Foto-Graf düzleminde geçen bir “Ortak Atölye” deneyimi

Geçmiş zamanda FSK’da (Fotograf Sanatı Kurumu) yaptığımız atölye pandemi nedeniyle devam edememişti. Atölyedeki dostlarımızdan sayın Burhan Reşat Sakkaoğlu uygun sanal koşulları oluşturdu ve biz ‘yeni gerçek’ ortamda atölyeyi sürdürmeye karar verdik. Sanal ortamın avantajlarını maksimum düzeyde kullanmak amacıyla, gerek foto-graf alanından gerekse diğer alanlardan bilgisi ve deneyimi ile öne çıkmış insanları atölyemize konuk etmeye, söyleşmeye gayret ettik. Onlardan biri de sayın Halûk Uygur’du. Sayın Uygur, birkaç saatten ibaret olacak bir söyleşi yerine uzun soluklu bir çalışmaya davet ettiler bizi.

-

Pandemi her ne kadar elimize ayağımıza pranga vurdu ise de, vaktiyle dijital sistemin yaşadığımız günün altyapısını oluşturduğunu ancak bu vesile ile idrak ettik. Daha önce yüzyüze gerçekleştirdiğimiz çeşitli etkinlikleri sanal ortamda, yani ‘yeni gerçeklik’ koşullarında rahatlıkla gerçekleştirebileceğimizi kulağımıza fısıldadılar ve bizi harekete geçirdiler. Üstelik kapıya dayanan ve eşiği geçmeye çalışan yeni koşulların avantajlarından da söz etmediler. Görerek ve yaşayarak benimsememizi, içselleştirmemizi istediler. Nitekim öyle de oldu. Kapalı mekânda yüzyüze gerçekleştirdiğimiz seminer, söyleşi, gösteri, toplantı, atölye gibi etkinlikleri ilgili mekânın duvarları sınırlıyorken ve o yüzden belli bir kapasitenin üzerine çıkılamıyorken, şimdi sınırlar azımsanamayacak ölçüde aşıldı, sanal mekân yüzlerce insanı kapsar hale geldi. Bunu bir avantaj saydık; dezavantajları gayet iyi biliyor olsak dahi, başka seçenek bulunmadığı için sunulan olanakları olabildiği kadar verimli kılmaya çalıştık.

Geçmiş zamanda FSK’da (Fotograf Sanatı Kurumu) yaptığımız atölye pandemi nedeniyle devam edememişti. Atölyedeki dostlarımızdan sayın Burhan Reşat Sakkaoğlu uygun sanal koşulları oluşturdu ve biz ‘yeni gerçek’ ortamda atölyeyi sürdürmeye karar verdik. Sanal ortamın avantajlarını maksimum düzeyde kullanmak amacıyla, gerek foto-graf alanından gerekse diğer alanlardan bilgisi ve deneyimi ile öne çıkmış insanları atölyemize konuk etmeye, söyleşmeye gayret ettik. Onlardan biri de sayın Halûk Uygur’du. Sayın Uygur, birkaç saatten ibaret olacak bir söyleşi yerine uzun soluklu bir çalışmaya davet ettiler bizi. Bizatihi kendilerinin gerçekleştirdikleri ve alışılagelen kalıplaşmış bilgilerin sınırlarını ciddi anlamda aşan seminere, arkadaşlarımızla birlikte iştirak ettik. Adını “Görünmeyeni Gösteren Fotograf Atölyesi” olarak belirledikleri yeni bir atölye süreciydi bu. Seminerle birlikte (ki söz konusu seminer teorik altyapıyı oluşturmak içindi) foto-graf pratiği de başladı. Bu vesile ile ‘Kadın ve Ben’ başlıklı bir sergi için hep beraber kafa yoruldu, emek verildi. Halûk Uygur aynı koşulları Salihli Fotoğraf Derneği için de hazırlamışlardı. Böylece ülkenin farklı yerlerinde yaşayan foto-graf amatörlerinin katılımıyla ortak bir atölye gerçekleşti ve bu sıcak, samimi, canlı süreç ortak bir sergi ile tamamlandı.

Merhum Berna Ateşoğlu’na atfedilen, oldukça anlamlı ve güzel bir törenle açılan ‘Kadın ve Ben’ sergisi www.altinoransanat.com’da (‘yeni gerçek’ ortamda) izlenime sunuldu.

Koşullar istemsiz bu hale evrilince gördük ki güzeller güzeli memleketimizde fikir ve sanat insanı sorunu özde yok. Çorak gibi görünen atmosferin gerisindeki sisli, belirsiz ortamda pek çok şeye kafa yoran, çıkarımda bulunan ve üreten insanlar bütün engellere ve problemlere rağmen hep vardı, bu gün de var. Yine gördük ki, yitirilmiş izlenimi bırakan kadim kültür ögelerinin büyük bir kısmı bütün sıcaklığıyla orta yerde duruyor. Onların en önemlisi de ‘dayanışma’ idi. El ele, omuz omuza hareket etmek ve kafa kafaya verip ortak akıl ile düşünüp üretmek gibi insan hayatı için çok kıymetli olan bir hasleti bu koşullarda dahi rahatlıkla hayata geçirebileceğimizi gördük ve yaşadık.

Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Derneği (Adana), Salihli Fotoğraf Derneği (Salihli), Tekin Ertuğ Atölyesi (Ankara-FSK) birlikte sanat ortamında yol aldılar ve birlikte üretip son derece nitelikli bir sergiye imza attılar. Her sergide olduğu üzere, bu sergide de kısa/öz bir metin (manifesto) kaleme alındı. Söz konusu manifestoyu aşağıda paylaşıyoruz.

“Halûk Uygur öncülüğünde ve eğitmenliğinde Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği, Salihli Fotoğraf Derneği ve Tekin Ertuğ Atölyesi’nin ortaklaşa gerçekleştirdikleri “Görünmeyeni Gösteren Fotograf Atölyesi” katılımcılarının eserlerinden oluşan bu iki serginin özdeki amacı, gördüğünü değil, düşündüğünü ve/ya hissettiğini fotografın diliyle ortaya koyabilmektir.

Sanat etkinliğinin, ‘kaba saptama’ nın ötesinde bir yerde olduğu bilgisinden yola çıkılarak yapılan atölye çalışmasında, yaşadığımız dönemin en güncel meselelerinden biri olan ve medyada fazlaca yer tutan ‘kadın’ olgusunu empoze edildiği gibi değil, geniş bir perspektiften, derinlemesine ele alarak ve alışılagelen otoportre (özportre) yaklaşımından uzaklaşıp, bireyin hakikaten bizatihi kendisini ortaya koyacağı ‘ben’ i sanatın konusu yaparak nihai sözü fotografik düzlemde dillendirmek esas alındı.

Covid salgınının hepimizi evlere hapsettiği günlerde üç kardeş atölyede çalışan ve Türkiye’nin çeşitli yerlerine dağılmış olan fotoğrafçıların, zoom ve facebook vasıtasıyla iletişim kurmak suretiyle katıldığı çalışma, aynı zamanda salgının yarattığı kısıtlamaya bir karşı duruş olarak da değerlendirilmeli.

Fotoğraf kariyerinde yeni olan ve ustalaşmış fotoğrafçıların biraraya gelerek değerli dostumuz BERNA ATEŞOĞLU anısına yaptığı bu çalışmanın fotografik değerini, bu karşı duruşun etkisiyle birlikte değerlendirmenizi dileriz.”

Geldiğimiz noktada çıtayı biraz daha yukarı çekip sergi, kitap, panel, sempozyum gibi ortaklaşa çabalar bağlamında bir basamak daha yukarıda duran eğitici-öğretici ve geliştirici etkinliklere doğru yol almak gerekiyor.

Yakın zamanda böyle etkinliklere tanık olmayı umuyor ve diliyoruz.

Tekin ERTUĞ

(Nisan 2021) Not: Sergi küratörü Haluk Uygur’un küçük bir seçkisini bu yazıda paylaşıyoruz; ancak, foto-grafçı dostların www.altinoransanat.com adresine girip serginin tamamını görmelerini öneririz.    

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
3 Yorum
Beğenilenler
En yeniler Eskiler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Yaşar Ateşoğlu
Yaşar Ateşoğlu
25 gün önce
Makale Değerlendirme :
     

Sevgili Tekin Ertuğ hocam,
Tüm zor koşullara rağmen, Haluk Uygur-Altınoran Sanat Atölyeleri, SALFOD, Tekin Ertuğ ortak çalışması, farklı kentlerden, farklı disiplinlerden insanların “Yeni gerçeklik” düzleminde nasıl üretip paylaşabileceğinin çok güzel bir değerlendirmesini yapmışsınız.
Aklın doğru bilgilerle beslenebildiği, sorgulayabildiği, çoklu bakış ile değerlendirebildiği zaman sınır tanımayan bir üretim yapması umudun var olduğunu gösteriyor.
Çok teşekkür ederim.

Sebahattin Demir
25 gün önce

Eminim çok keyifli ve bir o kadar da eğitici bir atölye süreci olmuştur Tekin bey.

http://www.altinoransanat.com adresinde tamamını izledim. Emekleri geçen herkesi saygıyla selamlıyorum.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
23 gün önce
Makale Değerlendirme :
     

Emeği geçen herkesi tebrik ediyor, selam ve saygılarımı iletiyorum.

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı ve edebiyat dünyasına yakın durdu. Gençlik yıllarının olgun sayılabilecek 5-6 yıllık bir döneminde ise amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi.Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotoğraf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Yaptığı atölyeler daha çok “Kuram” ve “Kurgu” öncelikli atölye çalışmalarıdır. Atölye çalışmalarının sonuçları gösteri, söyleşi ve seminer olarak çeşitli platformlarda paylaşıldı.Bu süreç içinde kaleme aldığı yazılar basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotoğraf dergilerinde yayınlandı. İlerleyen zamanda kitap çalışmalarına yöneldi. Şu ana kadar basılan kitapları: Sanat yazılarından oluşan 4 cilt “Fotograf Sanatı Üzerine”, Röportaj-Anı ve Biyografi yazılarından oluşan 10 cilt “Fotoğraf Ustaları” (Masters of Photography) ve 16 cilt “Işıkla Resmedenler” (Photographers), (Ressam Hikmet Çetinkaya'nın Biyografisi) “Kan Çiçekleri” ve en son ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi olan “Sicim” isimli eser.Hazırladığı biyografik/otobiyografik metinlerin yanısıra fotograf, sinema, edebiyat ve müziğe dair metinler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Manşet

Âşık Mahzuni Şerif’ten, Mustafa Ertekin’e uzanan süreç

Âşık Mahzuni Şerif’ten, Mustafa Ertekin’e uzanan süreç

“İyi bir fotoğraf etkili bir şiir gibidir. Tıpkı şairin bir şiirinin diğer şiirlerinin desteğine ihtiyacı olmadığı gibi, tek fotoğrafın da anlam kurmak ve duygu yaratmak için ikinci bir fotoğrafa ihtiyacı yoktur.

Fotoğraf gerek yapısıyla gerekse de etki biçimiyle en çok şiire benzer. Bir şiiri etkili kılan en temel özellikleri düşünceden çok duygu çağrıştırması ve bunu imge yaratarak yapmasıdır. Şiir metaforlarıyla, mecazlarıyla, uyaklarıyla hem anlamını hem melodisini yaratır."
Mustafa Ertekin

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotoğrafçılık Hafızamızı Geliştirir mi?

Fotoğrafçılık Hafızamızı Geliştirir mi?

Fotoğrafçılar Dikkat!
Fotoğraf Çekmek Görsel Belleği Güçlendiriyor,
Peki ya Görsel Olmayan Bellek?

POPÜLER İÇERİKLER

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Muhammed Suriyeli mülteci bir çocuk. Savaşın bölüp parçaladığı çocukluğun acı bir gerçekliğinin de karakteri olmuş.

Muhammed çok merak ediyormuş Galata Kulesi’ni. Hatta birkaç arkadaş sıraya girip ziyaretçilerin çocuklarıymış gibi girmeye çalışmışlar. Bir keresinde birinci kata kadar çıkabilmişler ama yakalanmışlar. Bir gün Muhammed’le çıktık.
3
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x