On yılı aşkın bir süredir belli aralıklarla FSK’da (Fotograf Sanatı Kurumu) sürdürdüğümüz atölyelere, eğitimcilikten/öğretmenlikten gelen sayın Rahime Sarıhan, koşulları elverdiği her dönem katılmıştır. Gerek meslek yaşamı, gerekse hayatın çeşitli alanları ile ilgili engin deneyimi, merakı, yaptığı şeyi önemseyip ciddiye alması, çalışkanlığı ve hayata dair her şeyi birlikte yaşadığı son derece birikimli eğitimci-hukukçu hayat arkadaşı sayın Ayhan Sarıhan’ın desteği, O’nun kısa sürede foto-graf alanında ustalaşmasını, diğer bir ifadeyle, foto-grafın diliyle duygu ve düşüncelerini ifade edecek merhaleye erişmesini sağlamıştır.
Hem 68 kuşağının, hem de 78 kuşağının bütün meşakkatine tanık olmuş, dönemin sancılarını yaşamış, oradan yürüyerek hayata tutunmuş, hayatı anlamlandırmış ve varolmuş saygılı, ölçülü, zarif iki hayat arkadaşı.
Öğretmenlik anılarını yazdığı “Düşe Kalka” isimli kitapta, Nabi’den;
“Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz,
Biz neşatın da, gamın da rüzigârın görmüşüz”
…dizesine boşuna yer vermiş olmasa gerektir, sayın Ayhan Sarıhan.
Pandemi hayata musallat oluncaya dek epey bir zaman uzun yolculuklara çıkan Rahime-Ayhan Sarıhan çok sayıda ülke gezerler. Maceralı sürecin mizahını da ihmal etmezler. “Nerde Akşam Orda Sabah” isimli kitap, “Allah çok verip azdırmasın, az verip gezdirmesin” sözüyle başlar, “Beyaz Geceler” isimli kitapta ise “gezente” kelimesinin kökleri açıklanır.
Rahime Sarıhan foto-grafla belgeler, Ayhan Sarıhan not alır, metinleri oluşturur. Foto-graflarla metinler birbirini destekleyecek biçimde harmanlanır, en küçük bir karşılık beklemeden, bütünüyle aile olanakları seferber edilir ve hatırı sayılır miktarda kitap hayat bulur.
Gezi anılarından gayrı öğretmenlik anıları ve “Beyceli Türküleri” (Ordu-Fatsa’ya bağlı Beyceli Köyü, Sarıhan’ların doğdukları yerdir) derlenip hikâyeleriyle birlikte kitaplaştırılır. Türkülerin notaları da kitapta yer alır. Bununla birlikte Ertan Sarıhan’ın sazından ve sesinden o türküleri dinleyebileceğimiz bir de CD hazırlanıp ilgili kitaba iliştirilmiştir.
Gönüllük, amatör çaba, yetenek, çalışkanlık, disiplin, özveri, kültür-sanat, …vb kavramların hepsini biraraya getirerek ancak onların yapıp etmelerini açıklayabiliriz.
Gültekin Çizgen ustanın, bizim de bazen ödünç aldığımız, “ceketimi ilikleyip ayakta alkışlıyorum” diye neredeyse foto-graf tarihine geçecek bir iltifatı vardır ya, işte şimdi onu yinelemenin tam sırasıdır.
Çok uzun süren atölye çalışmalarının sonunda atölyeye katılan arkadaşlarımızdan bazılarıyla yakın dost olduk, kimi ile maaile görüşmekteyiz. Foto-graf, sanat ortamına yolculuk yaptırmakla kalmıyor, böyle şeylere de vesile oluyor.
Sanatın ve tabii ki foto-grafın yegâne temel taşı teknik bilgi ve beceri değildir. Teknik bilgi ve beceri belki de en kolay edinilebilen kısmıdır. En önemli temel taşı, hiç kuşku yok ki entelektüel alt yapıdır. Bilgi, deneyim, birikim yeterli olmadıkça, birinci basamaktan sonra fazla yol alınamaz. Entelektüel altyapı foto-graf düzlemiyle sınırlı değildir. Sosyo-kültürel, psiko-sosyal, sosyo-politik, sosyo-ekonomik bilgi bunun dışında düşünülebilir mi? Hayata ve kültür-sanata dair bilgi ve deneyim, ayrı tutulabilir mi? Dahası, bir dünya görüşüne, bir felsefi yaklaşıma yaslanmaksızın o altyapı tamamlanmış olabilir mi? Teknik bilgi ve beceriyle birlikte bunların hepsi bireyin donanımını oluştururlar.
Entelektüel altyapı konusunda söylenecek fazla söz olmadığını kitapların içerdiği metinler teyid eder. Kaleme alınan metinlerin pürüzsüz, düzgün, akıcı ve anlamlı oluşu söze ve/ya yazın alanına dair kısmın ince bir elekten geçirildiğini gösterir. Kitaplar, bir foto-graf albümü şeklinde tasarlanmadığı, daha çok yazılı eser olacak şekilde tasarlandığı ve kâğıt ona göre seçildiği için foto-graflarda baskı kalitesi aramak doğru değil. Kitaplarda yer alan foto-graflar, yazıları destekleyici nitelikte görsellerdir ve foto-grafçının (Rahime öğretmenin) yaklaşımına dair ipucu verirler. Rahime Sarıhan’ın gezi foto-graflarını, hazırladığı gösterilerde/sunumlarda izleyerek bir kanaat oluşturmak daha isabetli olacaktır. Katkı verdiği ve eşiyle birlikte hazırladığı kitaplar söz konusu iken gezi foto-graflarını, genel bağlamıyla foto-grafik bilgisi ve kültürü söz konu iken diğer çalışmaları dikkate alınmalı.
Rahime Sarıhan (ablamız-öğretmenimiz), atölyeye katıldığı ilk günden bu yana olumlu-yapıcı kişiliğiyle gönülleri kazanmasının yanısıra, disiplini, azmi, yeteneği ve birikimiyle de çok iyi foto-graflara imza atmıştır. Yaptığımız kurgu çalışmaların sonunda oluşan gösterilerde ve sergilerde yer alan foto-grafları bunun kanıtıdır.
Elbette ki yalnız değildir. Değerli eşi, hayat arkadaşı Ayhan Sarıhan bütün çalışmalarında yanında yer alır, yardım eder, destek olur. O yüzden olsa gerek, espriyle, “asistanım, benden çok çekiyor” der. Aile içi dayanışma böyledir. O dayanışma özünde harikulade bir şeydir. Aile içinde gerçekleşen dayanışma atölyeye de yansır ve atölyede benzer bir dayanışmanın yaşanmasına yol açar.
Atölyenin, aile ortamı kadar samimi ve sıcak olmasını sağlayan da dayanışma olgusudur.
Çok şanslıyız.
Rahime Sarıhan gibi bilge insanlar bulunduğu sürece atölye ortamı hep sıcak ve samimi kalacaktır.
Yazımıza konu olan iki değerli insana, iki hayat arkadaşına sağlıklı uzun ömür diliyoruz.
Nice kitaplara!..
Tekin ERTUĞ



Tekin hocam çok duygulandım. Yüreğinize sağlık üç güzel insanı tanımaktan gurur duyuyorum. İyiki varsınız ve benim dostum kardeşimsin.
Emeğinize yüreğinize sağlık Tekin hocam. Değerli ustalarımızla aramızda köprü oluyorsunuz, bizi yeni yeni ustalarımızla tanıştırıyorsunuz.
Bu vesile ile kıymetli Ayhan ve Rahime Sarıhan hocalarımıza selamlarımı ve sevgilerimi iletiyorum.
Sanat dolu nice yıllara, nice kitaplara.
Yaşadıkça üretmeye devam etmek ömrü uzatır diye düşünüyorum.