan dünya sanal dünya nelere kâdirsin?
Kitapta yer alan makalesinde Jameson postmodernizme sağlam giydirir. Açıkça “sen kapitalizm ürünüsün” der. Uzun uzun yazmama gerek yok. Şu soruyu sorar: Postmodern kültürün daha gözle görülür ‘yalan anları’nda bir ‘hakikat’ anı tespit edebilir miyiz? Cevabı uzun bir anlatımdan sonra kendisi verir: Artık postmodernizmin ‘hakikat anı’nın tam da bütün bu olağanüstü moral bozucu ve iç karartıcı özgün yeni global mekân olduğunu kabul etmeliyiz.
Acaba Jameson ‘facebook’dan mı bahsediyor? Snapchat? Yoksa ‘Metaverse’ mi? Aslında bunların öncesi de var. “Second Life – https://secondlife.com ” duydunuz mu? Daha sosyal medya telefon düzeyine inmemişken faaliyete başlayan bir uygulamaydı. Video oyunu diyor ama sanal ortamda ikinci bir yaşam kuruyorsunuz. Bizdeki karşılığı ‘Çiftlik Bank’ mı? İşte bütün bu ortamlarda zihin-de- tasarımı öne çıkmaktadır. Hakikat artık özneye dayatılan ya da kendi arzusu gibi algılatılan bir olgu haline gelir. Bu bir yanılsamadır ve bedeli olacaktır.
Postmodernizmin geç modernizmden başlayıp kurgulanan bir kapitalizm çağı olduğunu ortaya koyan çok tespit var. Teknoloji ise bunun en büyük destekçisi. Hakikat yeniden oluşturuluyor. Bunun için gerçeğin olmasına da gerek yok. En rağbet gördüğü alan ise siyaset. Irak’taki kimyasal silahlar hakikatini hatırlayınız. Aslında bu durum hayatın spor, sanat, sağlık ve sosyal alanlarda benzer. O halde kapitalizm yerine kullanılacak doğru kelime ‘emperyalizm’ olması gerekiyor.
İyi de hakikat bağlamında postmodernizmi ‘fotoğraf’ ile nasıl ifade edeceğiz?
25 Nisan 2022 Pazartesi
26 Nisan 2022 Salı; Yazının ortasından yazıya giriş yapmak…
Günlerdir konuyla ilgili hem okuyup hem de yatıp kalkmama rağmen hala konu hakkında özgün fikir üretememenin sıkıntısını hissediyorum. Sürekli alıntı yaparak ortaya bir şey çıkarmak çok akıllıca gelmiyor. Başkasının fikirlerini çalıyormuşum gibi hissedeceğimi fark ediyorum. Bu sabah aklıma düşen yazı biçimi ile öğrenme sürecimi ele almamın farklı olabileceğini keşfettim. Edebiyatta çok fazla tercih edilmeyen iki yöntem var: birisi mektuplarla anlatım. Diğeri ise günce anlatımı. Kronolojik olarak öğrenme sürecimi yazmak ilgi çekici olabilirdi. Böyle yapmaya karar verdim.
İnternetteki bazı web sitelerinde filozofların konuyla ilgili kitaplarını bulmuştum. Bu beni ziyadesiyle sevindirirken elimin altında okunması gereken çok kitap olmuştu. Şunu fark ettim: bir okuma sırası oluşturmalıydım. Kolay okunan ve kısa olan kitap ve yazılardan başlamalıydım. Bunları yapmıştım. Yazı biçimine karar verince geçmişe doğru kaleme almak kaldı. Artık yazmaya başlayabilirdim.
27 Nisan 2022 Çarşamba
J. F. Lyotard “La Condition postmoderne / Postmodern Durum” Québec üniversiteler konseyi başkanın talebi üzerine kaleme aldığı rapor kitabıdır. Her satırı postmodern anlayışa gönderme yapar. Ancak ağırlıklı olarak “bilgi, bilim, bilginin iletimi, dil ve dil oyunları” üzerine uzun ve açıklayıcı pasajlara sahiptir. Burada ilginç olan dil oyunlarının (gönderici ve alıcı arasında bilginin iletilmesi için her türlü kullanım şekli) -ki bunlar bilgi iletimi ve iletişiminde öne çıkmaktadır- hakikat bağlamında zihnin tasarımında rol oynamaktadır. Lyotard bundan açık bir şekilde bahsetmese de benim çıkarımım bu yöndedir. Burada kullanılan ‘performative’ söylemde hakikatin kendine yer bulması için söyleminin içeriği ve etkisinin çakışması gerekecektir. Bunun için söylemi/anlatıyı destekleyen kanıtlanır bilgiye ihtiyaç olacak. Aksi takdirde hakikatin meşrulaşması zor olacaktır. Bu para demektir. Yine kapitalizme geliyoruz. Tabii “dil oyunları” ve “şaşırtma” nın postmodernizmin kavramları içinde yer aldığını ifade etmekte yarar var. Postmodernizmin hakikat kavramı üzerindeki son aşaması da “meşrulaştırma” olarak karşımıza çıkar.
04 Mayıs 2022 Çarşamba; Performative, iktidara bağlıdır!
Araya bayram da girince okumaya uzun bir ara vermiş oldum. Zihnim biraz dinlendi. Lyotard kitabında performative ilkesinin istese de istemese de yüksek öğrenim kurumlarının siyasi iktidara bağımlı hale getirdiğini açıkça yazar. Kendime göre ifade edersem: Bilim artık siyasetin elindedir. Burada bilgi, bilim-gerçek ve hakikat arasında ilişkilendirme yapmak mümkün. Bu düşünce eksersizini okuyucuya bırakırken yardımcı olması için kitaptan kısa bir alıntı yapmakta fayda var:“Uzmanlaşmış öğrenci, devlet veya yüksek öğretim kurumunun sorduğu soru artık “doğru mu?” değil, “neye yarıyor?” sorusu. Bilginin metalaşması sağlamında bu ikinci soru çoğu zaman “satılabilir mi?” anlamına geliyor. Gücün arttırılması bağlamında ise “etkili mi?” manasına”.
Gördüğünüz gibi bu soruların üçü de hakikatin postmodern anlayışla ortaya konulmasında söz edilmesi gerekecek ve tabii ki “hem öyle hem böyle” yaklaşımına göre bilgiyi şekillendirerek hakikat oluşturacak sorulardır.
08 Mayıs 2022 Pazar
Bugün anneler günü. Her günün anneler günü olması gerekmiyor mu? Böyle hissetmiyor muyuz? Benimle aynı fikirde olduğunuz için teşekkürler.
Ara vermiş gibi görünüyorum. Ancak okuma ve not almam devam ediyor. Şimdi merakla beklediğim Jean Baudrillard’ın “Simülakrlar ve Simülasyon” kitabını yarıladım. Buraya kadar geldiğimde Baudrillard’ın koyu bir anti postmodernci olduğuna karar verdim. Aslında kitabın önsözünde bir röportajından yapılan alıntıda bunu kendisi şöyle ifade ediyor:
.
Soru: “Pek çok insan sizin post-modernizmin en büyük rahiplerinden biri olduğunuzu düşünüyor. Siz ne diyorsunuz?”
Yanıt: “Bu rahiplik referansının yersiz olduğunu düşünüyorum. Söylenebilecek ilk şey, bir insanın büyük bir rahipten söz etmeden önce post-modernizmin ya da post-modernin ne anlama geldiğini sorması gerektiğidir. Bu kavrama benim kadar uzak biri olamaz. Post-modernizm bir deyimdir, insanların kullandığı hiçbir şey ifade etmeyen bir deyim. Hattâ o bir kavram bile değildir, hiçbir şey değildir“.
Bu kadar açık. Ancak ben “dur bakalım ne olacak?” diye diye vakit mi kaybetmişim?
Hakikat ve anlam arasındaki ilişki nedir? Tam da bu soruyu sormanın sırası. Simülarkrlardan ve simülasyon düzeninden bahsediyorsak kitabın “İletişim Araçlarında İçin İçin Kaynayan/Patlayan Anlam” bölümünde yer alan iletişim, haber, mesaj ve anlam kavramlarının nasıl ele alındığına bakmakta fayda var. Aslında burada direkt nasıl yorumladığıma gireceğim: “iletişim aracı biz fotoğrafçılar için büyük oranda “‘fotoğraf’dır” diyebiliriz. Baudrillard “haber” i bir “gösterge” olarak ele alırken “biçim” in öneminden bahseder. Tam da kitabın bu satırlarını okumadan önce düşündüğüm gibi. Dolayısıyla “mesaj” için “bilgi” ve “içerik” dememiz bu kavramlar zincirini tamamlayacaktır. Benim için bu zincirde son halka olan “anlam” ise “hakikat” karşılığına gelmektedir. Dolayısıyla sanatın her dalındaki “biçim” ve “içerik” sanatta öznenin “anlam” oluşturmasını sağlarken genel anlamda öznenin “hakikat” ı yeniden oluşturmasına veya gerçeği şekillendirmesine değiştirmesine nedendir. Bu anlam/hakikat, sunulduğu iletişim aracına bağlı şekillenecektir. Bir temayı fotoğrafta izlemekle bu temanın heykelini izlemek ya da tasvirin okumak farklı anlam/hakikat oluşturulmasına yol açacaktır.
Artık hakikat kavramı ve postmodernizm anlayışı yerine oturdu. Bunu gerçek görüntülerle görselleştirmek mümkün gibi geliyor.
Soldaki fotoğraftan anlayabileceğiniz gibi bir şelalenin (Toparlar şelalesi-Köyceğiz) gölünden taşlar arasından akan suyun uzun pozlaması. Sağ tarafta ise biraz kesme işlemi ile taşlar kayalara su ise asıl şelaleye dönüşmektedir. Soldaki görüntüyü kapatarak baktığınızda dağdan akan bir şelale izleyicinin hakikati olacaktır. İşte bu az da olsa simülasyona öykünmektedir. Ancak fotoğrafın son hali
Fotoğraf 03
Bu olduğunda artık gerçek iyice değişmiş olacaktır. Model görüntüsü telif hakkı talep edilmeyen https://pxhere.com/tr/photo/934983 web sitesinden alınmıştır. Yani eklektik (fotoğrafın iki alt dalı kullanılarak birinden diğerine alıntı yapılması) yaklaşımla “nude fotoğrafı” değiştirilmiş bir “manzara fotoğrafına” gömülmüştür.
Manzara fotoğrafı bir taraftan da simülasyon gibi olmaktadır. Dolayısıyla elde edilen görüntü üç bakımdan postmodern bir davranıştır. Birincisi hakikat (ilk fotoğrafta gerçek= hakikat idi) değiştirilerek izleyiciye farklı bir hakikat dayatılması, ikincisi kendine mal etme ve üçüncüsü simülasyon ile ortaya bir manzara simülakrı çıkarılmasıdır. Yani zihnimizde imgelerin doğa tarafından oluşturulmuş halidir.
11 Mayıs 2022 Çarşamba
Modelin fotoğrafa estetik kattığını düşünüyorsunuz size şu açıdan bakmanızı önereceğim: modelin değiştirilmiş manzarayı meşrulaştırmak gibi çok daha önemi bir görevi vardır. Bunu zihne (muhtemelen bilinçaltına) “boyutları oranla” komutuyla yapacaktır. “Meşrulaştırma” postmodern dünyada hakikatin kabulü için gerekli olan bir eylemdir. Bunu zihin, etki yaratmak isteyenin ortaya koyduğu verileri değerlendirerek yapacaktır. Bunu yaparken kendi birikimini de bu değerlendirmede ele alacaktır.
O halde can alıcı soruyu soralım: Hakikat bir yalan mıdır? Baudrillard’da göre bunun cevabı “evet” dir. Bunu daha orta yollu ifade etmek mümkün olsa da filozofla tartışmaya girmeye niyetim yok. Gerçeğin ve gerçekliğin yok edildiği günümüzde özne kendisinde yarattığı hakikat ile baş başadır. Ve ne yazık ki her özne kendi yalanını yaratmaktadır.
Son olarak şu soruyu sorabiliriz: Kurgu fotoğrafları postmodern anlayışın ürünü müdür? Eğer kurgu gerçeği değiştirmeden bir fikir ya da hikâye anlatmaya yönelikse “hayır değildir” cevabını verebiliriz.
14 Mayıs 2022 Son sözün biraz öncesi…
Kuşkuculuk, septisizm, skeptisizm veya şüphecilik, her tür bilgi savını kuşkuyla karşılayan, bunların temellerini, etkilerini ve kesinliklerini irdeleyen, ayrıca aklın kesin bir bilgi elde edemeyeceğini, hakikate erişilse dahi sürekli ve tam bir şüphe içinde kalınacağını, “mutlak“a ulaşmanın mümkün olmadığını savunan felsefi görüştür. Postmodernizm hakikat için özneyi öncellikle gerçeğe kuşku ve şüphe ile yaklaşma yoluna sokmaya çalışır. Daha sonra hakikat değişecek ya da olmayan gerçeğin hakikati öznenin zihninde tasarlanacaktır. Ancak bir şeye kuşkucu, şüpheci ve sorgulayıcı yaklaşmanın bilimin esası olduğunu biliyoruz. İşte postmodern anlayışın “hem öyle hem böyle” tarzı burada da ortaya çıkarak özneyi şaşırtıp iki arada bir derede kalmasına neden olacaktır. Böylece postmodern anlayışın kanatları altında hakikat gerçek olmaktan çıkacaktır.
30 Mayıs 2022 Pazartesi, Ve nihayet son söz
Gerçeğin değiştirilerek hakikat oluşturulmasına “neyse” desek de gerçeği olmayan hakikat ürpertici. Bunlar sanat bağlamında -kişisel olarak bir yere kadar- kabul edilebilir. Hakikatin bir zihin tasarımı olduğunu vurgulayan filozofların söyleminden yola çıkarak şu soruyu soralım: hakikatten hareketle gerçeği oluşturabilir miyiz? Tereddütte mi düştünüz? O halde Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmadan önce Fevzi Paşa (Çakmak) ile olan konuşmasını sayın İlker Başbuğ’un “Mustafa Kemal Anlatıyor – Savaş ve Barış” kitabından alıntılayalım:
………… Genç Mustafa Kemal’in görüşleri, 10 yıl sonra, Samsun’a çıkmadan az önce genel kanıya dönüşüyor:
“Fevzi Paşa’ya dedim ki: Paşam vaziyeti nasıl değerlendiriyorsunuz? Gök gürler gibi bağırarak: Anlamıyorum ki efendim, dedi. Ve sağ elinin işaret parmağı ile haritada İstanbul noktasını göstererek: Buradaki rahatımızı feda etmemek için koskoca memleketi veriyoruz, bu ne akıldır? diye sözlerini tamamladı. (…) Arkadaşlara şunları söyledim: ‘Hakikat sizin dedikleriniz ve düşündüklerinizdir. Ben bunu ispat etmek için Anadolu’ya gidiyorum.’”
Önce zihin tasarımı olarak Mustafa Kemal’in silah arkadaşlarında oluşturulan bağımsız “TÜRKİYE CUMHURİYETİ” hakikati yine her şeyimizi borçlu olduğumuz bu insanların ve halkın mücadeleleri ile gerçeğe dönüşüyor.
Şimdi düşünmeden edemiyorum: hakikat ve gerçek kavramlarını modern ve postmodern anlayış içinde ele alan filozofların yol göstericisi Mustafa Kemal midir? Bence öyle…
Not: Bu satırlara kadar okuduysanız sabrınız için teşekkürler. Yazı her ne kadar “hakikat bağlamında postmodernizm” ana fikri ile kaleme alınmış olsa da paragraflar arasındaki kopukluklar, alışılmış giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinin olmaması ve belirsizliği ile postmodern anlayış ile kâğıda dökülmüştür.
Kaynaklar
[i] Özne ve Hakikat Bağlamında Modern ve Postmodern epistemolojinin Eleştirisi: Vasat’ı Yakalama Üzerine Bir Deneme, Arş. Gör. Ahmet Ayhan Koyuncu
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…