Ülkemizin foto-graf ortamı bağlamında anlamlı bir ‘amatör çaba ve profesyonel disiplin’den söz edilecekse, oldukça mütevazı bir hayat sürmesine karşın, kişisel gayreti ve özverisiyle kendisine ustaların ustası olarak niteleyebileceğimiz bir mertebe inşa etmeyi başaran Tahsin Aydoğmuş’u anmadan geçmek olmaz.
Yaşam öyküsünü, foto-graf serüvenini, duygu ve düşünce dünyasını kaydetmek üzere vaktiyle İstanbul’daki harikulade atölyesine gitmiş ve uzun bir röportaj yapmıştık. Samimi ve sıcak bir karşılama, hoş sohbet ve nitelikli bir röportajdan başka bir dileğimiz yoktu. Fazlasını bulduk. Anadolu insanına özgü has misafirperverlik örneğiyle karşılandık ve keyifli bir sohbetle, iyi bir röportajla uğurlandık. O gün sağlam bir dostluk köprüsü kuruldu ve iletişimimiz devam etti.
Niteliği/kalitesi ortalamayı epeyce aşan çalışmalara imza atmış ama bundan ötürü kendisini dev aynasında görmemiş, popüler ifadeyle, asla ‘havaya girmemiş’ bir insandan söz ediyoruz. Tevazuyu elden bırakmamış, büyüdükçe küçülmeyi bilmiş bu değerli ustanın atölyesini görün. Ne kadar disiplinli ve titiz bir şahsiyetle yüzyüze olduğunuzu atölye ortamında daha kolay anlıyorsunuz. Çok sayıda foto-graf bölümü öğrencisi (lisans, yüksek lisans vb) ustanın karanlık odasından ve atölyesinin olanaklarından yararlanmıştır.
Gördük ki atölyenin kapısı herkese açık. Fakat anladığımız kadarıyla, genç kuşaklar bu değerli olanağı, eşsiz fırsatı yeterince önemseyip değerlendirmiyorlar. Değerlendiren kardeşlerimizin ise, geleneksel foto-grafinin klasik karanlık oda ekipmanı ve ortamının, yani atölye ortamının, büyük güçlüklerin sonunda inşa edilmiş olduğunu teslim ederek, gereken titizliği göstermeleri beklenir. Atölye ortamının bir nostaljik değerler ortamı değil (kaldı ki o da çok değerlidir), hakiki anlamda foto-grafik çabaların vücut bulduğu son derece değerli bir ortam olduğunu unutmamak gerekir.
Geri planda dağ gibi yığılmış sorunları barındıran bir yaşam öyküsü var Tahsin Aydoğmuş’un. Büyük badireler atlatmayı başaran, devasa sorunların üstesinden gelebilen insanlara mahsus olgunlukla birlikte, dişiyle, tırnağıyla kazıyarak hayata tutunabilmenin sonucunda elde edilen deneyim ve becerinin tamamı, diyebiliriz ki Tahsin Aydoğmuş’un kişiliğinde şekillenmiştir.
Sergi, gösteri ve söyleşileri bir yana, altına imza koyduğu 7 adet prestij kitap/albüme ilaveten 3 adet prestij takvim hazırlayarak foto-graf tarihimizde nezih bir yer edinmiştir.
Kitaplar/Albümler: “HAGIA SOPHIA”, “Bu şehr-i İSTANBUL”, “Devinimin GÖRSEL Dili”, “İKONALAR” (2 Cilt), “Dağların Gazeli MARAŞ”, “Aşklar, Savaşlar, Kahramanlar ve ÇANAKKALE”.
Takvimler: “ARA GÜLER”, “SEDAT PAKAY”, “CAFER TAYYAR TÜRKMEN”.
Kitap/albüm ve takvimlerin devamlarının yapılacağını bilmek de ayrıca memnuniyet vericidir.
Sayın Aydoğmuş’un kitapları/albümleri, takvimleri, muhteşem arşivi, atölyesi, kısacası bir ömür vererek elde ettiği bütün birikim sonraki kuşaklara çok kıymetli bir armağandır, hazine değerinde mirastır.
Saygıyla selamlıyoruz.
Tekin ERTUĞ
NOT: Tahsin Aydoğmuş’la yaptığımız röportajın metni “Işıkla Resmedenler-16”da (serinin son kitabı) yer aldı.










Tahsin Aydoğmuş adını Cafer Tayyar Türkmen’in takviminden hatırlarım. Bu takvimler bir fotoğraf albümüdür. Özenle seçilmiş ve baskıları yapılmıştır. Tekin Bey’in yazısından tam bir fotoğraf emekçisi olduğunu anlıyoruz. Böylesi emekçiler sayesinde görsel tarihimiz önemli eserler kazanıyor.
Sevgi ve saygılarımla
Focam, “Fotoğraf Ustaları” serinizi halen okumaya devam ediyorum. Henüz “Işıkla Resmedenler” e gelemedim. Bu yazınızı Tahsin hocam’la bir ön tanışma olarak okudum. Röportajınızın tamamını kitabınızdan okuyacağım.
Sizde değerli bir ustamız olarak, bizleri diğer değerli ustalarımızla tanıştırdığınız için teşekkürlerimi sunuyorum.
Selam ve saygılarımla.