Yavuthane’de Yaşam Var; Kültür İnsanlarımız İle

Bugün İzmir’in orta yeri konumunda yer alan İkiçeşmelik Mahallesi Mezarlıkbaşı Semtindeki Agora ören yerinin hemen bitişiğinde ayakta kalabilmiş tek Yavuthane Manisa Akhisar Oteli, günümüzde Türk aile tarafından işletilmektedir. Mimari özelliği açısından taş, tuğladan oluşmuştur. Kesin bilgi olmamakla birlikte 150 yıllık bir yapı olduğu varsayılmaktadır.

Mekanın tarihsel kimliğiyle birlikte bugünün de bilinmesi yolundaki çalışmam sırasında, söz konusu işletmecilerin son derece anlayışla yaklaşmaları sonucu, bir fotoğraf projesi üzerinde çalışmaya koyuldum. Yaklaşık 2 yıla yakın bir süreç içerisinde pek çok kültür insanı, davetim sonucu buraya gelerek bana poz verdiler ve çok heyecan duyduğum bu çalışmam dolayısıyla katkıda bulundular. Dünün Yavuthane’sinde objektifin karşısına geçen kültür insanlarımız, kültürün değişik dallarında eser vermiş, kültüre katkıda bulunmuş insanlardan oluşmuştur. Onlara teşekkür borcumu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

-

Bugün İzmir’in orta yeri konumunda yer alan İkiçeşmelik Mahallesi Mezarlıkbaşı Semtindeki Agora ören yerinin hemen bitişiğinde ayakta kalabilmiş tek Yavuthane (İzmirlilerin Yavuthane dedikleri Yahudi ailelerinin bir zamanlar yan yana sıralı odalarda yaşadıkları bu yerlere İspanyol Yahudileri Kortijo- Judeo, derler), kentte derin köklere sahip Yahudi mirasının önemli izlerinden birisidir. Söz konusu Yavuthane, Anafartalar Cd.’de bugün Manisa Akhisar Oteli adıyla otel olarak hizmet vermektedir. Bina, ortasında limon ve nar ağaçlarının yer aldığı geniş avlu ile bu avluyu dönen 2 kata dağılmış yan yana odalardan oluşmuştur. Tuvalet, duş gibi yerler ortak kullanım alanlarıdır. Otelin müşterileri, genelde gidecek yeri olmayan hayli dar gelire sahip kişilerdir. Burada erkeklerle birlikte kadınlar da kalır. Müşterilerin konaklamaları genelde uzun sürelidir. Ya bir yerden emekli aylıkları vardır ya da günlük işlerde çalışarak geçimlerini sürdürmektedirler.

Bu bilginin ardından İzmir’in Yahudi geçmişine dönecek olursak; Dr. Siren Bora’nın araştırmalarının ışığına dayalı saptamalarına göre kentte İS. 5.YY.’da varlığı bilinen Yahudiler, Osmanlı Döneminde 16. YY.’dan itibaren İstanbul, Ankara, Patras, Selanik, Manisa, Tire, Livorno, Venedik, Portekiz gibi çeşitli yerlerden İzmir’e göç etmişlerdir. Göçler sonucu kentte yine ilk yerleştikleri yerler Antik Smyrna olarak adlandırılan, Kadifekale etekleri,  İkiçeşmelik Caddesi, Havra Sokağı olmak üzere Agora’nın da içinde yer aldığı bölgedir. Nitekim bugün Kadifekale etekleri ile Kemeraltı Çarşısı arasında yer alan bölge incelendiğinde, bu dönemde inşa edilen Yahudi kültürüne ait mekansal yapılar bir bütünlük içerisinde karşımıza çıkar. Bu mekansal yapılar içerisinde, sayıları geçmişte 34 iken bugün 11’e düşmüş sinagogun varlığı, Yahudi yaşantısının önemli izlerini oluşturur.

Genç yaşında sonsuzluğa uğurladığımız Arkeolog Şükrü Tül, bir yazısında, aileevlerinin varlıklarının oluşumuna da ışık tutan değerli bilgiler verir. Tül, öncelikle aileevini şöyle tanımlar:

Yoksulluk da İzmir kentinin zenginlik kadar bir yazgısıdır. (…) Aslında dilimize geçişiyle Yahudihaneler, Yavuthaneler ya da ulus adı bildirmeksizin “Aileevleri”, özgün adı ile “orta avlu” sözcüğünden türeme “Kortijolar”, kent yaşamındaki yoksulluğun ortaya koyduğu bir barınma yöntemidir. 18. ve 19. yüzyıllarda Yahudilerin görece yoksullaşması, işlerini kapitülasyonlarla donatılmış batılı tüccarlara kaptırması sonucunda doğmuş gibi gözükse de, daha 16. yüzyıldan başlayarak İzmir kentinin bekârları barındırma, başka bir deyişle küçük, oda düzeyinde konut yaratma sorunu vardır.” (*)

Yine Dr. Siren Bora’ın açıklamalarına göre, “Yahudiler açısından, kortijoların ortaya çıkışının, bekarlarla ve bekarların barınma sorunları ile her hangi bir ilgisi yoktur.” Bu konuda Dr. Siren Bora’dan şu bilgileri öğreniriz:

Yavuthane ya da aileevlerinin tarihsel kökeni, İbranice “dirot”; yani “daireler” adı verilen yapılar silsilesidir. Bu yapı silsilelerinin benzer örneklerine Yahudi cemaatlerinin yaşadığı pek çok ülkede ve kentte rastlamak olasıdır. Söz gelimi; 1204 yılından Osmanlı’nın adayı fethettiği tarihe kadar Venedik Cumhuriyeti’nin yönetimi altında kalan Girit’te, 14. Yüzyılda Ada’nın güneyinde inşa edilen kalelerde Yahudi ailelerinin barınmaları için dirot yani daireler ya da başka bir deyişle tek odalı aileevleri inşa edilmiştir. Benzer örnekler İstanbul için de söz konusudur. 16. Yüzyılda, Selanik’ten İstanbul’a olan Yahudi göçleri sırasında, İstanbul’da da dirot inşa edilmiştir. Kortijolar, Yahudi göç olgusunun ve Yahudi pratik zekasının işlevsel ürünleridir. Kökeni ise, özellikle yapıların mimari özelliği açısından Mezopotamya’ya değin uzanmaktadır.”Bu bilgilerden hareketleDr. Siren Bora,Yahvuthane ya da Yahudihanelerin salt İzmir’e özgü olmadıklarını; tarihte Manisa, İstanbul, Selanik ve Girit’te de var olduklarını aktarır.

İzmir’e dönecek olursak; kentteki ekonomik dalgalanmanın sonucu zenginliğin el değiştirmesiyle yoksullaşan Yahudiler, söz konusu aileevlerinde barınmaya başlayınca buraları bu yüzden Yavuthane adını almıştır. O yıllar Basmane’deki Hurşidiye Mahallesi ile Mezarlıkbaşı arasında yoğun bir Yahudi varlığı söz konusudur. Tüm bu gelişmeler sonucudur ki; Türkçe Yahudihane ya da Yavuthane adları, Judeo Espanyol dilinde ‘orta avlu’ anlamına gelen ‘Kortijo’ sözcüğünden gelmedir. Kayıtlar, 1918 yılında İzmir’de vergi veren Musevilere ait 78 bekar odasının varlığını ortaya koymaktadır. Yine aynı yıla ait bilgilere göre, kentte, Yahudilerin dışında, Müslümanlara ait 322, Ermenilere ait 50, Rumlara ait 123 ve yabancılara ait 68 bekar odası vardır.

Arkeolog Şükrü Tül, aileevleriyle ilgili bilgi aktarırken, bu kez 1900’lü yılların başında, çokkültürlü özellik taşıyan İzmir’de, Müslümanların yönetiminde 87, Musevilerin elinde 16, Rumların işletmesinde 3 adet ailevi olduğunu yazar, Müslümanların aileevleri, Yahudilerin Yahudihaneleri dışında aynı amaç doğrultusunda hizmet verem Rumlara ait Rumhaneler ile Frenk Mahallesi’ndeki Ferhaneleri de bu kapsamda sıralar. Bu tür yapılaşmalarda ortak özellik genellikle iki kat üstüne yan yana sıralanmış odaların bulunması, ortada geniş bir avlunun yer alması, mutfak, tuvalet ve banyonun ortak kullanımda olmasıdır.

Bugün ayakta kalabilmeyi başarmış Yavuthane Manisa Akhisar Oteli, günümüzde Türk aile tarafından işletilmektedir. Mimari özelliği açısından taş, tuğladan oluşmuştur. Kesin bilgi olmamakla birlikte 150 yıllık bir yapı olduğu varsayılmaktadır.

Mekanın tarihsel kimliğiyle birlikte bugünün de bilinmesi yolundaki çalışmam sırasında, söz konusu işletmeciler Nejat ve Salih Acar kardeşlerin son derece anlayışla yaklaşmaları sonucu, 2014 yılı başlarında bir fotoğraf projesi üzerinde çalışmaya koyuldum. Yaklaşık 2 yıla yakın bir süreç içerisinde pek çok kültür insanı, davetim sonucu buraya gelerek bana poz verdiler ve çok heyecan duyduğum bu çalışmam dolayısıyla katkıda bulundular. Dünün Yavuthane’sinde objektifin karşısına geçen kültür insanlarımız, kültürün değişik dallarında eser vermiş, kültüre katkıda bulunmuş insanlardan oluşmuştur. Onlara teşekkür borcumu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Kendi adıma bugün Manisa Akhisar Oteli olarak hizmet veren eski Yavuthane’nin tanınması ve dolayısıyla projenin oluşması yolunda Manisa Akhisar Oteli’nin kapılarını içtenlikle açan Sayın Nejat ve Salih Acar kardeşlere de yürekten teşekkür ediyorum. Kültür insanlarımızın Yavuthane’ye değin gelerek poz vermelerinin ötesinde burada konaklayan insanlarımızla söyleşmelerinin, onlara dışarıdan renk taşıdığına tanıklık etmek ayrı bir mutluluğum oldu. Bir teşekkürüm de; halen Manisa Akhisar Oteli’nde konaklayan, bizlerle söyleşen, karşılıklı çay içen dostlaradır. Onlarla proje daha da güzelleşti.

Evet, YAVUTHANEDE YAŞAM VAR, KÜLTÜR İNSANLARIMIZ İLE projesi yağmur, rüzgar ve yakıcı güneş altındaki değişik mevsim koşullarında böyle keyifli bir süreçte tamamlandı. Şimdi onu sizlerle paylaşmanın zamanıdır.

Yavuthanelerle ilgili bu metni, Arkeolog Şükrü Tül dostumun şu tümcesiyle bitirmek yerinde olacaktır:

Bekar odaları, Yahudihaneler/Aileevleri ve Ferhaneler İzmir gibi büyük bir kentin yoksulluğa ve yalnızlığa karşı ürettiği konut, barınma çözümleridir.

(*) Şükrü Tül, İzmir Aileevleri. İzmir Tarih ve Toplum. Sayı 5, Haziran-Eylül 2009, s. 32, 33,34, 35.

Yavuthane’de Yaşam Var – Kültür İnsanlarımız İle projesinde yer alanlar:

Ahmet Büke (YAZAR)
Akın Ersoy (ARKEOLOG, YAZAR / Yrd. Doç. Dr.)
Ataol Behramoğlu (ŞAİR, YAZAR, ÇEVİRMEN / Prof. Dr.)
Bedri Karayağmurlar (RESSAM, ŞAİR / Prof. Dr.)
Belkıs Güneş ( EĞİTİM VAKFI YÖNETİCİSİ)
Belma Özgün (RADYO PROĞRAMCISI)
Birgül Su Ariç (SOPRANO)
Canan Altınbulak (SİNEMA BELGESEL YÖNETMENİ)
Çetin Erokay (RESSAM)
Demir Özlü (YAZAR)
Ekrem Kahraman (RESSAM)
Eray Özbek (ÇİZER)
Ercan Akyol (ÇİZER)
Erden Kıral (SİNEMA YÖNETMENİ)
Ertuğrul Ateş (RESSAM)
Feyzi Tuna (SİNEMA YÖNETMENİ)
Genco Erkal (TİYATRO YÖNETMENİ, OYUNCU)
Gören Bulut (RESSAM/ Prof. Dr.)
Gülsin Onay (PİYANİST/ Devlet Sanatçısı)
Gürol Tonbul (TİYATRO OYUNCUSU, YÖNETMENİ)
Hakkı Ergök (TİYATRO OYUNCUSU, YAZAR)
Hasan Özkılıç (YAZAR)
Hatice Doğan (RESSAM)
Hatice Gökçe (MODA TASARIMCISI)
Hülya Savaş (TİYATRO YÖNETMENİ, OYUNCU)
İlhan Pınar (YAZAR, ÇEVİRMEN, YAYINCI)
Jale Birsel (TİYATRO OYUNCUSU)
Kemal Başar (TİYATRO YÖNETMENİ, OYUNCU, ÇEVİRMEN)
Kemal Özdemir (YAZAR)
Leyla Ruhan Okyay (YAZAR)
Lütfü Seymen (SAHAF)
Mavisel Yener (YAZAR)
Mazlum Beyhan (ÇEVİRMEN)
Mehmet Atillâ (YAZAR)
Mehmet Aydoğdu (RESSAM)
Mehmet Emin Erdoğdu (RESSAM)
Mehmet Mümtaz Tuzcu (ŞAİR, ÇEVİRMEN)
Muzaffer İzgü (YAZAR)
Nedim Gürsel (YAZAR)
Nedim Sönmez (EBRU SANATÇISI, MÜZE YÖNETİCİSİ)
Nedret İşli (SAHAF)
Nevzat Metin (GALERİ YÖNETİCİSİ, SANAT AKADEMİSİ KURUCU VE YÖNETİCİSİ)
Nihat Demirkol (MÜZİSYEN)
Orhan Beşikçi (YAZAR)
Özdemir Nutku (TİYATRO YÖNETMENİ / Prof. Dr.)
Pelin Buzluk (YAZAR)
Rauf Beyru (YAZAR /Prof. Dr.)
Recai Atalay (ŞAİR)
Reyhan Abacıoğlu (RESSAM)
Ruşen Güneş (VİYOLA SANATÇISI, DEVLET SANATÇISI / Prof. Dr.)
Sadık Yemni (YAZAR)
Sema Barlas (RESSAM)
Semih Poroy (ÇİZER)
Siren Bora (YAZAR/Dr.)
Suhandan Özay (LİF SANATÇISI /Prof. Dr.)
Şadan Gökovalı (YAZAR/RADYO PROĞRAM YAPIMCISI / REHBER /Prof. Dr.)
Şenol Tilki (RESSAM)
Tarık Dursun K. (GAZETECİ, YAZAR, SİNEMA YÖNETMENİ, ÇEVİRMEN YAYINCI)
Tevfik Balcıoğlu (TASARIMCI / Prof. Dr.)
Turgay Pasinligil (TİYATRO OYUNCUSU, RADYO PROĞRAMCISI, YAZAR)
Turgut Çeviker (KARİKATÜR TARİHÇİSİ / YAZAR)
Tülin Oğurman (BALERİN)
Umur Bugay (YAZAR)
Umur Türker (RESSAM / Yrd. Doç. Dr.)
Ümit Tunçağ (RADYO PROĞRAMCISI)
Yaşar ÜRÜK (TİYATRO OYUNCUSU, YÖNETMEN, YAZAR)
Yusuf Tuvi (FOTOĞRAF SANATÇISI-AFIAP-)
Yücel Erten (TİYATRO YÖNETMENİ, OYUNCU, ÇEVİRMEN)
Yücel İzmirli (YAZAR)
Yüksel Pazarkaya (YAZAR, ŞAİR, ÇEVİRMEN /Dr.)
Zafer Derin (ARKEOLOG /Yrd. Doç. Dr.)
Zuhal İzmirli (YAZAR)

Lütfü Dağtaş özgeçmişi

Lütfü Dağtaş

23 Mayıs 1953 Nazilli doğumlu. İlk, orta (Karşıyaka Erkek Lisesi) ve yüksek öğrenimini (EÜ Gazetecilik ve HİYO) İzmir’de yaptı, İzmir’de yaşıyor. Gazeteci.

Gazeteciliğe 1973 yılında Yeni Asır Gazetesi’nin spor servisinde başladı. Ardından Demokrat İzmir gazetesi başta olmak üzere değişik gazetelerle, haber ajanslarında muhabir olarak çalıştı. İzmir Life Dergisi’nde, ilk çıkışından itibaren yıllarca röportajlar yayımladı.

Özel olarak deri işlemeye (debagat, sepileme) ilişkin 1988 yılından bu yana araştırma yapıyor, çalışmaları var.

  • 13 yıl boyunca, İzmir Torbalı’da ayakkabı ve saraciye amaçlı deri işleme konusunda faaliyet gösteren Sepiciler Çaybaşı Deri AŞ.’de Basın Halkla İlişkiler Md. Olarak görev yaptı, 13 yıl boyunca sektörle ilgili SEPİCİHABER adlı gazeteyi yayımladı.
  • 1988 yılından bu yana yurt içi ve dışı deri sektörüyle ilgili uluslararası fuarlara katıldı, organizasyonlar yaptı.
  • Bugüne değin yayımlanmış 8 kitabından dördü dericilikle ilgili. Kitapların adları şöyle:

Anadolu’nun Son KaratabaklarıAlbüm, 2007
Anadolu’da Dericilikİnceleme/Araştırma, 2007
Müze ve Koleksiyonlardan Deri EserlerAlbüm, 2007
Adını Bergama’dan Alan Pergament ve Anadolu’nun Son Karatabağı Bergamalı İsmail Araç- Bergama Belediyesi Yayını,Belgesel, Eylül 2017

Yayımlanmış diğer kitapları

Günün En Güzel SaatleriŞiir, 1986.
İzmir Gazinoları– İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı Yayını- Belgesel, 2004
Gözbebeğim Deltam Çiğli– Heyamola Yayınları- Belgesel, 2011
Can Baba’ya Çocukça ŞiirlerDönence Yayınevi- Şiir, 2015

Yayımlanacak kitabı

İzmir’in Renkleri, Tatları- Belgesel

  • TRT TV’u için “Ulusal Parklar” konulu dizi belgesel,
  • Türkiye Deri Vakfı (TÜRDEV) için  “Anadolu’nun Son Karatabağı İsmail Araç” adlı kısa belgesel filmler çekti.
  • Türkiye Deri Vakfı- TÜRDEV adına, deri sektörüyle ilgili süreli yayım çıkarttı.
  • Karatabaklarla ilgili olarak konferanslar verdi, “Anadolu’nun Son Karatabakları” adlı belgesel fotoğraf sergileri açtı. Röportajlar, düzyazılar yayımladı.
  • Dokuz Eylül Üni. GSF Moda Tasarım Bölümü’nde, “Deri Teknolojisi” dersini verdi.
  • İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen deri fuarları kapsamında, deri sektörüyle ilgili birer yıl arayla üst üste 2 panel düzenledi.
  • Anadolu’nun son karatabağı Bergamalı Karatabak İsmail Araç ile ilgili olarak 2012 Ocak ayında, İstanbul’da düzenlenen Uluslararası İDF 2012 Fuarı’nda 3 gün süreli canlandırma etkinliği gerçekleştirdi.
    • İzmir Menemen Deri Serbest Bölgesi (İDESBAŞ) adına üst üste 4 yıl süreyle ulusal ölçekli, “deri” konulu karikatür yarışmaları düzenledi.
    • İzmir Çiğli’de mevcut Kuşcenneti ile ilgili olarak ulusal ölçekli karikatür yarışmalarını başlattı, düzenlemesinde her yıl görev aldı.
    • İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği (İFOD) ve EÜ İletişim Fakültesi Mezunları Derneği (İLETDER), İzmir Araştırmaları Derneği kuruluşlarında görev üstlendi.
    • 1999 ve 2004 yıllarında 10 yıl süreyle Çiğli Belediyesi’nde CHP’den meclis üyeliği yaptı.
    • Değişik fotoğraf ödülleri var. En son İzmir Büyükşehir Belediyesi 13. Tarihe Saygı Yarışması’nda (2016), “Anadolu’nun Son Karatabağı İsmail Araç” adlı kısa metrajlı belgesel filmi ve aynı konuda yaptığı fotoğraf çalışmalarıyla ödüle değer görüldü.
    • Bugüne değin ellinin üzerinde kişisel fotoğraf sergisi açtı.
    • 2-10 Haziran 2016 tarihleri arasında, 72 kültür insanıyla bir buçuk yıllık süreçte yaptığı fotoğraf çalışmasını, “Yavuthane’de Yaşam Var Kültür İnsanlarımız İle” başlığıyla İzmir’de sergiledi.
    • 19 Şubat 2018 Pazartesi günü İzmir Ticaret Odası’nda, üç gazeteci arkadaşıyla birlikte “Lipsi” başlığıyla, Yunanistan’a ait küçük bir adadan görüntüler içeren karma fotoğraf sergisi açtı.
    • En Son 21 Şubat-15 Mart 2020 tarihleri arasında İSPANYA’da, Barselona Igualada Deri Müzesi’nde, “Anadolu’nun Son Karatabakları” başlığıyla, çağrılı fotoğrafçı olarak, fotoğraf sergisi açtı.
    • İzmir’de günlük yayımlanan Haber Ekspres Gazetesi köşe yazarlığı yaptı.
    • Halen yine İzmir’de günlük yayımlanan Dokuz Eylül Gazetesi röportaj yazarı.

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
3 Yorum
Beğenilenler
En yeniler Eskiler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Gülsen Göksel
3 ay önce

Okumaktan ve eserleri görmekten büyük keyif aldım. Kültürel değeri olan Yavuthane ve bu proje ile bizi tanıştırdığın için öncelikle Lütfü Dağtaş’a ve Arthenos ekibine teşekkür ederim.

Sebahattin Demir
Yorumun sahibi  Gülsen Göksel
3 ay önce

Gülsen hanım,

Asıl bizler çok memnuniyet ve gurur duyduk.
Katkılarınız için teşekkürler.

Selamlar, saygılar.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
3 ay önce
Makale Değerlendirme :
     

TRT Belgesel’de Yeni Şükran Oteli ile ilgili bir program izlediğimi hatırlıyorum. Sanırım aynı tarz bir otel. Belki de aynı otel bilemiyorum. Barındırdığı yaşanmışlıklar insanı gerçekten etkiliyor.

Lütfü hocam, gerçekten çok değerli bir projeye imza atmışsınız. ellerinize emeğinize sağlık

Selam ve saygılarımla.

Makale yazarı

Lütfü Dağtaş
1953 Nazilli doğumlu. İlk, Orta (Karşıyaka Erkek Lisesi) ve yüksek öğrenimini (EÜ Gazetecilik ve HİYO) İzmir’de yaptı, İzmir’de yaşıyor. Gazeteci. Gazeteciliğe 1973 yılında Yeni Asır Gazetesi’nin spor servisinde başladı. Ardından Demokrat İzmir gazetesi başta olmak üzere değişik gazetelerle, haber ajanslarında muhabir olarak çalıştı. İzmir Life Dergisi’nde, ilk çıkışından itibaren yıllarca röportajlar yayımladı.Yayınlanmış kitapları: Anadolu’nun Son Karatabakları- Albüm, 2007 Anadolu’da Dericilik- İnceleme/Araştırma, 2007 Müze ve Koleksiyonlardan Deri Eserler- Albüm, 2007 Adını Bergama’dan Alan Pergament ve Anadolu’nun Son Karatabağı Bergamalı İsmail Araç- Bergama Belediyesi Yayını, Belgesel, Eylül 2017 Günün En Güzel Saatleri- Şiir, 1986. İzmir Gazinoları- İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı Yayını- Belgesel, 2004 Gözbebeğim Deltam Çiğli- Heyamola Yayınları- Belgesel, 2011 Can Baba’ya Çocukça Şiirler- Dönence Yayınevi- Şiir, 2015 Yayımlanacak kitabı İzmir’in Renkleri, Tatları- Belgesel

Manşet

Âşık Mahzuni Şerif’ten, Mustafa Ertekin’e uzanan süreç

Âşık Mahzuni Şerif’ten, Mustafa Ertekin’e uzanan süreç

“İyi bir fotoğraf etkili bir şiir gibidir. Tıpkı şairin bir şiirinin diğer şiirlerinin desteğine ihtiyacı olmadığı gibi, tek fotoğrafın da anlam kurmak ve duygu yaratmak için ikinci bir fotoğrafa ihtiyacı yoktur.

Fotoğraf gerek yapısıyla gerekse de etki biçimiyle en çok şiire benzer. Bir şiiri etkili kılan en temel özellikleri düşünceden çok duygu çağrıştırması ve bunu imge yaratarak yapmasıdır. Şiir metaforlarıyla, mecazlarıyla, uyaklarıyla hem anlamını hem melodisini yaratır."
Mustafa Ertekin

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Yeniden Kadrajlama Tekniği ile Fotoğraflarınızı Geliştirin

Yeniden Kadrajlama Tekniği

Yeniden kadrajlama, ana odak noktasını kullanarak konuya odaklanmak ve elinizi deklanşörden çekmeden konuyu kadrajınızdaki başka bir yere yeniden konumlandırarak ideal kadrajı oluşturup fotoğrafı çekmektir.

POPÜLER İÇERİKLER

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Muhammed Suriyeli mülteci bir çocuk. Savaşın bölüp parçaladığı çocukluğun acı bir gerçekliğinin de karakteri olmuş.

Muhammed çok merak ediyormuş Galata Kulesi’ni. Hatta birkaç arkadaş sıraya girip ziyaretçilerin çocuklarıymış gibi girmeye çalışmışlar. Bir keresinde birinci kata kadar çıkabilmişler ama yakalanmışlar. Bir gün Muhammed’le çıktık.
3
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x