Tansu Gürpınar ve Doğa Foto-Grafı

Tansu Gürpınar hocamız, foto-graf ortamında tanıdığımız en kibar ve engin gönüllü insanların başında gelir. Deneyimleri, geniş bir yelpazedeki bilgisi, donanımı, birikimi bakımından az rastlanır insanlardan olduğunu tereddütsüz söyleyebiliriz.

Bireysel yarar için değil, doğa için, toplumsal yarar için yıllarca emek veren değerli hocamız Tansu Gürpınar’ı saygıyla selamlıyor, uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz.

-

Doğa foto-grafı alanının önde gelen ismi, duayen foto-grafçılardan sayın Tansu Gürpınar’ı yaklaşık otuz yıldır tanıyoruz. Geçen zaman içinde seminerlerini, söyleşilerini, gösterilerini izledik, sohbet ettik, dernek ortamlarında oluşturulan kurullarda birlikte yer aldık, etkinliklerin gerçekleşmesinde görüş ve önerilerimizi aynı ortamda paylaştık, aynı jüride yer aldık, yaptığımız atölyelere konuk ettik, velhasıl foto-graf düzleminde pek çok şey paylaştık.

Tansu Gürpınar ve Doğa Foto-Grafı

Tansu Gürpınar hocamız, foto-graf ortamında tanıdığımız en kibar ve engin gönüllü insanların başında gelir. Deneyimleri, geniş bir yelpazedeki bilgisi, donanımı, birikimi bakımından az rastlanır insanlardan olduğunu tereddütsüz söyleyebiliriz. Ayrıca akademik titr sahibi de olan sayın Gürpınar, meslek erbabı olarak foto-grafçı olmasa, yani hayatını foto-graftan kazanmasa bile bilgi, birikim, donanım, yaklaşım, disiplin, zaman, emek vb bağlamında kelimenin tam anlamıyla bir profesyoneldir. Bununla birlikte zamanının önemli bir kısmı amatör ortamlara emek vererek geçmiştir. Amatör foto-grafik ortamda (derneklerde) kendilerine ne zaman ihtiyaç duyulsa, ilgili ortamda yer almak suretiyle her türlü desteği verdiğini amatör foto-graf çevrelerinden bilmeyen kimse yok gibidir.

‘Üstad-ı âzam’ olarak ifade etmekten imtina etmeyeceğimiz Tansu Gürpınar usta, yardımseverliğinin yanısıra bilhassa nezaketi, zarif kişiliği ile amatör foto-grafçıların gönlünde taht kurmuştur. Gerek doğa düzleminde, gerek foto-grafik düzlemde, gerekse sosyal ortamlarda örnek alınacak bir insanı yakından tanıdığımız için bahtiyarız.

Tansu Gürpınar, 1960’lı yılların başlarında, farklı kuş türlerine ilişkin nüfusu ve konaklama alanlarını, göç yollarını tespit etmek amacıyla Sultansazlığı’nda çadırda aylarca gözlem yapar, foto-grafik kayıt gerçekleştirir. Sayın Gürpınar’ın sadece doğa foto-grafı, kuş gözlemciliği ve foto-grafçılığı deneyimi hakkında fikir versin diye bu bilgiyi paylaşma ihtiyacı duyduk.

Sevindirici olan şu ki yaşam öyküsünü, foto-graf serüvenini ve yapıp etmelerini kalıcı hale getiren dört adet basılı eser (kitap/albüm) var. Ömrünün neredeyse tamamını foto-graf çalışmalarıyla geçiren ustaların bir kısmının ne yazık ki hiç basılı eseri yoktur. Bütün yapıp etmeler arşivlerde, tozlu raflarda yıllarca bekler. Tanık olmuşuzdur, duymuşuzdur; bir insanın vefatının ardından bütün arşivi ve ekipmanları, yani ömrünün bütün birikimi, evden atılıp kurtulmak gereken çöp muamelesi görür. Özü itibariyle dokümanter niteliği yüksek olan böyle materyallerin değerinin anlaşılamamış olması, çöpe atılmaları hakikaten üzücüdür. Onca emek ve çaba ‘suya yazmak’ ya da ‘rüzgâra söylemek’ olarak tanımlanan bir hal ile sonlanır. Yazıktır. 

“Uçarsa Toy, Kaçarsa Ceylandır (Tansu Gürpınar: Doğayla Geçen Yıllar)” isimli kitap sayın Gürpınar’ın yaşam öyküsünü, foto-graf serüvenini, anılarını görsel materyal desteğiyle paylaştığı bir eser. Eserin başında yer alan ‘İthaf’ oldukça önemlidir: ‘Bu kitap başta Hakk’ın rahmetine kavuşmuş olanlar olmak üzere, doğanın korunması için el ve gönül birliği içinde çalıştığım arkadaşlarıma; uzun arazi çalışmalarım sırasında yokluğumun getirdiği olumsuzluklara sabırla, metanetle ve şikayetsiz katlanmış olan eşime ve oğluma; çalışmalarımı kitap haline getirmeyi öneren Kalkınma Atölyesi Yönetimine ve kitabın ortaya çıkmasında emeği geçenlere ithaf edilmiştir.’ Bu anlamlı ithaftan sonra fazla söze gerek kalmaz. Değerli ustamızın yaşam öyküsüne, foto-graf serüvenine, anılarına biz de “Fotoğraf Ustaları” serisinin ikinci cildine yer vermiştik.

“Yedigöller’de 50 Yıl” isimli albümün giriş metninde, serüvenin ne kadar geriye uzandığına dair bilgiye rastlıyoruz. ‘1966 yılında Milli Parklar Dairesinde işe başladığımda arazi çalışması yapmak için ilk görev yerim Yedigöller Milli Parkı olmuştu. … Milli Parkı ilk gördüğüm yıl olan 1965’den itibaren her gidişimde fotoğraf çektim.’

“Ağaçlar ve Ormanlar” isimli albümün başında yer alan açıklayıcı metin, ‘Ağaç öylesine soylu bir varlıktır ki, kendisini kesmekte olan insana dahi gölge vermeye devam eder.’cümlesiyle başlar.

Türkçe-İngilizce hazırlanan ve ülkemizi köşe bucak bütün güzellikleriyle tanıtan “Türkiye’nin Doğal Değerleri – Renklerin Türküsü” / “Natural Assets Of Turkey – Ballad of Colours” isimli albümle birlikte ustanın imzasını taşıyan dört değerli eser var kütüphanemizde. Dileriz yeni basılı eserler ilave edilir.   

Bireysel yarar için değil, doğa için, toplumsal yarar için yıllarca emek veren değerli hocamız Tansu Gürpınar’ı saygıyla selamlıyor, uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz.

Tansu Gürpınar portreleri: Fikret Özkaplan

Tekin ERTUĞ

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
3 Yorum
Beğenilenler
En yeniler Eskiler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Yasar Aykac
Yasar Aykac
3 ay önce
Makale Değerlendirme :
     

Tekin Bey Merhabalar,

Doğa Derneğinden üstad ile bir söyleşiden Milli Parklar için nasıl işe başladığıyla ilgili alıntıyı izninizle aşağıya ekliyorum;

“Pek çok tabii bilimler mezununun yaptığı gibi Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne (MTA) iş başvurusu yaptım. Başvurum kabul de edildi. Yalnız o zamanlar bir arkadaşım Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün seminerine davet etti beni. “Sen doğayı seviyorsun gel birlikte gidelim.” dedi. Beraber gittik. Üç dört milli park vardı o zamanlar. Onlara ek olarak seminerde Cilo Sad Dağları’nı milli parklar listesine almayı teklif ettikler. Ben de askerliğimi orada yapmıştım. O zamanlar Zekayi Bayer, Milli Parklar Genel Müdürlüğü Daire Başkanı’ydı. Türkiye’de milli parklar sistemini kuran kişiydi. Ona gittim: “Benim Hakkari Cilo Sad Dağları’nda fotoğraflarım var. Orayı da biliyorum, ister misiniz size bir sunuş yapayım?” dedim. Kabul ettiler. Sunumdan sonra Zekai Bayer bana, “Ne iş yapıyorsun sen?” diye sordu. Ben de “Bir iş yapmıyorum fakat MTA’da işe başlayacağım.” dedim. “Ne işin var senin MTA’da. Sen tam Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne göre adamsın gel benimle çalış.” dedi. Ben de kendime şu soruyu sordum: “Bir canlı için bilgi üretmek mi, yoksa o canlının yaşaması için çalışmak mı?”

Böylesi bir doğa dostu olup meslek hayatına başlarken bu bilinçle seçip yapmak gerçekten takdire şayan…

Tansu Gürpınar gündemize getirip bizim ufkumuzda farkındalık yarattığınız için teşekkür ederiz.

Sevgiler,

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
3 ay önce
Makale Değerlendirme :
     

Size ve sizin vesilenizle Tanju hocam’a sevgi ve saygılarımı sunuyorum Tekin hocam. Ellerinize, emeğinize, yüreğinize sağlık…

Ömer Çalışkan
Ömer Çalışkan
3 ay önce

Milli Parklar’ın yarışmalarından birinde dereceye girmiş, ödül töreni ve sergi açılışı için Ankara’ya gitmiştim. Törenin ardından Tansu Bey tarafından yemeğe davet edildik. İvedilikle eve (yani istanbul cehennemine!) dönmem gerektiği için bu daveti geri çevirmek zorunda kalmıştım. Bu olay, o gün bugündür içimde bir uhdedir..

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı ve edebiyat dünyasına yakın durdu. Gençlik yıllarının olgun sayılabilecek 5-6 yıllık bir döneminde ise amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi.Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotoğraf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Yaptığı atölyeler daha çok “Kuram” ve “Kurgu” öncelikli atölye çalışmalarıdır. Atölye çalışmalarının sonuçları gösteri, söyleşi ve seminer olarak çeşitli platformlarda paylaşıldı.Bu süreç içinde kaleme aldığı yazılar basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotoğraf dergilerinde yayınlandı. İlerleyen zamanda kitap çalışmalarına yöneldi. Şu ana kadar basılan kitapları: Sanat yazılarından oluşan 4 cilt “Fotograf Sanatı Üzerine”, Röportaj-Anı ve Biyografi yazılarından oluşan 10 cilt “Fotoğraf Ustaları” (Masters of Photography) ve 16 cilt “Işıkla Resmedenler” (Photographers), (Ressam Hikmet Çetinkaya'nın Biyografisi) “Kan Çiçekleri” ve en son ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi olan “Sicim” isimli eser.Hazırladığı biyografik/otobiyografik metinlerin yanısıra fotograf, sinema, edebiyat ve müziğe dair metinler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Manşet

Fujifilm X-T200 ve X-E3 karşılaştırması

Fujifilm X-T200 ve X-E3 detaylı karşılaştırması

Fujifilm X-T200 modeline bakıp X-E3 ile karşılaştırıyoruz

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Bir Fotoğraf, şehir hatları vapurundaki Çocuk ve Martılar

Bir Fotoğraf, şehir hatları vapurundaki Çocuk ve Martılar

Tüm hücrelerinde hissettiği o sonsuz huzurla Mısır çarşısına doğru yürürken elindeki bozukluklara şöyle bir baktı ve gülümsedi. Dönüşte martıların simit parası çıkmıştı! İçinden mırıldanmaya başladı:

Beni mutlu edecek şey, senin paran değil.
Sıyrıl bütün önyargılarından..
Hoş geldin aslıma!
İşte ben böyleyim.
İşte ben böyleyim…

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
3
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x