50mm Sokak Fotoğrafçılığı için doğru seçim mi?

50mm, bazı şeyler için işe yarayan ortalama bir odak uzaklığıdır ve portreler için iyidir, ancak kadrajda biraz nefes alma alanına ihtiyaç duyan bir sokak veya belgesel fotoğrafçısıysanız sizi çileden çıkarma potansiyeline sahiptir.

Geçtiğimiz yılın son aylarında analog fotoğrafçılığa başlamaya karar verdim ve yutdışındayken neredeyse sıfır ayarında bir Nikkormat FT2 analog kamera satın aldım. O zamana kadar Nikon Z8 kameramda çok sık olarak 24 mm lensimle çekim yapmıştım. Sonra perspektifte bir değişiklik olsun istedim. Çoğunlukla geniş açıyla çekim yapmaktan zorlanmaya başlamıştım. Bu açı sokak fotoğrafçılığı için kullanışlı olurken daha iyi ve yakın portreler çekmeme yardımcı olacak bir lens arıyordum. Çoğu zaman özneye yakın ve kişisel olmayı gerektiren 24 mm’nin aksine, kendimle sahne arasında biraz daha fazla boşluk bırakarak çekim yapmanın güzel olabileceğini umuyordum.

Bunun için 50 mm’nin uygun olacağını düşündüm ve analog kameram için bir Nikor 50mm F1.8 lens satın aldım. Analog kameramla diyafram ayarı gövde üzerinden yapılamıyor. O nedenle, diyaframı lensin üzerinden ayarlanabilen Nikor “AIS” lensler ile kullanabildiğimden, elimde bulunan diğer Nikon lenslerimi bu kameramda kullanamıyorum. Aslında kullanılabiliyorum ama diyafram ayarını yapamıyorum; kameram diyafram olarak kullandığım lensin en açık diyaframını kullanıyor. Örneğin, kullanmak istediğim lens 35mm f1.4 ise bu lens ile yalnızca f/1.4 diyafram ile çekimler yapabiliyorum. Eğer kullandığım film 400 ASA’lık ise (ki sıklıkla bu oluyor), açık ve bol güneşli havada f/1.4 diyafram ve 400 ISO için bazen 1/8000 sn enstantane bile yavaş kalabiliyor. Benim analog kameramda en hızlı diyafram 1/1000 sn olduğundan bu gibi lensleri kullanmak imkansızlaşıyor elbette. Bunun da çaresi var tabi; bir dereceli ND filtre kullanmak. Analog bir kamerayla sokakta fotoğraf çekerken ilgilenilecek onca parametre arasına bir de ND filtre sokmak ne derece akıllıca olabilir ki? Diyelim ki öyle olsun, bu durumda her kareyi f/1.4 diyaframla çekmek zorunda kalmayı kim ister? Sonuç olarak AIS lens kullanmak şart yani.

Geçtiğimiz 6 ayda bazen bana göre güzel fotoğraflar çekmiş olmama rağmen, 50 mm’yi heyecan verici olmaktan çok, biraz sinir bozucu buldum. Onunla çekim yapmaya pek o kadar tutkulu değilim. Sevmeye çalıştım ama yapamıyorum. Dürüst olmak gerekirse, insanları çektiğimde ve sahne üzerinde çalışmaya vaktim olduğunda bundan keyif aldığım anlarım da oldu. Ancak genel olarak, özellikle sokak ve insan&mekan fotoğrafçılığı için dar kalıyor.

50 mm kullanmayı düşünenler için, 50 mm odak uzaklığı hakkında beğendiğim ve beğenmediğim şeyleri bu yazımda paylaşmak istedim.

50mm ile çekim yaparken en çok keyif aldığım şeyler…

Kompozisyon

Birlikte geçirdiğimiz süre boyunca fotoğrafçılığımda fark ettiğim en önemli şey, 50 mm’nin kompozisyona odaklanmama çok yardımcı olmasıydı. Çerçeve içindeki öğeleri dikkatlice düzenlemek için kesinlikle daha fazla zaman harcadığımı fark ettim. 24 mm’nin sahneleri çarpıtma biçiminden (distorsiyon) sonra dikeylerin ‘daha düz’ olması hissi hoş bir değişiklikti benim için.

Bu özelliği sayesinde 50 mm’nin beni çizgilere ve gölgelere daha fazla dikkat ettiğim bir yöne ittiğini hissettim ve sahneyi 24 mm’ye kıyasla düzleştirme şekli, bir şekilde daha resimsel hissettirdi.

Portreler için güzel

50 mm ile çekilen portreler sağlam hissettiriyor. 50 mm, lensimin önündeki kişiyle aramda ne onu ne de beni strese sokmayan güzel bir çalışma alanı sağlıyordu. Çok yakın değil ama yine de etkileşime girebileceğiniz ve fotoğrafçı ile konu arasında iyi bir bağlantı yaratacak şekilde ve birlikte çalışabilecek kadar yakın.

Ancak, 35 mm ve daha geniş açılı bir lensin çerçeveye çektiği ekstra sahne ögelerini kaçırdığımı fark etmedim değil. İşte örnekler:

50mm’de keyif alamadığım şeyler…

Çoğu zaman çok yakın

6 ay sonra bile, (özellikle birden fazla kişinin yer aldığı sahnelerdeki) çekimlerden elde ettiğim fotoğraflarımdan dolayı hala moralim bozulmuş hissediyorum. Kadraja sığmak için çoğu zaman sıkışık poz vermek zorunda oldular. 50mm ile birkaç kez yalnız olarak İzmir Basmane ve Kemeraltı turu yaptım (eskiden bunu Okyar ile yapardık). İnsanları eylem halinde fotoğraflamaya çalıştığımda – işlerini yaparken ya da bir kamyondan mal indirirken – istediğim her şeyi kadraja sığdıramıyordum. Sanırım 24 mm günlerimden gelen alışkanlıkla yakın durmaya çok alışmışım.

İç mekanda çalışırken işler daha da kötüleşiyor. Nispeten dar bir odada genellikle yeterince geri çekilemediğim çekimlerde odaya sıkıştığım anlarım çok oldu. Örneğin aşağıdaki fotoğrafı, mekanın içinden çekemedim. Mekanın dışına sokağa çıkmak zorunda kalım. Neyse ki kapısı yeterince genişti ve tam ortadaydı. Daracık bir Kemeraltı sokağında yer alan bu işyerindeki esnafı, kendi mekanında bu şekilde çekebilmek için geriye çok adımlamam gerekti.

Zorlu bir sokak fotoğrafçılığı seçeneği

Yukarıda değindiğim bilgileri özetlersem: 50 mm, benim için sokak fotoğrafçılığı için dar. Son çıktığım çekim turumda bazı fena olmayan sokak fotoğrafları çektim ancak bunların çoğu yalnızca bir konuya odaklanıyor. Ancak daha yoğun çekimler için kullanmayı hiç beceremedim. Dar hissettirdi. Bu yüzden daha fazla kompozisyona odaklanmamı sağlasa da, etkili sokak sahneleri oluşturmak için daha çok pratik yapmam gerektiğini anladım.

Fazla kusursuz ve dar

Bu kareyi İzmir Alsancak Garının önünden çektim. Aklımdaki kadraj bu değildi. Benim aklımdaki kare, gördüğünüz lokomotifi solda altın orana yerleştirip arkadaki tarihi binanın tamamını üstündeki “TCDD” yazısıyla birlikte kadraja almaktı. Bunu 50mm ile gerçekleştirmek için durduğum yer ve mesafe buna izin vermedi. Tek çarem , arkamdaki vızır vızır işleyen ana caddenin ortasına kadar gidip oradan çekim yapmaktı ki bu da imkansızdı. Ben de dikey kadraja karar verdim ve bu kare çıktı.

Çektiğim karelerin daha geniş açılı lenslerle çektiğim fotoğraflarda gördüğüm canlılık hissinden yoksun olduğunu buldum. Ayrıca, Nikon Z8 kameramla 24mm lens ile çektiğim bazı fotoğraflarda yaşadığım bazen beklenmedik perspektif bozulmalarını da özledim. Sanırım bu yüzden 50 mm’yi sokak fotoğrafçılığı için bir süreliğine dinlendireceğim.

Kurtarıcım 35mm’mi?

Geçirdiğim süre boyunca fotoğraflarım konusunda biraz hayal kırıklığına uğradım ve çok fazla çekimden “Keşke daha geniş açılı bir lensim olsaydı” diyerek döndüm ve 50 mm ile çalışmanın dezavantajlarının faydalarından daha ağır bastığı bir noktaya geldim.

Çalışmayan bir şeyi zorlamanın bir anlamı yok, bu yüzden sonunda yeni bir açıya para harcamaya karar verdim; 35mm. Ama dürüst olmam gerekirse yukarıdaki lokomotifin aklımdaki kadrajını 35mm açıyla çekmem de imkansızdı. Onunla ilk kez çekime çıktığımda tekrar fotoğraf çekmek için heyecanlandım. 35mm, daha geniş ve 50mm’de eksik olan bir çok yönlülük hissi veriyor. Hatta bir karede sahneye girmiş bir kafa veya kol görmek ya da bir arabanın köşesi beni heyecanlandırdı – böyle yaratıcı(!) hatalar yapabilmek bile iyi hissettirdi desem?

Neyse… Sanırım ekipman hakkında yazmak benim için çok da eğlenceli bir şey değilmiş.

Lens seçimi tabi ki kişisel bir tercih.

Tarihteki en iyi sokak fotoğrafçılığının önemli bir kısmı, söylentiye göre neredeyse sadece 50 mm ile çekim yapan Henri Cartier-Bresson tarafından yapıldı. 50 mm dünyasında yeterince vakit geçirdikten sonra ona şimdi daha da fazla saygı duyuyorum. Ama 50 mm bölgesine girmeyi düşünenler için bu düşüncelerimi yazmadan edemezdim.

Sonuç

Özetle: 50mm, bazı şeyler için işe yarayan ortalama bir odak uzaklığı ve portreler için hakikaten iyi, ancak kadrajda biraz nefes alma alanına ihtiyaç duyan bir sokak veya belgesel fotoğrafçısıysanız sizi çileden çıkarma potansiyeline sahip.

35mm’nin dar alanlarda kullanılabilmesi anlamında daha çok yönlü olduğunu düşünüyorum, ancak 50mm alan derinliği anlamında daha çok yönlü. Her iki odak uzaklığı da lensin ne yapabilmesini istediğinize bağlı olarak harika bir seçim.

Fotoğraf turuma çıkarken sadece bir lens hakkım olduğunda, daha geniş odak uzaklığı nedeniyle 35 mm lense yönelirim. Çoğunlukla çevresel portreler veya taihi yapılar çektiğim için bu benim için doğru seçim ancak insanlara veya nesnelere daha fazla odaklanıyorsanız 50 mm lensi tercih edebilirsiniz.

35mm ve 50mm ucu açık bir tartışma konusudur ve gerçek şu ki, görüntülerinizde kendi vizyonunuzu yaratmak için muhtemelen her ikisini de isteyeceksiniz. Fotoğrafçılığı öğrenirken hızlı diyaframlı bir lense sahip olmak çok eğlencelidir ve ucuz bir kit lensten geldiğinizde sabit bir lensin görüntü kalitesi etkileyici olacaktır. 35mm veya 50mm seçmeniz fark etmez, önemli olan şey ise fotoğraf çekmekten keyif almak!

Sonucun sonucu

35 mm ve 50 mm, insan gözünün doğal dünyada gördüğüne oldukça yakın odak uzaklıklarına sahip harika açılardır. 35 mm ile 50 mm’yi görüp görmemeniz biraz da sizin çevresel görüşünüze bağlı. Çünkü 35 mm daha geniş açılı bir lenstir. 50 mm biraz daha dar bir çerçevedir ancak iki odak uzaklığı da görece benzerdir.

50mm lensimi henüz satmayı düşünmüyorum. Henri Cartier-Bresson’un vardır bir bildiği diye düşündüğüm için onu saklayacağım. Ancak, 35mm odak uzaklığıyla birkaç gün çekim yaptıktan sonra eve daha mutlu döndüğümü hissetmeye başladım. Bu yolculuğumun nasıl gittiğini size buradan sıkça bildireceğim.

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

Evet, zordur.
İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit; dijital sensörlerin gölgelerde daha fazla, parlak alanlarda ise daha az bilgi yakalamasıdır.

Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak düzgün ayar yapabiliyor olsam da işin başlangıcı yine ayarları doğru yapmaya gelip dayandı. Ama pozometrem artık yoktu.

Çektiğiniz filmin banyosunu neden kendiniz yapmalısınız?

Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla birleşimini deneyimleyip ve bunu bizzat yaşamak inanılmaz tatmin edici;

Yeterince karmaşıklık yok mu, nereden çıktı bu analog merakı?

Nikon fanatiklerine Nikkormat FT2'yi ne kadar sevdiğimi söylemeyin sakın. Eğer sorarlarsa da, 10 dolarlık Kullan-At analog makinemle fotoğraf çekmeye gittiğimi söylersiniz.

E-POSTA ABONELİĞİ

Makale yazarı

Sebahattin Demir
Sebahattin Demir
Mühendis ama Tıp meraklısı. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir. Detay profil bilgisi için tıklayınız.

POPÜLER İÇERİKLER

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

3 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Okyar Atilla
Editör / Yazar
Makale Puanlama :
     

Analog fotoğrafın ve film kullanmanın farklı bir büyüsü var. Uğraştıkça fotoğrafçıyı içine çeken bir girdap gibi. Girdin mi çıkmak istemiyorsun. Yazının söz kısmına bir şey demeyeceğim. Ama terazici amcanın fotoğrafı gerçek bir Kemeraltı belgeseli olmuş. Görünen o ki filmin kare sayısının getirdiği kısıtlama daha seçici olmanın ve çekim öncesi daha iyi kompozisyon arayışına ön ayak oluyor. Ben de aynı durumdayım. Film kullanırken dokuz yutkunup deklanşöre bir basıyorum. Bakalım bu yolda nereye kadar nasıl yürümeye devam edeceğiz.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

50mm lensi çok kısa süre kullanıp satmıştım. Siz bile açısının dar olduğundan şikayet ederken, ben x1,5 çarpanlı crop gövdede 75mm olarak kullanıp, hiç sevmemiştim.
Benim için onu cazip kılan tek şey f/1,8 diyafram açıklığı idi. O da vazgeçilmez değildi.

Yeni ekipmanlarınız hayırlı olsun Sebahattin bey. Gelecek güzel yazıları ve çalışmalarınızı heyecanla bekliyorum.

Selam ve saygılarımla…

Sebahattin Demir
Yorumun sahibi  Öner BÜYÜKYILDIZ

Evet, çarpanlı DX gövdede 75mm olarak kullanmak çok sinir bozabilir, katılıyorum size Öner bey.

Bugün düşümdüm de, son haftalarda dijital kameramı ve ekipmanlarımı boşlamışım. Biraz da onların gönlünü almak gerek bundan sonra 🙂

Saygılar.