Şimdi “Çağımız dijital çağ, nerden çıktı bu ASLR?” diyeceksiniz. Sakin… Anlatıcam. Hele bi arkanıza yaslanın, elinize çayınızı, kahvenizi ya da sevdiğiniz içeceğinizi alın. Tamam mı? Başlıyorum.

Bu yazı bir analog kamera ve filme dönüş hikayesidir. Olaylar ve isimleri geçen kişiler gerçek hayattan alınmıştır.

ASLR ile olan ilişkimi en son kullandığım “Nikon F 801S”’ kameramı satınca kesmiştim. Neden mi? Almanya’da çektiğim iki makara diayı banyo için zamanın ünlü bir stüdyosuna vermiştim. Almaya gittiğimde ikisi de boydan boya yarılacak seviyede çizikti. “Ne oldu?” diye sorduğumda, sorumlu müdür omuzlarını hafifçe kaldırarak “Makine çizmiş” dedi. Yıl 1998’in sisli bir sonbahar günüydü. Şaka şaka, hatırlamıyorum. Yani tarihi hatırlamıyorum. Gövde ve birkaç objektifi evde bir yerlerde yatıyordu. Bense “Fotograf ile nasil tanistim” yazımda anlattığım farklı bir yola adım atmıştım…. Ve “50mm f/1.8” objektifim haricinde ne var ne yok hepsini sattım.

“Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir”

sözünün gerçekleşeceğini henüz bilmiyordum. Belki de inanmıyordum. Ki, kader ağlarını yeniden ördü.

2005 yılında CeBIT fuarı için Berlin’deydim. Fuar alanına yakın çarşı içinde dolaşırken birkaç tane nostaljik fotoğrafçı dükkanının önce vitrinlerine bakmaya sonra da girip fotoğraf makinalarını kurcalamaya başlamıştım. Son dükkandan çıkarken de elimde kutulu bir “Nikon N50” gövde vardı.

Neden bu ASLR kamerayı almıştım ki?

Şöyle; Fuar dönüşü İzmir’e uğramadan İstanbul üzerinden Samsun’da yapılacak olan Bölge Müdürleri toplantısına geçecektim ve AMASYA rüyalarıma girmişti. Toplantı sonrasına dört gün Amasya ve çevresinde lay lay lom planlamıştım. Her ne kadar elimde kıytırık bir dijital makine olsa da ciddi bir fotoğraf makinası olmadan olmazdı.

Tek bir sorun vardı. Objektif İzmir’de evdeydi. İş yerinden bir personelimi yönlendirerek objektifi benimle eş zamanlı olacak şekilde Samsun’daki otele kargolattım. Aferin bana 😊.

Toplantı bitti ve ben Amasya’daydım. Nasıl bir cesaretse Amasya’da film bulacağım inancındaydım. Sen öyle san… Nasıl, içinizi sıkıntı bastı di mi? Benim de. Rahatlayın, filmi buldum. Renkli negatif. Hiç yoktan iyidir.

“Hayatta tesadüfler her zaman vardır. Ancak imkanınız varken işinizi tesadüflere bırakmak hatadır.”

Hani görseniz, var ya çocuğunuza oyuncak hediye etmişsiniz. Ben aynen öyle. Filmi taktım, Nikon N50’yi okşuyorum falan. Yatakta yastığın altındayken uyuyamayınca masaya gözümün önüne koydum. Ve hepsi hepsi üç makara çektim.

ASLR mi... O da ne?
Nikon N50
ASLR mi... O da ne?
Nikon N50
ASLR mi... O da ne?
Nikon N50

Filmleri banyo ettirip taradıktan sonra ortaya çıkan sonuçtan memnun kalmamıştım. Hevesim de geçiverdi. Ayran gönüllük bu işte. İzmir’e dönüşte “Nikon N50” gövdeyi sattım, objektifi de Adana Bölge Müdürü – yeni fotoğrafa başlamıştı – arkadaşıma hediye ettim.

2007 yılında Plaka/Atina’da dolaşırken yere açılmış bir bit pazarı sergisinde “YASHİCA Electro 35” bana göz kırptı. Bu Japon güzeline hayır denebilir mi hiç? İyice kontrol edip çalıştığından ve pilinden emin olduktan sonra sıkı bir pazarlıkla yanlış hatırlamıyorsam 50 Euro’ya elimdeydi. Hevesim bir makara renkli film kadarmış ☹. Bu ASLR gövde de Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümüne birçok dergiyle birlikte hediye gitti.

Şimdi sıkı durun. Çok kısaca gençliğimin efsanesi “ASAHI PENTAX Spotmatic” de Adana Fotoğraf Derneğine uçuverdi. Nasıl geldiğini sormayın. Yukarıdakilere benzer bir hikâye işte. Ancak hiç kullanmadım.

Araya sıkıştırıvereyim: Agrandizörüm ve karanlık oda malzemelerim bir bahar günü rastladığım Ege Üniversitesi Fotoğraf Kulübüne gidiverdi. Teslim alan gençleri yüz ifadesi aklıma geldikçe hala gülerim. Keratalar bunlarla ortaya çıkardıkları fotoğraflardan açacakları sergiye davet edeceklerdi. Hala bekliyorum…

2017 Ocak ayı sonu. İşte bu tarih çok önemli. Vestel’de benim yöneticim olan sevdiğim, saydığım, abim, arkadaşım, kardeşim, can dostum değerli insan, rahmetli (17 Ekim 2018 de vefat etti, böbrek kanseri) Orhan Alkan’la telefonda konuşurken “Bendeki fotoğraf ekipmanlarını sana vereyim” dedi. İnanamazsınız. O gövde “Nikon F 801S” idi ve ona 1992 yılında ben aldırmıştım. Promosyan olarak bir 28mm, bir 35-70mm, bir 75-300mm, bir SB-24 flaş ve muhtelif filtreler. Tam tamına 18 yıl sonra makinam bana dönüyordu. Ve döndü.

Bu sefer akıllanmıştım, renkli kullanılmayacak. Varsa yoksa Siyah-Beyaz film. Banyo için muhtelif yerlerle görüşmeme rağmen ne EÜ’den ne de DEÜ’den beni rahatlatıcı bir haber gelmedi. Karanlık odaları faal değildi. Bu süreçte hem Alaattin Kanlıoğlu hem de Beyhan Özdemir hocam yardımcı olmak için çok çırpındılar. Vesile ile ikisini de saygıyla selamlıyorum. Birkaç fotoğraf stüdyosuyla görüştüğümde “O da ne?” diye sordular. İş başa kalmıştı ve banyosu eski günlerdeki gibi evde yapılacaktı. Yap!..

“Planlayıp takip etmediğiniz işlerde sonuç almak ve hedeflediğiniz kaliteyi elde etmeniz biraz hayal olacaktır.”

Hemen dört makara 100 ve 400 ASA HP-4 ve HP-5 film, banyo tankı (eskiden kullandığım marka: Paterson), birinci banyo (İlford-İlfosol), durdurucu ve sabitleyici banyoları sipariş ettim.

Veee “Back to analog century”. Hadi tercüme de edivereyim: Analog devrine dönüş…

Bilin bakalım; elinizde 35mm f/2 objektif takılı bir ASLR ile İzmir’de ilk olarak fotoğraf çekmeye nereye gidersiniz?…… Evet, bildiniz; Basmane ve Kemeraltı. Ben de öyle yaptım. Şimdi artık 2017 yılındayız. Sokakta birkaç kare fotoğrafını çektiğim insanlar “Bakabilir miyim?” diye sorup ben “tabii” dedikten sonra kameranın arkasındaki siyah paneli gösterdiğimde orada bir ekran olmamasına şaşırıyorlardı. Anlat dur artık. Allah’tan hiç küfür yemedim. Birkaç saat içinde bir makara S/B filmi bitirmiştim. Sıra banyoya gelmişti.

Bu arada iki Siyah-Beyaz film ve fotoğraf kitabını hatmetmiştim. Eskiye göre unuttuğum ve bilmediğim o kadar çok şey varmış ki… Neyse. Banyodan sonra tarayıcıdan bilgisayara aktardım. Ben yazıyorum ve siz hala merakla “Çatlatma adamı, göster ne çıktı ortaya” modundasınız de mi? Hadi bekletmeyeyim artık;

Şubat 2017;

ASLR mi... O da ne?
Nikon F 801S
ASLR mi... O da ne?
Nikon F 801S
ASLR mi... O da ne?
Nikon F 801S
ASLR mi... O da ne?
Nikon F 801S

Yukarıdaki balıkçı fotoğrafını beklemeden Instagram’da yayınladım. Bir süre sonra İzmir Fotoğraf sanatı Derneği – İFOD, yani derneğimin tam da 30’uncu kuruluş gününde Yönetim Kurulu üyesi sevgili Berna Kızıltan bu fotoğrafı Instagram’da “repost” etti. Olacak şey değildi, 30 yıl önce dijital teknoloji yoktu. Ve benim bir ASLR ile çekmiş olduğum fotoğrafım sanki geçmişe gönderme yapar gibi bilerek yayınlanmıştı. Bu benim için harika bir şeydi.

Bu arada Nikon F 801S’in otomatik netlemesi tahmin edebileceğiniz gibi eski bir teknolojiydi. Yani motor bir ileri bir geri gidip daha sonra netliyordu. Bu da hem yavaşlamaya hem de zaman zaman ön ya da arka netlik sorunu olan bir probleme neden oluyordu. Canım sıkılmıştı. DSLR’lerin hızlı ve kararlı netlemesini arıyordum. Ve aklınızdan geçti mi bilmiyorum ama bir ASLR gövde daha aldım; “Nikon N 90S”. Bu Nikon’un analog serisinin son gövdesiydi ve F 801S den çok daha iyiydi. Ancak netleme DSLR’lerde alıştığımız gibi odak noktasını istediğimiz yere alamıyorduk. “F 801S” önce dinlenmeye alındı daha sonra da sevgili dostum Bülent Güzey’in ellerine teslim edildi. Artık teknik olarak kusur bulacağım nokta da kalmamıştı. Siyah-Beyaz’a devammmm.

Pekiiii, daha nerede fotoğraf çekilir? Tabi ki kuş pazarında.

Ekim 2017

ASLR mi... O da ne?
Nikon N 90S
ASLR mi... O da ne?
Nikon N 90S

Hala çok iyi değil.
Başka nereye gitmeli, Bit pazarı? İyi tercih.

Ekim 2017

ASLR mi... O da ne?
Nikon N 90S
ASLR mi... O da ne?
Nikon N 90S

Kontrast düşük.

Bu arada bir sır vereyim. Aramızda kalacak değil mi? Üçüncü makara film ile dördüncüsü arasında uzun bir süre ara verdim. Dördüncüyü banyo yapmak için daha önce hazırladığım bekleyen banyoyu kullandım. Sonuç pırıl pırıl bir negatif. Şeffaf. Banyonun gücü sıfıra inmiş. Sonuç sıfıra-sıfır elde var sıfır. Nasıl canım sıkıldı anlatamam. Neyse geçti.

“En basit hatalar kendine olan aşırı güvenle kontrole gerek duymadığın ‘ben bilirim’ dediğin an başlar ve bedeli büyüktür.”

Ben, Zafer Gazi ile birlikte çalıştığımız “Rahvan Atçılık ve Yarışları” projesi için her yere ASLR kameramı götürüyorum, yarışlarda çektiğim fotoğrafların bazılarını kitapta ve sergide de kullandık. Birkaç tane örnek;

Temmuz 2017

ASLR mi... O da ne?
Nikon N 90S

Bu karede elim titredi ama ortaya çıkan sonuçtan memnunum. Benim hoşuma giden bir karedir. Bu arada benim İlfosol birinci banyom bitti. Banyo performansından da çok memnun değildim zaten. Ayrıca aldığım kitapları tekrarlayıp yabancı kaynaklara da başvurunca (asıl neden hazır banyo pahalıydı) kimyasalları alıp kendim uygun formüllere göre hazırlayayım dedim. Bu arada 60’lı yılların fotoğrafçıları hangi formülleri kullanıyor diye ciddi bilgi edindim. Ancak gel gör ki kimyasalların hepsi bulunmuyor. Ve devreye “HAMZA RÜSTEM FOTOĞRAFÇILIK” ve tabii üçüncü kuşaktan temsilcisi Mert Rüstem girdi. Aradığım kimyasalları buldum. Cam kavanozlar alındı, kimyasallar yerleştirildi.

Sonuç;

Ağustos 2017

ASLR mi... O da ne?
Nikon N 90S – Fotoğrafı 70-200mm f/4 objektif ile çektim.

Hangi formülü kullanmalıydım? Aklım 1940’larda kullanılan D23 formülüne yattı. D23 reçetesi;

D23 Çözeltisi
AB
Su10001000
Metol/gram5Boraks/gram18
Sodyum sülfit/gram100Sodyum metaborat/gram (Kullanılmadı)7,5
Sodyum karbonat/gram4,5
Süre5 dk9 dk

Sonuç;

ASLR mi... O da ne?
D23 Çözeltisi

İyiye doğru gidiyorum 😊. Kendimi mi aldatıyorum acaba? Takılı son negatifi bitirince kara kaplı kitapları açtım. Ve biraz daha kurcalayınca “D2D” formülü bana uygun geldi. Ancak bunu da D76H ile karşılaştırıp kendime iki safhalı mikro grenden daha küçük gren elde edebileceğim bir formül oluşturdum.

Özel Film Banyosu D2D (benim versiyonum. D2D-OA-2018)
AB
Su10001000
Metol/gram5Boraks/gram20
Sodyum sülfit/gram50Sodyum metaborat/gram40
Hidrokinon/gram7,5Sodyum karbonat/gram5
Süre4 dk8 dk

Sonuç bana göre inanılmazdı. Siz karar verin;

ASLR mi... O da ne?
Özel Film Banyosu D2D (benim versiyonum)
ASLR mi... O da ne?
Özel Film Banyosu D2D (benim versiyonum)

Tatmin edici. Evet bu iyiydi. Büyüterek baktığımda da artık grenler görülemeyecek derecede küçüktü.

ASLR mi... O da ne?
Özel Film Banyosu D2D (benim versiyonum)

Yine de banyo sonrası durulama işlemlerinde kimyasal yüzeyde ufak tefek hasarlar oluşabiliyor. Bazılarını özellikle ellemiyorum. Bazen de kalan su lekesini bırakıyorum. Bunu fotoğraf üzerinde görmek nedense hoşuma gidiyor. İşimin gereği elimde mikrogram tartabilecek teraziler olduğu için banyoyu sadece ihtiyacım olduğu kadar (350 ml) hazırlıyorum. Böylece ciddi tasarruf sağlıyorum. Ne de olsa film kullanma miktarım – son filmi altı ayda tamamladım – çok değil.

“Vazgeçmediğiniz sürece başarı sizin olacaktır.”

Negatifleri Epson V 300 ile 2400 ya da 4800 dpi (en son fotoğraf 2400 dpi ve çok iyi) tarıyorum. İyi bir negatifte tatmin edici sonuç veriyor. Taramadan sonra negatifler özel sayfa şeklindeki poşetlerin içine yerleştirip yanlarına çekildiği yerler ve tarihi yazıyorum. Daha sonra klasörün içinde yerini alıyor. Tek dikkat etmediğim klasörün saklandığı odanın çevre koşulları.

Nikon N 90S ile çoğunlukla 35mm f/2, 70-200mm f/4 ve 105mm f/2.8 kullanıyorum. Zaten Nikon harici yeni nesil diğer marka objektifleri N 90S tanımıyor.

Şimdi gren yok denecek bir formüle sahibim. İstediğim kontrast ve detayları da kolayca alabiliyorum.

Sevgilerimle

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazılanların ilgisini çekecek birini tanıyorsanız lütfen "Paylaş" kısmından onlara iletin.


Sizlerden gelecek yorumları çok önemsiyorum.
Lütfen aşağıdaki "Siz de yorum ya da cevap yazın" kısmından benimle paylaşın.


Yeni içeriklerden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.
avatar
11 Yorum konuları
15 Cevaplar
11 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
11 Yorum yazarları
H_KahramanOkyar AtillaElif HaticeÜzeyir Kadir KÖner BÜYÜKYILDIZ Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Halil
Ziyaretçi
Halil

Bunları okuyunca şimdi işimiz ne kadar kolay diyor insan.
Açıkçası bunlar şimdi olsaydı fotoğraf çekmek istemezdim.
Bu kadar detayla uğraşmak düşünmesi bile beni yordu 🙂
Eski fotoğrafçıların elini öpmek lazım sanırım.
Biz de fotoğraf çekiyoruz diye hava atıyormuşuz 🙁
Tebrikler Üstad güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş

Bahadır Serdengeçti
Ziyaretçi
Bahadır Serdengeçti

İyi sabır varmış sizde ben yapamazdım …
Taktir ve tebrik ediyorum

nurullah
Ziyaretçi
nurullah

okyar bey sizi ve sabrinizi tebrik ediyorum. hediye ettiklerinizi keske saklasaydiniz simdi elinizde saglam bir envanter olurdu.. muze gibi olurdu..

Hüseyin Ç.
Ziyaretçi
Hüseyin Ç.

Okyar bey sizlerin sayenizde fotoğrafçılık hakkında hiç bir yerde bulunamayacak değişik konularda ilginç bilgiler öğreniyoruz. Sebahattin beye de buradan çok teşekkür ederiz. Hem böyle bir ortam yarattığı hem de bu ortamı kalitesini hiç düşürmeden her geçen gün yenisini katarak devam ettirdiği için. Var olun.
Burada anlattıklarınızı yapmak ayrı bir de bunları yazıya döküp bizlerle paylaşmanız ayrı bir emek istiyor. Emeklerinize sağlık. Selamlar

Taner Baysan
Ziyaretçi
Taner Baysan

İlgiyle okudum.
Zor olduğu için sanırım bu teknikle çekilen fotoğraflar çok daha kıymetlidir.
Yüreğinize sağlık.

Sebahattin Demir
Yönetici

Değerli dostum,

Geçenlerde, ortak üyesi olduğumuz bir sivil toplum kuruluşundaki bir arkadaşımız, senin Robert Capa yazını okuyunca “Capa fotoğrafa böyle bakmazdı, fotoğrafçılık bir CEO olma işi değildir” demişti. Bir yerlerde yönetici olabilirsin ama bu, seni fotoğrafçı yapmaz demek istiyordu. Yazının ana fikri konusunda belki de fikir sahibi olamamıştı, ya da bunu tam olarak anlayamamıştı. Bunun mümkün olması çok olası değildi, bunu yazan arkadaşımız bir eğitimciydi. Belki eksiklik bizdeydi, ana fikir konusunda daha dikkatli açıklamalar yapmak gerekiyordu belki de. Arkadaşımızın bu fikrine her zaman yaptığımız gibi saygı gösterdik, anlamaya çalıştık.

Uzun yıllara varan profesyonel iş hayatımda, bir işte veya uğraşta başarılı olan kişilerin, severek yaptıkları başka diğer işlerde de başarılı olduklarına çok kereler şahit oldum. Başarı kalıcı bir şey, istekle ve azimle besleniyor. İşe ve çevreye gösterilen ciddiyet bunu perçinliyor.

Derin bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.
Emeklerine sağlık.

Sevgiler.

Hüseyin Ç.
Ziyaretçi
Hüseyin Ç.

Muhterem,
Ben Capa yazınızı büyük bir keyf alarak okumuştum. Eğitimci olan değerli kardeşimizin bu yazıda nereye takıldığını anlayamadım. Fotoğraf olsun beşeri münasebetler olsun yakınlık her daim önem arz eder. Yazı da çok sarih şekilde bunu anlatıyor. Capa da aynı şeyleri söylüyor. Canınızı sıkmayınız, bu yolunuz doğru yoldur, devam ediniz.
Hürmetler

Sebahattin Demir
Yönetici

Hüseyin bey desteğiniz ve güveniniz için teşekkür ediyoruz. Canımızı sıkmıyoruz, demek istediklerimizi tam açıklığıyla yazamıyor muyuz diye kendimizi geliştirmeye gayret ediyoruz.
Hürmet bizden.
Saygılar.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Çok keyif alarak okudum yazınızı. Ellerinize sağlık.
Teknolojinin sağladığı kolaylıklar tabi ki gözardı edilemez, ama eskinin ruhu bi başka.
Eskiden mektup vardı, yazdığınızın karşıya ulaşması, onun cevabının size gelmesi günler alırdı. Ve o bekleyiş…
Şimdi mesaj atıyorsunuz, anında karşıda, o yazıyor anında sizde.
Fotoğraf içinde geçerli bu, filmi doldurmayı beklemek, banyo süreci, o emek, o sabırsız bekleyiş nerde, dijital çek-bak-sil nerde.
Analaog bir makina ve banyo setim olmasını bende isterdim açıkcası.

Selam ve saygılarımla…

Üzeyir Kadir K
Ziyaretçi
Üzeyir Kadir K

Sitenizden bu sabah yeni üyesi olduğum facebook grubumuna gelen mesajınızla tesadüfen bilgi sahibi oldum. Yazınızı 2 defa üst üste büyük bir keyifle okudum. Genelde okuduğum yazılara yorum yazma adetim yoktur. Ama bu site ve bunun gibi birçok yazı yorumu hak ediyor. Hızlıca yazıların başlıklarına göz atınca daha önce bilmiyor olmamdan dolayı üzüldüm. Şimdi sakin ve uygun zamanlarda hangi adresi tıklayacağımı biliyorum.
Emeği geçen herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Bu kapsamda ve detayda başka site yok.
Tebrikler

Elif Hatice
Ziyaretçi
Elif Hatice

Ben sb fotoğrafta biraz gren olmasını tercih ediyorum. O nedenle takmayın kafanıza hepsi çok güzel olmuş. En azından emek var sabır var. Emeklerize sağlık

H_Kahraman
Ziyaretçi
H_Kahraman

Bu yazıyı okuduktan sonra eski nesil usta fotoğrafçıların karşısında saygıyla eğiliyorum. Bize bunları hatırlattığınız için size de ayrıca çok teşekkür ediyorum. Emeklerinize sağlık.