Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Tufan Palalı

“Dört kişiye tek bir akça vermişler… İranlı, angur; Arab, inâb, Türk, üzüm; Grekse stafil satınalmak istemiş kendilerine verilen bu parayla… Adların ötesini bilemedikleri için kavgaya tutuşmuşlar. Ve ancak bilge bir kişi anlayıp söyleyebilirmiş, hepsinin, kendi dilinde, ‘üzüm’ istediğini.”

- A. Tufan Palalı

-

Roland Barthes’in, “Gelin.. Uysallaştırılmış görüntüleri yok edelim; dolaysız, aracısız arzuyu kurtaralım.”sözüyle başlatılan özgün, ciddi, sağlam bir metin, “… Okumaya başladığım andan itibaren bakışımı etkileyen bir kitap oldu Camera Lucida. Barthes’in Camera Lucida içine serpiştirdiği konuları anlamaya çalışırken, küçük notlar tutmaya bu notları birbirleriyle benzer konu başlıkları altında birer ikişer eşleştirmeye başladım. Bir süre sonra eşleştirecek not kalmayınca, bu inceleme de kendiliğinden çıkmış oldu. Öznel dizgisellik içeren bu incelemenin takip edilebilmesi, Camera Lucida’nın okunmasını talep eder.” kısa ve özaçıklamasıyla sonraki sayfada devam eder.

Sözünü ettiğimiz metin, A.Tufan Palalı imzası taşıyan, “Kış Bahçesinden Fotoğrafa (Bir Roland Barthes Yolculuğu)”isimli eserdir.

Henri Cartier-Bresson’un, “Fotoğraf hiçbir şeydir, beni ilgilendiren hayatın kendisi.”sözüyle başlatılan özgün, ciddi, sağlam bir başka metin, “…’Yanlışlıkla ve karışıklığa meydan vermeksizin, değişik ya da sahtekârlık yapmadan, olduğu gibi görmek için dikkatle gözlemlemek’ diyerek sürdürdüğü bilgelik dolu konuşmasını dinlerken; Cartier-Bresson’un görme kavrayışındaki bu yetkinliğin kaynaklarını bulmak istedim. Bulduklarım arasında en çok ilgimi çeken, ressam Georges Braque tarafından kendisine hediye edilen bir kitap: ‘Okçuluk Sanatında Zen’… Otobiyografilerinde, ‘fotoğraf çekme kılavuzum’ dediği bu ince kitapta, Cartier-Bresson’u sükûnet, tevazu ve iyi fotoğrafa ulaştıran ipuçlarıyla karşılaştıkça, doğru kaynakta olduğumu anladım ve onun ‘görüntü kavrayışını’ anlayabilmek için Herrigel’in okçuluk deneyimini, Cartier-Bresson’un fotoğraf yaklaşımına paralel okumayı denedim. R.Barthes’in fotoğrafa ‘izleyen tarafından yaklaşımını’ inceleyerek başlayan yazın serüvenim, bu kez de fotoğrafa ‘çeken tarafından yaklaşan’ Cartier-Bresson’la devam ediyor. Ortak kaygı ve arzulara temas etmiş bu üstatların, fotoğrafın özüne ilişkin bıraktıkları ipuçlarının kitaplarda kalmaması, bırakılan bu mirasa yoğunlaşabilmeye bağlı.”

Bu ikinci metin de, sayın Palalı’nın imzasını taşıyan, “Fotoğraf, Zihinsel Şey.. (Bir Henri Cartier-Bresson Kavrayışı)” isimli eserdir. 

İlk kitap2017 yılında basıldı, ikincisi ise 2018 yılında. İçerik bağlamında özgürce ele alınmış, büyük bir titizlikle ve akademik üslupla hazırlanmış kusursuz iki çalışma. İkisini de daha buharı üzerindeyken edindik ve dikkatle, keyifle okuyup yararlandık.

Sayın Tufan Palalı ile bazen foto-graf derneklerinin etkinliklerinde karşılaşırdık, bazen de yollarımız kitapçılarda, sahaflarda kesişirdi. Okumaya, anlayıp kavramaya meraklı ender insanlardan olduğunu kitapçıları, sahafları tavaf edişi gösteriyordu.

Araştırmaya yönelmiş meraklı bir insan olduğunu buna uygun ortamlarda gözlemlemiştik. Öğrenme ve/ya yeni bilgiler edinmede sürekliliği esas aldığını, yüzeysel değil derinlemesine ele alma isteğinden ötürü karşılaştırmalar yapıp yorumlayarak sonuçlar çıkartma çabasını, bulunması adeta mucize olan çok eski tarihli sürpriz dokümanları bulup çıkartmasında (eksik olmasınlar birini de bize hediye ettiler) ve bu harikulade eserlerde gördük.

Böyle bir yargıya varmamıza yol açan şey bunlardan ibaret değil elbette ki. Palalı’nın kaleme aldığı diğer metinlerdeki inceliği, düşünme eylemindeki derinliği, sıradışılığı gören ve/ya sezen herkesin aynı sonuca varacağı kanaatindeyiz.

Foto-graf ortamında baskın çoğunluğa tuhaf bir önyargı egemendir. Eli kalem tutan, yani yazıp çizen, araştırıp inceleyen, düşünen, fikir üreten kimselerin foto-grafı bilmediği, foto-graftan anlamadığı (“iyi, güzel yazıp çiziyor da, hani ödüllü foto-graf” gibi sığ bir yaklaşımdır bu) düşünülür, zannedilir. Sanatın, onların bildiğinden başka bir şey olduğunu, başka bir kulvarda yer aldığını bilenler böyle mesnetsiz değerlendirmeler yapmaz, kolayca hüküm vermezler. Sıradışı bir zihinsel etkinlik içinde olan Palalı’nın foto-graflarından söz etmemize bile gerek yok esasında. Fakat foto-graf ortamına egemen olan çoraklık, çok kez böyle sorulara muhatap kılar insanı. Yanıtlamış olmak için söyleyelim; sayın Palalı’nın imzasını taşıyan yazılar ve foto-graflar birbirlerini yalanlamaz ve saf dışı etmezler, tersine destekler ve teyid ederler.

Tufan Palalı’nın, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den kitabına aldığı bir anekdot ya da mesel, özellikle de buna dair ‘neylerse güzel eyler’ dedirtir niteliktedir (“Fotoğraf Zihinsel Şey..” S.67).

“Dört kişiye tek bir akça vermişler… İranlı, angur; Arab, inâb, Türk, üzüm; Grekse stafil satınalmak istemiş kendilerine verilen bu parayla… Adların ötesini bilemedikleri için kavgaya tutuşmuşlar. Ve ancak bilge bir kişi anlayıp söyleyebilirmiş, hepsinin, kendi dilinde, ‘üzüm’ istediğini.”

Öncelikle aynı dili (sanatın dilini) bilmek gerek.

Elliden fazla foto-graf derneğine ve foto-graf bölümleri bulunan bir akademik ortama sahibiz. Ortak dilin kullanıldığı entelektüel ortamlar oldukları varsayılır. Hal böyle iken, binli rakamlarla ifade edilen foto-grafçılar toplamında bu iki eserin her birinin 8-10 baskıyı tüketmesi, kitaplar üzerine söyleşiler ve/ya sohbetler yapılması, tartışmalar açılması beklenirdi. Doğal olan bu değil miydi? Mamafih öyle bir şey olmadığı gibi, baskın çoğunluğun bu iki eserden haberi olduğu bile kuşku götürür. İşte hal-i pür melalimiz bu.

İçi boş ahkâmın bolca savrulduğu koşullarda Tufan Palalı gibi insanlar ülkemizin kültür-sanat ortamı için büyük şanstır. Fakat medyatik değildir, popüler değildir. Popüler olmak gibi bir arzusu da yoktur. Yaşadığımız salgın (pandemi) koşullarının yaptığı çağrışımla psiko-sosyal alana bir benzetme yapılsa, Covid-19 gibi henüz aşısı bulunmayan bir popülerlik virüsünden (psiko-sosyal pandemiden) söz edilebilir. İyiye alamet; sayın Palalı popülerlik virüsü kapmamıştır, kapacak gibi de değildir. Kendi köşesinde sessiz-sakin okumakta, düşünmekte, yorumlamakta ve sonuçlar üretmektedir.

Elimizdeki iki kitap ve hazırlanmakta olan yeni metinler, yani potansiyel diğer kitaplar (beklentimizin boşa çıkacağını hiç sanmıyoruz) genel anlamda sanat ortamının ve özelde foto-grafın bir düşün insanı kazandığına işaret etmektedir.

En temel eksiğimizin ‘kuram (teori)’ olduğunu yinelemeye gerek var mı? Cümle âlem öyle olduğunu bilir. İşte o yüzden fikir kulvarında olumlu gelişmelere tanık olmak büyük bahtiyarlıktır!..

Kabul edelim ya da etmeyelim (görünen köy kılavuz istemez), fikir ve bilgi yoksulluğu çeken kısır foto-graf dünyamızda meselenin kuramsal boyutuyla ilgilenen, düşünme etkinliğine yoğunlaşmış az sayıda insan var.

Tekin ERTUĞ

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Uğur Kavas

Fotografçı, usta arşivci, araştırmacı, derlemeci, fotomuhabiri vb pek çok titri, son derece kıymetli çalışmalarıyla omuzlarına iliştirmiştir.

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Mebrur Hatunoğlu

ENFOD’un (Engelsiz FotoGraf Derneği) kurucularından Mebrur Hatunoğlu’nun “SOYUT” denemelerini kalıcılaştırdığı, eni-boyu bir karış denebilecek kadar küçük ve fakat bir o kadar zarif aynı isimli albümünün dikkat çekici ölçüde güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Ergün Karadağ

Amatör foto-graf kulvarında çok ciddi etkinlikler gerçekleştiren, gönüllü çabalara destek veren hekim dostlar var. Son derece anlamlı çalışmalara...

Amatör Foto-Graf ortamından bir Avni Karadoğan gelip geçti

Doksanlı yılların ilk yarısıydı; takım elbiseli, kravatlı, gri saçlı, gayet zinde, ışıl ışıl emekli bir zat AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi olmuştu. Çalışanlara göre daha fazla vakti olduğu için son derece prensipli bir şekilde neredeyse her akşam aynı saatlerde dernekte bulunuyor, ortamın derli toplu kalması için çabalıyordu.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

1 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

Teşekkür ederiz Tekin hocam. Ellerinize, emeğinize sağlık.

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER