Daha

    Orhan Alptürk Anısına!

    “Şu kendini mükemmel gören, hep karşısındakine verdiğini zanneden; ama bunları yapmasındaki amacın sadece karşı taraf üzerinde iktidar kurmak derdinde olan insancıklar. Ve bunu yaparken de amacının karşı tarafça hiç anlaşılmadığını zanneden zavallılar. Biraz dönüp kendinize bakın. Asıl amaçları da suratlarına vurulduğunda bile utanmadan hala ben mükemmelim diyenler. Uzak durun benden.

    Orhan Alptürk

    Her tür ışık, görme yeteneğimizle oynayıp durur…bazen keyif alırız, bazen de ne yapacağımızı bilemeyiz…Hele gölgeler ile ilişkimiz daha da zorludur.

    Orhan Alptürk

    1977 yılında TRT İzmir TV Müdürlüğünde çalışmaya başladığımda Orhan da orada çalışıyordu. Aynı okulun aynı fakültesinde benden iki dönem önce olmasına rağmen okul yıllarımızda tanışmamıştık. Ben TRT’den ayrılıp uzun bir ara verdikten sonra 2000’li yıllarda tekrar görüşür olmuştuk. 2010’lu yıllardan itibaren de görüşmelerimiz ve bir araya gelmemiz daha sık olmaya başlamıştı.

    Kişisel sergi açılışlarında bir araya gelirdik. Ancak aramızdaki sohbetlerde fotoğraf ana konu olmazdı. Bir seferinde üzerinde çalıştığı bir fotoğraf projesi çekimleri için Fahrettin Altay meydanında bir araya geldiğimizde yolumuz Urla’da deniz kıyısındaki bir gözlemecide sonlanmıştı. Ne fotoğraf kalmıştı ne de projesi. Güzel bir gün geçirmiştik.

    Benim “20+20 Siyah Beyaz” sergimde fotoğrafların yerleştirilmesinden itibaren destek vermiş ve açılış konuşmasını yapmıştı.

    Orhan Alptürk Anısına!

    En son ve uzun beraberliğimiz Mart 2019’da Barselona seyahati olmuştu. Oldukça eğlenmiştik.

    Orhan Alptürk Anısına!

    Ben her zamanki muzırlığımla deklanşöre basmayı ihmal etmemiştim.

    Günde en az yirmi fincan kahve içtiğinden bahsederdi. Yanında sigara tellendirmeyi de ihmal etmezdi. Daha yeni kalp sorunlarını arka arkaya yaşamıştı. “Yapma” derdim, umursamazdı. “İlaçlarımı düzgün alıyorum” derdi. Barselona’da bir de portre fotoğrafını çekmiştim.

    Orhan Alptürk Anısına!

    “Sanat deli yürek ister. Koyun gibi sürünün parçası olmayı reddeden gönüller ister. İnsanlara karşı hoşgörü ister. İnsanları en küçük falsosu karşısında terk etmeyecek sevda dolu katılımcılık, paylaşımcılık ve ekip ruhu ister. İnsanları yargılamayı değil anlamayı seçmiş akıllar ister. Yapıcı eleştiriselciliği ilkesi kılan insanlar ister. Tevazu ister. Ben oldum demeyen sürekli olmanın peşinde koşan canlar ister. Soru sormayı baş tacı edinmiş çılgın aşklar ister.

    Orhan Alptürk

    Dışa dönük müydü? Evet. Fotoğraf üzerine çalışmaları, yazıları, sergileri, seminerleri ve üniversitede ders verdiğini düşünürsek dışa dönüktü. Ancak bu dışa dönük olması dilinin sertliği nedeniyle zayıflardı. İnsanları kendinden uzaklaştırma yeteneğini sık kullanırdı. Bu konuda eleştirdiğimde “Ben böyleyim, isteyen dinler” derdi.

    “Şu kendini mükemmel gören, hep karşısındakine verdiğini zanneden; ama bunları yapmasındaki amacın sadece karşı taraf üzerinde iktidar kurmak derdinde olan insancıklar. Ve bunu yaparken de amacının karşı tarafça hiç anlaşılmadığını zanneden zavallılar. Biraz dönüp kendinize bakın. Asıl amaçları da suratlarına vurulduğunda bile utanmadan hala ben mükemmelim diyenler. Uzak durun benden.

    Orhan Alptürk

    Aşağıdaki kısım sevgili Birol Üzmez’in Facebook sayfasından alındı. Yazıyı kendisi derlemiş.

    Orhan Alptürk Anısına!

    “Her tür fotoğraf bir kod ve görsel dil sistemidir.

    Dolayısı ile her zaman dillendirdiğim gibi tarihsel, toplumsal ve ideolojik bir kültürel edimdir.

    Evet, yanılsamanın yarattığı ‘gönderme’ nesne’nin inkâr edilemez varlığına yöneliktir. Ama, dillendirilen olgu veya olay tamamıyla tarihsel, toplumsal ve ideolojik öznenin, varlık üzerine yönelik görsel kod ve dil aracılığıyla oluşturduğu bir varoluş halinin öznel yorumudur.


    Fotoğraflar ‘Görünümler’ üzerine ‘Söz’ söyleme etkinliğidir. Bütün öznellik keyfi de bu varlık bilimsel yanından kaynaklanır. Bütün her zaman için parçaların toplamından fazla bir şey olsa da bazen küçücük bir ayrıntı bizi ele geçiverir ve onun ışığında bütünden de bir türlü kopamayız.

    Aynen yaşamın kendisinde olduğu gibi.

    Her fotoğrafın üretim tüketim sürecinde: ne, neden ve nasıl sorularının yanıtlarını verebilmek, en temel sorunumuzdur.


    Bu soruların birini bile yanıtsız bıraktığınızda bilin ki fotoğraf ile olan ilişkiniz bir oyalanmadan başka bir şey değildir.

    Orhan Alptürk

    Orhan Alptürk hakkında

    Eğitmen, fotoğraf kuramcısı, yazar, fotoğraf sanatçısı ve görsel sanatlar rehberi Alptürk, 1953 yılında İzmir’de doğdu. İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğinden mezundur.

    TRT İzmir Televizyonunun kurucularından olup; 1983-2016 yılları arasında çeşitli üniversitelerde “çağdaş fotoğraf”, “görsel okuma, yazma ve anlamlandırma”, “moda fotoğrafı”, “reklam fotoğrafı” eğitimleri verdi.

    9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde “Görüntü Felsefesi” üzerinde dersler veren Orhan Alptürk’ün fotoğrafları üzerine yapılan iki tez çalışması bulunmaktadır.

    ON ART Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde Fikir Atölyeleri, Adatepe Taş Mektep ‘de Fotoğraf Atölyeleri yapan Alptürk, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde dersler vermiştir.

    Mayıs 1996 tarihinde İzmir İletişim Kitabevi’nde Yusuf Tuvi ile ortak bir sergi açan Orhan Alptürk’ün; Öteki Denizler, Dünya ile Sohbet, Düş Bozan, Kartpostal Bedenler, Çalınmış Portreler, Nesne ve Ben başlıklı son dönem çalışmaları bulunmaktadır.


    Refo Fotoğraf Dergisi, Afsad’ın Kadraj, İfod’un Bakaç, Fotoğrafya ve çeşitli dergilerde fotoğraf felsefesi üzerine makaleler yazan Orhan Alptürk “40 Öykü” adını verdiği fotoğraf albümünde, 
    bireyi, insanın yalnızlığını, iletişimsizliğini ve bireyin toplum içindeki yerini sorgular.

    “Fotoğraflar ‘Görünümler’ üzerine ‘Söz’ söyleme etkinliğidir. Bütün öznellik keyfi de bu varlık bilimsel yanından kaynaklanır.” sözünü kendine ilke edinen Orhan Alptürk fotoğraf anlayışını şu sözleriyle özetlemiştir:

    “Fotoğraflarımdan da anlaşılacağı gibi fotoğraf sanatını, fotoğraf çekmek değil de fotoğraf yapmak şeklinde bir edim olarak ele aldım. 

    Böylesi bir yaklaşımda en büyük nedenim de fotoğraf aracılığı ile bir söylem yaratırken fotoğrafı gerçekliğin bir yanılsama aracı olarak görmememdir. 

    Ayrıca, fotoğrafı sanatsal anlatı da bir araç olarak kullanırken algıladığımız sınırlı nesnel gerçekliği kendimize tek model veya sanatın nesnesi olarak görmek tek arayışımız olamaz. 

    Fotoğrafımı üretirken, bu sınırları genişletmek, kendi sınırlı kabuğumuzun dışına çıkabilmek için bir çaba, bir duyum biçimi olarak sanata yaklaşmaktayım.”

    Orhan Alptürk 30 Ekim 2022 tarihinde İzmir’de yaşama veda etmiştir.

    • 1990 Kişisel Sergi / Frankfurt, Almanya
    • 1990 Kişisel Sergi / Bad Nauheim, Almanya
    • 1991 Akdeniz Ülkeleri Karma Sergisi / Aix-en-Provance, Fransa
    • 1991 “Kırk Kişiden Birer Fotoğraf” Sergisi / İstanbul
    • 1992 Kişisel Sergi / Çeşme, İzmir
    • 1992 “2. Fotoğraf Günleri”, Karma Sergi / İzmir
    • 1993 Kişisel Sergi / Adana
    • 1993 “Orhan Alptürk – Tahir Ün” Karma Sergisi / İstanbul
    • 1993 İFOD, Karma Sergi / İzmir
    • 1994 “5. Fotoğraf Günleri”, Kişisel Sergi / Bursa
    • 1994 İFOD, “İnsan”, Karma Sergi / İzmir
    • 1994 Türk – İngiliz Kültür Derneği, Karma Sergi / Ankara
    • 1994 “6. Devlet Fotoğraf Karma Sergisi” / Ankara
    • 1995 Devlet Karma Sergisi / Houston, Amerika
    • 1995 Kişisel Sergi / Didim
    • 1995 İFOD, “Düşler”, Karma Sergi / İzmir
    • 1996 “7. Devlet Fotoğraf Karma Sergisi” / Ankara
    • 1996 “Orhan Alptürk – Yusuf Tuvi” Karma Sergisi / İletişim Sanat Galerisi, İzmir
    • 1996 İFOD, “Uzak Yakın”, Karma Sergi / İzmir
    • 1997 Kişisel Sergi / İletişim Sanat Galerisi, İzmir
    • 1999 Pamukbank, Yarışmalı Karma Sergi / İstanbul
    • 2001 Kişisel Sergi / İletişim Sanat Galerisi, İzmir
    • 2002 Kişisel Sergi / Türk – Amerikan Kültür Derneği, Ankara
    • 2003 “Öteki Denizler”, Kişisel Sergi / Başak Sigorta Sanat Galerisi, İzmir
    • 2004 “Öteki Denizler”, Kişisel Sergi / Nikon Galeri, İstanbul
    • 2006 “Kartpostal Bedenler”, Kişisel Sergi / Galeri Akademist, İzmir
    • 2008 “Düşbozan’’ Kişisel sergi / Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi.

    Daha fazla yazmak istemiyorum. Birol kendi Facebook sayfasında “VEFA” başlığı ile güzel bir yazı ve fotoğraflar yayınlamış. Yazının yorumlarında Orhan’ın arkadaşlarının düşünceleri yer alıyor. Muhakkak okuyun. Muhtemelen birçok yakın dostu da Orhan’la olan anıları hakkında yazacaktır.

    Unutulmaması dileğiyle -çünkü insan onu tanıyan en son kişi öldüğünde gerçekten ölürmüş- Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum.

    İLİŞKİLİ İÇERİKLER

    Fotoğraf, nerede fotoğraf olmaktan çıkar

    Eğer nesnenin ayartması, baştan çıkartma gücü olmasa hiçbir fotoğrafçı özne objektifini o nesneye yöneltmeye kalkışmaz. Fotoğraf çekmeyi aklından bile geçirmez.

    Orhan Alptürk

    Minamata Filmi Üzerine

    Eugene Smith çok iyi fotoğrafçıymış. Minamata’yı fotoğraflarken gerçekten hayatını tehlikeye atmış. Ama kişiliğinden ödün vermemiş. Bence Japon sevgilisinin de payı olmuş. Sevgisi ve şefkati olmasaydı belki savrulurmuş çok yanında olmuş sahip çıkmış fotoğrafı öğrenmiş. Ayakta tutmuş. Üç yıllık süreçte fotoğraf çekimleri tamamlandıktan sonra 1974’de Minamata’dan ayrılıp Amerika’ya dönüyorlar ve 1978’de hayata gözlerini yumuyor.

    Birol Üzmez

    Afrika kökenli Türklerin Dana Bayramı: Afro-Türkler

    Dana Bayramı, Afro-Türklerin sürdürdüğü kültürel bir gelenektir. Mustafa Olpak bu bayramın Nijerya’da Yoruba kabilesinin geleneğiyle benzerlik gösterdiği ifade etmiştir. Dana Bayramı, doğaya duyulan şükranın gösterildiği Hıdırellez gibi baharı karşılama günüdür.

    İki değerli hekim ve sanat insanından yeni bir çeviri kitap: Asyatik Türkiye’de Yaşam

    Kıymetli bir eserden söz ediyoruz. O halde, bu eserden bazı notları-anekdotları okuyucuyla paylaşmak icap eder. Yer yer yazarın çizimlerini de kapsayan ve Akademisyen Kitabevi tarafından basılan eser, 472 sayfadan mürekkep. Hacimli bir eser olmasına rağmen, merak uyandıran ve öğrenme arzusunu körükleyen içeriğiyle elden bırakılamayacak, dolayısıyla bir solukta okunabilecek akıcılıkta. Hakikaten yaşadığımız coğrafyanın geçmiş zamanına dair çok değerli ve anlamlı bilgilerle karşılaşıyoruz adı geçen kitap sayesinde.

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Makale yazarı

    Okyar Atilla
    Okyar Atilla
    Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

    POPÜLER İÇERİKLER

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    Abone ol
    Bana bildir
    guest

    5 Yorum
    Beğenilenler
    En yeniler Eskiler
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    2 ay önce
    Makale Puanlama :
         

    Allah rahmet etsin. Mekanı cennet olsun.

    Birol Üzmez
    Birol Üzmez
    Yorumun sahibi  Okyar Atilla
    2 ay önce

    Sevgili Okyar, Ordu Üniversitesi Öğretim Üyeleri’nden Doç.Dr. Mehmet Fatih Yelmen in Orhan ın 40 Öykü isimli kitabı üzerine yaptığı bir çalışma var. Bu bildiri olarak 2021 yılında Niğde Üniversitesi Uluslararası Tasarım Araştırmaları Kongresinde sunulmuş. Linki burada .kayda geçsin.
    https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2035470

    Birol Üzmez
    Birol Üzmez
    Yorumun sahibi  Okyar Atilla
    2 ay önce

    “Fotoğraf Sanatı Üzerine” bu başlıkta çok kitabı var yazarın tam olarak kitabın ismi nedir.görsel yollamak mümkün mü?

    Birol Üzmez
    Birol Üzmez
    2 ay önce

    Sevgili Okyar,benim bit pazarında bulduğum fotoğrafları 
    çok üst düzey profesyonelce baskılar bunlar . Ton geçişleri,siyah beyaz gri dengesi mükemmel. grenler ,kontraslıklar harika.

    Tüm detaylar milimetrik hesaplanmış film sahnesi gibi. Dekor ve sahne olarak Foça yolu,siren kayalıkları buradaki zeytinlikler kullanılmış. 

    Her plan önceden sekans sekans düşünülmüş. Yönetmen Metin Erksan gibi. Kostümler ayarlanmış,dekorluk malzemeler taşınmış,perdeler, aksesuarlar müzik aletleri taşınmış. sahne tasarlanıp kurgulanıp en iyi ışık koşulu beklenmiş.

     Kendisi yıllarca Trt de asıl mesleği olan elektrik mühendisi olarak çalıştığından ışığı çok iyi biliyor. Kontrolü altında. Geometri matematik bütün hesaplar yapılmış modellerin ifadeleri o hisler nasıl verilmiş. 

    Arkadaki foça yelken kayalığı,siren kayalıklarını fon olarak kullanmış.

     Önceden senaryoyu yazmış okumuş efsaneyi belli oluyor.kim yapar bunu? Belki Şahin Kaygun,belki Ayhan Ülkü basabilirdi .

    Şu an günümüzde kimse bu fotoğrafı basamaz, bu tonlamayı elde edemez. Belki de ilford muhtemelen bu kartın üretimini durdurmuştur. İlford 24 M kart kullanmış olabilir.Fotoğrafı çerçeveden çıkarıp ekspertiz yapmak lazım.

    Film ve kullanılan banyo tabii ki işte asıl mesela burada başlıyor. Çok zor baskılar bunlar. Montajlarda ara negatif mi kullandı? Ağrandizör baskısı oluştururken şablon mu kullandı? Kaldıysa fotoğraf tarihçilerin incelemesi lazım. 

    Hangi filmdi.Hangi banyo idi. Nasıl müdahaleler edildi bu grenler nasıl verildi oturup üzerinde tez yazılır bu fotoğraflar hakkında. 

    Bendeki fotoğraflardan üç tanesini 40 öykü kitabında da kullanmış.

    1986,1987,1990,1991,1992,1993 yıllarına ait bendeki fotoğraflar. 1996 yılında Yusuf Tuvi ile İletişim Kitabevinde açtkları serginin afişini de saklamış çerçeveli olarak.Bu fotoğraflar o sergiden miydi? Yoksa devamı da varmıydı? Onlar şimdi nerede? 

    5
    0
    Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x