Ana Sayfa BLOG Bir Tutam Selanik Toprağı

Bir Tutam Selanik Toprağı

-

Büyük Önder Atatürk’ün anılarında sürgüne gönderildiği Trablus’u anlattığı bir bölüm var. Bunu daha sonra “Veda” filminde de izlemiştim. Mustafa Kemal, Trablus’da iken bir kere gizlice Selanik’e gelir. Uzun bir süre kalır ve gider. Bir daha Selanik’e hiçbir şekilde gidemez. İzlediğimde kendime dedim ki; “Oğlum ilk Selanik seyahatinde Atatürk’ün evinden toprak alıyor ve Anıtkabir’e getiriyorsun!”…

2010 yılında geleneksel Kavala-Selanik gezimizde bu görevi yerine getirmeye hazırdım. Bir gün önce ziyaret ettiğim Atatürk’ün doğduğu ev de ortamı dikkatlice izlemiş ve kendime göre uygulanabilecek bir plan yapmıştım. Ve tabii yakalanırsam ne olacağı hakkında hiçbir şey düşünmüyordum.

Sabah otelde kahvaltıdan bir adet tatlı kaşığını cebime attım. Diğer cebimde de bir ufak naylon poşet, eşime, “Hadi gidiyoruz, görev vakti geldi” dedim. Gül “Bak yakalanırsan kalırız buralarda hapse gireriz” dedi. “Ne var zaten Selanik, Kavala senin aile memleketin değil mi bahane olur işte” diyerek gülüştük, çıktık yola. Pasaportların incelenmesinden sonra bahçeye girdik. Bahçıvan da toprağı eşelemiş, bahçede nispeten kuytu bir köşeyi -kendime göre gözüme kestirmiştim. Hemen eğilirsin şöyle bir derinden (bu da psikolojik bir şey herhalde, sanki toprağı derinden alırsam Mustafa Kemal’in zamanından almışım gibi olacak diye hissettim) üç kaşık toprağı torbaya, torbayı da cebime attım. İşlem tamam. Üç dakka beş dakka yanıma da kimse gelmeyince ben mutluluktan ölecem.

İster çocukluk deyin, ister saçmalık, isterseniz çılgınlık deyin. Yaptım bunu. Bitti mi? Biter mi hiç. Evi gezerken de getirdiğim Türk Liralarını, Yirmi Beş, Elli Kuruşları, Bir Liraları evin koltuklarının ve kanepelerin kuytularına, Atatürk’ün sergilenen giysilerinin ceplerine yerleştirdim durdum. Yanlış mı yaptım? Atatürk’ün evi değil mi? bir şekilde orada olması gerekmiyor mu? En azından ben bir kere daha sembolik olarak sevgili Atatürk’ümü Selanik’e getirmiştim.

Yunanistan seyahatinden dönünce Ankara fırsatının çıkması için yaklaşık bir sene bekledim. Hani şu kendime yazdığım görevin diğer yarısı. Gül’ü TÜBİTAK Bilim Kurulundaki toplantısı için çağrı gelince ben de takıldım doğal olarak. Gül’ü TÜBİTAK’a bıraktıktan sonra ver elini Anıtkabir. Yürüyüşüm boyunca nasıl ve ne yapacağım aklımda döndü durdu. Neyse. Önce dua faslı arkasından etrafı kolaçan ettim, kim ne yapar nerde durur, ben bu toprağı nereye koyabilirim diye. Tam çelenk konulan yerin yanında bir nöbetçi vardı. Yaklaştım sordum;
– Selanik’teki Atatürk’ün evinden biraz toprak getirdim. Bunu koyabileceğim bir yer var mı?
Mehmetçiğin şaşkın bakışları arasında bir daha anlatmak zorunda kaldım. Haklı olarak anlamamıştı. Adamın biri geliyor ve “Selanik’ten Atatürk’ün evinden biraz toprak getirdim” nereye koyabilirim diye soruyor. Ha bu arada yanımda bir grup ilkokul öğrencisi de öğretmenleriyle birlikte bu konuşmayı dikkatle dinliyormuş. Asker, “- Bir dakika sorayım…” diyerek hızla uzaklaştı. Muhtemelen komutanına “Burada bir deli var Selanik’ten toprak getirdim deyip duruyor” demiştir. Tabii bu arada içimde “Buna izin vermezler” diye ciddi bir kuşku oluştu. Beni mezarı olduğu odaya alacak halleri yok ya. Aslında bunun için de çaba sarf etmiştim. Devlette (Ankara Bakanlıkların birinde) çalışan bir arkadaşım vasıtası ile Antıkabir’in birlik komutanına ulaştım, ancak olmadı. Ben, nöbetçi yokken cebimden torbayı çıkardım ve mozolenin önündeki çelenk yerine toprağı dökmeye başladım. Bir taraftan da kendi kendime söyleniyordum,

“- Atam, kusura bakma. Ancak böyle yapabildim. Biliyorum temizlik yapınca bu toprak gidecek ama hiç değilse ben dediğimi yaptım. Sana evinin toprağından bir tutam getirdim. Huzur içinde uyu.”

Bu arada öğrenciler ve öğretmeni gelmiş hep beraber şaşkınlıkla beni izleyip dinleyip dururlarmış. Bu sefer döndüm öğretmene izah ettim ne yaptığımı. Allahtan şikâyette bulunmadı. Sonrasında müzeyi gezdim, Nutuk’u dinledim ve o devletteki arkadaşı ziyarete gittim. Anlattım ne yaptığımı.
“- Oğlum normal değilsin sen” dedi.
“- Evet, galiba haklısın”

İşte böyle bir hikâye yaşadım…

Çınar ağacı: bu ağacı okşadım. Aklımdan geçen Mustafa Kemal’in bu ağaca dokunduğu ya da tırmandığıydı. Evinin dibinde olduğu için tırmanmayı denemedim.

Ancak hemen karşı köşesinde yer alan, kuruluşu 1890’li yıllara uzanan kahvede oturup şekersiz bir Türk kahvesi içtik. Bir çok başka yerde “Türk kahvesi” söylemiyle istediğimizde “Greek coffee” diye düzelten kahvecilerden farklı olarak bu kahvede “Turkish coffee without sugar” talebimiz kahvecinin hafif bir gülümsemesi ve yine başını hafifçe öne eğerek onaylamasının arkasında servis edildi.

Atatürk - Bir Tutam Selanik Toprağı
Çınar ağacı

Evin içinden ve dışından diğer fotoğraflar:

Bir Tutam Selanik Toprağı

Bir Tutam Selanik Toprağı

Bir Tutam Selanik Toprağı

Bir Tutam Selanik Toprağı

Bir Tutam Selanik Toprağı

Bir Tutam Selanik Toprağı

Saygıyla, minnetle ve özlemle …

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Levent
Ziyaretçi
Levent

Muhtesem olmus ustadim.Hem makale icin hem yaptiklariniz icin tesekkur ederim..Hicbir sekilde odenmez ama keske en azindan borcumuzun milyonda birini odeyebilecegimiz bir firsatta bize nasip olur ins.Atamizi saygi sevgi ve buyuk br ozlem ile aniyoruz.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

0038 Atilla, Okyar Atilla. Görev tamam.
Hocam duygulandırdınız bizi. Tebrik ederim.

Turgay Seven
Ziyaretçi
Turgay Seven

Toprağı almak çok zor olsa gerek. O heyecanınızı anlayabiliyorum. Ancak Anıtkabir’de çok daha rahat olmalıydınız. Biz Atatürk adına size teşekkür ediyoruz. Emeğinize sağlık.

Manşet

Uzun Pozlama Teknikleri ve ND Filtre kullanım ipuçları

Uzun Pozlama Teknikleri ve ND Filtre kullanım ipuçları

21
Bana, fotoğrafçılık türleri arasında en önemli gördüğün üç tanesini say deseniz, uzun pozlamayı ilk sıraya koyarım. İyi bir teknikle, kusursuz çekilmiş bir uzun pozlama elde etmek, hemen hemen tüm fotoğrafçılık disiplinlerine hakim olmayı gerektirir. Bilmediklerimizi ise hızlıca ve uygulamalı öğrenmemize katkı sağlar.

Uzun pozlama fotoğrafçılığı, her gün fotoğrafladığınız dünyaya yeni bir gözle bakmanın harika bir yoludur. Fotoğraflarda, normal bir fotoğrafta mümkün olmayan hareket ve gizem duygusu yaratır.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Kamusal alanda fotoğraf görgü kuralları

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

34
Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

10
Diyafram nedir?Objektiflerin önüne monte edilmiş, fotoğrafını çekeceğiniz objeden yansıyan ışınların, aynanın veya algılayıcının üzerine ne yoğunlukta düşeceğini belirleyen...

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.