Ana SayfaÜRÜN İNCELEMEKameralarFujifilm X-E3 ve XF 18-55mm f/2.8-4.0 incelemesi: Sayfa 1

Fujifilm X-E3 ve XF 18-55mm f/2.8-4.0 incelemesi: Sayfa 1

Rrrrretrooooooo.....

-

Birini görünüşü, giyinişi ya da klas arabası için değil, sadece senin duyabildiğin bir şarkı söylediği için seversin.

Oscar Wilde

Yukarıdaki lafı Mart 2014’te Fujifilm X sistemi için yazdığım yazıda gördüm, burada da paylaşayım dedim. Tam 7 yıl olmuş. Hey heeey, zaman su gibi akıp gidiyor.

Oscar Wilde’ın lafı aslında fotoğraf ekipmanına da uygulanabilir. Bazı kullanıcılar sadece retro görünüşü ve eski filmli makine gibi kullanımı için, bazıları film benzetimleri için, bazıları X-Trans için, bazıları lensleri için Fujifilm’i tercih ediyor ki bu bence normal. Ben bu yüzden tercih etmem ama tercih edenin de Fujifilm’in benim duymadığım şarkısını duyduğunu biliyorum.

Bu yazıda biraz felsefe hakkında konuşacağız. Konumuz şu soruyu yanıtlamak: Felsefenin amacı ve zemini nedir? Atina-Bağdad-Amsterdam üçgeninde aydınlanmanın bir izleği olarak felsefe tarihinin başlangıcından girip felsefi us’un oluşum evreleriyle bitireceğiz (herkesin bildiği poetika, retorika, sofistika, diyalektika, cedel, burhan).

…………

Şaka yapıyorum tabii ki. Eğer yukarıdaki paragrafı okuyup bir şeyler anladıysanız tebrikler, dünya nüfusunun %99.9’undan daha entelektüelsiniz (ben henüz tam anlayamadım). Dücane Cündioğlu’nun Youtube sohbetlerinden birinden alıntıladım. Eğer ne aradığınızı biliyor ve saçma sapan videoları eleyebiliyorsanız Youtube tam bir bilgi deryası. Önceki yazımda Türkiye’de fotoğraftan para kazananların da bir an önce Youtube’a yönelmesi gerektiğini tavsiye etmiştim.

Bir yerde Z kuşağının batıda 3-5 sene içinde dünyada tüm çalışanların %75’ini oluşturacağını okumuştum. Çok ciddi bir rakam bu. Artık 1996’dan sonra doğan insanlara mal ve hizmet satmak gerekecek.

Peki bu dediklerimin Fujifilm ile ne ilgisi var?

Fujifilm X-E3
Rrrrrrrrrretroooooooo….

Fujifilm 2021 Mart itibariyle (hala satılan eski modelleri saymazsak) şu gövdelerle gidiyor: X-Pro3, X-T4, X-H1, X-T30, X-E4, X-S10, X-T200, A7 ve X100V. Piyasada hala eski modeller bulunsa da bunlar en “son” modeller. Model isimlerinde bir denge olmamasının yanında bence bunların yarısına gerek bile yok. Birbirinin içine geçmiş (hem özellik hem fiyatlandırma açısından) modeller bazıları. Zaten gittikçe daralan pazarda bu kadar fazla model (gene şahsi fikrim) her firma için zarar.

Ve soruma geleyim: Hangisini Z kuşağına satacaksın? Bu sorum sadece Fujifilm’e değil tüm markalara.

Fujifilm X-E3
Mart 2021 itibariyle Fujifilm’in lens haritası. Mesela Z kuşağına hangi lensi satmak istiyorsun? Neden bu lenslerden birini seçsinler? Bu soru size saçma gelebilir ama ciddi bir soru.

X-E serisine kısa bir bakış

İlk “X” serisi makine 2011’de çıkan Fujifilm X100’dü. Sonra X10, X-S1, X-Pro1 geldi. X-Pro1 ile Fujifilm artık değiştirilebilir lensli aynasız sistemine geçtiğini duyurdu, ve ondan sonra da X-E1 geldi (2012). Bu makine biraz yavaş odaklaması, ISO6400’ün üzerinde RAW çekmeye izin vermemesi, video modunun neredeyse otomatik olması, otomatik ISO’nun neredeyse kullanılmaz olması (fazlaca düşük perde hızı veriyor), düşük ışıkta berbat hala gelen elektronik bakaç gibi eksiklerle geldi ama aynı zamanda retro görünümü, eski filmli makinelere benzer kullanım felsefesi, çok iyi fotoğraf kalitesi, Fujifilm’in film modları ve keskin ve ufak sayılabilecek lensler sayesinde çok sevildi. Ayrıca pahalı sayılabilecek X-Pro1’e parası yetmeyenler de “retro” sevdasını X-E1 ile giderdi.


X-E2 2013’te geldi. Bu makine yepyeni bir makineden ziyade düzeltilmiş “X-E1″di. Aynen Nikon D800E-D810 geçişi gibi, irili ufaklı birçok düzeltme ve ekleme sayesinde X-E2 X-E1’e göre çok çok daha iyi bir gövde oldu. O dönemde sağolsun Fujifilm Türkiye bana incelemem için X-E2 + birkaç lens ve X100s göndermişti. (/övünme modu aç) O iki makineyle ilgili Ortadoğu ve Balkanların (hatta dünyanın) en detaylı incelemesini yazdım. Tam 10 sayfa ve 100’ün üzerinde karşılaştırmalı örnek. Merak edeni buraya alayım (/övünme modu kapa).

Bundan sonra Fujifilm X-E2’yi yenilemek için 3 sene bekledi ve 2016’da X-E2s çıkardı. Bu gövde X-E2 ile neredeyse aynıydı, hatta galiba 4-5 ekleme haricinde pek bir şey de eklenmemişti.

Özetle: Fujifilm 2012-2017 arasında (X-E3 çıkana kadar) aynı makineyi sattı, sadece X-E1’in eksiklerini düzeltti ve birkaç da özellik ekledi. Biraz sert söylemiş olabilirim ama durum tam da budur. Canon’un 1000D-1100D-1200D-1300D serisi gibi bir seri oldu X-E1 ve X-E2s arası.

Ama şunu da eklemem lazım: X-E serisi yakışıklı, hitap ettiği kesim için çok yeterli ve iyi bir seri. Kendi çekim tarzıma göre söylersem, benim saniyede 30 kare çeken makineye ihtiyacım yok. Orta hızda otomatik odaklama yapsın, ergonomi ve kullanımı iyi olsun, fotoğraf kalitesi iyi olsun yeterli. Ek olarak kaliteli lensler de çekim zevkini ve fotoğraf kalitesini ciddi etkiliyor ki Fujifilm lens konusunda bayağı iyi.

Teknik özellikler

Ve 2017’ye geldiğimizde X-E3 geldi. X-E3’ten önce X-E2, X100s, X10, X20, XF1, X-H1, X-T100 ve X-T3 kullandım ve bunların arasında iki gözdem var: X-H1 ve X-E3. Sebeplerini aşağıda anlatacağım.

İncelemede kullandığım makinede 1.30, 18-55mm lenste 3.23 bellenim vardı.

Fujifilm X-E3

Önce X-E3’ün özellikler:

  • 24-megapixel X-Trans CMOS III algılayıcı. X-T2 ve X-Pro2 ile aynı (işlemci de aynı galiba)
  • X-T2 ve X-Pro2 ile aynı otomatik odaklama sistemi (325 noktalı faz bazlı)
  • Saniyede 14 kareye kadar seri çekim hızı (elektronik perde ile). Mekanik perdede saniyede 8 kare.
  • 3.0″ 1 milyon noktalı dokunmatik ekran, ama sabit (hareket etmiyor)
  • Odak seçmeye ve menülerde gezip ayar değiştirmeye yarayan kol (joystick) var
  • Mekanik perde hız 1/4000, elektronik perdede 1/32000
  • 2.3 milyon noktalı 0.62x büyütmeli elektronik bakaç (Aslında ufak ama gene de Sony A7C’deki EVF’den büyük 🙂 ). 17mm bakaç mesafesi olduğundan gözlükle bakaca düzgün şekilde bakmak imkansız.
  • 1/180 sn flaş eşlemesi
  • 4K video (piksel azaltma/binning ile), 100 Mbit, 10 dakikaya kadar çekim. HDMI çıkışı var (8bit)
  • 1 UHS-I SD kart yuvası
  • WiFi ve Bluetooth bağlantısı (BT olan ilk Fujifilm gövdesi)
  • Arka ekrandan çekimde 350 çekimlik pil ömrü ve USB’den şarj olabilme
  • ISO 100-51200 aralığı (baz ISO 200, otomatik ISO aralığı 200-12800)
  • Provia, Velvia, Astia, Classic Chrome, PRO Neg. Hi, Pro Neg. Std, Acros, Monochrome ve Sepia film benzetim modları var. İsimler aynen burada yazdığım gibi (PRO Neg. Hi nedir eeeey Fujifilm?).
  • Buna ayrı madde açtım çünkü açıkçası Fujifilm’in kastılı olarak bu film modunu bazı modellerden kaldırmasından çok rahatsızım: ETERNA! Eterna’yı sadece film için değil fotoğrafta da seviyorum çünkü Provia bazı sahnelerde çok yanlış renkler veriyor ama Eterna her sahnede çok tutarlı (düşük kontrast ve renk doygunluğu). Şimdi X-E4’e koymuş neyse ki ama neden Fujifilm? Neden X-E3’te veya X-T100’de veya daha alt seviyelerde yok??? Hani Kaizen diyordun?
  • Film benzetimi basamaklama var. Bu ayarla aynı anda 3 farklı film benzetimi yapabiliyorsunuz (mesela Provia, Velvia ve Sepia). Faydalı bence. Olympus E-M1 II’de tüm film modlarını seçebiliyordum, X-E3’te bu sadece 3 ile sınırlı.
  • X-E3, Fujifilm’in “Webcam” uygulaması ile uyumlu değil.
  • X-E3 ile beraber ufak bir EF-X8 flaş geliyor. Dolgu flaşı haricinde bir işe yaramaz. GN 8. Bu arada flaş kullanımıyla ilgili bu sitedeki yazılara bakmanızı tavsiye ederim.
  • Mini USB ve mini HDMI çıkışları var. Bir de 2.5″ mikrofon/kumanda girişi var.

Kısaca böyle. X-Pro2 ve X-T2’nin kompakt hali diyebilirsiniz. Fakir fotoğrafçının X-T2’si de diyebilirsiniz hatta 🙂 Güzel birşey.

Gövde ve ergonomi

X-E3 ufak bir gövde. Canon EOS M50 II, Sony A6100, Panasonic GX9 boyutlarında gibi.

Fujifilm X-E3
Soldaki EOS M50 Mark II, sağdaki X-E3. Camerasize sitesinden alıntıdır.

Elektronik bakaç sol-üstte, bu sayede bakaca sağ gözle bakıyorsanız sol gözle de sahnenin tamamını görmek mümkün oluyor (kadraja girmeyen kısmı da aynı anda görmek bazen çok faydalı oluyor). Bu bakaç düşük ışıkta bile çok grenlenmiyor (eski A6000 veya X-E2’nin kötü bakaçları gibi değil yani) ama bir EOS R, Nikon Z6 bakacı kadar büyük ve net değil tabii ki. Hele Sony A7 SIII’ün bakacına bakarsanız X-E3’teki bakaç size bayağı farklı duygular hissettirecektir. Ek olarak gözlükle bakmak pek rahat değil. Gene de gözlüğünüz yoksa hiç yoktan iyi.

Arka bölümde bir kol var (joystick). Bununla odak noktasını değiştirip menülerde gezinti yapıp menü ayarlarını değiştirebiliyorsunuz. Biraz ufak ama iş görüyor. Eldiveniniz yoksa bir süre sonra alışacaksınız diye düşünüyorum. Bazı gövdelerde bu kol sert olur, X-E3’te bu kolu hareket ettirmek de buna basmak da (düğme gibi) çok rahat.

Fujifilm X-E3
Soldaki X-E4. Dikkat ederseniz sağdaki X-E3’te fazladan önce ve arkada yükseltiler var, bu sayede parmaklarınızla gövdeyi kavrayabiliyorsunuz. X-E4’te bu “tepecik”ler olmadığından gövde düşmesin diye biraz sıkmak zorunda kalacaksınız. Fujifilm burada ne düşünmüş anlamak mümkün değil. Görüntü Camerasize’dan.

Q tuşu ile hızlı menüyü açıyorsunuz ve buradan bir çok ayarı hızlıca değiştirebiliyorsunuz. Bu menü özelleştirilebiliyor.

Arka ve ön tekerleklere basılabiliyor ve arka tekerleğe bir çok ayarı da atayabiliyorsunuz. Örneğin ben arka tekerleğe basınca ekrandaki görüntüyü büyütmeyi etkinleştirdim, elle odaklama yaparken ona basıp görüntüyü %100 büyütüyorum. Ön tekerlekte de ISO / diyafram arasında geçiş yapabiliyorum. Yani Fujifilm aslında size ek olarak 2 düğme daha vermiş. X-E4’te tek bir tekerlek var.

Gövdenin üstünde artık neredeyse standart hale gelmiş “retro” kontroller var:

Fujifilm X-E3
Soldaki resme bakın. Soldaki büyük tekerlekle perde hızı, sağdaki küçük tekerlek ile pozlama telafisini ayarlıyorsunuz. Anahtar “Auto”daysa (sağdaki resim) X-E3 pozlamaya ve odak noktasına kendi karar veriyor. Ayrıca “Auto”dayken portre, manzara, yazı gibi değişik önden tanımlı modları da seçebiliyorsunuz.

Yukarıda gördüğünüz poz telafisi tekerini sevmedim. Birçok makinemde benzer bir teker vardı ama ilk defa bu tekerlek çanta içinde kendi kendine dönüyor. Sırf bu yüzden karşılaştırma fotoğraflarını ikinci gün gene çekmek zorunda kaldım çünkü ilk gün çektiklerim 2/3 durak fazla pozlanmış. Onun dışında, çekim yaparken tekerleği döndürmek rahat.

Perde hızını tekerlekle sadece tam duraklarla ayarlıyorsunuz, ara ayarlar için arka tekerleği çevirmeniz lazım. Mesela 1/3200 isterseniz üstteki tekerleği 1/4000’e getirip arka tekerlekle 1/3200’e alacaksınız, ya da 1/2000’e alıp arka tekerlekle 1/3200’e gideceksiniz.

Perde hızı tekerleğindeki “T” seçeneği güzel. 15 dakikaya kadar çekim hızı ayarlayabiliyorsunuz (15, 8, 4, 2, 1 dakika, 30 saniye vs..). T modu bazı markalarda Tv, Sv veya S diye de geçiyor ama her markada 15 dakikaya kadar ayar yok.

Dokunmatik ekrandan odak noktasını seçebiliyor (gözünüz bakaçtayken bile) veya bazı hareketleri yaparak farklı ayarları açabiliyorsunuz. Örneğin varsayılan ayarlarda elinizi ekranda soldan sağa geçirirseniz beyaz ayarı, üstten alta geçirirseniz ISO ayarı açılıyor. Buradaki sorun şu: Ekran çok hassas olmadığından bir türlü istediğim zaman istediğim şeyi yapamadı. Beyaz ayarını seçmek isterken odak noktası değiştirdim, odak modu seçmek isterken odak noktası değiştirdim, film modu seçmek isterken odak noktası değiştirdim! Yani “dokunmatik ekranda rahatça ayar değiştirin” lafı benim için sadece teoride kaldı. X-T3’te de benzer sorunları yaşamıştım. Ana menüde dokunmatik ekranla gezip ayar yapamıyorsunuz ama hızlı menüde dokunmatik ekran çalışıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Gözünüz bakaçtayken elinizle ekrana dokunarak odak noktası seçebiliyorsunuz ama gene ekran pek hassas olmadığından burada Canon/Panasonic/Olympus rahatlığı beklemeyin. Birkaç denemeden sonra odak noktasını hep arkadaki odak kolu ile değiştirdim. Ek olarak, bakaca sol gözünüzle bakıyorsanız ekrana burnunuz değeceğinden bu ayarı kapatmak en iyisi. Açıkçası bir kaç gün sonra “gözün bakaçtayken ekrandan odak noktası seç” ayarını kapattım.

Fujifilm X-E3
Teoride güzel olan “bakaca bakarken ekrana dokunarak odak noktası değiştirme” pratikte pek işe yaramıyor

Özetle dokunmatik ekranı neredeyse sadece üçayakta odak noktası seçmek ve fotoğraflar arasında geçiş için kullanıyorum. Hızlı menüde bile tekerleklerle daha hızlı ayar yapıyorum çünkü ekran istediğim kadar hassas değil.

Ekranın sabit olduğunu söylemiş miydim? Canon, Olympus ve Panasonic’ten hareketli ekrana o kadar alışmışım ki böyle sabit bir ekranla çalışmak cidden zor geliyor artık.

Bu kadar eleştiriden sonra bir de iyi yanlarına bakalım. Bir kere gövdeyi kullanmak (alışırsanız) Sony A6XXX serisinden çok daha rahat.

Son olarak kullanımla ilgili son derece enteresan iki konudan bahsedeyim:

  • Normal makinelerde ISO ayarında tekerleği çevirirken en düşük ISO’nun bir altında “AutoISO” bulunur. X-E3’te ise en yüksek ISO’dan sonra bulunuyor! Yani mesela ISO100’desiniz ve “ışık sürekli değişiyor, otomatik ISO’ya geçeyim” diyorsunuz. Bunun için tekerleği 21 kere çevireceksiniz ki otomatik ISO’yu seçin! Kaç kişi ISO12800/51200’deyken otomatik ISO’ya geçiyor?
  • SD kart yuvası pil yuvasının yanında. Burada bir anormallik yok, ama kart yuvası pile o kadar yapışık ki kartı takıp çıkarmak cidden çok zor. İlk defa böyle bir makine gördüm. Kartı takınca çıkarmak istemiyorsunuz çünkü parmağınızın o araya girmesi imkansız. Kartı takarken veya çıkarırken kaç kere pili çıkardım hatırlamıyorum. Dediğim gibi, ben ilk defa böyle bir sorunla karşılaştım.

Menü

Menü sistemi bayağı geniş ama çok karmaşık değil. Genel olarak olması gereken ayarlar olması gereken yerde. Daha önceki Fujifilm gövdelerinden de biraz alışığım ama bir süredir Fujifilm kullanmamış olmama rağmen hiç sorun yaşamadan menülerde gezinebildim.

Çok detaya girmeyeyim ama X-E3’te müthiş bir özellik var: Çekim profillerine isim verebiliyorsunuz!

“Elma” modundaki ayarlarımı anında görebiliyorum.

Q menüsüne girip arka tekerleği çevirip profiller arasında yıldırım hızıyla geçiş yapabiliyorsunuz ve profilin adını ve ayarları anında görüyorsunuz. Bence muhteşem bir özellik. Hatta belki tüm markalar içinde bu özelliği en iyi kullanan firma Fujifilm.

“My menu” seçeneğine istediğiniz bir çok ayarı da koyabiliyorsunuz, böylece çok kullandığınız ayarlar için menüye dalmak zorunda kalmıyorsunuz ama buraya her ayar konamıyor (örneğin “Format”ı buraya koyamıyorsunuz).

Video için ayrı bir sekme var. Burada çok ayar yok ama videoyla ilgili ayarların tek sekmede olması güzel.

Ara zamanlı çekim de menüde var. Bu özellik sayesinde istediğiniz sürede ve aralıkta istediğiniz kadar fotoğraf çekebiliyorsunuz. Örneğin 10 saniye arayla 250 fotoğraf çekebilirsiniz. Yalnız burada şunu hatırlatmam lazım: X-E3’ü USB’den şarj ederken kullanamıyorsunuz, yani “3 gün boyunca 1000 fotoğraf çekeyim” diyemiyorsunuz (pil biteceği için).

Özetle, X-E3’te çok derin ayarlara girebiliyorsunuz ama isterseniz hızlı menü (Q Menu) + harici tuşlar ile bayağı rahat ve hızlı kullanmak da mümkün. Bu yönden pek şikayetim yok.

Otomatik odaklama

X-E3’te X-T2’nin otomatik odaklama sistemi var. Şu anda elimde otomatik odaklayan lens olarak sadece XF 18-55mm f/2.8-4.0 var, bu yüzden X-E3’ün otomatik odaklama performansını tam olarak anlamamış olabilirim ama X-E3 alacaklar genel olarak 18-55mm, 15-45mm ya da 16-50mm kit lensleri kullanacakları için aşağıdaki fikirlerim genel kullanıcı için geçerlidir diye düşünüyorum. Şöyle özet geçeyim:

  • X-H1 ve X-T3 kullanmış biri olarak şahsi fikrim, odak takibi ve hatta tekli odaklamada Fujifilm en önde değil. 16-55mm f2.8 ve 50-140mm f2.8 gibi lensleri kullanmadım ama 35mm f1.4, 18-55m f2.8/4.0, 27mm f2.8, 23mm f1.4 ve 55-200mm f3.8-4.5 kullandım ve en azından X-T3’ü toplam otomatik odaklama konusunda Nikon D7200 veya Canon 70D-80D arasında (belki bunların biraz daha altında) görüyorum. X-E3 de X-T2 ayarındaysa, konumunu siz düşünün. X-T4’ü bilmem, belki o odak takibinde daha iyidir.
  • Bu demek değil ki “X-E3 kötü”. Örneğin çok satan Sony A6000’den veya giriş seviye bir DSLR’dan kesinlikle daha iyi ama A6100’ün veya Nikon D500’ün gerisinde mesela. X-E3 yaklaşık 2 aydır bende ve kendi kullanım şeklime göre pek şikayetim olmadı.
  • Işık miktarı azaldıkça odak takibi yavaşlıyor (18-55mm lensle), hatta bazen odağı bulamıyor. Tekli odaklamada Canon 6D + 16-35mm f4L IS ile odaklayabildiğim karanlıkta X-E3 ve 18-55mm odağı bulamıyor ama 55mm’de ISO 25600 ve f4’te odağı bulabiliyor mesela ki bu bayağı iyi.
  • Gövdenin önünde bir anahtar var, bu sayede elle odaklama, sürekli odaklama ve tekli odaklama arasında geçiş yapabiliyorsunuz. X-E4’te bu anahtar yok mesela.
Fujifilm X-E3
Sağda gördüğünüz “M C S” anahtarı ile odak modları arasında kolayca geçiş yapabiliyorsunuz.
  • 91 ve 325 nokta arasında odak noktası seçebiliyorsunuz. Ben nokta sayısını 91’e indirdim çünkü 325 nokta arasında odak kolu ile geçiş yapmak zor geldi.
Büyük noktalar faz bazlı, ufak noktalar kontrast bazlı odak noktaları. Yani kenarlara gittikçe odak takibinde sorun yaşayabilirsiniz. Gene de birçok DSLR’dan daha geniş faz bazlı odak alanı var. Burada 91 nokta seçili.
  • Sürekli odaklamada 5 ayrı ayar var: Genel, araya giren cismi önemsemeyen, hızlanan ve yavaşlayan cisimler için, kadraja aniden giren cisimler için ve ani yön değiştiren cisimler için. Bazı gelişmiş gövdelerdeki gibi bunların altına girip daha detaylı ayar yapamıyorsunuz.
Fujifilm X-E3
Sürekli odaklama ayarlarında ikinci seçenek. Toplam 5 tane var.
  • Saniyede 8, 11 veya 14 çekim isterseniz odak alanı sadece faz bazlı noktalara düşüyor, yani ekranın yaklaşık ortadaki %50’ını kaplayan 49 noktayı kullanıyorsunuz (en fazla).
  • Fujifilm X sisteminde otomatik odaklama performansı lens çok bağlı. Diğer sistemlerde de bağlı ama Fujifilm’deki iyi lenslerin belki yarısının odak motoru yavaş. 23mm f1.4, 35mm f1.4, kit lensler (18-55mm dahil), 27mm f2.8, 60mm f2.4 aklıma ilk gelenler. Yeni modellerde odaklama performansı gelişti ama elinizdeki lensin ne olduğunu iyi bilin ki sonradan “abi gövde yavaş odaklıyor” demeyin.
  • Göze veya yüze odaklama var. Yüz size bakıyorsa ve kadrajda çok ufak değilse göze odaklıyor ama göze odaklamada modern rakiplerinin biraz gerisinde.
  • Satın aldığım dükkana gidip 23mm f2.0 ve 50mm f2.0 ile otomatik odaklama denedim, 18-55mm’ye göre daha hızlı oldukları kesin. Hala bir Nikon D500 veya Sony A6600 değil ama şahsen ben sorun yaşamazdım. Bu lenslerle videodaki otomatik odaklama da 18-55’e göre daha iyi. O lensleri satın almayı düşünmüyorum çünkü açıkçası 18-55mm benim için bir çok şeye yeterli.

Video

X-E3 UHD 4K video çekiyor. UHD boyutunda saniyede 29.97 kareye kadar (25, 24 ve 23.98 de var) video çekebiliyorsunuz ama sadece 10 dakika. Ondan sonra videoyu durdurup yeniden başlamanız lazım. “Canon düşük modellerde masusçuktan kısıntı yapıyor ki üst modelleri satsın” tümcesindeki Canon’u “Fujifilm” ile değiştirin… 1080p’de de kayıt süresi en fazla 15 dakika. Ayrıca video en fazla 8 bit ama HDMI çıkış var.

Bence X-E3’ün en büyük eksiği/yanlışı/saçmalığı: Video çekmek için ayrı düğme yok! Video çekmek için “Drive” düğmesine basıp video moduna geçmeniz gerekiyor. Anca o zaman deklanşöre basıp video çekmeye başlayabilirsiniz. Dolayısıyla video sırasında fotoğraf çekmek de imkansız (çünkü deklanşöre bir daha basarsanız video duruyor). Videodan sonra hemen fotoğraf çekmek isterseniz de “Drive”a basıp fotoğraf moduna geçmeniz lazım.

  • Fotoğrafta -5 +5EV olan pozlama aralığı videoda -2 +2 EV’ye düşüyor
  • Videolarda kesme çarpanı yok, yani 18mm lens tam çerçeve eşleniği olan 27mm’de 4K video çekiyor.
  • Videoda maksimum ISO 12800.
  • 1080p’de saniyede 60 kare film çekilebiliyor.
  • Video çekerken pil ömrü 50 dakika civarında (10 dakikada bir durup yeniden başlatacaksınız, unutmayın)
  • F-Log ya da Cine profilleri yok, Eterna da yok.
  • Gövdede titreşim azaltma olmadığından lensteki titreşim azaltmaya güveneceksiniz. 18-55mm lensteki OIS fena değil ama Olympus/Panasonic seviyesinde değil.
  • Üçayakta video çekecekseniz bilin ki üçayak yuvası tam lensin hizasında değil, bunu sağlamak için MHG-XE3 tutacak almanız lazım ve bunun fiyatı da 130 Dolar!!!!!! Afedersiniz ama bu resmen ölü soyuculuk. Biliyorum bir çok marka yapıyor bunu ama ufacık plastik-metal karışımına 130 Dolar istemek… Ama size bir de iyi haberim var: Mart 2021 itibariyle MHG-XE3’ün Türkiye fiyatı 199 TL!!! Fujifilm Türkiye buna uyanmadan koşup alın 🙂
  • Gövdede kulaklık girişi yok, sadece 2.5″ mikrofon girişi var (yani elinizdeki mikrofonu büyük ihtimalle adaptörle kullanacaksınız)
Fujifilm X-E3
O çıkıntı Amerika’da 139 Dolar, Türkiye’de 199 TL. Yani şu aleti kutunun içine koyup X-E3 ile versen ya Fujifilm…

Video konusunda sürekli negatif yaklaştım ama X-E3’ün şu güzelliği de var: Ufak ve hafif! Ayrıca düşük kontrastlı bir film modu seçip (örneğin Pro Neg Std.) kontrast ve doygunluğu düşürürseniz idare eder video elde edeceksiniz. ISO 3200 ve altında temiz 4K video gördüm, ISO 6400’de de gölgelerde biraz gürültü temizleme yaparsanız kabul edilebilir video alabilirsiniz (Sony A7S III temizliği beklemeyin tabii ki).

Bağlantı

X-E3 Fujifilm’in Bluetooth bağlantılı ilk gövdesiydi. Hem WiFi hem BT var. Kablo tarafında ise mini HDMI, mini USB çıkışı ve mikrofon/kumanda girişi var (2.5″).

Mesele şu: Fujifilm’in uygulaması bayağı berbat. Cidden berbat yani. Samsung Note 10 Plus telefonumdan X-E3’e sadece 2 kere bağlandım, IPad Pro 2020’den 1 kere bağlandım. Galiba ikisinde de 7-8 defa denedim. X-E3’ü bir şekilde görmüyor aletler. Neye yarıyor peki BT/WiFi? O kadar canım sıkıldı ki ilk haftadan sonra bağlanmayı denemedim bile.

Sonuç: Gövde, ergonomi ve teknik özellikler

Fotoğraf ve video kalitesiyle ilgili sonuç kısmını sonraki yazıya saklıyoruz ama teknik özellikler ve kullanım olarak X-E3 benim için X-E4, X-T2, X-Pro2, X-T20 ve hatta X-T3’ten daha iyi bir gövde. Neden? Çünkü ufak, hafif, çok ciddi ucuz (bu gövdelere göre), çok becerikli. 18-55mm kit lens ile verdiğim para X-T3’ün sadece gövde fiyatının yarısıydı ki X-T3’ün getirdiği güzellikler benim gibi bir kullanıcı için gerekli değil (belki elektronik bakaç haricinde). Tek bir X-T3 fiyatına X-E3, 18-55mm ve 55-200mm ve alabilirdim. Çok ciddi videoyla ilgilenmiyorsanız ya da büyük ve ağır lens kullanmayacaksanız X-T3 ne kadar gereklidir bilemiyorum.

Şu anda ön tekerlekte ISO, arka tekerlekte perde hızı, lensteki halkayla da diyafram ayarını ayarlıyorum. Arka tekerleğe basıp görüntüye %100 yaklaşabiliyorum, veya kolla odak noktasını istediğim yere çekiyorum. Bu kontrol felsefesi Sony A6600 gibi çok daha pahalı bir gövdeye göre bile çok daha pratik (A6600’ün başka güzellikleri var). Sony’nin acilen APS-C gövdelerinde A7 tipi gövde kullanması ya da Fujifilm’i, Canon’u (M6 Mark II gibi) ya da Olympus’u kopyalaması lazım.

360 çekimlik pil ömrü bayağı iyi. Ben şu anda 420 çekimdeyim ve pilde %20 kalmış. 500’e rahat gider diye düşünüyorum ki böyle ufak bir gövde için bayağı iyi bence.

Titreşim azaltma olsaydı ve video çekmek için 40 takla atmak zorunda kalmasaydık tadından yenmeyecekti 🙂 Belki Fujifilm sonraki bellenimde video çekimini Fn tuşuna atamamıza izin verir, belli mi olur?

Fotoğraf ve video kalitesi

Görüntü kalitesine sonraki sayfada bakacağız. Sonraki sayfada X-E3’ün hem fotoğraf hem video kalitesini Panasonic GH4, Canon 6D ve Panasonic LX15 ile karşılaştıracağız ve “Sonuç” kısmıyla bitireceğiz.

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Ertan Öztürk
X tarihinde doğdum Y tarihinde öleceğim. Bu iki an arasında insanlara bildiklerimi aktarmak istiyorum. Şu anda Norveç’te yaşıyorum. Yedisi uzun süreli olmak üzere 12 ülkede çalıştım. Proje yönetimi, nicel (quantitative) risk analizi, iş planı, maliyet analizi, projede iş takibi (ilerlemesi), fotoğraf, bisiklet, Uzay Yolu 😊 gibi konularda bildiğim kadarıyla yardımcı olabilirim; konuyu bilmesem bile beraber araştırıp öğreniriz. Olabildiğince düzgün yazmaya çalışırsanız iyi anlaşırız.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
9 Yorum
Beğenilenler
En yeniler Eskiler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Serdar
Serdar
21 gün önce
Makale Değerlendirme :
     

güzel ve doyurucu inceleme olmuş emeklerinize sağlık. E3 benim de aklımda olan bir makineydi bu yazı iyi oldu benim için o nedenle.

bahadır
bahadır
21 gün önce

Tesekkurler cok faydalandim

Emre
Emre
21 gün önce
Makale Değerlendirme :
     

Ertan bey, elinize sağlık çok faydalı oldu benim için.

Serdar Metin B
Serdar Metin B
20 gün önce

Video incelesini bekleyeceğim meraktayım

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
9 gün önce
Makale Değerlendirme :
     

(/teşekkür modu aç) Uzun ama esprili anlatımınız sayesinde hiç sıkılmadan okuduğum keyifli bir inceleme yazısı olmuş. Artılarıyla eksileriyle almak isteyenler için çok değerli bir yazı. Ellerinize, emeğinize sağlık. XT-3 kullanan bir kullanıcının youtube kanalını takip ediyorum. Retro görünümünün altında çok güzel dijital özellikler sunan bir gövde. Zaman zaman Nikon almadan önce neden daha fazla araştırmadım diye düşünmedim değil. Tabi bu satış ve pazarlama stratejileri ile onun artısı bunun eksisi şusu busu derken, işin içinden çıkamıyor, al birini kullan moduna geçiyoruz. En iyisi elindekiyle mutlu olmak. Diğer yazılarınız için takipteyim. (/teşekkür modunu kapat) 😀

Türkiye’den selam ve saygılarımla.

Manşet

Fujifilm X-T200 ve X-E3 karşılaştırması

Fujifilm X-T200 ve X-E3 detaylı karşılaştırması

Fujifilm X-T200 modeline bakıp X-E3 ile karşılaştırıyoruz

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotoğrafçılık Hafızamızı Geliştirir mi?

Fotoğrafçılık Hafızamızı Geliştirir mi?

Fotoğrafçılar Dikkat!
Fotoğraf Çekmek Görsel Belleği Güçlendiriyor,
Peki ya Görsel Olmayan Bellek?

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
9
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x