Önceki yazımızda, yazar kitabında alfabetik olarak bazı “değer üreten” isimlere yöneliyor demiştik. O isimler neler yapmışta fotoğrafın intelijansiyasına girebilmiş araştıralım mı?
Sohbetimize insana intelijansiya özellikler kazandıran nitelikler odaklı devam etmek, sanırım daha iyi olacaktır. Daha fazla bilgi edinmek ve bu özellikleri taşıyanları tanımak isteyenleri ise kitapla baş başa bırakalım.
Yazar günümüzde neredeyse her insanın cebinde bir görüntü kayıt cihazı ile dolaştığını ve herkesin günlük 24 saatinin bulunduğunu, bu anlamda eşit olduğunu belirttikten sonra “nitelik” konusunu dile getiriyor. “Cengiz Aytmatov’un kalemimden sökün eden cümleler” gibi fotoğraflarla oluşturulan albümlerle, insanın doğup büyüdüğü yörenin “ozanı” olabilmeyi takdir edilecek bir değer olarak ortaya döküyor.
Atatürk’ün de fotoğraflarını çekmiş olan “Nicolas Andriomenos Photographe” kitap/albümünü yapanlar gibi, anlamlı bir hedefi olanların ön plana çıktığını görüyoruz.
Sonrasında “Doğada Dinamizm” in üstatlarından örnekler veriliyor. “Teknolojiyle barışık” kişiliğin “hiç bir görüntüyü, göründüğü gibi, olduğu gibi, gözün algıladığı gibi” sunulmamasının yarattığı farklılık gerçekten önemlidir. “Her şey, en bildiğimizi sandıklarımız bile, sonsuz derinliği içinde ve bilindiğinin ötesinde” olduğu gerçektir. “Olaylara ve olgulara, hayata, doğaya, bizatihi insanın kendisine bilimsel bir yaklaşımla bakmak gerektiği” konusunda meşale yakmanın önemini reddedebilir miyiz? Kalıpları kırıp “metaforik bakış ile en güçlü tutkulardan birisi olan aşkın duygusal izlerini” odak yapmak bence intelijansiya yolculuğuna çıkmak isteyen fotografçılar için metaforun önemini vurgulayan güçlü bir ışıktır.
Derinlikli düşünce yapısına sahip kişilerin başarısını betimleyen Ertuğ, “sanat adına, fotoğraf adına her zaman iyimser” oluşun bir bakıma entelektüel kişiliğin püf noktalarından biri olduğunu belirtmektedir. “En az ile en çoğu anlatmanın sanatı olan minimalizm” in ve “Doğada Duru görü” bakış açısına dikkat çekilmesi bence intelijansiya yolculuğuna çıkmak isteyen fotografçılar için güçlü bir tespittir.
Ertuğ “marifet iltifata tabidir” atasözünün önemini ortaya koyarak, değer üreten kişilere gereken takdir ve ilginin gösterilmesi gerektiğini, böylece sanat üreten sıra dışı kavram, düşünce ve bakış açısına sahip kişilerin yeni eserler üretmek için teşvik edileceğini ve sonuçta sanatseverlerle toplumun yüceleceğinin, naif ifadeyle kitapta yer bulduğuna tanık oluyoruz.
İntelijansiya niteliğine erişmiş fotoğraf sanatçılarının biyografisini işleyerek güçlü örnekler veren kitapta, belge değeri yüksek, anlamlı ve şık bir albümle Alanya Uluslararası Heykel Sempozyumu’nu fotoğrafik dille gündemde yer almasını sağlayan örnek gösterilmiş.
Sayın Ertuğ sanal ortamın belirsizliği ve basılı eserlerin geçmişi geleceğe taşıma gücünün yüksekliği nedeniyle, ağırlıklı olarak kitap ve albüm sahiplerine yoğunlaştığını görüyoruz.
“Kitap yazmak aslında bir serüvendir. … Bilginin başka insanlara aktarılmak istenmesi yazma ihtiyacı veya arzusu doğurur” düşüncesini önemseyenler unutulmuyor.
Dayanışmayı özümsemiş ve Fotoğraf Dünyasına “aristokrat” duruşuyla katkıda bulunanları takdir etmemek mümkün mü?
Kitapta fotoğrafçılardaki intelijansiya özellikleri arayışında, fotoğrafa yaklaşımda son derece çalışkan ve disiplinli kişiliğin gücüne dikkat çekiliyor. Ayrıca fotoğraf derneklerine üyeliğin, atölyeler düzenlenmesinin ve kitaplarla eğitimin önemi vurgulanmış.
“Ceketimizi ilikliyor ve ayakta alkışlıyoruz” denilen sanatçılar acaba bu saygıyı nasıl edinmiş olabilir? Deneyimli, munis, yapıcı ve adabıyla eleştiren, dayanışma sayesinde sağlam dostluklar geliştiren kişiliklerle karşılaşıyoruz. Popüler olmanın uzağında, toplumsal bir yaraya parmak basmanın peşinde olmak gerekiyor. Tanıdığı çiftçileri 30 yıl süreyle çocukluklarından başlayarak sosyal bir belgesel hazırlamak her babayiğidin harcı değildir. Açtığı her sergiyi albümle geleceğe aktarmak gerçekten takdir edilesi bir özelliktir.
Dernek Kuruculuğu ve hizmetleri nedeniyle Onur Başkanlığı yanında, salona sığmayan anma toplantısında yaşanan duygusallıklara; yardımlaşma, dayanışma ve dertleşmeye fırsat tanıyan şahsiyetlerin, yüceliş hikâyelerine tanık oluyoruz.
Foto İntelijansiya kitabının başlıktan esinlenerek, hedefinin fotoğrafın sanat yanına odaklanmış toplum olduğu sanılabilir. Kitabı okuyanların, bu görüşün eksik kalacağı görüşünü edileceğini sanıyorum. Çünkü fikrî ve sanatsal açıdan gelişme göstermek isteyenler, mutlaka kendilerini aydınlatan bir ışık bulacaklardır. Kitabın özetini buraya almak hem yazarın emeğine ve hem de okuyucuya haksızlık olur. O nedenle konumuz olan Foto İntelijansiya özelliklerine sahip sanatçıların temel vasıflarına kısaca değinmek bence daha adil olacaktır.


Mikdat Bey elinize sağlık.