Sayın Akalın’ı, AFSAD’a (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) yolumuzun düştüğü 1990’lı yılların başlarından itibaren tanımaya başladık. Neresinden baksanız, yaklaşık 30 yıllık bir tanışıklık söz konusu. Nam-ı diğer “Rıza baba” ile dostluğumuz daim oldu; hayatın akışı içinde görüşmelerimiz süreklilik arz etmese bile, iletişimimiz hiç kopmadı.
Amatör dernek ortamının en renkli simalarından biri olan A.Rıza Akalın’ın yaşam öyküsünü, foto-graf serüvenini, sanata ve hayata bakışını “Fotoğraf Ustaları” isimli eserin 10.cildine alıp ölümsüzleştirdik. Bundan ötürü bahtiyarız.
Dayanışmayı özümsemiştir Akalın; gönüllü çabayı, amatör yaklaşımı, yardımlaşmayı, özveriyi foto-graf ortamında her daim gördük. Ve fakat hayatın inişli-çıkışlı oluşu, doğal olarak foto-graf düzleminde de kendisini gösterir. Kaçınılmaz şekilde arzu etmediği durumlarla karşılaşır insan, tasvip etmediği haller yaşar ve savrulur kimi zaman. Olumlu ve/ya olumsuz şeylerden payımıza düşeni almak zorunda kalırız her birimiz.
Yarım asır’a yakın zamanını foto-graf derneklerinin çatısı altında geçiren bu aksakal usta, çok sayıda amatör etkinliğin altına imza koymuş, dernek yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuş, başkanlık yapmış, birim sorumluluğu üstlenmiş, seminerler vermiş, atölyeler hayata geçirmiş, sergi ve gösteriler gerçekleştirmiştir. Böyle bir süreç içinde kimi zaman bir süreliğine dernek ortamından uzaklaşmak, kimi zaman da tersine çok ciddi sorumluluklar üstlenmek neredeyse doğal görünüyor insana.
O’nu en son TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) Yönetim Kurulu Üyesi olarak gördük. Ne ki daha sonra yolumuz kesişmedi. Telefonla iletişimimiz sürse de, yüzyüze gelemedik. Ve malûm pandemi koşulları vs derken epey zamandır usta biraz uzakta ve kendi halinde. Belki yeni projeler tasarlıyordur.
Şan şöhret sahibi kimseler için övgü-yergi bağlamında bir şeyler yazacak kalem erbabı elbette bulunur. Ancak, toplumsal meseleleri önceleyen, hayatın problemli hallerine duyarlı, gönüllü özveri temelinde bir yığın iş yapmış, üstelik senelerini sanat ortamında geçirmiş kendi halinde insanlar çoğunlukla unutulur. Oysa popüler olanlar buzdağının suyun üzerindeki kısmı, kendi halinde olanlar ise buzdağının suyun altındaki kısmıdır. Görünen ve parlatılan, görünmeyen ve yıldızı parlatılmamış olanın onda biri kadardır.
Makûs talih, dikkatler her zaman parlak olana yönelir.
Aksakallı usta foto-grafçı Ali Rıza Akalın, buzdağının suyun altında bulunan ve onda dokuzluk bölümünü barındıran büyük kütlenin parçasıdır.
Gönüllü özveri, amatör çaba, karşılıksız emek çok değerlidir.
Akalın, bu anlayışla sürdürdüğü foto-graf serüvenini 4 albümle ölümsüz kıldı.
Resimsel (2006),
Işık Ülkesi Fethiye (2007),
Fotokolaj (2015),
Kareler (2016)
2016 yılında basılan “Kareler” albümünün sunuş metninde,
Bu yılın takvimi dile gelip, bana: ‘birkaç ay eksiğin olsa da içinde yuvarlanacağın fotoğraf için, parmağının deklanşöre dokunduğu 39 yıl olmuş’ diyor. Ben de içimden, pekiştirerek ilave ediyorum: ‘hem de aralıksız ve yoğun bir biçimde yaşanan bir 39 yıl’ diyorum.
Akalın bu metni 2016’da kaleme aldığına göre, yaşadığımız gün itibariyle (2020) 43 yıl olmuş.
2006 yılında basılan “Resimsel” albümünün sunuş metninde, “Bu albümde yer alan fotoğraflarımı, 1999’dan başlayarak 2007’ye kadarki sürede oluşturdum. Ancak, bu fotoğraflar; 1977’de başladığım aralıksız ve yoğun bir biçimde sürdürdüğüm teknik-estetik-düşünsel basamaklı çalışmaların sonucudur.” der.
1977 yılı, AFSAD’ın kuruluşuna tekabül eder. Sunuş metninde usta AFSAD’a 1978 yılında üye olduğunu ifade ediyor. Şu halde Akalın’ın foto-graf serüvenin başlangıcı, denebilir ki AFSAD’ın kuruluş sürecine gider. Geride bırakılan zaman ise, neredeyse yarım asır. Ve bunun tamamı başta AFSAD olmak üzere dernek ortamında geçmiş.
2015 yılında basılan “Fotokolaj” isimli albümün sunuş metninde,
…’Resimsel’ isimli ilk fotoğraf albümümü 2006 yılında yayınlamış idim. Hemen bir sene sonra da ‘Işık Ülkesi Fethiye’ albümü oluştu. Birçok yazımda ve söyleşimde de ifade ettiğim gibi; 1999 yılının ortalarından başlayarak, ‘yeni’ sözcüğü ile tanımlayabileceğim bir döneme başladım. Bu, sırtımı resim sanatına dayadığım bir anlayış olup, fotoğraflarımı; resim sanatının akımlarına ve özellikle de o akımların ürünlerinin ‘oluşturulma biçimleri’ gibi üretmeye çalıştım. … Zaman içerisinde, sırasıyla; ‘fotogravür’, ‘fotokolaj’, ‘puantalizm’ ve ‘fotorealizm’ akımlarına ve özellikle oluşturulma biçimlerine uyguladığım fotoğraflar oluşturdum ve halen de devam ediyorum. Bunların içinden ‘fotokolaj’ ürünleri nicelik bakımından hızla öne çıktı. Zira bu tür fotoğrafları çekim aşamasında oluşturmak için, aynalı bir aparat oluşturmuştum. Yeni ve farklı olanın çekiciliği ve ivmesi ile; bu albümde yer alan ve de almayan fotoğraflar oluştu. … ‘Fotokolaj’ adını verdiğim bu albümden sonra, gerçekleşmesi çok zor da olsa, umudu canlı tutabilmek adına; ‘fotogravür’ ve ‘fotorealizm’ albümlerinin yanısıra çektiğim ilk fotoğraf örneklerinin ve de geldiğim bu noktadaki son örneklerin kronolojik bir biçimde yer alacağı, dolayısıyla da değişimi-gelişimi gösterecek ‘retrospektif’ albümlerinin hayalini yaşatıyorum.
Ustanın hayalini gerçekleştirebilmesini gönülden diliyoruz.
Hatırlanacağı üzere geçmiş zamanda (analog dönemde) çokça tartışılan ‘belgesel’-‘deneysel’ foto-grafi meselesi vardı. Akalın, kendi kişisel foto-graf serüveninin ilk döneminde her ne kadar belgesel foto-grafiyle haşır neşir olsa da, anlaşılan o ki ilerleyen zamanda (1999 yılında) ‘deneysel’ foto-grafiye yönelmiş (kendi ifadeleriyle açıkladığı gibi, üç albüm incelendiğinde somut şekilde görülür) ve devam eden süreçte bunun örneklerini sunmuştur.
Düşlediği diğer albümleri de gerçekleştirmesini diliyoruz.
Tekin ERTUĞ






Tekin Bey’in bu yazısının bende bıraktığı iz farklıdır. Ali Rıza Akalın Beyefendiyi tanıma ve sohbet etme şansına sahip olmuştum. Kendisi ile ilk defa İzmir Fotoğraf Günlerinin haricinde ikinci Salihli Fotomaratonunda dönemim TFSF yönetimi ile birlikte uzun birliktelik fırsatını yakalamıştım. Daha sona TFSF Galeride fotoğraf sergimizin açılışını yapmıştı. Bu vesile ile yine birlikte zaman geçirdik. Tekin Bey her şeyi yazmış. Ekleyeceğim tek şey aslında bir sır değil; çok iyi portre fotoğrafı verir. Bir araya gelirseniz fırsatı değerlendirin. İtiraz etmiyor.
https://500px.com/photo/302819095/Ali-Riza-Akalin-by-Okyar-Atilla?ctx_page=3&from=user&user_id=9820353
İyi ki varsınız.
Sevgi ve saygılarımla