Gelin ve Damatların Fotoğrafçıları ile yapacağı sözleşmelerin önemi

“Düğün tarihinde çekilen fotoğraf ve videoların yüklenici fotoğrafçı tarafından teknik aksaklıklar sebebiyle silinmesi/yanması vs gibi olumsuz durumlar yaşanması nedeniyle iş sahibine teslim edilememesi halinde düğün gününün yeniden telafisi mümkün olamayacağından yüklenici fotoğrafçı, müşteri iş sahibine hizmet bedelinin ...... katı tutarında cezai bedel ödemekle yükümlüdür.”

_

Bugün sizlere düğün sezonu yaklaşırken gelin ve damatların fotoğrafçıları ile yapacağı sözleşmelerde dikkat edilmesi gereken konulara bir Yargıtay kararı üzerinden örneklendirerek değinmek istiyorum. Biliyorum blogumuzu sadece profesyonel fotoğrafçılar değil, ilgi duyan herkes okumakta ve geri dönüşler sağlamaktadır. Bu nedenle bu yazımızın hem hizmeti alan kişilere hem de hizmeti veren fotoğrafçılara adalet sisteminin bakış açısına örnek olacağını düşünüyorum.

Yakın zamanda yapmış olduğum fotoğrafçılık sözleşmesinden bir maddeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Örnek Yargıtay kararında olduğu gibi olumsuz bir durum ile karşılaşılmaması için sözleşme maddenizi daha sağlam güvenilir hale getirebilirsiniz.

“Düğün tarihinde çekilen fotoğraf ve videoların yüklenici fotoğrafçı tarafından teknik aksaklıklar sebebiyle silinmesi/yanması vs gibi olumsuz durumlar yaşanması nedeniyle iş sahibine teslim edilememesi halinde düğün gününün yeniden telafisi mümkün olamayacağından yüklenici fotoğrafçı, müşteri iş sahibine hizmet bedelinin …… katı tutarında cezai bedel ödemekle yükümlüdür.”

YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2017/691
Karar Numarası: 2019/418
Karar Tarihi: 04.02.2019

Dava, düğün merasimi esnasında gerçekleştirilen ayıplı video çekimi nedeniyle uğranılan manevi zararın tahsili istemiyle açılmış olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm davacılar vekilince temyiz olunmuştur.

Davacılar vekili; davacılar… ve …’nın 08.06.2013 tarihinde gerçekleşecek düğün merasimi için davacı … ve davalı … Ziyafet ve Balo Salonları arasında kamera paket dahil (15.600TL+500 kamera) toplam 16.100,00 TL bedelli organizasyon sözleşmesi imzalandığını, sözleşme bedelinin ödendiğini, ancak düğün salonu ve diğer davalı fotoğrafçı S. Fotoğrafçılığın düğünün videosunu ya hiç çekmeyerek ya da çektikten sonra kaybederek kendilerine teslim etmediklerini belirterek tekrar yaşanması mümkün olmayan bu özel günün kaydedilememesi nedeniyle duyulan üzüntünün yol açtığı manevi zarara karşılık davacılardan … için 20.000,00 TL, … için 40.000,00 TL, … için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın 08.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme tarafından davacı … için 2.000,00 TL, davacı … için 2.000,00 TL ve davacı … için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Davalıların sözleşmeye aykırı olarak, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek düğünün görüntülerinin kaydını sağlayamadıkları sabittir. Nikah, düğün gibi özel öneme sahip, insan hayatında genellikle bir kez yaşanan telafisi mümkün olmayan, önemli günlerin belgelenememiş olmasının, gelin, damat ve yakınları için yaşam boyu üzüntü kaynağı olacağı tartışmasızdır. Bu gibi günlerin yaratacağı anılar, kişiliğe bağlı olup, kişisel hak, maddi ve manevi çıkar sağlarlar.

Bu gibi sözleşmeye aykırı davranışların niteliği, özel hal ve şartları nedeniyle TBK’nın 49. maddesinde düzenlenen haksız fiile dönüştüğü, davacıların kişilik haklarının MK’nın 24. maddesi ve TBK 58. maddeleri anlamında zedelendiği mahkemenin de kabulündedir. Bu yasal düzenlemelere göre kişisel hakları haksız tecavüze uğrayan (haleldar olan) kimse uygun ölçüde manevi tazminat isteyebilir.

Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.

Dava konusu olayın gelişimi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir olunan 2.000,00 TL, 2.000,00 TL ve 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL manevi tazminat miktarı azdır. Daha yüksek bir manevi tazminat takdiri gerekir. Öte yandan davacıların manevi tazminata ilişkin yasal faiz talebi de bulunmaktadır. Bu durumda dava tarihi itibariyle işlemeye başlayacak yasal faize de hükmedilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine karar verilmiştir.

İNCELEME : Davacılar gelin ve damat, davalı fotoğrafçılardan toplamda 100.000 TL manevi tazminat istemiş ancak yerel mahkeme 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Ancak Yargıtay yerel mahkemenin verdiği tazminatı az bulmuş ve daha yüksek bir tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde hüküm kurmuştur. Gerekçesi ise insan hayatında genellikle bir kez yaşanan telafisi mümkün olmayan, önemli günlerin belgelenememiş olmasının, gelin, damat ve yakınları için yaşam boyu üzüntü kaynağı olacağından 5.000 TL’nin az olduğunu ve daha yüksek bir tazminata hükmedilmesi gerektiğidir.

Sizce burada taraflar arasında hali hazırda bir sözleşme olsaydı doğrudan o maddedeki bedel doğrultusunda bir tazminat talep edilebilir miydi? Gelin ve damadın talep ettiği 100.000 TL manevi tazminatın sınırı çok mu yüksek ? Yerel mahkemenin verdiği 5.000 TL gönülleri ferahlatan bir bedel mi?

Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı,
diğer taraf için de yıkım olmamalıdır !

Manevi zarar, maddi zarar gibi hesaplanamaz. Çünkü kesin hesap unsurları yoktur. Kişi varlığının haksız ve hukuka aykırı eylemden etkilenme derecesini saptamak olanaksızdır. Ayrıca etkilenme derecesi kişiden kişiye değişir. Kimi çok etkilenir, kimi az. Ama kimse ne derece etkilendiğini (ne kadar üzüldüğünü, acı çektiğini) kanıtlayamaz. Bu konuda tanık da dinlenemez. Dinlense de inandırıcı olmaz ve tanık sözlerine dayanılarak yeterli sayılabilecek bir manevi tazminat tutarı belirlenmesi de olanaksızdır.

Kimilerine göre, manevi tazminat, acı ve üzüntüyü giderme ve öfkeyi yatıştırma parasıdır. Zarar görene manevi tazminat adı altında ödenecek bir miktar para, belirli bir oranda da olsa onun acı ve üzüntülerini azaltıp dindirecek, huzur ve rahatlama duygusu yaratacaktır. Her ne kadar, kişi varlığındaki eksilmenin para ile ölçülmesi olanaksız ise de, eksiltilen veya yok edilen değerin yerine yeni bir değer konularak kişi varlığındaki azalma, onun malvarlığı çoğaltılarak ve zarar verenin malvarlığı eksiltilerek bir denge sağlanmış olacaktır. Yargıtay 22.06.1966 gün 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen ve Yargıtay’ın çoğu kararlarında yinelenen bu görüş (acı ve üzüntüyü giderme, bir huzur ve tatmin duygusu yaratma görüşü), yukarda da belirttiğimiz gibi, eski çağların öç almayı önlemek ve toplum barışını sağlamak için konulan kısas (göze göz, dişe diş) kuralını ve kısasın yerini alan “diyet” uygulamasını çağrıştırmaktadır. Belirsizlik ve ölçüsüzlük, diyetin gerisinde kalmaktadır. Ayrıca, İçtihadı Birleştirme Kararındaki “hükmedilecek manevi tazminatın bir sadaka niteliği taşımasından sakınılması ve buna karşılık da tatmin işlevini yerine getirip zarara uğrayanda bir huzur hissi, bir tatmin duygusu yaratması gerektiği” biçimindeki açıklamaların da uygulamada hiçbir yararı ve yol gösterici yanı bulunmamakta; bu türden soyut açıklamalar uygulayıcılara belirli bir ölçü verememektedir.

ÖNCELİKLE ;

  1. Böyle bir uyuşmazlık ile karşılaşmamak için sözleşme hükümlerinizi ve manevi tazminat miktarınızı net şekilde belirlemelisiniz.
  2. Sözleşme yapmadınız ve karşınıza böyle bir uyuşmazlık çıkmış ise yapılması gereken her somut olayın farklı değerlendirileceğini, komşumuzun aldığı manevi tazminat ile bizim alacağımız tazminat miktarının farklı olacağını, her olayın birbirinden farklılıklar göstereceğini, her kişinin bu olaydan etkilenme derecesinin farklı olduğunu unutmayalım.
  3. Yaşadığınız benzer olaylara ilişkin örnek Yargıtay kararları bulma imkanınız var ise bunları mahkemeye sunalım, kesinlikle emsal teşkil edeceğinden çok faydalı olacaktır.
  4. Belirlenen tazminat miktarının fahiş olmamasına özen gösterelim.
  5. Tazminat miktarı ne kadar fahiş belirlenirse reddedilen kısım kadar karşı tarafın avukatına vekalet ücreti doğacağını unutmayalım.
  6. Hakimin değerlendirmesi için sadece dava dilekçesinin yeterli olmadığını, bu durumdan ne kadar etkilendiğimizi ortaya koyacak tüm delillerimizi sunmamız gerektiğini unutmayalım.

Yakında sizlerle paylaşacağım diğer yazılarım yayınlandığında ilk siz haberdar olmak isterseniz, aşağıdaki bölüme e-posta adresini yazıp “Abone Ol” linkine tıklamanız yeterli.

Saygılarımla.

Av. Fulden ELVERİR

İşbu yazıda Ahmet Çelik’in makalesinden yararlanılmıştır.

İlişkili İçerikler

Henüz yaratılmamış eserin mali hakları devredilebilir mi? – Mardin örneği

Fotoğraf çekerken haklarımızı, yükümlülüklerimizi ne kadar biliyoruz nelere dikkat ediyoruz ya da yasal olarak neleri ihlal ediyoruz? Tüm bu sorulara cevap bulabilmek adına Yargıtay kararlarını incelediğimiz biz yazı dizisi başlatmıştım. Şimdi yeni bir Yargıtay kararını gelin birlikte inceleyelim. Mardin örneği...

Gelin ve Damatların Fotoğrafçıları ile yapacağı sözleşmelerin önemi

Bugün sizlere düğün sezonu yaklaşırken gelin ve damatların fotoğrafçıları ile yapacağı sözleşmelerde dikkat edilmesi gereken konulara bir Yargıtay kararı üzerinden örneklendirerek değinmek istiyorum. Bu yazımızın hem hizmeti alan kişilere hem de hizmeti veren fotoğrafçılara adalet sisteminin bakış açısına örnek olacağını düşünüyorum.

KVKK kapsamında fotoğraf çekerken almamız gereken önlemler ve ihlalin sonuçları

Bugün sizlerle paylaşacağım konu; son dönemlerde çok sık konuşulan aslında 07.04.2016 tarihinden bu yana mevzuatta yer alan ancak çok da bilinçli olmadığımız Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında fotoğraf çekerken almamız gereken izinler, önlemler ve ihlalin sonuçları üzerine.

Fotoğraf çekerken haklarımızı, yükümlülüklerimizi ne kadar biliyoruz? – Bölüm 7

Şimdiye kadar, Eser sahibi kimdir? Eser sahibi kimden ne talep edebilir? Ne kadar tazminat talep edebilir? Sosyal medya paylaşımlarının işçi işveren ve boşanma davası açısından özel hayatın gizliliği yönünden değerlendirilmesi gibi konuları Yargıtay'ın bakış açısıyla incelemiştik. Şimdi de siz eser sahiplerinin benzer bir olay ile karşılaşması halinde doğrudan Kanuna bakıp yorum yapabileceğiniz bilgiler paylaşmak istedim.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
13 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir

Fulden hanım merhaba,

Bence bu çok önemli konu hakkındaki bu yazınız birçok kişiye referans olacak. Dediğiniz gibi; hem fotoğrafçılar için hem de gelin damatlar için, hep gözardı edilen, ama önemi başa gelince anlaşılan hayati (!) bir konu. Bunu bizzat yaşamış birisi olarak yazıyorum bunları. Daha önceden de belirttiğim gibi, bizim eşimle birlikte hiçbir düğün anımız yok! Ne o gün çekilen fotoğraflarımız, ne de gün boyu çektikleri söylenen videodan eser yok. Kasedin bozulduğunu söyleyip geçiştirmişlerdi. Yıllar öncesinden bahsediyorum. Hadi kaset bozuldu, fotoğraflara ne oldu diye sorduğumuzda aylar sonra öğrendik ki, 2 şerit film banyo aşamasında yanmış!

Bu yazınızı o günlerde okumuş olmayı çok isterdim doğrusu. Şimdi elimizde, eşin dostun çok amatörce çektiği birkaç film karemiz var.

Emeklerinize sağlık.
Selamlar saygılar.

Fulden

Bu yazının üstüne çok doğru ama bir o kadar üzücü bir örnek oldu Sebahattin bey,

Dediğiniz gibi bu yazının gelin ve damat adaylarına yönelik önemli bir referans olacağını düşünüyorum. En yakınımındakiler de dahil olmak üzere kendilerine dayatılan sözleşmeyi okumadan imzalayıp geçmeyi tercih ediyorlar. Oysa bu bir banka kredi sözleşmesi değil, kendi irademizle şartlarımızı oluşturarak yeniden bir sözleşme yaratabiliriz. Bu konuda her ne kadar sadece önemli olduğunu düşündüğüm 1 maddeye değinsem de diğer hususların da önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda belki de bizlerden destek alabilirler. Şahsen kendi düğün sözleşmemi bile herkesle paylaşmaya açığım.

Neslihan

Fulden hanım haklısınız çok önemli konu bu. Daha geçen yaz kuzenimin başına benzer olay geldi. Ağva’ya çekim için gittiler. Onun söylemesine göre yüzlerce resim çekilmiş ama 15 20 tane vermişler. Diğerleri kart arızası demişler. Bir sürü masraf yapıp gitmişlerdi. Fotoğrafçıların yol parasını bile ödemişlerdi. Kız günlerce ağlamıştı. Sonra başka bir fotoğrafçı bulup yine gelinlikleri giyip tekrar çektirmişlerdi.

Bu gibi konularda bizleri aydınlattığınız ve çözüm yollarını paylaştığınız için bir kez daha teşekkür ederiz.
Emeklerinize sağlık. Selamlar

Fulden Elverir

Neslihan hanım Merhabalar,

Çok yakın bir tarihte olduğu için sormak istiyorum; kuzenleriniz fotoğrafçıya yönelik herhangi bir başvuruda bulundu mu acaba ? Belki de o özel geceye yönelik bu konunun bir daha açılmasını istemedikleri için üzerine düşmemişlerdir. Talep etmekte fayda olabilir diye düşünüyorum.

Paylaşımınız için ayrıca çok teşekkür ederim çok doğru bir örnek oldu
Saygılarımla

Neslihan

Cevabınız için teşekkürler.
Zaten onların derdi harcadıkları para değildi. O özel günün kaybına üzülmüşlerdi. Yeni buldukları profesyonel fotoğrafçıdan çok memnun kalmışlardı. Bu da bir ölçüde hafifletti üzüntülerini. Her şeyde bir hayır varmış 🙂
Selamlar.

Fulden ELVERİR

Kesinlikle çok daha iyisi olmuş, hayırlısı olsun 🙂

Selamlar,

Güngör

Herkezin dikkat etmesi gereken önemli konu..çok doğru tesbitler..teşekkür ederim

Fulden Elverir

Ne demek, ben teşekkür ederim

Öner BÜYÜKYILDIZ

Çeşitli forum ve paylaşım sitelerinde “Düğün fotoğrafçılığı yapıyorum, hangi lensi almalıyım, hangi ayarlarda çekim yapmalıyım” vb soruları gördükçe, konunun vehametini daha iyi anlıyorum. Sanırım bu konuda uygulamada ciddi eksiklikler var. Çoğu kişi fotoğrafçı ile sözlü olarak anlaşıp, herhangi bir yazılı anlaşma yapmıyor. Fotoğrafçının yaptığı işin kalitesine değil, ücretin ucuzluğuna göre anlaşma yapıyor. Fiyatların yüksekliğini göz önüne alınca haksız da sayılmazlar. Kendi düğünümden hatırlıyorum; fotoğraf çekimi için ödediğim ücret, toplam harcamalarım içerisinde (salon kirası da dahil) çok ciddi bir paya sahipti. Bu durumda sonradan sürpriz yaşamamak için baştan çok açık ve net bir anlaşma yapılıp, bunun yazılı şekilde imza altına alınması gerekiyor.

Yazınızdaki tazminat tutarları ile ilgili bir yorum yapamıyorum, çünkü sizinde dediğiniz gibi bu kişiden kişiye değişen ve net tespit edilemeyen bir durum. İş ile ilgili sözleşmenin yazılı yapılması, bu durumunda önüne geçecektir.

Böylesine önemli bir konuya dikkat çektiğiniz, konu hakkında her iki tarafı da bilgilendiren bu faydalı yazıyı hazırladığınız için çok teşekkür ederim Fulden hanım. Ellerinize sağlık.

Selam ve saygılarımla.

Fulden Elverir

Öner bey merhabalar,

Her paylaşımımda çok doğru ve güzel tespitlerde bulunup yorumlar yazdığınız için asıl ben teşekkür ederim. Malasef düğün çiftlerinin o kadar çok düşündüğü farklı farklı kalemler var ki hangilerine önem vereceklerini ve dikkat edeceklerini kaçırıyorlar. Bence en önemli 2 şey; 1. Düğün salonu ile yapılan sözleşme 2. Fotoğrafçı veya organizatör ile yapılacak olan sözleşme. Diğer hususlar bir şekilde hallediliyor. Ancak çiftlerin bu konuyu önemseyip imza altına alması gerektiğini düşünüyorum.

Tazminat konularına gelince gerçekten de somut olayın özellikleri, fotoğrafçı ile yapılan sözleşmenin içeriği , detayları, tarafların sosyal ekonomik durum yapısı vb her türlü etken devreye girdiği için yorum yapmak zor. Yargıtay kararı sonrası yerel mahkeme tazminat miktarını ne kadar çıkardığını bilebilseydik daha iyi olabilirdi.

Saygılarımla

Okyar Atilla

Yazıyı yeni okudum. Sonra alnımda biriken terleri elimin tersi ile sildim. Film kullandığımız dönemde kaç doğumda, nişanda ve düğünde fotoğraf çektiğimi hatırlamıyorum. Ancak o zamanlar Sebahattin’in dediği gibi “film yandı” dedin mi iş biterdi. Üzerine bir bardak su. Şükür ki ben böyle bir olay yaşamadım.

Sevgili Öner’in dediği çok doğru. İki sene önce satmak istediğim bir objekitifi düğün fotoğrafçısı almak istedi. “nooldu?” diye sordum. “Benim fotoğraflarım yeteri kadar net değil. düğün sahipleri anlamıyor ama yakında başıma bir şey gelir” dedi. yerini sordum ve gittim. elinde D 810 gövde ve Nikon 24-70 objektif vardı, bendeki Tamronu almak istiyordu. Makinasını aldım ve “Focus fine tune” yaptım. Birlikte deneme çekimleri yaptık. En son ayrılırken “abi dükkan senin, ne zaman ne istersen emrin olur” dedi. Tahminim hala bir çok şehirde kullandığı ekipmanı çok iyi bilmeyen fotoğrafçılar var. Hani bunun üzerine “risk analizi” desem hiç içinden çıkamayacaklar.

En son iki yeğenimin düğünlerinde ben fotoğrafçılık yaptım. Gelin bana sorun. Allahtan D750 çift hafıza kartı imkanına sahipti. İki karta birden kayıt yapmıştım. Sorun yaşamadım. Ancak “yabancı birinin düğününde çeker misin?” diye sorarsanız, sormayın.

Fulden ELVERİR

Okyar bey değerli paylaşımınız için çok teşekkür ederiz. iki yeğeniniz de çok şanslı, eminim ne güzel kareler ortaya çıkmıştır düğünlerinde. Yabancı birinin düğün fotoğraflarını da eminim çok güzel çekersiniz ancak aklınızda olan soru işaretlerini şimdiden görebiliyorum. Haklısınız da.

Umarım bu şekilde anlata anlata, okuya okuya hem fotoğrafçıya hem de fotoğraf çekilene işin ciddiyetini ve önemini anlatacağız.

Saygılarımla

Okyar Atilla

Fulden merhaba,
Sayende fotoğrafın hiç konuşulmayan yasal kısımları hakkında bilgi alıyoruz. Emeğine sağlık.
Sevgi ve saygılarımla

Bu makaleyi paylaş

Av. Fulden Elverirhttp://www.elverirhukuk.com.tr
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, İzmir’de Elverir Hukuk & Danışmanlık Bürosunun kurucusu. Zorlu ve stresli meslek hayatının yanında AIESEC, YGA, TEDX, ELSA gibi kuruluşlarda da üyeliğini yürüterek kendisine sosyal bir alan yaratmaya çalışıyor. İzmir Barosu Kadın Hakları Hukuk ve Araştırma Merkezinin aktif üyesi ve aynı zamanda yerel bir gazetede hukuk alanında konuk köşe yazarlığı da yapıyor. Noterlik ve Uzlaştırmacı unvanlarına hak kazandı. Çocukluğundan bu yana yağlı boya resim ile ilgileniyor. Folklorik danslar ve latin danslara da olan merakı nedeniyle bu alanlarda da amatör şekilde uğraşısını devam ettiriyor. Üniversitede okuduğu dönemde Fotoğrafçılık Topluğuna üye olarak ilk defa fotoğraf ile tanıştı, fotoğraf çekmeye olan merakının artmasıyla en son Yönetim Kurulunda da görev aldı.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel kameralı telefonlardan...
13
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x