Üç Diva: Maria, Edith ve Amália…

Yazıya oturduğumda bir taraftan üç divanın Youtube kanalındaki albümlerini bulmuş arka planda dinlemeye başlamıştım. Kulağım nedense akşam saatlerin Maria’yı gece ise Amalia’yı ister olmuştu. İki sanatçı arasında geçiş yaparken Edith’in büyülü sesi ile ruhumdaki izleri silmeye çalışıyordum. Yazı aktıkça müzik de akacaktı. Yazmak bitmesin istedim. Sanki son noktayı vurduğumda müzikleri kaybedecekmişim duygusu sardı.

-

Yazının başlığı “Olduğu Kadar” dı. Okuyunca hayatımda özellikle de yöneticilik tarafımda pek yeri olmayan bu ifadeye takılıp “okumalıyım” dedim. İFSAK Blog’da Tolga Büyükada tarafından yazılıp yayınlanmıştı.

İlk cümle farklı bir dünyaya giden yolun başı olduğunun işaretiydi. “….. Kulaklığımı taktım ve Spotify’dan Romen şarkıcı Maria Tănase’yi açtım. Parmaklarım klavyeye vururken müziğin ritmine eşlik etsin istedim”.

Yazıyı buradan okuyabilirsiniz. Benim diyeceğim başka. İki yıl Romanya dönemim ve müziğe ilgime rağmen bu ismi duymamıştım. Hoş o dönemde pan flüt ve Romen folk müziği dinlemeyi tercih ederdim.

Bir kere aklıma takılmıştı. Anında Google amcaya müracaat ettim. Bilgiler sayfalarla akmaya başlayınca araya sıkışmış bir yerde Romanya’da Maria Tănase, Fransa’da Edith Piaf ve Portekiz’de Amália Rodrigues’in romantik (Romance, 18. YY’daki müzik akımı. Klasik müzik haricinde İspanya’da başladığı yazıyor), tango (Arjantin ve Uruguay kökenli müzik ve dans. Afrika kökenlilerin mahallelerinde doğmuştur), chanson (polifonik ve seküler olan lirik Fransız şarkılarıdır. Şanson söyleyenlere şantör ve şantöz denilir) ve operet (Operetta bir tür tiyatro ve hafif opera türüdür. Sözlü diyalogları, şarkıları ve dansları içerir. Müziği, orkestra büyüklüğü, eserin uzunluğu ve itibari değeri bakımından konusu açısından operadan daha hafiftir) tarzlarında aynı değere sahip olduğunu okudum.

Üç Diva
Maria Tănase

Maria Tănase’nin 1913-1963 yılları arasında kısa sayılır hayatı Bükreş’te (ben “Bucureşti” demeyi seviyorum) başlar Bucureşti’te son bulur. Romanya’nın en iyi sesidir. 2006 yılında en değerli 100 Romen listesinde yer alır.

Üç Diva
Maria Tănase

İkinci Dünya savaşı sırasında yine dünyaca meşhur Romen besteci George Enescu ile birlikte savaş alanlarında moral konserleri verirler. Savaş sonrasında Review Ensemble Theatre ve “Constantin Tănase” Hiciv ve Müzikal Tiyatro’da sahne alır. Artık sadece şarkı değil tiyatro oyunları ve filmler de gündemdedir. 1945’te Leo Tolstoy’un “The Living Corpse”, 1956’da Mihai Davidoğlu’nun “Horia” oyunlarında rol aldı. 1946’da Ralph Benatzky’nin “The Hollywood Sphinx” adlı müzikal komedisinde ana rol oynadı. 1947’de “Romanya” filminde şarkı söyledi ve 1958’de hem “Ciulinii Bărăganului” (Bozkırın Devedikeni ya da Bozkırdaki devedikeni” diye tercüme edebiliriz) hem de kısa film “Amintiri din Bucureşti” (Bükreş’ten Anılar) filminde oynadı. Bütün bunların yanında yoğun bir uluslararası turne programı vardı. Sadece New York’a kırktan fazla seyahat gerçekleştirmiştir.

1952’de Maria Tănase’ye Bükreş’teki 1 Nolu Müzik Okulu’nda yeni oluşturulan geleneksel halk şarkıları bölümünde çalışması teklif edildi; 1962, Târgu Jiu’daki (şehir) Gorj halk Müzik Grubunun (Taraful Gorjului “The Gorj Folk Music Band”) müzisyenlerini seçerek grubu oluşturur.

Maria Tănase sesi ve tarzıyla birçok sanatçıyı etkilemiştir. 2009 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Herta Müller, Maria Tănase’nin onun üzerindeki etkisinden defalarca bahsetti: “Maria Tănase’yi ilk duyduğumda bana inanılmaz geliyordu, ilk defa gerçekten onu dinlerken folklorun ne anlama geldiğini hissettim. 2013 yılında, müzik grubu Pink Martini Maria Tănase’yi en büyük ilham kaynaklarından biri olarak adlandırdı.

Aynı tarihler arasında (1915-1963) Fransa’yı yerinden oynatan bir ses vardı. Edith Piaf… Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Fas asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı. Küçük Edith babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderilir. Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir.

Üç Diva
Edith Piaf

Babası, küçük Édith’i genelevden 14 yaşlarında almış ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı La Marseillaise‘i söylemiştir. Şarkıcılık böyle başlar.

Babasının başka bir kadından olan kardeşi Simone ya da Édith’in seslendiği gibi “Momone” ile birlikte Paris sokaklarında şarkılar söyler ve hayatını kazanmaya çalışır. Momone ile sokakta şarkı söylerken, Fransa’nın ünlü müzikhollerinden birinin sahibi olan Louis Leplee ile tanışır. Louis Leplee, sesini dinler ve hayran kalır. Piaf’ın lâkabını “Küçük Serçe” yapacaktır, ancak bu lâkap kullanıldığı için “Kaldırım Serçesi” adına karar verilir.

Édith Piaf’ın kariyeri başlamıştır. Kısa süre içinde tüm Fransa tarafından bir “gurur” olarak kabul edilir.

Böyle başlayan bir hayatta alkol olmazsa olmazdı. Alkolü aşırı derece kullanmaktaydı. Fransız orta sıklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan ile tanıştı ve ikisi de birbirlerine deli gibi âşık oldular. Hayatında en çok sevdiği erkek orta sıklet dünya şampiyonu boksör Marcel Cerdan’dı. Cerdan başkasıyla evliydi, Fransa’da zaten tanınan bir insandı. Marcel Cerdan, Fransa’dadır ve Édith Piaf’la buluşmak üzere Ekim 1949’da Paris’ten New York’a uçarken uçağı düştü. Bu kazadan kurtulan olmadığı bilinmektedir. Piaf’ın hayatı hayatının erkeği olarak tanımladığı Marcel Cerdan öldükten sonra tamamen değişir, ağrı kesici, alkol ve morfine bağımlı hale gelir. Sonrasında yağmurlu bir günde geçirdiği trafik kazası sebebiyle hayatı boyunca omuriliği iyileşmemiş, yarı kambur bir şekilde yürümek zorunda kalmıştır.

Üç Diva
Original Caption: Dramatic portrait of French chanteuse Edith Piaf. Photo filed 9/7/1955.

Yalnızlık korkusu ölüm korkusunun önündedir. Son röportajında sorulara şöyle cevap verecektir:

  • Bir kadına öğüt verecek olsanız ne olurdu?
  • Sev
  • Bir genç kıza?
  • Sev
  • Peki bir çocuğa?
  • Sev… 

Fransız rivierasındaki Plascassier’de 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden ölür. Eşi Theo Sarapo’nun aynı gece cenazesini gizlice Paris’e getirdiği, böylece hayranlarının “Édith Piaf’ın kendi evinde öldüğünü” düşüneceğini umduğu söylenir.

Katolik kilisesi Paris Başpiskoposu –sürdüğü hayat nedeniyle- Édith Piaf’ın cenaze törenini yapmayı reddetti. Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı. Mezarlıktaki törende hazır bulunanların sayısı ise 100.000’i geçti.

Ünlü şarkıcı Charles Aznavour Édith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinden beri bütün Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay yoktur.” sözleriyle durumu açıkladı.

Portekiz İber yarımadasının ucunda Atlas Okyanusuna kıyısı olan harika bir ülke. İspanyolcayı andıran bir dilleri iş müzik olduğunda iyi bilmeyenler için ayırt edilmesi zor hale geliyor. Her ülkede gördüğümüz halk müziğinin adı Portekiz’de ”Fado” oluyor. Tango, Flamenko gibi hüzün anlatır. Kadercilik, hayal kırıklığı, yalnızlık ezgileridir. Bizdeki arabesk karşılığı gibi algılansa da aslında bir Neşet Ertaş bir Musa Eroğlu müziğidir. Zaten “Fado” kelimesinin kökeni Latince de “Fatum=Kader” dan gelmektedir.

Portekiz’de yerel lokantada yemek yerseniz muhtemelen aile işletmesi olacaktır. Masa sayısı çok fazla değildir. Aile tüm masaların taleplerini hızlıca yerine getirse de uzun süren ve keyifli yemek başlamıştır. Anne, baba, kız ve erkek çocuk çalışanlardır. Muhtemelen birinci kadeh şarapların bittiği anlara denk gelecektir- bir yere sıkışan İspanyol gitar ve Portekiz gitarının akort sesleriyle sohbetinize ara vermek durumunda kalırsınız. İşte bu anda ya anne ya da kız çocuğu amsalar arasında gezinerek Portekiz halk ezgileri söylemeye başlarlar. Bu “Fado” müziğidir. İsterseniz kendi kaydettikleri CD’leri satın alabilirsiniz.

Amália Rodrigues fadonun en güçlü sesidir. Portekiz sanat elçisidir. Rodriguez’in yaşamı 1920-1999 yılları arasına denk gelir. Rodriguze fadoyu şöyle tanımlar:

Üç Diva
Amalia Rodrigues

“Fado gizemli bir şeydir, onu duyumsamak için insanların ıstırapla doğması, arzuları, tutkuları olmayan, sanki hiç var olmamış biri gibi hissetmesi gerekir… Bu kişi benim; bu nedenle ben fado söylemek için doğdum.

Kendisi “Rainha do Fado” dur. Yani “Fado’nun kraliçesi”…

Rodrigues, 1935’lerde başlayan şarkıcılık kariyeri 1939 da bir fado mekânındaki ilk sahne alışı ile hızlanır. 1940 yılında artık tanınmış bir fado sanatçısıdır. Besteci  Frederico Valério ile tanıştığında ‘Fado do Ciúme’, ‘Ai Mouraria’, ‘Que Deus Me Perdoe’ ve ‘Não Sei Porque Te Foste Embora’ gibi sadece onun için bestelenmiş şarkıları söyleyecektir.

Olimpia-Paris de konser verme şerefine erişir. Uluslararası turneler birbirini kovalar. Son konserini 1994 de 74 yaşındayken Lizbon’da verir.

Üç Diva
Amalia Rodrigues

Bu bilgileri elde edip yazıya oturduğumda bir taraftan üç divanın Youtube kanalındaki albümlerini bulmuş arka planda dinlemeye başlamıştım. Kulağım nedense akşam saatlerin Maria’yı gece ise Amalia’yı ister olmuştu. İki sanatçı arasında geçiş yaparken Edith’in büyülü sesi ile ruhumdaki izleri silmeye çalışıyordum. Yazı aktıkça müzik de akacaktı. Yazmak bitmesin istedim. Sanki son noktayı vurduğumda müzikleri kaybedecekmişim duygusu sardı. Çabuk kurtuldum.

Sevgi ve saygılarımla.

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
3 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Ertan Öztürk
Makale Değerlendirme :
     

Eidth Piaf’ı biliyordum, diğer ikisini bilmemek cehalet mi ilgisizlik mi 🙂 Üçü de inanılmaz ama. Hele o dönemlerde yetenek olmadan bir yerlere gelmek zor. Zamanımızda olduğu gibi Çinli ve Rus “like” sunucu çiftliklerine para verip izlenme ya da takipçi sayını 100 milyon yapamıyorsun.
Çok faydalandım yazıdan. Eline sağlık.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Eidth Piaf’ın yaşam hikayesi çok dramatik. Muhtemelen birçok filme konu olmuştur.
Yazı için çok teşekkür ederim.
Ellerinize sağlık.

Selam ve saygılarımla

Makale yazarı

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Manşet

1 Mart 2021 Arthenos Zoom TV

Flaş Gecesi

1 Mart 2021 Pazartesi akşamında Zoom kanalımızda, flaşlar ile ilgili bol detaylı, bol görselli, ilginç konularla Arthenos ailesi olarak birlikteydik. Diğer tüm etkinliklerimiz gibi, katılmak isteyen herkese açık olan bu etkinliğimize katılan değerli fotoğrafsever dostlarımıza teşekkür ediyoruz.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus, otomatik netleme işlevini deklanşör düğmesinden alıp kameranın arkasındaki başka bir düğmeye atama işlemidir. Bu yazıyı okuduktan sonra kameranızı daha çok seveceksiniz ve fotoğraf çekmekten çok daha fazla zevk alacaksınız, iddia ediyorum.

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
3
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x