Eğer koyu bir Nikon hayranıysanız, ekipman havuzunu sadece Nikon ile kuranlardan ve başka hiçbir kamera türüne bırakın bakmayı düşünmeyi bile reddedenlerden biriyseniz, bana bir iyilik yapın ve bu yazıyı kapatın, okumayın. Ciddiyim, rica ediyorum, lütfen daha fazla okumayın.
Merak etmeyin, Nikon’un itibarı bu yazımla zarar görmeyecek. Ben bu yazımda Nikkormat FT2’min nasıl şaşırtıcı ve insanı kendinden bile bezdirici bir kamera olduğunu dünyaya anlatmayı planlıyorum. Aynı zamanda 1975 yılı üretimi bu eski SLR tankın işleyiş biçiminin ne kadar sinir bozucu ve gereksiz derecede karmaşık olduğundan da bahsetmeyi planlıyorum.
Siz Nikon’cular muhtemelen bundan hoşlanmayacaksınız. O yüzden kendinizi de bizi de bu durumdan kurtarın.
Nikon’cular ayrıldı mı?.. Güzel, şimdi biz bize konuşabiliriz.
Kulübümüzün ilk ayinine, Nikkormat FT2 gömü törenine hoş geldiniz.
Eğer marka ismini yanlış yazdığımı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz; Nikkormat, Amerika’da Nikomat olarak da satılan Nikon SLR kameralarına bir süre boyunca verilen isimdir.

30 Kasım 2025’de yayınladığımız “Olympus Live ND ve Live GND ile doğayı farklı bir ışıkta görün” başlıklı yazımı okuyan çok değerli bir dostum yazımın altına şu yorumu yazmıştı:
Selam.
Seni Nikon’cu bilirdim. Çekimlere gittiğimizde Nikon kullanırdın? Ne zaman Olympus’çu oldun? Aramıza hoş geldin.
Güzel bir makale olmuş. Klavyene sağlık.
Selam ile…
Ben de cevaben şunu yazmışım:
Değerli dostum,
Hayatımda hiçbir görüşün, takımın, markanın, kurucu liderimizinki hariç hiçbir fikrin fanatiği olmadım. En sevdiğim hobimde Nikon kullandığım doğrudur. Ama bunun yanında sıkça Olympus ve analog çekimlerimde nadiren Canon kullandığım da olmuştur.
Beni aranıza kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Dost selamlarımla.
Aman Tanrım, ben ne ara o sinir bozucu Nikon fanatiklerinden biri olmaya başlamışım.
Vay canına, şimdiye kadar 237 kelime ve 1513 harf yazdım ve henüz size hiçbir şey anlatmadım. Gerçekten de bir Nikon’cu gibi olmaya başlıyorum!
Nikkormat, Nikon’un profesyonel marka imajını zedelemek istemediği o dönemlerden kalma yarı profesyonel fotoğraf makineler serisiydi; daha sonra biraz daha gayretle çok sayıda fotoğraf makinesi satılabileceğini anlamışlar.
Ben Nikkormat’ımı, geçen yılın yaz aylarında Almanya’dayken internetten almıştım. O zamanki sahibi, kameranın ışık ölçerinin çalışmadığını dürüstçe yazmıştı ilanında ve bu nedenle oldukça uygun bir fiyat belirlemişti. Tabi hemen bendeki pratik Türk aklı devreye girdi; alırım, Türkiye’de tamir ettirim daha ucuza gelir demiştim. Bundan önce, tamire göndereceğim ustayla da yazışıp ondan bunun onayını almayı ihmal etmemiştim. Ardından ilan sahibine, istediği fiyatın üçte ikisini teklif ettiğim bir mesaj gönderdim. Kargo ücretini (9,5 Euro) ben ödersem kabul edebileceğini belirtti. Hemen kabul ettim tabi. Parayı gönderdim, kargo gönderi bilgilerini gönderdi, üçüncü gün kameram elimdeydi. Ben geçen bu üç günlük sürede Nikkormat FT2 ile ilgili sayısız Youtube videosu izledim sayısız makale okudum. Makine elime ulaştığında hemen kullanabilir seviyedeydim yani o derece. Hemen ilk işim önceden araştırıp tedarik ettiğim LR44 alkalin pili takıp ışık ölçeri test etmek oldu; o sırada pil yuvalarında gözüme çarpan küçük oksitlenmeleri alkollü bezle iyice temizlemiştim. Veee O da ne? Işık ölçer çalışıyor!…Aradan bir yıl geçtiği halde hala çalışıyor.

Buradan da anlaşılacağı gibi, ışıkölçerin çalışması için pil gerekiyor. İyi haber; FT2’yi pil olmasa da kullanabiliyorsunuz, ama ışıkölçersiz. Bu durumda ya Sunny 16 (Güneşli 16) kuralı yazımı okumuş olacaksınız ve uygulayacaksınız ya da harici bir ışıkölçer aleti veya mobil uygulama kullanacaksınız. Nikkormat FT2’nin CdS pozlama ölçüm devresini (ışıkölçeri) açmak için, film ilerletme kolunu, kamera gövdesinin üstündeki kırmızı noktayı açığa çıkaracak kadar dışarı çekmek gerekiyor, çok değil ama. Çok çekerseniz filmi sarmış olursunuz. Ölçüm cihazı kullanılmadığında, kolu kamera gövdesine tamamen bastırmak gerek, çünkü kol “açık” konumda olduğu sürece ışıkölçer enerji harcar ve pil boşalır. Zaten bir süre kullandıktan sonra otomatikleşiyorsunuz ve bu kolu itip yerine oturtuyorsunuz.
Bu benim ilk analog fotoğraf makinemdi, çok iyi durumda ve tertemizdi, hiç kullanılmamış gibi görünüyordu. Acaba bu benim için bir ipucu muydu? Bu kadar iyi bir fotoğraf makinesine sahip biri neden onu kullanmaktan bu denli kaçınsın ki?
Nedenini şimdi artık biliyorum, daha doğrusu anlıyorum: Çünkü, eminim ki bu, ana oyuncu bir kamera üreticisi tarafından üretilmiş en tuhaf SLR kamera. Bana böylesine tuhaf geldiyse ilk sahibi ne hissetiyse artık ki, bu kadar kolay kurtulmak istemişti ondan 🤔…
İlk olarak deklanşör hız ayarından başlayalım.

Bu kamerada Entantane hızı, alışılmışın aksine üstteki bir kadranla değil, objektifin etrafındaki bir halkayla ayarlanıyor. Olympus OM serisi kameraların çoğu da aynı sistemi kullanıyor. Buradaki amaç, sağ elinizin işaret parmağıyla deklanşör düğmesine basılı tutarken sol elinizle deklanşör hızını ayarlayabilme kolaylığıdır diye düşündüm tüm iyi niyetimle. Bu teselli bana mantıklı geldi, size nasıl geldi?
Durun hemen fikir değiştirmeyin. Bu durum Nikkormat için kesinlikle geçerli değil, çünkü kadranı parmak uçlarınızla kullanmak o kadar kolay değil, biraz sert. Bize kamerayı sol elimizle destekleyip pozlamayı ayarlamak ve sağ elimizle çekim yapmak öğretilmemiş miydi? FT2’nin deklanşörünü ayarlamanın tek yolu, kameranın ağırlığını sağ ele aktarmak, başparmağınız ve işaret parmağınız arasında sıkıca kavramak, kas gücüyle yerine oturtmak ve ardından ağırlığı tekrar sol ele kaydırarak fotoğraf çekmektir. Ben artık buna alıştım ama yine de beni yavaşlatıyor.

Farklı hızlardaki filmlerle çalışmak için, Nikkormat FT2’nin ışık ölçer devresi, kullanılan filmin ASA numarasına göre ayarlanmalıdır. Bu, deklanşör hızı halkasının altında bulunan oluklu bir indeks işaretçisi vasıtasıyla yapılır. ASA film hızı ölçeği, 12-1600 ASA gibi orta aralıktaki hızlar için numaralı ayarlara ve 64, 80 vb. gibi ara ayarlar için her sayı çifti arasında noktalara sahiptir (aşağıdaki resimlere bakın). Deklanşör hızı ayar halkasına, tırnaklarınızı tahrip etmek amacıyla özel olarak tasarlanmış gibi görünen küçük, hassas bir çıkıntı entegre edilmiş. Bu çıkıntı film hızını yani ISO’yu kameraya belirtmek için. Deklanşör hızı kolunun üstündeki ASA kilidini (tırnağınızla) geriye doğru çekmek ve kilidi çekili tutarken, kullanılan filmin ASA numarasıyla hizalanana kadar oluklu ASA indeks işaretçisini kaydırmak gerek. ASA kilidini bıraktıktan sonra, ASA indeks işaretçisinin güvenli bir şekilde yerine kilitlendiğinden emin olmak gerek.
Dikkat! Nikkormat FT2 gerçekten ağır, bunu aynı zamanda bir Nikon Z8 sahibi biri olarak söylüyorum. Önünde 50 mm’lik bir lens varken ve boyun askısı veya film olmadan, FT2 yaklaşık 1 Kg. ağırlığında. Düşünün, Nikon Z8’im 910 gram (yalnızca gövde).

Film takıp çıkarmak için gereken arka kapağı açma işlemi bile gereksiz şekilde zor. Diğer birçok analog kamerada filmi geri sarma kolunu yukarı çekerek (ki bunu zaten film kasetine yer açmak için yapmanız gerekiyor) yapılabilen bu basit hareket için FT2’de kameranın kenarında küçük bir metal mandal var.
Tırnakları yeterince uzun olmayanlar kameraya film takmasın diye yapılmış hissi uyandırdı ben de bu. Bu durum yukarıda bahsettiğim ISO ayarlama mekanizması sayesinde her FT2 kullanıcısı için geçerli.

Nikkormat FT2’nin en garip yanı, objektifin takılma şekli.
Nikkor AI objektiflerdeki o küçük “tavşan kulaklarını” fark etmiş olabilirsiniz. Kısa sürede üretilen FT3 hariç, tüm Nikkormat’lar bunları kullanıyor. Bunlar, kamera gövdesindeki bir ölçüm bağlantı pimine bağlanarak kameraya lens üzerinden hangi diyafram açıklığının seçildiğini bildiriyor.
Bir objektifi takmak için öncelikle objektifteki diyafram halkasını f/5.6’ya ayarlamanız, ardından kameradaki bağlantı pimini saat yönünde sonuna kadar itmeniz gerekir; aksi takdirde pim ve kulaklar hizalanmaz. Daha sonra objektifi kamera yuvasına yerleştirip saatin tersi yönünde çevirmeniz gerekiyor. Nikon objektifleri, takmak için saat yönünün tersine, çıkarmak için ise saat yönünde çevrilir; bu da hayatımızdaki (şişe kapakları, ses düğmeleri, neredeyse diğer tüm 35 mm SLR kamera objektifleri vb.) şeylerin tam tersidir.

Objektif artık takılı, ama durun işiniz henüz bitmedi; diyafram kadranını önce bir yöne, sonra da diğer yöne sonuna kadar çevirmeniz gerekiyor.
“Lensi indeksleme” denilen bu işlem, kameraya objektifin minimum ve maksimum diyafram değerlerini “bildiriyor”; en açık diyafram değeri, objektif yuvasının yan tarafındaki küçük kırmızı bir nokta ile gösteriliyor. (Doğru yere oturduğunu görmek oldukça hoş.)
Konunuz beklemekten yaşlanıp ölmediyse, artık kamerayı odaklamaya ve pozlamayı ayarlamaya başlayabiliriz.
Dürüst olmak gerekirse, Nikkormat’ı kullanmak için gereken bunca prosedür bir süre sonra alışkanlık haline geliyor. Ey Nikon! Çok daha kolay bulunan LR44 alkalin piller yerine gümüş oksit (S76) pil kullanma tuhaflığı nedir yahu? Başlangıçta tüm iyi niyetimle bunları, eski bir kameranın ilginç özellikleri olarak değerlendirdim.
Peki neden aşırı karmaşık, tırnakları mahveden bu kocaman kameraya katlanayım ki?
Buraya kadar sabırla geldiyseniz muhtemelen Nikkormat FT2’ye karşı derin bir nefret beslediğimi düşünüyorsunuz, ama gerçek bunun tam tersi; Nikkormat’ımı umutsuzca, körü körüne seviyorum, platonik bir bağ oluştu aramızda. Öyle ki onunla, sahip olduğum diğer kameralarımdan (Canon EOS 33V, Yashica Electro 35 GSN ve Revue 3 (Fed 3) ) daha fazla film tükettim. İşte analog koleksiyonum:
Neden? Bana ne oluyor böyle?
Belki de zor şeyleri başarmaktan duyulan gurur ya da evrende çok az kişinin sahip olduğu bir bilgiye ve deneyime sahip olmaktan duyulan hazdan kaynaklanıyor. Bu kameralardan birine sahip olmak, gizli bir kulübe üye olmak gibi. Eğer ölçüm cihazı bağlantı pimini nasıl konumlandıracağınızı bilmiyorsanız, ayinlerimize katılamazsınız.
Belki de Nikkormat FT2’nin tamamen mekanik bir kamera olmasından kaynaklanıyor; ki ben mekanik kameraları elektronik kameralara kıyasla mühendislik ve sağlamlık olarak çok daha iyi buluyorum. FT2’nin deklanşörü ve film sarma mekanizması, diğer kameralarıma göre çok farklı, daha pürüzsüz, daha hafif ve daha rafine bir his veriyor. Ya da belki de sadece harika fotoğraflar çektiği içindir.
Yukarıdaki kareyi çekerken asıl sahne şöyleydi.
Belki de Nikkormat FT2’nin biraz aykırı bir model olması ve benim de öyle olmamdan kaynaklanıyor.
Nikon fanatikleri duymasın, egolarını şişirmeyelim, ama Nikon lenslerinin üstünlüğünden sürekli bahsettiklerinde gerçekten de haklılar. Ve bence klasik Nikkor lenslere sahip olmanın bu eski Nikkormat (ve Nikomat) kameralardan daha uygun fiyatlı bir yolu yok. Benimki gibi FT2’lerin internette 50 dolar veya daha altında satıldığını görüyorum. Aynı şey, daha eski FTn ve lens takma zahmetini ortadan kaldıran ancak bazı eski lensleri kullanamayan daha yeni FT3 için de geçerli. Bu lensler biraz pahalı olabilir, biliğiniz Nikon işte. Ama Nikkormat’ların (FT3 hariç) daha yeni model Nikon’larla uyumlu olmayan eski – AI olmayan – lenslerin kullanılabilmesine yardımcı oluyor.
Artık Nikon Z8’imle çekim yapmanın alternatif bir yoluna sahibim ve FT2’yi bir süre bir kenara bırakmalıyım. Çok güzel durumda ve başına bir şey gelmesini riske atmak istemiyorum. Ama biliyorum ki gelmeyecek. Onunla çekim yapmayı çok seviyorum. Nikkormat FT2 ilk film rulosuyla beni çok kızdırmıştı, ama aşağıdaki gibi fotoğraflar çkeilmeyi başardığımdan zamandan beri favorim oldu. Rahatlıkla tavsiye etmekten çekinmeyeceğim bir kamera bu.
Sonuçta,
Aynı anda hem şaşırtacak, hem keyiflendirecek hem de vücut ve sinir kaslarını geliştirecek bir SLR’yi kim istemez ki?
Son Not ve rica
Nikon fanatiklerine Nikkormat FT2’yi ne kadar sevdiğimi söylemeyin sakın. Eğer sorarlarsa da, 10 dolarlık Kullan-At analog makinemle fotoğraf çekmeye gittiğimi söylersiniz.













Hello,
I’m writing from Denmark. I enjoy reading your articles, which I had to translate using my browser’s translation feature. Thank you for your wonderful article. You made me laugh a lot, even though it’s cold, cloudy, and rainy outside.
I also own an FE2 and I can definitely say that the Nikkormat is relatively larger and heavier, but this allows you to attach really nice and cheaper Pre-AI lenses. I specifically got a Pre-AI 105mm f/2.5 to pair with my FT2. By the way, I also have a 28mm f/3.5 AI lens that I love for hiking and landscape shooting. Nikkormats also have a mirror lock switch, which is very useful when doing long exposures or shooting on a tripod, and deserves to be mentioned in this article. Nikkormats, especially the FT2, have many advantages. As you correctly pointed out, they have a high value factor, meaning you get more than your money’s worth. We Nikon fans know this, appreciate it, and benefit from it. Keep using your FT2!
Hi Rasmus,
Thank you so much for your interest in our blog and posts. I would love to meet you and have coffee together. I’m currently in Germany, near Hamburg, so I’m not actually very far away.
Best regards!
Sonunda yazı yazabilen bir kamera yorumcusu. Tebrikler üstat.
Bir keresinde İstanbul’da tünelde yolculuk ediyordum. Kalabalığın arasında FT3’ümü düşürdüm ve koridorda öne doğru sekerek gittiğini izledim. Buna şahit yolcular topluca nefeslerini tuttular, ama ben onlara “Sorun değil… bu bir Nikon!” diye güvence verdim. İç çektiler ve başlarını salladılar, ben de kamerayı alıp çekime devam ettim😃
Fethi bey merhaba,
Ben henüz FT2 ile sizinki bir sağlamlık testi yaşamadım. Ama yaşasam da tepkimin sizden faklı olmayacağından eminim, hatta kamerayı yerden alıp o şaşkın bakışların fotoğraflarını çekerdim hemen, havamı atarım 😀.
İyi ki varsınız 🙏
Selamlarımla.
Sebahattin hocam merhaba
Yine formundasın çok güldüm valla 😃
Benim film kameraları konusunda hiç fikrim yok ama kafama takılan bir şey oldu yazınızda. Lensin çevresindeki enstantane halkasında sona doğru olan rakamlar neden kırmızıda başlardakiler siyah renkli yazılmış. Sorum saçma geldiyse kusura bakma.
Selamlar
Yasin bey merhaba,
Sorunuz gayet mantıklı neden kusura bakayım.
İyi dikkatinizi çekmiş ben de şaşırdım.
Bunun nedeni şudur: 1-125 değerlerinin siyah olmasının nedeni bu hızlarda flaş senkronizasyonu sorunu yaşamazsınız. Kırmızı olan 25-1000 hızlarındaysa flaş kullanamazsınız demektir. Kullanırsınız da, fotoğrafta perdelenme olur, yani fotoğrafın alt kısmındaki bir bölüm karanlık çıkar.
Flaş senkronizasyonu nedir detay bilgilenmek için bu yazıma göz atabilirsiniz.
Umarım faydalı olmuştur.
Selamlar, sevgiler.
Kıralsın hocam çok net anladım. Cevap verdiğin için çok teşekkür ederim. Yazını okumaz olurmuyun hiç senin bütün yazıları okuyorum. Selam ve sevgiler benden.
🙏
Selam.
BM ( Before mirrorless) dönemde ( ukelalık olsun diye böyle yazdım. Patenti bana aittir. 🙂 ) yaklaşık 52 yıl önce, sanırım bu sizin yaşınıza denk düşüyor. Emanet olarak kullandığım makine Zeiss İKON idi. 3 ay sonra öğrenci kredisiyle aldığım il makine Zenit TTL oldu. O zamanlarda Nikon, Canon benim için ulaşıl(a)mazdı.
Bu makalenizi okuyunca iyi ki Nikkormat’ım olmamış dedim doğrusu. Bu makineye sahip olmak için insanın accuk mazoşist mi olması gerekiyor acaba? 🙂
Belki bir gün isterseniz, Facebook yorumunuzda yazdığınız gibi fotoğraf makinesi maceramı burada paylaşabilirim. Yalnız buna sevgili Okyar kızabilir, öncesinde soyut fototoğraflarım için yazı yazmamı istemişti ama bir türlü ol(a)mamıştı. Yani O’na borcum var 🙂
Sonuç olarak multi camera user ( Bu da bana ait, şimdi aklıma geldi. Patenti bana ait olsun. 🙂 ) olmanıza sevindim.
Klavyenize sağlık.
Dost selamlarımla…
Sevgili Levent kızacak bir şey yok. Talebim geçerli olmak üzere ikinci sıraya almanda sakınca görmüyorum. Yeter ki sen kalemi eline alıp döktür. Şu macerayı bayağı merak ettim. Hafta sonuna yetişir değil mi? Keyifli bir hafta sonu yaşarız hiç değilse.
Görüşmek dileğiyle.