Eleştirel Fotoğraf Okuma

Biz “fotoğrafa baktım, fotoğrafı izledim, seyrettim” demeyiz, yaptığımıza “fotoğraf okuma” deriz. Çünkü fotoğraf bir şeyler anlatır, bunu sesle, sözle değil, görsel biçimiyle anlatır, öyleyse onu okumak gerekir.

-

Biz FEFSAD’da* her Çarşamba bir araya geliriz, üyelerimizin çektiği fotoğrafları ekranda gösteririz. Hep birlikte keyif alırız, ince eleyip sık dokuruz, fotoğrafları tek tek okuruz. Bazen kantarın topuzunu kaçırır, fotoğrafçının canına okuruz.

Biz “fotoğrafa baktım, fotoğrafı izledim, seyrettim” demeyiz, yaptığımıza “fotoğraf okuma” deriz. Çünkü fotoğraf bir şeyler anlatır, bunu sesle, sözle değil, görsel biçimiyle anlatır, öyleyse onu okumak gerekir. “Fotoğraf okuryazarlığı” diye bir şey vardır, bunun okuma kısmı, görenin fotoğraftan ne anladığıdır, yazma kısmıysa çekenin ne yaptığıdır.

“Eleştirel Fotoğraf Okuma” dediğimizde bir hayli tedirgin edici bir şey söylemiş oluruz, en azından sözü duyan şöyle bir irkilir. Çünkü insanların çoğu eleştirilmeyi sevmez, eksiğim gediğim ortaya çıksın istemez. Burada eleştirmek sözcüğünü doğru anlamak gerekir, zira yalnızca yermek anlamına gelmez. Eleştirel fotoğraf okuma, onu eleştirmek amacıyla okuma şeklinde algılanmamalıdır. Yabancı dille karıştırarak söylersek kritize etmektir, Türkçe açıklarsak fotoğrafı ayrıntılı olarak incelemektir, derinlemesine anlamak, güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymak, olumlu – olumsuz bir görüşe varmaktır. Kısacası değerlendirmektir. Bir fotoğrafta iyi bulduğunuz yönleri alkışlayabilirsiniz. Size göre iyi olmayan yönleri, daha iyiye ulaşmak adına dile getirebilirsiniz.

Ya da, fikrinizi kendinize saklayabilirsiniz. Çünkü her söz herkese söylenmez. Deneyimli, olgun birinin fotoğrafına bir şeyler diyebilirsiniz, o alınmaz, darılmaz, size kırılmaz, belki gülümsemeyle yetinir. Yeni başlayan birinin fotoğrafı için değerlendirme yaparken ise çok dikkatli olmalısınız. Siz daha sözünüzü bitirmeden o hemen savunmaya geçer: “Yok ışık şöyleydi, yok objektifim böyleydi, aman hiç zamanım yoktu, zaten hava da bozuktu, oydu da buydu.” O, sonra sonra öğrenecektir, bir fotoğrafçı kadrajında yer alan her bir ögeden sorumludur, hatta yer almayanlardan bile. Şimdilik ona fazla söz söylemeyin, fotoğraftan soğuyabilir, fotoğrafın, baş edemeyeceği kadar büyük bir muamma olduğunu sanabilir. Öte yandan, hiç laf etmeseniz, her fotoğrafını alkışlasanız ona iyilik değil kötülük etmiş olursunuz, bu sefer de “ben hemencecik oldum” diye düşünebilir, harika fotoğraflar çektiğini zannedebilir. Dedim ya, dikkatli olmalısınız, onu kozasından yeni çıkmakta olan bir kelebek gibi düşünmelisiniz, azıcık yüreklendirmeli, adım adım yönlendirmelisiniz.

Bir de üçüncü tür vardır ki onların fotoğrafına asla bir şey söylenmez. Hem şimdi söylememelisiniz, hem de sonsuza dek susmalısınız. Böyle fotoğrafçıyla uğraşmak zor iştir, onun karnı fazlaca geniştir, hem çok yemiş, hem de hiç birini hazmetmemiştir. Fotoğrafçı milletinin zaten egosu yüksektir, bu üçüncü tür de işi bir süper ego(!) seviyesine vardıranlardır. Düşünsenize, bir fotoğraf çekiyorsunuz, gelip dernekte gösteriyorsunuz, herkes beğensin istiyorsunuz, bir – iki laf eden olursa da fena halde kızıyorsunuz! Buralarda bir fotoğrafçı vardı, her zaman herkesle yarışırdı, durup durup ortaya çıkardı, bir şeyler öğretmeye çalışırdı. En iyi fotoğrafı o çekerdi, herkesten daha uzağa işerdi, onun çişi en öteye düşerdi. Şimdilerde pek ortada görünmüyor, kendi başına fotoğraf çekiyor, çektiklerini de bir tek kendi beğeniyor. Onu kendi haline bırakalım, biz şimdi kendi işimize bakalım.

Fotoğraf değerlendirmeye fotoğraf okuma demiştik ya, bunun bir de başka türlü söylenişi var. Bazılarımız fotoğraf teknik okumaları diyor, bu daha “havalı” bir söyleyiş gibi duruyor, ama bence yapılan işi eksik tanımlıyor. Çünkü fotoğrafın bir özü, bir de biçimi vardır, öz ne anlattığın, biçim nasıl anlattığındır, teknik ise bunu yaparken kullandığın yöntemlerin tamamıdır. Biz fotoğrafı salt teknik açıdan irdelemeyiz. Biz sadece fotoğrafın enine boyuna, ışığın şiddetine yönüne bakmayız. Kompozisyon kurallarına, çekim tekniklerine takılıp kalmayız. Çünkü fotoğrafın çok değerli başka bir boyutu daha vardır. O da fotoğrafçının sana ilettiği, fotoğrafın hissettirdiği duygudur. Onu göz ardı edemezsin, duyguyu teknik olarak ölçemezsin.

Burada başka bir parantez açmak gerek. Hayatın her alanına iyiden iyiye girmiş olan yapay zekâ fotoğrafla çok sıkı bir ilişki içindedir. Öyle ki, artık bir fotoğraf insan tarafından çekilmiş mi, yapak zekâ ile yapılmış mı, bilinemez haldedir. Bazılarımız yapay zekâya sinir oluyor, bazılarımız onu bir araç olarak kullanıyor. Öyleyse işe tersinden bakalım, yapay zekâya fotoğraf yaptırmayalım, çektiğimiz fotoğrafı ona okutalım. Bir deneyin, şaşılacak denli ayrıntılı okuyor, söyleyecek bir dolu şey buluyor. Üstelik “duygusuz” dediğimiz bu makine/yazılım bileşimi her yere yaptığı gibi bu alana da burnunu sokuyor. Ahkâm kesiyor, fotoğraftaki duyguyu uzun uzun sana anlatıyor. Her neyse, aslında bu başka bir yazının konusu, yapay zekâ buraya da karışmazsa, benden evvel davranmazsa bunu da yazarız, hep fotoğraf okuyacak değiliz ya, biz yazılanı da okuruz.

Fotoğraf eşsiz bir dildir, hem evrenseldir, hem de son derece özneldir. Fotoğraf senin ne istediğin değil, benim sana verdiğimdir. Bir yandan da fotoğrafı okuyanın ne anladığından ibarettir. Çünkü bilirsiniz, fotoğraf güçlü bir görsel iletişim aracıdır, iletişim için de bir söz vardır; ben ne dersem diyeyim, hepsi senin anladığın kadardır.

* FEFSAD: Fethiye Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Gölyazı’da Bir Gün Batımı…

Fotoğrafçı Bülent Terzi, sıradan bir gün batımını belgelemek yerine, ışığın ve uzun pozlamanın sağladığı estetik olanakları ustalıkla kullanarak izleyiciyi dinginliğin içine davet eden zamansız bir kompozisyon oluşturmuş.

Mimari Fotoğrafın Görünmeyen Matematiği

Peter Li'nin bazı fotoğrafları tek kare değildir. Özellikle katedral gibi yüksek hacimli yapılarda, giriş kapısından başlayarak kamerayı dikey eksende adım adım yukarı taşır; kubbeyi, ardından karşı cepheyi kapsayacak şekilde onlarca kare çeker. Daha sonra bu kareleri kusursuz biçimde birleştirerek tek bir fotoğrafa dönüştürür.

Fotoğraf Okumaları (Enver Şengül)

Fotoğrafçı, sıradan görünen bir mahalle evinden evrensel bir insanlık hikâyesi çıkarmayı başarmıştır. Başarılı kompozisyonu, renk kullanımı, ışık dengesi ve simgesel anlatımıyla bu kare, uzun süre hafızalarda kalacak nitelikte güçlü bir belgesel fotoğraf örneğidir.

İnce Gren

Analog dönemin filmli fotografik kayıt teknolojisine ait ‘İri Gren’ ve ‘İnce Gren’ ifadesinin teknik olarak nasıl bir görünüme tekabül ettiğini, dijital teknoloji öncesi uzun yıllar film teknolojisi kullanarak fotografik kayıt yapan dostlar bilirler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

10 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Ediz Yazıcıoğlu
Ediz Yazıcıoğlu

Çok güzel bir yazı teşekkür ederiz. İyi bir fotoğrafı yaratmak gerçekten çok çok zor. O yüzden gelişim için eleştirilere açık olmak gerekiyor. Eleştirenin de gerçekten kendi egolarından arınmış bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini düşünüyorum.

Yapay Zekanın fotoğraf okumaları hayli başarılı, hiç değilse eleştirilerini kimseye söylemiyor…:)

Gökhan Korkmazgil
Gökhan Korkmazgil
Yorumun sahibi  Ediz Yazıcıoğlu

Yorum için ben teşekkür ederim 🙂

Alpaslan Akbulut
Alpaslan Akbulut
Makale Puanlama :
     

Az,öz , net mesajlar içeren değerlendirmeniz için teşekkürler. Gündelik koşuşturma içerisinde fotoğraf çekerek ya da okuyarak,daha iyisi hem çekip hem okuyarak yaşamına yeni bir pencere açanlara ne mutlu.

Gökhan Korkmazgil
Gökhan Korkmazgil
Yorumun sahibi  Alpaslan Akbulut

Çok teşekkürler 😊

Metin Çulfaz
Metin Çulfaz

Çok güzel bir yazı olmuş, teşekkür ediyorum.

Gökhan Korkmazgil
Gökhan Korkmazgil
Yorumun sahibi  Metin Çulfaz

Teşekkür ederim 🙂

Orhun Bengisu
Orhun Bengisu

Süper bir yazı👏👏
Zaman zaman arkadaşlarımızın yolladığı fotoğrafları eleştirirken, bundan böyle sizin bu yazınızı rehber alacağım.

Gökhan Korkmazgil
Gökhan Korkmazgil
Yorumun sahibi  Orhun Bengisu

Çok teşekkür ederim 🙂

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

Yazı için çok teşekkürler Gökhan bey.
Selam ve saygılarımla…

Gökhan Korkmazgil
Gökhan Korkmazgil
Yorumun sahibi  Öner BÜYÜKYILDIZ

Ben teşekkür ederim 🙂

Makale yazarı

Gökhan Korkmazgil
Gökhan Korkmazgil
1960 Burdur doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi, sonrasında Kulak Burun Boğaz uzmanı oldu. Otuz yıldan beri Fethiye’de yaşıyor. Çoğu eski zaman doktoru gibi, tıpla birlikte, insan ve doğayla ilgili her şeyle uğraşıyor. Kendini bildi bileli okur, çocukluğundan beri fotoğraf çekiyor.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER