Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Adnan Ataç

Bir sanat insanı olarak Adnan Ataç’ın asla kendisini verili durumla veya hazır kalıplarla sınırlamadığını, sürekli yeniliğin, farklılığın, daha iyi olanın, bir adım ötesinin arayışı içinde olduğunu bir kez daha belirtmemiz gerekir. Okuyup araştırmak, teknolojik yeniliklerden haberdar olmak, başkalarının yapıp etmelerini izleyip bilmek ve yorumlamak, O’nun önemsediği ve ihmal etmediği konulardır.

Birikimlidir ve çok üretkendir.

-

Yarım asırla ifade edilebilecek bir geçmişe uzanan amatör foto-graf serüveninden süzülüp gelen deneyim, birikim ve donanıma sahip az insan vardır. Foto-grafımızın duayen diyebileceğimiz usta isimlerinden asker ve akademisyen (Prof.) Adnan Ataç onlardan biridir, hiç kuşkusuz.

Analog ekipmanla yaptığı ve paylaştığı, sunduğu/sergilediği dönem (90’lı yıllar) ekstrem sayılabilecek çalışmaları bu gün gibi gözümüzün önünde. Teknolojiyle ne denli barışık bir insan olduğunu, başından bu yana yaptığı her çalışmada görmek mümkün. Hiçbir görüntüyü, göründüğü gibi, olduğu gibi, gözün algıladığı gibi sunmadı. Çekim aşamasında ve sonrasında yaptığı müdahalelerle, kendi düşüncesine ve tahayyülüne ilişkin bir şeyler bulunmasını sağladı foto-graflarda. Ekipmanın elverdiği her türlü olanağı büyük bir maharetle kullandı ve her zaman ortalamanın dışında, farklı görüntüler ortaya koydu.

Gösterilerini ve sergilerini izlerken rahatlıkla ayırdına varılan şey, deklanşöre basmadan çok önce her şeyin ayrıntılı şekilde düşünüldüğü ve hazırlandığı idi. Çeşitli filtreler kullandığını, mekânı ve ışığı düzenlediğini, baskı sırasında müdahale ettiğini ve bunları yaparak sıradan olana izin vermediğini, kendisinin izleyiciye göstermek istediği sıradışı foto-grafik görüntüyü oluşturduğunu, o zamandan bu zamana belleğimizde yeri olan her çalışması için söyleyebiliriz.

Değerli üstad, hocamız, ağabeyimiz Adnan Ataç sadece kendi kişisel çalışmalarında da değil, açtığı atölyelerde öğrencilerine yaptırdığı çalışmalarda da onları sanat arayışına yönlendirdi. Eldeki teknik olanakları sonuna kadar kullanmalarını önerdi ve uygulamalarını sağlamaya çalıştı. Dijital teknoloji foto-grafik düzlemi ele geçirdiğinde, tereddütsüz onun beraberinde getirdiği artıları aldı ve bundan kaçışın anlamsızlığını, tam tersine teknolojik yeniliklere egemen olunması gerektiğini söyledi.

Ortalamayla, sıradan olanla hiçbir zaman oyalanmadığını, her zaman arayış içinde olduğunu, araştırıp incelediğini, yeni şeyler için zaman ve emek koyduğunu O’nu yakından tanıyan herkes bilir. Yeniliklere açık oluşu, sistematik yaklaşımı, hızlı karar verişi, disiplini dikkate alındığında, akademik kimliğinin ve askerlik mesleğinin de bunda önemli ölçüde payı bulunduğu düşünülebilir.

Akademisyen, asker, foto-grafçı Adnan Ataç’tan gayrı bir de dost, arkadaş Adnan Ataç var. Ondan söz etmeden geçmek olmaz. Hangi konuda olursa olsun yardıma, desteğe gereksinimi olanlara her zaman ulaştığını biliriz. Kurumsal ortamda, örneğin dernekte kendisinden beklenen katkıyı herkesten önce vermiş, diğer amatör çabalara da aynı şekilde yaklaşmıştır. Örneğin, 1994 yılında kurulan FSK’nın (Fotograf Sanatı Kurumu), kuruluşundan bu güne düzenlediği neredeyse her etkinliğe katkı vermiştir. Sadece kültür-sanat ortamına da değil, akademik ortama ve/ya bilimsel alana da pek çok şekilde gönüllü destek vermiş, katkı sunmuştur. GATA’da Tıp Tarihi Müzesi’nin kurulması bunun en önemli örneklerinden biridir. Öncülük ettiği, başlattığı, tamamladığı, destek verdiği ve/ya doğrudan katıldığı etkinliklerin listesini sunarsak, onlarca sayfaya uzayıp gider. 

Geçmiş birkaç on yılda dile pelesenk edilen ‘pozitif olmak’ tabiri, katiyen telkine ihtiyaç duyulmaksızın sayın Ataç’ta vücut bulmuştur denebilir. Tam anlamıyla pozitif bir insandır. Negatif düşünmeyi, yorgunluğu, üzüntüyü, sıkıntıyı, çaresizliği kabul etmez. Olumlu söz ve telkin sahiplerine “ağzından bal damlıyor” deriz ya, işte bu söz sayın Ataç’a çok yakışır. Yapıcıdır. Problemli hallerde, olumlu tarafa işaret eden bir çıkış yolu bulur ve çözüm üretir muhakkak.

Bir sanat insanı olarak Adnan Ataç’ın asla kendisini verili durumla veya hazır kalıplarla sınırlamadığını, sürekli yeniliğin, farklılığın, daha iyi olanın, bir adım ötesinin arayışı içinde olduğunu bir kez daha belirtmemiz gerekir. Okuyup araştırmak, teknolojik yeniliklerden haberdar olmak, başkalarının yapıp etmelerini izleyip bilmek ve yorumlamak, O’nun önemsediği ve ihmal etmediği konulardır.

Fotoğraf Ustaları 2

Birikimlidir ve çok üretkendir.

Hem bilimsel düzlemde (meslek bağlamında), hem sanat düzleminde katkı verdiği ve bizzat kaleme aldığı metinler, yani bilim ve kültür-sanat ortamına armağan ettiği yazılı-basılı materyal sayın Ataç’ın arı gibi çalıştığının göstergeleridir. Onun foto-grafik eylemi, yani görsel sanat ortamında yapıp etmeleri çok açık ki tembel adam işi değildir. Bu güne dek yaptığı kişisel sergi ve gösteriler, atölye çalışmaları, grup çalışmaları, sunum ve söyleşiler, eğitim çalışmaları ve daha çok sayıda şey, O’nun gece-gündüz sanat uğraşısı içinde olduğuna ve çok çalıştığına, çok emek verdiğine delalet eder.

Sahne, nü, peyzaj ve doğa, makro, kelebek, çiçek-böcek, kuş vb neredeyse foto-grafın her alanıyla ilgili yüklü bir arşive sahip olmakla birlikte, dün foto-grafa başlamış bir insan gibi daha öğrenecek çok şey olduğuna vurgu yapar.

Ortalama bir foto-graf söz konusu iken, biraz teknik bilgisi olan herkesin onu yapabileceğini söyler ve şunu ilave eder: “Hayal gücünüze müracaat edin, hayal gücünüzün sınırlarını zorlayın.”

Önerdiği şey, esasen bizatihi kendisinin de benimseyip içselleştirdiği şeydir. Analog ekipmanın, filmin kullanıldığı dönemden bu yana yaptığı bütün çalışmalar, önerisiyle tam bir tutarlılık içinde olduğunun belgesidir.

Bu itibarla, son dönem çalışmalarını izah eden “Doğada Dinamizm” başlıklı manifestoyu paylaşmak yararlı olacaktır:

“Bu fotoğraflar, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı düşüncesi ve fütürist bakış açısı ile zaman, mekân ve anlam boyutlarının ötesinde, dünden bugüne ve yarına uzanan yaşamın dinamizmini sorgulayan görsel düzenlemelerdir.

Gittikçe artan endişeler içinde 21.yüzyıl yaşamı, dünde yaşananlar ile geleceğin nasıl biçimleneceği kaosu sürerken, bir minik canlının bütün dünyanın ekonomik, sosyolojik, psikolojik ve felsefi temellerini etkilediği süreçte bu sorgulayıcı yaklaşım kaçınılmazdı.

Doğanın bilinmeyen derinliklerindeki kaynaklarından, bilinemeyen geleceğine gönderme yapılan çalışmalarda bilgi, teknoloji ve dinamizm önemlidir. Biçim ve estetik önceliklidir.

Temel yaklaşım şudur: Her şey, en bildiğimizi sandıklarımız bile, sonsuz derinliği içinde ve bilindiğinin ötesindedir. Farklıdır, kendine özgüdür, eşsizdir, nereden baktığımızla ilgilidir ve sadece görünen hiç değildir.”

(Adnan Ataç)

Son paragrafa özellikle dikkat buyurun. Bildiğimizi zannettiğimiz şeylerin bildiğimiz gibi olmadığına, esasında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına vurgu yapıyor. Yani gözlerimizle ve diğer duyu organlarımızla görüp algıladığımız şeylerin ötesine geçilmesi gerektiğine, özünde sanatçının kaygısının bu olduğuna işaret ediyor.

İşte bu yaklaşımı ve düşündüğü şeyi gerçekleştirebilmek için hayata geçirdiği her şey, foto-grafik eylemi, kısacası bütün denemeleri, arka planda çok ciddi bir sorgulama ve zihinsel etkinlik bulunan düzenlenmiş görüntüler, O’nu sıradışı bir konuma taşımıştır.

Saygıyla selamlıyorum.

Tekin ERTUĞ

NOT :

Metin içinde kapak görüntüleri yer alan bilimsel çalışmalara, araştırmalara ve foto-grafa dair kitap ve albümlerin bir kısmı Adnan Ataç tarafından hazırlanmış, bir kısmına Adnan Ataç katkı vermiştir. Takvimler, Adnan Ataç’ın özgün çalışmalarıdır. Manifestosunu somutlaştırdığı eser ise “Gördüğüm ve görmek istediğim güzellikleri ile KUŞLAR” albümüdür.

İlişkili İçerikler

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Uğur Okçu

Kesinlik ifade eden cümlelerden oldum olası kaçınmamıza karşın, birebir tanık olduğumuz, fikir alt yapısını, hazırlık safhasını ve devam eden süreci takip ettiğimiz böylesi durumlarda tereddüt göstermeden kesin ifadeler kullanabiliyoruz.

Uğur Okçu bir sanat insanı’dır.

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – İsa Özdemir

Geçmiş zaman içinde (90’lar) AFSAD Genel Sekreterliği ve Başkanlığı yapmış, derneğin, anılarda kalan yoksul ortamından kurtulmasında çok ciddi pay sahibi olan usta foto-grafçı İsa Özdemir, bendenizin Temel Eğitim hocasıdır. Saygıyla selamlıyorum.

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Rahime-Ayhan Sarıhan

Hem 68 kuşağının, hem de 78 kuşağının bütün meşakkatine tanık olmuş, dönemin sancılarını yaşamış, oradan yürüyerek hayata tutunmuş, hayatı anlamlandırmış ve varolmuş saygılı, ölçülü, zarif iki hayat arkadaşı.

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Süha Aray

Henüz dijital sistemin ayak seslerinin dahi duyulmadığı zamanlar, Süha Aray'ın analog ekipmanla yaptığı oldukça etkileyici ‘deneysel’ çalışmalarla dikkat çekiyordu. Amatör foto-graf çevreleri için olağanüstü yaratıcı çalışmalardı.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
0 Yorum
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı ve edebiyat dünyasına yakın durdu. Gençlik yıllarının olgun sayılabilecek 5-6 yıllık bir döneminde ise amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi.Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotoğraf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Yaptığı atölyeler daha çok “Kuram” ve “Kurgu” öncelikli atölye çalışmalarıdır. Atölye çalışmalarının sonuçları gösteri, söyleşi ve seminer olarak çeşitli platformlarda paylaşıldı.Bu süreç içinde kaleme aldığı yazılar basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotoğraf dergilerinde yayınlandı. İlerleyen zamanda kitap çalışmalarına yöneldi. Şu ana kadar basılan kitapları: Sanat yazılarından oluşan 4 cilt “Fotograf Sanatı Üzerine”, Röportaj-Anı ve Biyografi yazılarından oluşan 10 cilt “Fotoğraf Ustaları” (Masters of Photography) ve 16 cilt “Işıkla Resmedenler” (Photographers), (Ressam Hikmet Çetinkaya'nın Biyografisi) “Kan Çiçekleri” ve en son ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi olan “Sicim” isimli eser.Hazırladığı biyografik/otobiyografik metinlerin yanısıra fotograf, sinema, edebiyat ve müziğe dair metinler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Manşet

Alice harikalar diyarında

Alice Harikalar Diyarında

Charles Lutwidge Dodgson’u (1832-1898) tanır mısınız? Sanmıyorum. Ya Lewis Carroll dersem? Tabii ki. Kimdir? İngiliz yazar. En güzel çocuk hikayelerinden biri olan “Alice Harikalar Diyarında” nın yazarı. Ekleyeyim, matematikçi, mantıkçı, Anglikan papazı (İngiliz Katolik kilisesi) veeee “Fotoğrafçı”. Kimse bize bundan bahsetmedi.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus, otomatik netleme işlevini deklanşör düğmesinden alıp kameranın arkasındaki başka bir düğmeye atama işlemidir. Bu yazıyı okuduktan sonra kameranızı daha çok seveceksiniz ve fotoğraf çekmekten çok daha fazla zevk alacaksınız, iddia ediyorum.

POPÜLER İÇERİKLER

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf - Uğur Okçu

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Uğur Okçu

Kesinlik ifade eden cümlelerden oldum olası kaçınmamıza karşın, birebir tanık olduğumuz, fikir alt yapısını, hazırlık safhasını ve devam eden süreci takip ettiğimiz böylesi durumlarda tereddüt göstermeden kesin ifadeler kullanabiliyoruz.

Uğur Okçu bir sanat insanı’dır.
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x