BLOG

Fotoğrafta “Doku” önemsenmezse ne olur?

Bir gerçek var ki doku (texture), çoğu fotoğrafçı için anlaşılmaz bir kavramdır. İyi anlaşılmayan ne olursa olsun her zaman önemsenmez, atlanır ve kalite düşer. Dokuyu bilmeyen fotoğrafçı, iyi sandığı fotoğrafın niçin yeterli beğeniyi toplamadığını bir türlü kavrayamaz.

Doku dediğimiz şey beyaz kâğıt, kar ya da siyah kumaş üzerinde gördüğümüzdür. Ressamın tualinin her noktasında bulunan boyadır. Fotoğrafın ise her pikselinin foton içermesidir.

Boşluk, belirsizlik duygusunun insana yaşattığı olumsuzluktur; resim ve fotoğrafta sevmez.

“Burada çözüm nedir?” sorusu akla gelebilir, cevaplandıralım.

Eğer iyi fotoğraf yapmak istiyorsak, objemiz ve çevresi dokuya sahip olmalıdır. Çevre; fazla dikkat çekmeyen başaklar, bitkiler, bulut, sis, kar, kum ya da benzerleriyle doldurulmalıdır.

Fotoğrafımızın her noktasının ışık alıp almadığını, Histogram bize gösterir. Histogram alt köşelerde başlamalı ve sonlanmalıdır. Sola yaslanmış çizgi varsa, fotoğrafımızda karanlık alanlar vardır. Sağa yaslanmış çizgi ise, bazı yerlerde ışık fazlalığıyla patlamaya bağlı dokusuzluk açıklar. Kamera Raw ışık patlamasını kırmızı, gölgedeki detay kaybını da mavi gösterir.

Diyelim ki, ortamdaki ışığın dinamik aralığı, kameramızın kapasitesini aşan bir coğrafyadayız. Fotoğraf çekmek istiyoruz, ne yapabiliriz? sorusunun cevabı çok önemlidir. Seçeneğimiz çoktur.

  • Işığın yumuşak olduğu bir zamanda aynı coğrafyaya tekrar gider ve çekeriz. Başarılı fotoğrafçılarının önemli bir kısmı bu tercihi yerine getirirler.
  • HDR yaparız. Çok ışık alan ve gölgede kalan alanlardan yansıyan ışığı ölçeriz. Üçayağımızı kurarız, az ışık değerine göre bir fotoğraf çekeriz. Ardından bir de çok ışıklı değere göre çekim yaparız. Son olarak bu ölçümlerin ortasındaki pozlama değerleriyle bir fotoğraf daha çekip bunları birleştirebiliriz.
  • Çekimini yaptığımız bir insan ise, yansıtıcı ile karanlıkta kalan bölümü aydınlatabiliriz. Ya da ışık kaynağı ile modelimiz arasına dağıtıcı koyarak fazla ışığı perdeleriz.
  • Objektifin en keskin olduğu diyafram açıklığını kullanabiliriz (çoğu lensler için f/5,6-8).
  • Yakın çekimlerde geniş diyafram, alan derinliği yaratarak dokuyu belirginleştirir.
  • RAW çekim yapıp aydınlık oda çalışmalarıyla, fazla aydınlık alanların ışığını azaltabilir, karanlıkta kalan kısımlara da ışık ekleyebiliriz. Ancak bu teknik, riskler barındırır. Çünkü kayıt alırken dokusu kaybolmuş bir fotoğraf çekip bunu işlediğimizde, dokusuz alanda yapılan işlemler ustaların gözüne batacak ve fotoğrafımız değersizleşecektir.
  • Fotoğraf işlenirken ayrıntı ve netliğin ölçülü güçlendirilmesi, dokuyu da güçlendirecektir.

Fotoğrafımızın değersizleşmemesi için dokuya sahip fotoğraf üretmek zorundayız.

Yukarıdaki örnekte aynı modelin artarda çekilmiş iki fotoğrafından, dokunun gücünü anlıyoruz. Fonu dokuya sahip olan ilk kare 9283, dokusuzluk içeren ikinci kare ise daha duygusal bakışa sahip olmasına rağmen 515 beğeni almıştır. İşte aradaki fark dokunun gücünü gösteriyor.

Bu durumda iyi fotoğraf üretmek isteyen fotoğrafçı dokuyu bildiği kadar, Dinamik Aralığı da bilir. Aslında bilmek ve uygulamak zorundadır. Gelecek yazımızda konumuz bu olacaktır.

Mikdat Besni

Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Son görev yeri olan Susurluk’ta yaşamaktadır. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini anlayınca, ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu.Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine, iyi fotoğrafın ve fotoğrafçının ön plana çıkmasına destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Kurucu Başkanıdır. Fotono21 ve ASFOD onur üyesi olarak taltif edilmiştir. Fotoğrafın bir hobi aracı olarak görülmesini, sanatsal açıdan tuzak olarak görmektedir. Fotoğrafçıyım diyenlerin, yaratıcı yenilikler içerisinde olması gerektiğine inanmaktadır. Fotoğrafın Aksakallarının rehberlik yapması ve ufuk açıcı yeni çalışmalar içerisinde olması gerektiği düşüncesiyle, gerek şiir ve gerekse yorum olarak bir başyapıt olan Mihriban Türküsünü, ülkenin çeşitli yerlerinden 18 arkadaşıyla birlikte fotoğrafik olarak anlatan çevrimiçi Düşünme Biçimleri atölyesini, Fotono21 bünyesinde gerçekleştirmiştir.Bazı yurtiçi fotoğraf yarışmalarına jüri üyesi olarak davet edilmiştir. Bunlar içinde ülkemizin savunma destanı olan Çanakkale Savaşları Tarihi Alan 1. Fotoğraf Maratonuna yapılan çağrıyı fotoğraftan aldığı en büyük ödül olarak görmektedir.

Yorumlar

  • Mikdat hocam emeklerinize sağlık çok güzel bir yazı
    Fotoğrafta beni en çok etkileyen konuya el atmanıza çok sevindim.
    Var olun

  • İyi bir fotoğraf çekmek için birçok fikrin nasıl elde edileceğini konu alan çok iyi özetlenmiş değerli bir makale. Teşekkürler üstat 🙏

  • merhaba yazınızı fb dan tesadüfen okudum. faydalı bilgilerle dolu yazı için özel teşekkürler. makro lensle bir dokunun her yerinden dokuyu tarar gibi fotoğraf çekip hepsini birleştirmeyi düşünüyorum. dokuyu nasıl aydınlatmalıyız bana yardımcı olacak yazı ve ya vidio biliyormusunuz

    • Tuğba hanım ilginiz ve güzel sözleriniz için teşekkürler...

      Stacking (istifleme, yığınlama) yaptığınızda hedefinize ulaşırsınız.
      Yanal ışık kullandığınızda dokuyu daha güçlü yakalarsınız.

      İleride bu konuyu da işlemem gerektiğini anladım. Sağ olun...

      Başarılar diliyorum...

  • elinize saglik oncelikle
    ben en sondaki portrelerden ikinci sini begendim..birinci sinde kiz kareye cok sikismis geldi bana.saygilarimla

    • Evet Habibe hanım portrelerden ikincisindeki bakış, bence de duygusal olarak daha güçlü. Fonu karanlık olduğu için diğerinden çok daha az beğeni toplamış.
      Teşekkürler.

  • Mikdat bey merhaba,

    Fotoğrafta beni de en çok etkileyen unsur "Doku"dur. Dokuyu fotoğraflarında etkili kullanmış ustalara hayranlık duymuşumdur her zaman. Sizin de yazınızda belirttiğiniz gibi doku fotoğrafa bambaşka bir özellik ve kalite katıyor. Ana konuyu dokuyla destekleyen ve tamamlayan fotoğrafları, salt dokudan oluşan fotoğraflara tercih ederim.

    Emeklerinize sağlık.
    Selam ve saygılar.

    • Sebahattin Beyim siz bir ışıksınız, yolumu aydınlattığınız için teşekkürler...

  • Bunun gibi bilgileri bizlere ulaştırılmasında emeği geçen başta size ve tüm ilgililere sonsuz teşekkürletimi sunuyorum. Arthenos farkı bu bence. Çok kaliteli ustalardan çok ksliteli bilgiler alıyoruz. Örnek resimler itina ile seçilmiş. Mizanpaj olarak çok başarılı editlenmiş hep aynı kaliteli çizgiyi devam ettiren yazılar. Emeğini vermiş tüm arthenos yetkililerine ayrıca selamve tebrikler.

  • Ustamızın her makalesini heyecanla,saygıyla izleyenlerdenim.Bilgi ve paylaşım odaklı yazılarına hayranız.Fotoğraflarındaki mükemmeliyetçi ve dokuya önem veren tavrını da biliyoruz.İzninizle aklıma gelen bir noktayı eleştiri bâbında belirtmek isterim.
    Doku belirginliğinin fotoğrafta öneminin güzelce anlatıldığı makalede bence beğeni konusu tartışmalıdır.Her ne kadar beğeni sayısı bir kalite ölçüsü gibi görünüyorsa da izleyenlerin beğenisini doku varlığından çok duygusal yaklaşımlar yönlendiriyor olabilir.1.karede figürün geniş alan kaplaması,başın eğimi gibi unsurların yanında keskinliğin görünürlüğü ve portrenin nüfûz edilebiliyor olması beğenilere etki etmiştir.2.de figürün görece az yer kaplıyor oluşu,karanlık bölgenin portreyi daha belirgin hale getirmesine karşın nüfûz zorluğu dikkati azaltıp kaliteyi umursama katsayısını da düşürmüş olabilir.Ana konunun kareyi kaplama oranı fotoğrafçılıkta bilinen bir parametredir.Başın eğimi de duygusal bir veri olarak algılanır.Dolayısıyla 2 fotoğrafın değerlendirilmesinde beğenilerin öznelliği de hesaba katıldığında doku farkının birincil öğe olduğunu söylemek bence biraz iddialı bir yaklaşım oluyor.Geri planı ezilmiş bir portrenin figürü ortaya çıkarmadaki gücünü de düşününce karelerde aynı kaplama oranıyla yarıştırmak belki dokuyu değil de başka unsurları öne çıkaracaktı.
    Diyebilirim ki burada portreler eşit koşullarda yarışmıyor.Tabii dediğim koşulların oluşmasıyla da ortaya aynı sonuç çıkabilir.Beğeni sayısı bana hep lisedeki müzik yarışmasını hatırlatır.Bizden iyi çalan diğer grup bizim sayımız ve oyumuz fazla olduğu için kaybetmişti.
    Umarım derdimi anlatabilmişimdir.Fırsat verdiğiniz için çok teşekkürler.Sevgi ve saygımız bâkidir.

    • Zeki beyim derdinizi hem de çok iyi anlattınız. Size hak veriyorum, değindiğiniz özelliklerin fotoğrafa etkisi kesinlikle vardır.
      Uzun yazıları okumaktan çekiniyoruz, bu nedenle işlenen konunun dışına çıkmadığımız için ayrıntılara giremedim.
      Bu samimi yaklaşımınıza takdir ve teşekkür yakışır.
      Selamlarımı iletiyorum.

      Dostunuz Mikdat

      • Mikdat bey dostum, saptamalarınız için çok teşekkürler.Fotoğrafta belirttiğiniz üzere ayrıntılar belirleyici olabiliyor.Benzersiz yorum ve makalelerinizi heyecanla bekliyoruz,selam ve sevgilerimle.

  • Merhaba
    Önce bu güzel yazı için çok teşekkür ederim
    Başlıktaki Süha beyin fotoğrafında öndeki ekinlerin ve kasvetli gökyüzünün oluşturduğu doku tam da dokunun gücünü anlatıyor.
    Fakat en alttaki iki portre gibi fotoğraflarda ise ben dokudan önce duyguyu daha önemsiyorum. Hatta duygu barındıran insan-mekan içerikli fotoğrafları dokuya bakmadan daha çok seviyorum ve izliyorum.
    Yani doku, evet fotoğrafa kalite ve anlam katıyor. Ama bunu her tür sahne için genellemek ne derece doğru kararsızım.
    Güzel konularla derin yazılarınızın devamını diliyorum.
    Saygıyla

    • Sayın Ezgi evet insan fotoğraflarında duygu çok önemli.
      İnsan mekân ikilisi de her zaman anlatım gücünü etkiliyor.
      Tabii ki fotoğrafı dokuya sahip olarak yapmak fotoğrafçının elindedir.
      Fotoğraf daha güçlü olacaktır.
      Başarılar diliyorum.

Paylaş
Yazar:
Mikdat Besni
  • yakın zamanda gönderilenler

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce