Basmane İzmir’in misafirhanesidir

“İzmir’in kalbi neresidir?” sorusuna bir cevap vermem gerekse, çoook eskiden “Kemeraltı” derken şimdi hiç beklemeden “Basmane” derim. Aslında Kemeraltı ve Basmane İzmir’in birbirinden ayrı düşünülemeyecek yerleridir. Ben yine de “Basmane” derim.

Epeydir Suriye’lilerin hayat bulduğu yerdir. Basmane’de yerli halk ve esnaf vardır. Suriyeliler vardır, Afrika’dan gelmiş kaçaklar vardır. Basmane otelleri, hayatta yalnız kalmış kimsesi olmayanların evidir.

-

“İzmir’in kalbi neresidir?” sorusuna bir cevap vermem gerekse, çoook eskiden “Kemeraltı” derken şimdi hiç beklemeden “Basmane” derim. Aslında Kemeraltı ve Basmane İzmir’in birbirinden ayrı düşünülemeyecek yerleridir. Ben yine de “Basmane” derim.

Başlığı Konak Belediyesinin geleneksel olarak düzenlediği “Beşinci Basmane Günleri” etkinliğinden alıntı yaparak yazdım. Her harfi ile gerçektir. Epeydir Suriye’lilerin hayat bulduğu yerdir. Basmane’de yerli halk ve esnaf vardır. Suriyeliler vardır, Afrika’dan gelmiş kaçaklar vardır. Basmane otelleri, hayatta yalnız kalmış kimsesi olmayanların evidir.  

Basmane’de her şey insanlarla iç içedir. Anlatmaya çalıştığım aslında Basmane’deki insanların arasında bir tur atmaktır. Bu insanlar olmazsa adı geçen mekânların da bir anlamı olmayacaktır. Yazı bahanesi ile fotoğrafları hazırlarken tarihlerine bakıp değerlendirme fırsatım oldu. Benim de arada verdiğim uzun boşluklar olmuş. Buna rağmen elimdeki fotoğraflar beni tatmin ediyor. Ancak içlerinden “seç bakalım” deseniz ayıracaklarım bir elin parmaklarını geçmez. Bakalım zaman ne gösterecek.    

Benim fotoğraflarımla birlikte gezelim mi? Ne dersiniz?

Basmane’ye ciddi olarak dadanmam 2006 yılının sonlarına denk gelir. O zamandan bu yana ortalama ayda iki sefer kendime tuttuğum bir rota üzerinden elimde fotoğraf makinası yürürüm. Esnafla artık tanış olmuşuz. Arayı açtım mı birçoğu “Hayırdır, epeydir yoktun, iyi misin? Ters bir şey yok değil mi?” diye hatır sorar. Bu karşılıklıdır. Hepsi ile kısa sohbetler ede ede yürürüm. Toplamda iki kilometrelik saat kulesine kadar olan yol iki, iki buçuk saat sürer. Keyiflidir.

Bu yolu yalnız yürürüm. Sebahattin ile yürürüz. Beyhan Hoca (Özdemir) ve Cem (İnam) ile yürürüz. Başka şehirlerden tur düzenleyip gezmeye ya da fotoğraf çekmeye gelirler. İzmir’e yolunu düşüren yabancı fotoğrafçıların da uğrak yeridir.

Genelde Basmane metrosunda inip garın içinden geçerim. “Çorakkapı cami” nin solundan diklemesine dar sokağı tutarım. Aslında bu yola paralel “Anafartalar caddesi” daha çok bilinir. Ben “Kumrulu Mescit” önünden “Aziz Vukolos” kilisesine gider gibi yaparım. Bazen giderim de.

Yukarıdaki ev ve terzi de artık yok. Yıktılar. Yerlerinde geniş bir boşluk var şimdi. Fotoğraftaki kadın da yok…

WordPress’in fotoğraf sergisi bu kilisede açılmıştı. Ancak ara sokaklara rastgele girip “tarihi Altıparmak Kıraathanesi” nin önüne çıkmayı tercih ederim. Bazen burada çay molası vermek gerekir. Tam da “Agora” nın devamı olan ören yerinin yanındaki kademeli küçük bahçeye atılmış masalar zaten sizi davet eder. Kıraathanenin köşesi Anafartalar Caddesine bitişiktir. Kıraathanenin verandasından iki basamakla yola inersiniz. Bu basamaklarda çoğunlukla iki köpek uzanmıştır. Küçük bahçenin önünde de ayakkabı boyacısı vardır.

Kıraathaneye gelmeden hemen önce köşede tavuk şişçi ile sohbet kaçınılmazdır. İster tanıyın ister tanımayın her daim güler yüzlü bu insan sizin selamınıza, sohbetinize karşılık verecektir. 

Caddenin karşı köşesindeki “Yeni Park Eczanesi” Basmane’nin en eski esnaflarındandır. “Hayyam Meyhanesi” eczaneden 20 metre kadar ya vardır ya da yoktur. Sağ taraftadır. Müdavimleri keyifli bir mekân olduğunu söylüyorlar.

“Emniyet Kıraathanesi” nin yeri ayrıdır. Bir avlunun içindedir. Aynı zamanda Atatürk’ün İzmir’e ilk geldiğinde kaldığı otelin altındadır. Bu otel virane vaziyettedir. Zaten kıraathanenin duvarında da Atatürk’ü kahve içerken resmi yer alır. Öncesinde nerede ne içildiyse bile burada illaki bir çay içilecektir. Ya da sade kahve. Boş geçmek olmaz. Burası bana fotoğraf gibi fotoğraflar verdi.

Moşe Dayı

Avlunun kapısında durup baktığımda uzaktan göz göze geldik. Oturuş şekli, yanındaki şemsiyesi ile farklı bir zaman diliminden gelmiş gibiydi. Yavaş adımlarla ona doğru yürümeye başladım. Uygun gördüğüm bir mesafede durdum. Fotoğrafını çekmek istediğimi anlamıştı. Bakışıyla onay verdi. Makinayı yavaşça doğrultup ayarlarını yaptım. İstifini bozmadı. Gülümseyerek teşekkür ettim. Konuşmadan selamımı ve teşekkürümü kabul etti. 

Üç yıl sonra bir Basmane yürüşünü planladığımda fotoğrafın baskısını aldım ve vermek için Emniyet Kıraathanesinin yolunu tuttum. Ocakçıya fotoğrafı gösterdim. Daha sormadan “Bizim Moşe dayı” dedi. Vefat ettiğini söyledi. Geç kalmıştım.

Basmane İzmir'in misafirhanesidir

Emniyet’in müdavimi imiş. Çok iyi iskambil oynarmış. Kimi kimsesi yokmuş. Ocakçı içeride oturanlar dönüp sordu; “Moşe Dayı hakkında bilgisi olan var mı?”. Gelen cevap “Sessizlik”. Öyle kaldım. Bütün bilgi bu kadar. Ocakçıya fotoğrafı bir yere asmasını rica ettim. Beni kırmadı. Yaklaşık dört sene boyunca fotoğraf kıraathanede sergilendi. Her seferimde fotoğrafı görmek için içeri girdiğimde ocakçı gülerek “Bak yerinde duruyor” diye karşılardı. Bana başka fotoğrafçıların da bu fotoğraftaki kişiyi sorduklarını söylerdi. 

Yola devam edersek dört yol ağzına geliriz. Hemen sağda “Altınordu Kıraathanesi” yer alır. Nargilecidir. Sol köşe meşhur tarihi “Dönertaş” dır. Elinizle çevirirsiniz. Altınordu Kıraathanesinin karşısı “Hatuniye Park” ıdır. Tabii hemen arkasında da “Hatuniye Camii” yer alır. Diğer köşe de adı her ne kadar “Büşra Café” olsa da ilginç bir kıraathane vardır. Çay ocağı ve eski çaycısı fotoğraf kitaplarına girmiştir. Aslında “Café” dediği kadar da vardır. Önünde yer alan küçük masalarda iki iskemle vardır. Paris’in bistroları gibidir. Şimdi bunları yazarken aklıma “Neden şimdiye kadar sormadığım” takıldı. İlk fırsatta öğrenmeliyim. Hemen yanındaki “Paşa Konağı” oteli Afrikalıların misafirhanesidir. Suriyeliler ya ev kiralar ya da yıkık dökük evlerde bir süre kalırlar. Daha sonra bu aileleri göremezsiniz.

Benim de fotoğrafımı çek!

Benim de fotoğrafımı çek!

“Benim de fotoğrafımı çek…”. Duyup arkamı döndüğümde yüz yüze geldik. Sakin bir şekilde tekrar etti; “Benim de fotoğrafımı çek”. Bu özel bir durumdu ve gülümseyerek “memnuniyetle, benim için onurdur” diyerek cevapladım. Nefes alıp tuttum. Düşünme süremdi. Etrafıma baktım. Nasıl bir kompozisyon oluşturmalıydım? Herkesin erkek olduğu kıraathanede özel bir kadraj olmalıydı. Hem de hızlıca. Tek başına oturan adamın önüne oturmasını rica ettim. Niyetim arka planda kıraathaneyi flu olarak kadraja sokmaktı. Adam da dikkatini bana vermiş ve öne doğru hafifçe eğildi. İşte bu… Bastım deklanşöre.

Kıraathanedeki bütün adamları yükü sırtındaymış gibi gülümseyen portresinin altındaki hüznü hissedebiliyorsunuz. Kim bilir yaşadığı neler var. Sormadım. Konuşmadık. Adını dahi sor-a-madım. O da benim adımı sormadı. Birbirimize kalbimizle ve ruhumuzla yakınlaşıp tanımıştık. Bu fotoğrafla artık birbirimize bağlanmıştık. Daha fazla söze gerek yoktu

2015 yılında ARKAS sponsorluğunda düzenlenen “İzmir: Yarınlara Miras” sergisinin kitabında yer alan Büşra Café ocakçısı

Hatuniye Camiinin arkasında “Bahçeli Kıraathanesi” vardır. Kışın ortada bir soba yanar. Da nedense etrafında hiç kimse oturmaz. Nispeten sakindir. Havalar düzeldi mi genelde bahçesinde oturulur.

Arkadaşıyla oturuyordu. “Selam verip ‘nasılsınız?’ diye sordum. Daha lafım bitmeden elimdeki makinaya bakıp gazetecilere saydırmaya başladı. Bir taraftan da cebinde bir gazete sayfası çıkarıp oradaki fotoğrafını göstermeye çalışarak hakkında yapılan yalan haberi anlatmaya çalışıyordu. Dinledim. Nefes almak için durduğunda “Ben gazeteci değilim” dedim. Şaşırdı. “Necisin?”… “Fotoğrafçıyım, Basmane’yi fotoğraflıyorum. İzin verirsen senin fotoğrafını çekmek istiyorum”. Arkadaşı gülerken “Hadi meşhur oluyorsun…” lafı ortaya döküldü. O da gülümsedi. Sınırı geçmiştim. Fotoğrafını çektim. “Bakayım” dedi. Makinanın arka tarafını gösterdim. “Nikon N90 S” de ne yazık ki ekran yok. Film çekiyorum. Hepten şaşırdı. Selamlaşıp ayrıldım.

“Manisa-Akhisar Oteli” fotoğrafçıların uğrak yeridir. Burası filmlere plato olarak kullanılmıştır. Restorasyon yapıyoruz diye her yerine beton çaldılar. Eski hali kalmadı. 

Adının Mehmet olduğunu ve artık Ayvalık’ta yaşadığını Lütfü Dağtaş söylemişti. Hatırladığım çocuğu İstanbul’da yaşıyormuş. Bir daha da görmedim.

Çankaya otoparkının Eşrefpaşa Caddesi köşesi bana göre Anafartalar caddesinin bitiş yeridir. Haritaya baktığınızda caddenin Kemeraltı tarafına doğru devam ederek “Şadırvan Camii” nin orada 910 sokakla kesildiğinde keskin bir dönüş yaparak hepimizin “Kemeraltı” diye söylediğimiz alışveriş merkezinin ana yolu olarak Konak Atatürk Meydanına çıkar.

Benim “bitiş noktam” dediğim yerde sanki yürüyüşe nokta koyan tüm fotoğrafçılar tarafından tanınan ayakkabı boyacısı vardır. Konuşursanız illa size bir fotoğrafçıyı sorar. Tanıyorsanız selam gönderir.

Gördüğünüz gibi bütün bunlar “Anafartalar Caddesi” dediğimiz ana yolda. Henüz arka sokaklara sapmadık. Ne zaman gelirseniz gelin farklı bir atmosfer sizi karşılayacaktır. Daha önceden konuştuğunuz birini görüp sohbete başlamak sizi sevindirecek, göremediğinizde de hüzünleneceksiniz.

İlişkili İçerikler

Mentawai – Yağmur Ormanı Bekçileri

Fotoğrafa başladığım ilk zamanlarda alanımı bulmanın önemli olduğunu fark ettim ve kendimi belgesel fotoğraf alanında daha iyi ifade edebileceğimi anladım. Fotoğraf makinesi ile sadece görüneni değil o görünen gerçeğin arkasındaki asıl hakikati arama çabalarım doğrultusunda yolum Hint Okyanusu’nda Endonezya’ya bağlı Siberut Adasındaki Mentawai Kabilesi ile kesişti.

Venedik Karnavalı 2020

Her fotoğrafçının kendince fotoğraflamak istediği yerler listesi vardır. Venedik Karnavalı etkinliği de benim için bu özel yerlerden ve anlardan birisi idi.

Kısa bir fotoğraf molası; Mal Meydanı – Kars

Bu konuya 9 Ocak 2020 Perşembe günü usta fotoğrafçı Kadir Ekinci’nin Türkan Saylan Kültür Merkezinde açtığı “Mal Meydanı” fotoğraf sergisini gezip kendisi ile sohbet ettikten sonra geldik. Özellikle doğuda olmak üzere birçok ilimizde büyükbaş hayvanların alım satım yapıldığı meydanlardır.

Don Corleone’nin izinde birkaç gün…

Şimdiye kadar yeni yılı yurt dışında bir yerde karşılamak gibi bir alışkanlığımız oluşmuştu. Bu “vita dolce” yabancı paraların anormal yükselmesine kadar sürüyordu. Geçen seneden kalma iki uçak biletim vardı. Hadi Sicilya’ya gidelim…

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
11 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir

Yazıdaki birçok fotoğrafın çekim anına şahidim.
Haklısın Okyar, Basmane öyle bir yer ki, her gittiğinde fotoğraf için farklı şeyler bulabiliyorsun.
Artık bizim şu “35mm ile Basmane” turlarımızı da sonlandırıp güzel bir yazı da onlardan çıkartma zamanı o halde. Elimizde olanları toparlayalım ve sen bu yazının tamamlayıcısı olarak onu da bir ara kaleme alıver.

Güzel fotoğraflar eşliğinde güzel bir yazı olmuş.
Emeklerine sağlık.
Selamlar.

Hakan Yaman

Okyar Hocam, Çalışmanızı çok beğendim. İzmir’e ilişkin bildiğim, ama yine de bilmediğim bir semti güzel tanıtmışsınız. Elinize sağlık.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Harika fotoğraflar eşliğinde harika bir yazı olmuş.
Ellerinize , emeğinize sağlık okyar bey.
Çok teşekkür ederim.

Selam ve saygılarımla.

Birol Üzmez

Benim ismim geçmeden Basmane yazısını sonlandırmışsın:-) şaka bir yana yazmak konusundaki hünerini fotoğrafla da pekiştirmişsin.Tebrik ediyor Sebahattin Demir in önerisinin sonucunu dört gözle bekliyorum.

Sebahattin Demir

Şahane fikir!
Ben hemen hazırım, ilk sıraya yazın beni.
“Birol ustayla çalışmak”… Daha ne isterim ki?
Selamlar, sevgiler.

Birol Üzmez

Basmane derin bir kuyu. Konuyu daraltıp kısıt koyup yeni bir rota belirleyip yola çıkmak lazım. Ben fotoğraf çekmem ama size yol gösteririm. Havalar ısınsın proğramlıyalım.

Önder Köktürk

elinize sağlık, gitmeyen görmeyenler için gitmişlik hissi verebilecek dolulukta olmuş yazınız.

Makale yazarı

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Manşet

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus, otomatik netleme işlevini deklanşör düğmesinden alıp kameranın arkasındaki başka bir düğmeye atama işlemidir. Bu yazıyı okuduktan sonra kameranızı daha çok seveceksiniz ve fotoğraf çekmekten çok daha fazla zevk alacaksınız, iddia ediyorum.

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
11
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x