Al Gözümden Seyreyle Dursunali Sarıkoç’u

Ankara’da yaşayan amatör-profesyonel neredeyse bütün fotografçıların tanıdığı ve gönülden sevdiği ender insanlardan biriydi Dursunali Sarıkoç. Çok sayıda insanda emeği vardı. Öyle olmalı ki, FSK salonuna sığmayacak kadar kalabalık bir insan topluluğu, O’nu anmak için biraraya gelmişti.

Dursunali Sarıkoç’u sevgi ve saygıyla anarken, anma toplantılarında emeği geçen herkese şükran duygularımızı iletiyoruz.

-

Onu 90’ların başlarında AFSAD’a (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) yolumuz düştüğü vakit tanımıştık. Hoşgörülüydü, sakindi, espriliydi. Tutum ve davranışlarıyla çevresindekilere huzur verecek kadar samimi bir insandı. O dönem AFSAD Başkanıydı. Foto-graf amaçlı birkaç geziye birlikte gitmiştik. Hep tedarikliydi. Yanında yedek ekipman ve fazla film bulundururdu. Kamerası olmayana ve kamerası arıza yapana kamera, filmi bitene film verirdi. Seyahatlerde Karadeniz şivesiyle şarkılar-türküler söyler, fıkralar anlatır ve kasvetli sessizliğin yerini neşeli bir ortama terk etmesine yol açardı. Unutulur gibi değil.

İlerleyen zaman içinde ‘Grup F’ macerası ve 1994 yılında FSK’nın kuruluşu. Kurucu Başkan Dursunali Sarıkoç’du. Bütün sürece tanıklık ettiğimiz ve usta foto-grafçı Dursunali Sarıkoç’u yakından tanıdığımız için kendimizi şanslı hissediyoruz.

FSK’nın (Fotograf Sanatı Kurumu) 0001 no’lu Kurucu Üyesi, kuruluştaki ilk Başkanı ve Onursal Başkanı merhum Dursunali Sarıkoç (*) için, ilki 05.01.2018 tarihinde, ikicisi 04.01.2019 tarihinde FSK salonunda gerçekleşen anma etkinliği düzenlendi. Her iki etkinlik de, FSK yönetimi ve üyeleri ile Sarıkoç’un dostları bağlamında güzel bir vefa örneği oldu. Bir STK olmanın gereği olarak ne kadar gönül yapıcı, ne kadar örnek alınası bir tavır. Takdirle karşılamamak olası değil.

Ankara’da yaşayan amatör-profesyonel neredeyse bütün fotografçıların tanıdığı ve gönülden sevdiği ender insanlardan biriydi Dursunali Sarıkoç. Çok sayıda insanda emeği vardı. Öyle olmalı ki, FSK salonuna sığmayacak kadar kalabalık bir insan topluluğu, O’nu anmak için biraraya gelmişti.

Vaktiyle AFSAD’ın Başkanlığını da yaptığı için, doğal olarak anma etkinliklerinde AFSAD’lı bazı arkadaşları da vardı.

FSK’da biraraya gelen dostları, yapıcı-bilge tavırları, yardımseverliği, güvenilirliği, dostça yaklaşımı ve sevecen tutumuyla ilgili güzel sözler söyleyerek andılar O’nu; dostları, ağabeyleri, kardeşleri Dursunali ile birlikte gerçekleştirdikleri fotografik etkinliklerden, dernek ortamından veya başka alanlardan belleklerinde kalan anıları paylaştılar. Çok erken yaşta hayata veda eden dostları Dursunali Sarıkoç usta ile ilgili kalplerinde yeri doldurulamayacak bir boşluğun varlığını hissetmeyen yok gibiydi.

Fotograf Ustaları 2

Ankara dışında, başka illerde yaşayan ve etkinlik akşamı Ankara’da olma olanağı bulunmayan bazı dostlarından video anlatılar rica ettik, anma etkinliğinin ilkinde. Eksik olmasınlar, Prof.Dr. Mehmet Bayhan, Çerkes Karadağ, M.Reşat Sümerkan, Ş.Uğur Okçu, Prof.Dr. Osman Ürper bu amaçla hazırladıkları videoları yolladılar. O duygusal videoları izleyen gözlerin yaşla dolmaması neredeyse mümkün değildi. Salonda koltuk-sandalye kalmadığı için yerlerde oturmak zorunda kalan Sarıkoç’un yakın dostlarında çok geç saatte bile hâlâ yorgunluk belirtisinden eser yoktu. İşte o zaman, merhum ustanın Ankara’daki fotografçılar tarafından hakikaten çok sevildiği kanaati daha da pekişiyordu. İkinci etkinlikte, ustanın en yakın dostlarından Prof.Dr.Adnan Ataç’ın hazırladığı, biri Sarıkoç’un arşivinden usta işi peyzaj ve doğa fotografları, diğeri dostlarının seyahatlerde ve farklı zamanlarda çektiği Dursunali Sarıkoç’un yer aldığı fotograflardan oluşan iki sunumu izlerken kimi insan gözyaşına engel olamadı. Salon gene doluydu, ayakta insanlar vardı. İki yıldır devam eden anma etkinliğinde fotografçı dostları, Dursunali ağabeyleri / kardeşleri / dostları ile ilgili anılarını, O’na dair duygularını ve düşüncelerini paylaştılar.

En nihayet insanız ve böyle zamanlarda elde olmaksızın hüzün çöker üzerimize. Aynı hüznü yaşayan yakın dostlarından Doğanay Sevindik, ustanın sevdiği ve fotograf amaçlı seyahatlerde söylediği neşeli bir müzik parçasını seslendirerek, salona egemen olan hüznün dağılmasını sağladı.          

Malûmları olduğu üzere, insanlar tarım toplumu koşullarında yaşıyorken, küçük köylerde birarada idiler; düğünde ve/ya bayramda olduğu gibi, hastalıkta ve/ya cenazede de dayanışma hali kendiliğinden ortaya çıkıyor, iş-güç söz konusu olduğunda da aynı yaklaşımla imece hayata geçiriliyordu. Kısacası, herkes başkasının derdiyle dertleniyor, neşesiyle neşeleniyordu. Bu vaziyet, endüstri toplumu evresine geçişte, yani kentlere göçün yaşandığı dönemlerde kent varoşları olarak kabul edilen mahallelerde, köylerdeki kadar olmasa da önemli ölçüde devam etti. İlki kırsal kültür, köy kültürü yahut taşra kültürüydü ve genellikle birbirine akraba birkaç geniş aileyi kapsıyordu. İkincisi, mahalle kültürüydü ve her ne kadar gene birbirine akraba aileleri kapsasa da, daha ziyade ülkenin farklı yerlerinden gelen ailelerin birarada olduğu daha geniş alanlardı. Kentlerde nüfusun milyonları geçtiği ve mahallelerin kimsenin kimseyi tanımadığı büyük semtlere dönüştüğü, tarımın makineleştiği ve küçük köylerde neredeyse hiç insan kalmadığı, endüstri toplumunun dördüncü aşamasına geçildiği, yani dijital çağın yaşandığı bu evrede imece kültürü ister istemez yok oldu. Yardımlaşmanın, dayanışmanın, başkasının derdiyle dertlenmenin doğal koşulları, denebilir ki hiç kalmadı.

İşte bu evrede, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının çatısı altında birarada oluş ya da başka bir söyleyişle, dernek kimliğiyle örgütlenmenin sonucunda birarada oluş, çok kıymetli bir olanak olarak daha da önemli hale gelmiştir. Geçen zaman içinde koşulların değişmesi sonucu yitirilen yardımlaşma ve dayanışma gibi insani birtakım etkinlikler, bu kez dernek çatısı altında gerçekleşebilmektedir. Artık bu aşamada iken, akrabalık bağıyla birbirine bağlı kimselerin olması beklenemez. Gene de nesiller boyu aktarılan davranış kalıpları, dernek yönetimlerinin ve üyelerinin son derece doğal şekilde ve kendiliğinden tutumlarında ortaya çıkıyor. Onun bir göstergesi de, dernek ortamlarında yardımlaşma ve dayanışma olgusunun belli ölçülerde hâlâ hayata geçiriliyor olabilmesidir. ‘Anma’ da bu bağlamda son derece önemli bir etkinliktir.

Dernekler, kuruluş amaçlarının gerçekleştirilmesi için birlikte/dayanışarak yola çıkılan yerler olmakla birlikte, tam da dayanışma fikri ve kültürünün bir sonucu olarak aynı zamanda vefa duygusunun yitirilmediği, dostluk kavramının sözden ibaret olmadığı, insanların yalnızlaşmadığı ortamlardır. Her dernek, bir sosyal ortamdır. Kuruluş amaçlarının gerekleri kadar, sosyal birer alan olmalarının da gerekleri vardır.

Anma toplantısında yer alan dostlarının ifadeleri gösterdi ki FSK’da, özellikle Dursunali Sarıkoç’un başkanlığı döneminde yardımlaşma, dayanışma, birbirinin derdiyle dertleşme çok önemsemiş ve gereği olabildiğince yerine getirilmiş. Bu, FSK’ya bırakılmış son derece olumlu bir mirastır.

Dursunali Sarıkoç Onur Plaketi

FSK yönetimi de bu mirası, söylemle değil, eylemle, yani Onursal Başkanı için düzenlediği anma toplantısıyla, O’nun anısına (ilkinde) usta fotografçı Necmettin Külahçı’ya takdim ettiği ‘Dursunali Sarıkoç Onur Plaketi’iyle ve bu etkinliği her yıl tekrar edip gelenekleştirmeyi taahhüt eden Yönetim Kurulu kararıyla, bu itibarla vefa borcunu ödeme gayretiyle içselleştirmiştir.

Küresel salgın koşullarında iken eskiye nazaran daha fazla gereksinim duyduğumuz için vefa’dan, dostluktan, dayanışmadan söz etmek ziyadesiyle anlamlı hale gelmiştir. Sadece söz etmek, sohbete dahil etmek yetmez, samimi şekilde benimseyip içselleştirmek icap eder.  

İçselleştirmenin kişisel göstergesi de, Ankara’da ikamet etmediği halde (Tarsus’ta yaşamaktadır) anma toplantısı için Ankara’ya gelen FSK üyelerinden Mehmet Karaçor’un kaligrafi tekniğiyle hazırlayıp çerçevelediği ve anma günü Sarıkoç ustanın eşine ve çocuklarına armağan ettiği İlter Yeşilay’ın şiiri ile ustanın portresidir.              

Dursunali Sarıkoç’u sevgi ve saygıyla anarken, anma toplantılarında emeği geçen herkese şükran duygularımızı iletiyoruz ve yeri gelmişken, çok sayıda şiiri bestelenerek ülkemizin ünlü müzisyenleri tarafından seslendirilmiş, şair-yazar, bir dönem İLESAM (İlim, Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Genel Başkan Yardımcısı ve (Ocak 2019 itibariyle) Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Komisyonu Başkanı olan İlter Yeşilay’ın, yakın dostu Dursunali Sarıkoç için yazdığı duygu yüklü şiiri aşağıda paylaşmak istiyoruz (**)

Tekin ERTUĞ

(Ocak 2018-Ankara)

DURSUNALİ SARIKOÇ’A

Hava yağmur yer çamur,
Rüzgâr sanki kamçı yüzlerimizde.
Seksen sonrası bir hüzün kalmış,
Umuda küskün gözlerimizde…
Mevsim sonbahar kışa beş var,
Ortada bir soba çıtır çıtır,
Kalede surların içinde hal hatır,
Bir çaycıda oturuyoruz…
Dursunali, Habip, Mehmet ve ben,
İçlerinde en tıfılı sayılıyorum.
Masada koca bir Nikon F2,
Dursun anlattıkça bayılıyorum.
Her şey renksiz, memleket siyah,
Ahvalimiz hayli felaketti,
Bir ışık olmalıydı penceremizde,
Güneş artık bize emanetti.
Tırmandık kalenin burçlarına,
Doğrulttuk Ankara’ya objektifleri,
“Çekin!” diye bağırdı Dursunali,
Önce biz çektik bu şehre ihaneti!
Biraz çocuktuk, biraz genç, çokça olgun,
Ne bıkkındık, ne hırslı ne cüzdanı dolgun,
Devrin namüsait şartlarında solgun,
Yarınlara ışığı taşımaya çalışıyorduk.
Duruşu hüzünlüydü Dursunali’nin,
Her tavrı kendine özgü gibiydi,
Lisan-ı münasipti hayli dilinin,
Sanatı ipekte çözgü gibiydi…
Babaydı yarendi eşti diyardı,
Makinası ona en sadık yardı,
Yüzünde sevgiydi ustalık hakkı,
Kırmazdı kimseyi, üzmez korkardı.
Bak yine memleket ışığa hasret,
Etraf buram buram hüzün kokmakta,
Gel çek halimizi biraz Sarıkoç,
Sanat karanlıktan artık korkmakta.
İnsanı yaşatan eserse eğer,
Uğrunda bir hayat harcanabilir,
Bu nasıl bir aşktır? Nasıl bir heves?
Dursunali’ler çok iyi bilir…
Siz de bilirsiniz ey güneş ehli!
Renkler neyi söyler? Bu dünya ne der?
Fotoğraf sizlere neyi emreder?
Doğada, şehirde, an’da, anıda,
Yazıda, yabanda, suda, havada,
Bir an’ı ölümsüz kılmak adına,
“Çek beni” der zaman, “yaşat beni” der.

İlter YEŞİLAY

Rahat uyu gönlü güzel kendi güzel arkadaşım…

Dursunali Sarıkoç’tan bazı kareler:

(*) Dursunali Sarıkoç (21.09.1951 – 28.08.2016)
(**) İlter Yeşilay, usta fotografçı Zeynel Yeşilay’ın eşidir.

NOT: Yukarıdaki yazı 2019’un başında kaleme alınmış, yayınlanmış olmakla birlikte, yeniden (Aralık 2020) düzenlenmiş, güncellenmiştir. 

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
4 Yorum
Beğenilenler
En yeniler Eskiler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Zeynel Yeşilay
Zeynel Yeşilay
3 ay önce
Zeynel Yeşilay
Zeynel Yeşilay
3 ay önce

1980 li yıllatfan tanıdığım güzel dostumuzu rahmet ve özlemle anıyorum.

Ferhat Can SARIKOÇ
Ferhat Can SARIKOÇ
3 ay önce

Değerli Tekin Ertuğ hocam, gönlünüze ve kaleminize sağlık. Rahmetli babam nurlar içinde yatsın, siz can dostlarına onu yaşattığınız için sonsuz teşekkürler.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
3 ay önce
Makale Değerlendirme :
     

Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun.

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı ve edebiyat dünyasına yakın durdu. Gençlik yıllarının olgun sayılabilecek 5-6 yıllık bir döneminde ise amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi.Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotoğraf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Yaptığı atölyeler daha çok “Kuram” ve “Kurgu” öncelikli atölye çalışmalarıdır. Atölye çalışmalarının sonuçları gösteri, söyleşi ve seminer olarak çeşitli platformlarda paylaşıldı.Bu süreç içinde kaleme aldığı yazılar basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotoğraf dergilerinde yayınlandı. İlerleyen zamanda kitap çalışmalarına yöneldi. Şu ana kadar basılan kitapları: Sanat yazılarından oluşan 4 cilt “Fotograf Sanatı Üzerine”, Röportaj-Anı ve Biyografi yazılarından oluşan 10 cilt “Fotoğraf Ustaları” (Masters of Photography) ve 16 cilt “Işıkla Resmedenler” (Photographers), (Ressam Hikmet Çetinkaya'nın Biyografisi) “Kan Çiçekleri” ve en son ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi olan “Sicim” isimli eser.Hazırladığı biyografik/otobiyografik metinlerin yanısıra fotograf, sinema, edebiyat ve müziğe dair metinler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Manşet

Fujifilm X-T200 ve X-E3 karşılaştırması

Fujifilm X-T200 ve X-E3 detaylı karşılaştırması

Fujifilm X-T200 modeline bakıp X-E3 ile karşılaştırıyoruz

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus, otomatik netleme işlevini deklanşör düğmesinden alıp kameranın arkasındaki başka bir düğmeye atama işlemidir. Bu yazıyı okuduktan sonra kameranızı daha çok seveceksiniz ve fotoğraf çekmekten çok daha fazla zevk alacaksınız, iddia ediyorum.

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
4
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x