17 Temmuz 2019 - Çarşamba

Fotoğraf çekerken haklarımızı, yükümlülüklerimizi ne kadar biliyoruz? – Bölüm 2

_

Fotoğraf çekerken haklarımızı, yükümlülüklerimizi ne kadar biliyoruz nelere dikkat ediyoruz ya da yasal olarak neleri ihlal ediyoruz? Tüm bu sorulara cevap bulabilmek adına geçtiğimiz ay Yargıtay kararlarını incelediğimiz biz yazı dizisi başlatmıştım. Şimdi yeni bir Yargıtay kararını gelin birlikte inceleyelim.

Yargıtay kararında öncelikle davacının talepleri, ardından ihlalde bulunduğunu iddia ettiğimiz kişinin savunmaları ve ilk mahkemenin kararı bulunmaktadır. Mahkeme kararının ardından taraflardan birinin itirazları üzerine gidilen Yargıtay’ın nihai kararı bulunmaktadır. Yargıtay mahkeme üyelerinin arasında bir fikir ayrılığı olması halinde üyelerden bir kimse karşı oy vererek fikirlerini paylaşmaktadır.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2016/2836
Karar Numarası: 2017/4898
Karar Tarihi: 02.10.2017

Davacı vekili, müvekkilinin İngilizce dilinde hazırladığı “… City Of The Sultans” adlı eserde …’un tüm tarihi, görsel dokusunu fotoğraflarla, gravürlerle anlattığını, yanına gerekli açıklamaları yaptığını, bu eserdeki fotoğraflardan 4 adedinin davalı … tarafından hazırlanıp diğer davalılar tarafından çoğaltılan ve satışa arz edilen “Boğaziçi Kendini Anlatıyor” adlı kitapta izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin yer aldığını, fotoğrafların davalılar tarafından kendi eserleriymiş gibi kullanıldığını, müvekkilin çoğaltma, yayma, umuma arz haklarının, ayrıca fotoğrafların boyutlarının değiştirilmesi ve bütünlüğünün bozulması suretiyle de manevi haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek tecavüzün ref’ini, FSEK’in 68 ve 70. maddeleri uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar Galata Müzik Üretim Yay. İlet. Sis. Dağ. Haz. Tic. Ltd. Şti, … ve … vekili, şirketin ortakları olan gerçek kişi müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirketin davalı … ile imzaladığı eser sipariş sözleşmesi uyarınca dava konusu eserdeki fotoğrafların diğer davalıya ait arşivden ve anonim fotoğraflardan alındığını, davaya konu fotoğrafların 1835-1900 yılları arasında çekildiğini, anonim ve kültürel miras haline gelmiş bu fotoğrafların kimin tarafından çekildiğinin bilinemediğini, kartpostal niteliği taşıdıklarını, davacının söz konusu fotoğraflarda eser sahibi olmadığını, fotoğrafların eser niteliğini dahi taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı …, söz konusu her iki kitaptaki bir kaç resmin birbirine benzemesinin her yerde satılan kartpostallardan kaynaklandığını, iddiaları kabul etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yanın “Boğaziçi Kendini Anlatıyor” isimli eserinde kullanılan ve davacının hak iddia ettiği davaya konu 4 adet fotoğrafın, davacının işleme eser niteliğindeki eserinden kullanıldığının kanıtlanamadığı, davalının bu fotoğrafları orijinal kartpostallar veya kopya kartpostallardan temin etmiş olabileceği gibi, başka bir yayından kullanmış olmasının da mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı tarafından meydana getirilen “… City Of The Sultans” adlı kitaptaki fotoğraflardan bazılarının davalı … tarafından hazırlanıp davalı şirket tarafından yayınlanan “Boğaziçi Kendini Anlatıyor” isimli kitapta izinsiz olarak kullanıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının “Boğaziçi Kendini Anlatıyor” isimli kitabında kullanılan fotoğrafların davacının eseri olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin 18.02.2011 tarihli kararı davacı vekili, davalı şirket vekili ve davalı … vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 17.09.2013 tarih ve 2011/13392- 2013/15923 E.K. sayılı kararı ile “davalı … tarafından hazırlanıp davalı şirketçe basılıp, çoğaltılan “Boğaziçi Kendini Anlatıyor” adlı kitapta davacı tarafından meydana getirilip piyasaya arz edilen “… City Of The Sultans” isimli kitaptaki dava konusu fotoğrafların aynen alınarak kullanıldığının bilirkişi raporu ile belirlendiği, bu saptama karşısında, fiziki mülkiyeti davacıya ait olan ve yine davacı tarafından meydana getirilen anılan kitapta da aynen kullanılan dava konusu fotoğrafların davacının izni olmaksızın davalı tarafça çoğaltıldığının kabulünün gerektiği, davalının yalnızca kartpostal mahiyetindeki fotoğrafları davacının hazırladığı kitaptan alarak izinsiz kullandığı, davalı … ve davalı şirketin eyleminin 5846 sayılı Kanun’un haksız rekabet başlığı altında düzenlenen 84. maddesi kapsamında kaldığı” gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece bozma kararına uyulmakla davacı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu itibarla, Dairemizce yapılan nitelendirme uyarınca davalı …’in murisi … ve davalı şirketin eyleminin 5846 sayılı Kanunun 84. madde kapsamında kaldığı gözetilip bu kapsamda değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davacının müktesep hakkını ihlal eder tarzda yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

İNCELEME : …..City Of The Sultans kitabının yazarı, kitabın içinde bulunan ve kendisi tarafından işleme eser* olarak oluşturulmuş 4 adet fotoğrafın başka bir yazar tarafından başka bir kitapta kullanıldığını iddia ederek yapılan tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Dava hem yazara karşı hem de kitabı yayınlayan basım şirketine karşı açılmıştır. Her iki davalı taraf da davaya konu fotoğrafların 1835-1900 yılları arasında çekildiğini, anonim ve kültürel miras haline gelmiş bu fotoğrafların kimin tarafından çekildiğinin bilinemediğini, kartpostal niteliği taşıdıklarını, davacının söz konusu fotoğraflarda eser sahibi olmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmişlerdir. Yapılan yargılama sonucunda Yerel mahkeme ( ilk derece mahkemesi ) bahse konu 4 adet fotoğrafın davacının kitabından alındığının kanıtlanamadığı, karpostallardan kullanılmış olabileceği ya da başka bir yayından alınmış olabileceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Taraflarca Yargıtay yoluna başvurularak yapılan incelemede kitaptaki dava konusu fotoğrafların aynen alınarak kullanıldığının bilirkişi raporu ile belirlendiğine vurgu yapılmıştır. Aslında görülüyor ki yerel mahkeme tarafından alanında uzman bir bilirkişi raporu tarafından resimler arasında inceleme yaptırılmış ve fotoğrafların davacıya ait olduğu belirlenmiştir. Buna rağmen mahkeme kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Nihayet Yargıtay, izinsiz kullanılan fotoğrafların Kanun 84. Maddesi*  anlamında bir haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddini hatalı bulmuştur. Burada Yargıtay, kararın hatalı olduğunu söylemekle yetinip,  inceleme yapmak üzere dosyayı yeniden ilk derece mahkemesine geri göndermektedir. İlk derece mahkemesinin nasıl bir karar verip ne kadar tazminata hükmettiğini bu karardan göremiyoruz.

Burada dikkat çekmek istediğim nokta; aslında bilirkişinin ve bilirkişi raporunun ne kadar önem arz ettiği, buna rağmen mahkemelerin bilirkişi raporunun aksine karar verebilme ihtimallerinin olduğunu gözler önüne sermektir. Hakimlerin fotoğrafçılık alanında uzman bilgi sahibi olması beklenemez. Bu nedenle dosyayı incelerken/karar verirken bu alanda uzmanlaşmış kişilerden (bilirkişilerden) seçim yapılır. Hakim, bilirkişi raporunu inandırıcı bulmaz veya yeterli görmez ise yeni bir bilirkişiye dosyayı gönderebilir. Oysa burada ilk derece mahkemesi bilirkişi raporunda eserin davacıya ait olduğu tespit edilmesine rağmen karar verirken bilirkişi raporunu dikkate almamıştır. Mahkeme, dosyayı ikinci bir bilirkişiye de göndermemiştir. Önemle belirtmek istiyorum ki; bilirkişinin vermiş olduğu rapor yeterli değilse veya hakimin yeterli olmadığını düşündüğü kanaatindeyseniz mutlaka itiraz ediniz ve yeni bir bilirkişiden ayrıntılı bir rapor alınmasını isteyiniz. Eğer ki karar burada olduğu gibi aleyhinize gelmişse Yargıtay yoluna mutlaka gidiniz. Yargıtay yapmış olduğu inceleme ile davanın tüm seyrini değiştirmiştir.

* 5846 sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1/B-c bendi gereğince ; “İşleme eser, diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsullerini ifade eder.”

* 5846 sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu Madde 84 – “Bir işareti, resim veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3 üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Tecavüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete mütaallik hükümler uygulanır. Eser mahiyetinde olmayan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tespit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır.”

Yakında sizlerle paylaşacağım diğer yazılarım yayınlandığında ilk siz haberdar olmak isterseniz, aşağıdaki bölüme e-posta adresini yazıp “Abone Ol” linkine tıklamanız yeterli.

Av. Fulden ELVERİR

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Elif Hatice
Ziyaretçi
Elif Hatice

Fulden hanım merhaba
Bu paylaşımlarınız çok değerli bizim için.
Çok güzel ip uçları veriyorsunuz
Teşekkürler

Burhan
Ziyaretçi
Burhan

aydinlatici bilgiler icin tesekkurler.. bunlari bilerek fotograf cekmek ayricalik bizler icin…
emeklerinize saglik

Kerim
Ziyaretçi
Kerim

Çok faydalı bilgiler.
Teşekkürler

Muammer K.Ç.
Ziyaretçi
Muammer K.Ç.

Ben hakimin yerinde olsaydım kartpostaldan çekilmiş fotoğrafı yayınladığı için davalı kişiye ceza vermezdim. Evet sonuçta fotoğraf onu kartpostaldan çekenin yani davacınındır ama davalı kartpostaldaki anonim görüntüyü yayınlamak istemiş. Eğer davacı fotoğrafında özel bir teknik vs kullanıp kartpostal fotoğrafına başka bir özellik katmış olsaydı haklı olabilirdi. Gereksiz ego yapmış bence.

Fulden Elverir
Ziyaretçi

Muammer bey merhabalar,
Haklısınız ki davacı zaten kartpostala özel bir teknik kullanıp fotoğrafa kendisine has bir özellik katmış, biz buna hukukta işleme eser diyoruz. Davalı da doğrudan bu işleme eseri kullanmış, kullandığı bilirkişi raporu ile de ispat edilince tazminata hükmedilmesi uygun gözüküyor.

Muammer K.Ç.
Ziyaretçi
Muammer K.Ç.

O zaman durum değişir tabii. İşlenmiş eser kullanmış.
Cevap için teşekkürler

Yasemin
Ziyaretçi
Yasemin

Fulden hanım merhaba
Bu güzel ve önemli bilgilendirmeleriniz için çok teşekkür ederiz.
Bir soru: bu durum gelişmiş bir avrupa ülkesinde gerçekleşirse nasıl bir karar çıkar. Bizimle paylaşırsanız çok memnun olurum.
Saygılarımla

Fulden Elverir
Ziyaretçi

Yasemin hanım merhaba,
Öncelikle ben teşekkür ediyorum, sorunuza gelince ; Kara Avrupa’sı hukuk sisteminde böyle bir dava ile karşı karşıya gelindiğinde hakim muhtemelen alanında uzman olmadığı konuda bir değil birden fazla bilirkişi raporu aldırarak fotoğrafın gerçekte davacıya ait olup olmadığını teyit ettirecekti, kendisinin de kanaatinin oluşmasıyla birlikte davanın kabulü kararını verecek, böylelikle temyizde beklenilen süreler ile daha fazla hak kaybı yaşanmayacaktı diye düşünüyorum. Kaldı ki Kara Avrupa’sı hukuk sisteminde Temyiz süreleri de bizim sistemimizde olduğu kadar uzun soluklu değildir. Kısacası adaletin daha hızlı sonuç vereceğini düşünüyorum.

Türk hukuk sisteminde verilen bu örnek karar davacı açısından olumlu ve emsal teşkil edecek bir karar, sadece bu örnekte Yargıtay olmasaydı veya itiraz edilmeseydi çok büyük bir hak kaybı yaşanacağı su götürmez bir gerçektir.

Yasemin
Ziyaretçi
Yasemin

Yanıtınız için teşekkürler Fulden hanım

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Bütün bu uzun mahkeme ifadelerinden anladığım kullanılan fotoğrafların “City of Sultans” kitabından kopyalandığı tespit ediliyor. Eğer davalı hakime elinde bu fotoğrafların olduğu dört adet kartpostalla gitseydi sorun olmayacaktı. Ama bu seferde kartpostaldaki görüntüyü izinsiz kullanma söz konusu olacaktı. Yanılmıyorsam kartpostalların arkasında karınca duası gibi kopyalanmasını ve çoğaltılmasını engelleyen bir ifade (hala var mı bilmiyorum) vardır. Bence burada hakim fotoğraflara değil de benzer bir yayın ortaya çıkmasının haksız rekabet oluşturduğundan hareket etmesi gerekirdi. Zaten yargıtay da bunu esas alıyor ve doğru yapıyor. Öyle veya böyle ortaya kolayca bir kopya yayın çıkmıştır. Bence davacı da davayı yanlış açmıştır. iki kitap arasında daha başka da benzerlikler bularak davayı haksız rekabetten açabilirdi. benim düşüncem ilk mahkeme de Yargıtay mütalaasına uygun bir karar almıştır. Elinize sağlık. Düşündürücü ve bilgilendirici bir yazı. Üzerinde durmadığımız önemli bir konu.

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Okyar bey Merhabalar,
Evet yorumlarınız çok doğru. Kesinlikle Yargıtay bu konuda doğru bir inceleme yaparak kopya yayını tespit etmiş ve haksız rekabeti ortaya koymuştur. İlk derece mahkemesi de Yargıtayın kararına uyarak davayı kabul etmiş ve tazminata hükmetmiştir. Tazminat miktarı hakkında bir fikrimiz olmasa da hakkın yerini bulduğunu söylemek mümkün.

Ben teşekkür ederim. Önümüzdeki günlerde farklı Yargıtay kararları ile bambaşka konulara değineceğiz.
Saygılarımla.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Bilgilendirme ve yazınız için çok teşekkür ederiz Fulden Hanım. Yazılarınızın devamını bekliyoruz.
Birşey sormak istiyorum. Bir eser kaç yıl sonra anonim yada kültürel miras haline geliyor acaba, eser sahibinin bu süreyi belirleme yada tamamen iptal etme hakkı var mı ?
Teşekkür ederim.

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Öner bey Merhabalar,
Koruma süresi, eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıldır.
Eser sahibi tüzel kişiyse, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır. Sahibinin ölümünden sonra alenîleşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.
Eser sahibi belli değilse, koruma süresi eserin alenîyet kazanmasından itibaren 70 yıldır.
Koruma süresi eser alenîleşmediği sürece işlemeye başlamaz.
Koruma sürelerinin dolmasıyla birlikte eser sahibine tanınan mali haklar sona erer. Bu sebeple koruma süresi dolmuş eserler, eser sahibinden izin alınmaksızın serbestçe kullanılabilir.
Saygılarımla

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Fulden Hanım merhaba, eser sahibi öldükten sonra eserleri bir varise, bir tüzel kişiliğe ya da vakfa geçmişse de bu aleniyet süresi başlar mı? Ya da aleniyet süresi başladıktan bir süre sonra eser sahibinin bir varisi ortaya çıktı ve “eserler bana ait” dedi. Bunları yazınca anlıyorum ki iş çok karmaşık. Basit bir çözümü ve açıklaması da yok. Değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler.

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Okyar Bey Merhabalar,

Bahsi geçen konu kesinlikle hukukun bir dalı bu yüzden kısa cevaplar vermek yeterli olmayacaktır. Ancak şunu söylemek isterim ki eser sahibi öldükten sonra mali haklar mirasçılara geçer ancak manevi haklar intikal etmez. Bu konu ile ilgili bir Yargıtay kararı incelemesi yapalım ki konuyu daha da netleştirebiliriz diye düşünüyorum.
Saygılar

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Çok teşekkür ederim cevabınız için.

Önder Köktürk
Ziyaretçi
Önder Köktürk

Fulden hn teşekkürler,
fakat “İlk derece mahkemesinin nasıl bir karar verip ne kadar tazminata hükmettiğini bu karardan göremiyoruz.” yerine kararın ne yönde düzeltildiği veya sonucun ne olduğunu anlayabilsek iyi olacaktı. bu hali ile konu fotograftan öte bilirkişi raporunu dikkate almayan yada farklı sebeplerle hatalı bir yargı kararı veren mahkemenin yargıtay dan geri döndüğü hissi oldu bende.
saygılar

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Önder bey merhabalar,

Yargıtay kararlarında ilk derece mahkemesinin hangi mahkeme olduğu ve esas numaralarını bizlere vermeden sunulmaktadır. Bu yüzden ilk derece mahkemesinin sonucunun da ne olduğunu hiçbir zaman görememekteyiz. Ancak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu dosyada ilk derece mahkemesi Yargıtayın aksine bir karar vermiş olsaydı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olan bir üst mercide inceleme yapılırdı ve bu bilgi bize kararda verilirdi. Dolayısıyla yerel mahkemenin Yargıtay kararından sonra davayı kabul ettiği ve tazminata hükmettiğini söylemek mümkün. Sadece ne kadar tazminata hükmettiğini göremiyoruz.
Saygılar.

Önder Köktürk
Ziyaretçi
Önder Köktürk

teşekkürler

Bu makaleyi paylaş

Av. Fulden Elverirhttp://www.elverirhukuk.com.tr
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, İzmir’de Elverir Hukuk & Danışmanlık Bürosunun kurucusu. Zorlu ve stresli meslek hayatının yanında AIESEC, YGA, TEDX, ELSA gibi kuruluşlarda da üyeliğini yürüterek kendisine sosyal bir alan yaratmaya çalışıyor. İzmir Barosu Kadın Hakları Hukuk ve Araştırma Merkezinin aktif üyesi ve aynı zamanda yerel bir gazetede hukuk alanında konuk köşe yazarlığı da yapıyor. Noterlik ve Uzlaştırmacı unvanlarına hak kazandı. Çocukluğundan bu yana yağlı boya resim ile ilgileniyor. Folklorik danslar ve latin danslara da olan merakı nedeniyle bu alanlarda da amatör şekilde uğraşısını devam ettiriyor. Üniversitede okuduğu dönemde Fotoğrafçılık Topluğuna üye olarak ilk defa fotoğraf ile tanıştı, fotoğraf çekmeye olan merakının artmasıyla en son Yönetim Kurulunda da görev aldı.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel kameralı telefonlardan...
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Canon EOS R Ayarları ve Faydalı İpuçları

Canon EOS R Ayarları ve Faydalı İpuçları

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

Pozlama Ölçüm Modları

Pozlama Ölçüm Modları