Birini görünüşü, giyinişi ya da klas arabası için değil, sadece senin duyabildiğin bir şarkı söylediği için seversin.
Oscar Wilde
Yukarıdaki lafı Mart 2014’te Fujifilm X sistemi için yazdığım yazıda gördüm, burada da paylaşayım dedim. Tam 7 yıl olmuş. Hey heeey, zaman su gibi akıp gidiyor.
Oscar Wilde’ın lafı aslında fotoğraf ekipmanına da uygulanabilir. Bazı kullanıcılar sadece retro görünüşü ve eski filmli makine gibi kullanımı için, bazıları film benzetimleri için, bazıları X-Trans için, bazıları lensleri için Fujifilm’i tercih ediyor ki bu bence normal. Ben bu yüzden tercih etmem ama tercih edenin de Fujifilm’in benim duymadığım şarkısını duyduğunu biliyorum.
Bu yazıda biraz felsefe hakkında konuşacağız. Konumuz şu soruyu yanıtlamak: Felsefenin amacı ve zemini nedir? Atina-Bağdad-Amsterdam üçgeninde aydınlanmanın bir izleği olarak felsefe tarihinin başlangıcından girip felsefi us’un oluşum evreleriyle bitireceğiz (herkesin bildiği poetika, retorika, sofistika, diyalektika, cedel, burhan).
…………
Şaka yapıyorum tabii ki. Eğer yukarıdaki paragrafı okuyup bir şeyler anladıysanız tebrikler, dünya nüfusunun %99.9’undan daha entelektüelsiniz (ben henüz tam anlayamadım). Dücane Cündioğlu’nun Youtube sohbetlerinden birinden alıntıladım. Eğer ne aradığınızı biliyor ve saçma sapan videoları eleyebiliyorsanız Youtube tam bir bilgi deryası. Önceki yazımda Türkiye’de fotoğraftan para kazananların da bir an önce Youtube’a yönelmesi gerektiğini tavsiye etmiştim.
Bir yerde Z kuşağının batıda 3-5 sene içinde dünyada tüm çalışanların %75’ini oluşturacağını okumuştum. Çok ciddi bir rakam bu. Artık 1996’dan sonra doğan insanlara mal ve hizmet satmak gerekecek.
Peki bu dediklerimin Fujifilm ile ne ilgisi var?
Fujifilm 2021 Mart itibariyle (hala satılan eski modelleri saymazsak) şu gövdelerle gidiyor: X-Pro3, X-T4, X-H1, X-T30, X-E4, X-S10, X-T200, A7 ve X100V. Piyasada hala eski modeller bulunsa da bunlar en “son” modeller. Model isimlerinde bir denge olmamasının yanında bence bunların yarısına gerek bile yok. Birbirinin içine geçmiş (hem özellik hem fiyatlandırma açısından) modeller bazıları. Zaten gittikçe daralan pazarda bu kadar fazla model (gene şahsi fikrim) her firma için zarar.
Ve soruma geleyim: Hangisini Z kuşağına satacaksın? Bu sorum sadece Fujifilm’e değil tüm markalara.
İlk “X” serisi makine 2011’de çıkan Fujifilm X100’dü. Sonra X10, X-S1, X-Pro1 geldi. X-Pro1 ile Fujifilm artık değiştirilebilir lensli aynasız sistemine geçtiğini duyurdu, ve ondan sonra da X-E1 geldi (2012). Bu makine biraz yavaş odaklaması, ISO6400’ün üzerinde RAW çekmeye izin vermemesi, video modunun neredeyse otomatik olması, otomatik ISO’nun neredeyse kullanılmaz olması (fazlaca düşük perde hızı veriyor), düşük ışıkta berbat hala gelen elektronik bakaç gibi eksiklerle geldi ama aynı zamanda retro görünümü, eski filmli makinelere benzer kullanım felsefesi, çok iyi fotoğraf kalitesi, Fujifilm’in film modları ve keskin ve ufak sayılabilecek lensler sayesinde çok sevildi. Ayrıca pahalı sayılabilecek X-Pro1’e parası yetmeyenler de “retro” sevdasını X-E1 ile giderdi.
X-E2 2013’te geldi. Bu makine yepyeni bir makineden ziyade düzeltilmiş “X-E1″di. Aynen Nikon D800E-D810 geçişi gibi, irili ufaklı birçok düzeltme ve ekleme sayesinde X-E2 X-E1’e göre çok çok daha iyi bir gövde oldu. O dönemde sağolsun Fujifilm Türkiye bana incelemem için X-E2 + birkaç lens ve X100s göndermişti. (/övünme modu aç) O iki makineyle ilgili Ortadoğu ve Balkanların (hatta dünyanın) en detaylı incelemesini yazdım. Tam 10 sayfa ve 100’ün üzerinde karşılaştırmalı örnek. Merak edeni buraya alayım (/övünme modu kapa).
Bundan sonra Fujifilm X-E2’yi yenilemek için 3 sene bekledi ve 2016’da X-E2s çıkardı. Bu gövde X-E2 ile neredeyse aynıydı, hatta galiba 4-5 ekleme haricinde pek bir şey de eklenmemişti.
Özetle: Fujifilm 2012-2017 arasında (X-E3 çıkana kadar) aynı makineyi sattı, sadece X-E1’in eksiklerini düzeltti ve birkaç da özellik ekledi. Biraz sert söylemiş olabilirim ama durum tam da budur. Canon’un 1000D-1100D-1200D-1300D serisi gibi bir seri oldu X-E1 ve X-E2s arası.
Ama şunu da eklemem lazım: X-E serisi yakışıklı, hitap ettiği kesim için çok yeterli ve iyi bir seri. Kendi çekim tarzıma göre söylersem, benim saniyede 30 kare çeken makineye ihtiyacım yok. Orta hızda otomatik odaklama yapsın, ergonomi ve kullanımı iyi olsun, fotoğraf kalitesi iyi olsun yeterli. Ek olarak kaliteli lensler de çekim zevkini ve fotoğraf kalitesini ciddi etkiliyor ki Fujifilm lens konusunda bayağı iyi.
Ve 2017’ye geldiğimizde X-E3 geldi. X-E3’ten önce X-E2, X100s, X10, X20, XF1, X-H1, X-T100 ve X-T3 kullandım ve bunların arasında iki gözdem var: X-H1 ve X-E3. Sebeplerini aşağıda anlatacağım.
İncelemede kullandığım makinede 1.30, 18-55mm lenste 3.23 bellenim vardı.
Önce X-E3’ün özellikler:
Kısaca böyle. X-Pro2 ve X-T2’nin kompakt hali diyebilirsiniz. Fakir fotoğrafçının X-T2’si de diyebilirsiniz hatta 🙂 Güzel bir şey.
X-E3 ufak bir gövde. Canon EOS M50 II, Sony A6100, Panasonic GX9 boyutlarında gibi.
Elektronik bakaç sol-üstte, bu sayede bakaca sağ gözle bakıyorsanız sol gözle de sahnenin tamamını görmek mümkün oluyor (kadraja girmeyen kısmı da aynı anda görmek bazen çok faydalı oluyor). Bu bakaç düşük ışıkta bile çok grenlenmiyor (eski A6000 veya X-E2’nin kötü bakaçları gibi değil yani) ama bir EOS R, Nikon Z6 bakacı kadar büyük ve net değil tabii ki. Hele Sony A7 SIII’ün bakacına bakarsanız X-E3’teki bakaç size bayağı farklı duygular hissettirecektir. Ek olarak gözlükle bakmak pek rahat değil. Gene de gözlüğünüz yoksa hiç yoktan iyi.
Arka bölümde bir kol var (joystick). Bununla odak noktasını değiştirip menülerde gezinti yapıp menü ayarlarını değiştirebiliyorsunuz. Biraz ufak ama iş görüyor. Eldiveniniz yoksa bir süre sonra alışacaksınız diye düşünüyorum. Bazı gövdelerde bu kol sert olur, X-E3’te bu kolu hareket ettirmek de buna basmak da (düğme gibi) çok rahat.
Q tuşu ile hızlı menüyü açıyorsunuz ve buradan bir çok ayarı hızlıca değiştirebiliyorsunuz. Bu menü özelleştirilebiliyor.
Arka ve ön tekerleklere basılabiliyor ve arka tekerleğe bir çok ayarı da atayabiliyorsunuz. Örneğin ben arka tekerleğe basınca ekrandaki görüntüyü büyütmeyi etkinleştirdim, elle odaklama yaparken ona basıp görüntüyü %100 büyütüyorum. Ön tekerlekte de ISO / diyafram arasında geçiş yapabiliyorum. Yani Fujifilm aslında size ek olarak 2 düğme daha vermiş. X-E4’te tek bir tekerlek var.
Gövdenin üstünde artık neredeyse standart hale gelmiş “retro” kontroller var:
Yukarıda gördüğünüz poz telafisi tekerini sevmedim. Birçok makinemde benzer bir teker vardı ama ilk defa bu tekerlek çanta içinde kendi kendine dönüyor. Sırf bu yüzden karşılaştırma fotoğraflarını ikinci gün gene çekmek zorunda kaldım çünkü ilk gün çektiklerim 2/3 durak fazla pozlanmış. Onun dışında, çekim yaparken tekerleği döndürmek rahat.
Perde hızını tekerlekle sadece tam duraklarla ayarlıyorsunuz, ara ayarlar için arka tekerleği çevirmeniz lazım. Mesela 1/3200 isterseniz üstteki tekerleği 1/4000’e getirip arka tekerlekle 1/3200’e alacaksınız, ya da 1/2000’e alıp arka tekerlekle 1/3200’e gideceksiniz.
Perde hızı tekerleğindeki “T” seçeneği güzel. 15 dakikaya kadar çekim hızı ayarlayabiliyorsunuz (15, 8, 4, 2, 1 dakika, 30 saniye vs..). T modu bazı markalarda Tv, Sv veya S diye de geçiyor ama her markada 15 dakikaya kadar ayar yok.
Dokunmatik ekrandan odak noktasını seçebiliyor (gözünüz bakaçtayken bile) veya bazı hareketleri yaparak farklı ayarları açabiliyorsunuz. Örneğin varsayılan ayarlarda elinizi ekranda soldan sağa geçirirseniz beyaz ayarı, üstten alta geçirirseniz ISO ayarı açılıyor. Buradaki sorun şu: Ekran çok hassas olmadığından bir türlü istediğim zaman istediğim şeyi yapamadı. Beyaz ayarını seçmek isterken odak noktası değiştirdim, odak modu seçmek isterken odak noktası değiştirdim, film modu seçmek isterken odak noktası değiştirdim! Yani “dokunmatik ekranda rahatça ayar değiştirin” lafı benim için sadece teoride kaldı. X-T3’te de benzer sorunları yaşamıştım. Ana menüde dokunmatik ekranla gezip ayar yapamıyorsunuz ama hızlı menüde dokunmatik ekran çalışıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Gözünüz bakaçtayken elinizle ekrana dokunarak odak noktası seçebiliyorsunuz ama gene ekran pek hassas olmadığından burada Canon/Panasonic/Olympus rahatlığı beklemeyin. Birkaç denemeden sonra odak noktasını hep arkadaki odak kolu ile değiştirdim. Ek olarak, bakaca sol gözünüzle bakıyorsanız ekrana burnunuz değeceğinden bu ayarı kapatmak en iyisi. Açıkçası bir kaç gün sonra “gözün bakaçtayken ekrandan odak noktası seç” ayarını kapattım.
Özetle dokunmatik ekranı neredeyse sadece üçayakta odak noktası seçmek ve fotoğraflar arasında geçiş için kullanıyorum. Hızlı menüde bile tekerleklerle daha hızlı ayar yapıyorum çünkü ekran istediğim kadar hassas değil.
Ekranın sabit olduğunu söylemiş miydim? Canon, Olympus ve Panasonic’ten hareketli ekrana o kadar alışmışım ki böyle sabit bir ekranla çalışmak cidden zor geliyor artık.
Bu kadar eleştiriden sonra bir de iyi yanlarına bakalım. Bir kere gövdeyi kullanmak (alışırsanız) Sony A6XXX serisinden çok daha rahat.
Son olarak kullanımla ilgili son derece enteresan iki konudan bahsedeyim:
Menü sistemi bayağı geniş ama çok karmaşık değil. Genel olarak olması gereken ayarlar olması gereken yerde. Daha önceki Fujifilm gövdelerinden de biraz alışığım ama bir süredir Fujifilm kullanmamış olmama rağmen hiç sorun yaşamadan menülerde gezinebildim.
Çok detaya girmeyeyim ama X-E3’te müthiş bir özellik var: Çekim profillerine isim verebiliyorsunuz!
Q menüsüne girip arka tekerleği çevirip profiller arasında yıldırım hızıyla geçiş yapabiliyorsunuz ve profilin adını ve ayarları anında görüyorsunuz. Bence muhteşem bir özellik. Hatta belki tüm markalar içinde bu özelliği en iyi kullanan firma Fujifilm.
“My menu” seçeneğine istediğiniz bir çok ayarı da koyabiliyorsunuz, böylece çok kullandığınız ayarlar için menüye dalmak zorunda kalmıyorsunuz ama buraya her ayar konamıyor (örneğin “Format”ı buraya koyamıyorsunuz).
Video için ayrı bir sekme var. Burada çok ayar yok ama videoyla ilgili ayarların tek sekmede olması güzel.
Ara zamanlı çekim de menüde var. Bu özellik sayesinde istediğiniz sürede ve aralıkta istediğiniz kadar fotoğraf çekebiliyorsunuz. Örneğin 10 saniye arayla 250 fotoğraf çekebilirsiniz. Yalnız burada şunu hatırlatmam lazım: X-E3’ü USB’den şarj ederken kullanamıyorsunuz, yani “3 gün boyunca 1000 fotoğraf çekeyim” diyemiyorsunuz (pil biteceği için).
Özetle, X-E3’te çok derin ayarlara girebiliyorsunuz ama isterseniz hızlı menü (Q Menu) + harici tuşlar ile bayağı rahat ve hızlı kullanmak da mümkün. Bu yönden pek şikayetim yok.
X-E3’te X-T2’nin otomatik odaklama sistemi var. Şu anda elimde otomatik odaklayan lens olarak sadece XF 18-55mm f/2.8-4.0 var, bu yüzden X-E3’ün otomatik odaklama performansını tam olarak anlamamış olabilirim ama X-E3 alacaklar genel olarak 18-55mm, 15-45mm ya da 16-50mm kit lensleri kullanacakları için aşağıdaki fikirlerim genel kullanıcı için geçerlidir diye düşünüyorum. Şöyle özet geçeyim:
X-E3 UHD 4K video çekiyor. UHD boyutunda saniyede 29.97 kareye kadar (25, 24 ve 23.98 de var) video çekebiliyorsunuz ama sadece 10 dakika. Ondan sonra videoyu durdurup yeniden başlamanız lazım. “Canon düşük modellerde masusçuktan kısıntı yapıyor ki üst modelleri satsın” tümcesindeki Canon’u “Fujifilm” ile değiştirin… 1080p’de de kayıt süresi en fazla 15 dakika. Ayrıca video en fazla 8 bit ama HDMI çıkış var.
Bence X-E3’ün en büyük eksiği/yanlışı/saçmalığı: Video çekmek için ayrı düğme yok! Video çekmek için “Drive” düğmesine basıp video moduna geçmeniz gerekiyor. Anca o zaman deklanşöre basıp video çekmeye başlayabilirsiniz. Dolayısıyla video sırasında fotoğraf çekmek de imkansız (çünkü deklanşöre bir daha basarsanız video duruyor). Videodan sonra hemen fotoğraf çekmek isterseniz de “Drive”a basıp fotoğraf moduna geçmeniz lazım.
Video konusunda sürekli negatif yaklaştım ama X-E3’ün şu güzelliği de var: Ufak ve hafif! Ayrıca düşük kontrastlı bir film modu seçip (örneğin Pro Neg Std.) kontrast ve doygunluğu düşürürseniz idare eder video elde edeceksiniz. ISO 3200 ve altında temiz 4K video gördüm, ISO 6400’de de gölgelerde biraz gürültü temizleme yaparsanız kabul edilebilir video alabilirsiniz (Sony A7S III temizliği beklemeyin tabii ki).
X-E3 Fujifilm’in Bluetooth bağlantılı ilk gövdesiydi. Hem WiFi hem BT var. Kablo tarafında ise mini HDMI, mini USB çıkışı ve mikrofon/kumanda girişi var (2.5″).
Mesele şu: Fujifilm’in uygulaması bayağı berbat. Cidden berbat yani. Samsung Note 10 Plus telefonumdan X-E3’e sadece 2 kere bağlandım, IPad Pro 2020’den 1 kere bağlandım. Galiba ikisinde de 7-8 defa denedim. X-E3’ü bir şekilde görmüyor aletler. Neye yarıyor peki BT/WiFi? O kadar canım sıkıldı ki ilk haftadan sonra bağlanmayı denemedim bile.
Fotoğraf ve video kalitesiyle ilgili sonuç kısmını sonraki yazıya saklıyoruz ama teknik özellikler ve kullanım olarak X-E3 benim için X-E4, X-T2, X-Pro2, X-T20 ve hatta X-T3’ten daha iyi bir gövde. Neden? Çünkü ufak, hafif, çok ciddi ucuz (bu gövdelere göre), çok becerikli. 18-55mm kit lens ile verdiğim para X-T3’ün sadece gövde fiyatının yarısıydı ki X-T3’ün getirdiği güzellikler benim gibi bir kullanıcı için gerekli değil (belki elektronik bakaç haricinde). Tek bir X-T3 fiyatına X-E3, 18-55mm ve 55-200mm ve alabilirdim. Çok ciddi videoyla ilgilenmiyorsanız ya da büyük ve ağır lens kullanmayacaksanız X-T3 ne kadar gereklidir bilemiyorum.
Şu anda ön tekerlekte ISO, arka tekerlekte perde hızı, lensteki halkayla da diyafram ayarını ayarlıyorum. Arka tekerleğe basıp görüntüye %100 yaklaşabiliyorum, veya kolla odak noktasını istediğim yere çekiyorum. Bu kontrol felsefesi Sony A6600 gibi çok daha pahalı bir gövdeye göre bile çok daha pratik (A6600’ün başka güzellikleri var). Sony’nin acilen APS-C gövdelerinde A7 tipi gövde kullanması ya da Fujifilm’i, Canon’u (M6 Mark II gibi) ya da Olympus’u kopyalaması lazım.
360 çekimlik pil ömrü bayağı iyi. Ben şu anda 420 çekimdeyim ve pilde %20 kalmış. 500’e rahat gider diye düşünüyorum ki böyle ufak bir gövde için bayağı iyi bence.
Titreşim azaltma olsaydı ve video çekmek için 40 takla atmak zorunda kalmasaydık tadından yenmeyecekti 🙂 Belki Fujifilm sonraki bellenimde video çekimini Fn tuşuna atamamıza izin verir, belli mi olur?
Görüntü kalitesine sonraki sayfada bakacağız. Sonraki sayfada X-E3’ün hem fotoğraf hem video kalitesini Panasonic GH4, Canon 6D ve Panasonic LX15 ile karşılaştıracağız ve “Sonuç” kısmıyla bitireceğiz.
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…
Yorumlar
güzel ve doyurucu inceleme olmuş emeklerinize sağlık. E3 benim de aklımda olan bir makineydi bu yazı iyi oldu benim için o nedenle.
Eğer su-toz geçirmez gövde istemiyorsanız ya da ufak elektronik bakaç size uygunsa X-E3 iyi seçim bence.Bir de elinizin boyutu önemli. Türkiye'de olsam Fujifilm'in 199 TL'lik tutacak yardımcısını kesinlikle alırdım.
Tesekkurler cok faydalandim
Rica ederim Bahadır Bey. İkinci sayfaya da bekliyoruz :)
Ertan bey, elinize sağlık çok faydalı oldu benim için.
İnşallah ikinci sayfada daha da faydalı olacağız :)
Video incelesini bekleyeceğim meraktayım
Video kalitesi karşılaştırması için 2-3 gün bekleyeceksiniz ne yazık ki :(
(/teşekkür modu aç) Uzun ama esprili anlatımınız sayesinde hiç sıkılmadan okuduğum keyifli bir inceleme yazısı olmuş. Artılarıyla eksileriyle almak isteyenler için çok değerli bir yazı. Ellerinize, emeğinize sağlık. XT-3 kullanan bir kullanıcının youtube kanalını takip ediyorum. Retro görünümünün altında çok güzel dijital özellikler sunan bir gövde. Zaman zaman Nikon almadan önce neden daha fazla araştırmadım diye düşünmedim değil. Tabi bu satış ve pazarlama stratejileri ile onun artısı bunun eksisi şusu busu derken, işin içinden çıkamıyor, al birini kullan moduna geçiyoruz. En iyisi elindekiyle mutlu olmak. Diğer yazılarınız için takipteyim. (/teşekkür modunu kapat) :D
Türkiye'den selam ve saygılarımla.
4 yıl önce çıkmış bir modeli incelemek eski bir xe3 kullanıcısı olarak beni biraz şaşırttı çünkü fuji bile artık bu gövdeyi satmıyor , yeni gövdeleri incelerseniz daha fazla kullanıcıya faydalı olabilir teşekkürler
Merhaba,
Bazen de sizin isteğinizin tam tersi olan "hep yeni ve pahalı makine-gövde inceliyorsunuz, biraz da herkesin alabileceği uygun fiyatlı gövdeleri inceleyin" yorumu alıyoruz.
Firmalardan inceleme için ekipman talep etmiyoruz, burada gördüğünüz incelemeler yazarların kendi gelirleriyle aldığı ekipmanlar bu yüzden her zaman en yeni ekipman incelemesi yapamıyoruz.
Anlayışınız için teşekkürler.