Daha
    Ana SayfaBLOG"Bit" lerin gücü adına...

    “Bit” lerin gücü adına…

    -

    Bilgisayar, daha doğrusu işlemci kullanan cihazlar günlük hayatımızın vazgeçilmezleri. Elimizdeki en basit telefon bile inanılmaz işlem yapma kapasitesine sahip. Ancak bunların hepsi aptal cihazlardır dersem sizi şaşırtır mıyım? Muhtemelen. Şimdi sıkı durun bu cihazların hepsi “var” ve yok”, ya da “Bir=1” ve “Sıfır=0” gibi sadece iki şeyi tanıyabiliyorlar. Ne acı değil mi? Dolayısıyla tuş takımları ile yaptığımız her işlem sistemin işlemcisine “1” ve “0” lara çevrilerek gönderiliyor.

    İşte buna “İkili sistem” (Binary system) deniyor ve bu sistemin temeli “Boolean” matematikte yatıyor. Modern bilgisayarların ilk adımını 1815 doğumlu İngiliz matematikçi mantık önermeleri şeklinde George Boole atmıştır. Ancak bu yeterli değildir. Bir önemli adım yine İngiliz matematik dehası olan Alan Turing tarafından gelecektir. İkinci dünya savaşında Alman “Enigma” şifreleme (kripto) makinasının çalışmasını çözen grubun başındadır. Ve bu iş savaşın süresini kısaltacaktır. Turing “dekripto (bu kelimeyi ben uydurdum) makinası” yaparken Boole’ın teoremlerinden faydalanmış ve bunu matematiğe uygulayarak iki tabanlı sayı sistemini oluşturarak bilgisayarların temel taşlarını koymuştur.

    Bu yolda daha nice isimler var. Aflarına sığınarak bahsetmiyorum. Hala konuya giremedim değil mi? Biraz sabır…

    Sayı sistemi dediğimizde dünyada genel kabul görmüş “0n tabanlı” sayı sistemini kullanırız. Ancak iki tabanlı Boolean ve onaltı tabanlı alfanümerik sayı sistemi bilgisayarların ve mikro işlemcilerin anladığı dildir. Ve her sayı tabanının matematiksel operandları farklı çalışır.

    Bizi ilgilendiren iki tabanlı sayı sistemidir. Çok kısaca bu sistemde kullanılan “1” ve “0” ın her birine “bit” denir. Dijital (sayısal) fotoğraf makinası da bu esasa göre renkleri, ışığı ve fotoğrafları oluşturmaktadır. İşlemcilerin yanısıra teknolojinin gelişmesine bağlı olarak cihazlarda kullandığımız bit sayısı da artar. Yakın zamana kadar “8 bit” iyiyken şimdi kimse 16 veya 32 bitin yüzüne bakmaz oldu.

    Ve bildiğiniz gibi ışık tayfının görme alanı içinde olan tüm renkler üç ana renk olan “Kırmızı=Red”, “Yeşil=Green” ve “Mavi=Blue” karışımından oluşmaktadır. İşte bitler bu renklerin en açık (beyaz) olandan en koyu (siyah) olana kadar kaç adet olacağını belirler. Buna da bit derinliği (Bit depth) ya da renk derinliği (Color depth) denmektedir. Biraz daha teknik ifade edersek piksel başına düşen renk bilgisine renk derinliği diyoruz.

    Yani bir bit sadece siyah ve beyazdır ve şöyle hesaplanacaktır: 21= 2

    Eğer 8 bit (2’nin üssü olan sayı olarak da ifade etsek yanlış olmayacak) dersek: 28= 256 olacaktır. Yani bu her bir ana renk için geçerlidir. Çok uzatmadan değişik bit değerleri için bunu bir tablo halinde verirsek daha anlaşılır olacaktır:

    "Bit" lerin gücü adına...

    En alt satırda toplamda kaç renk olacağını görüyoruz. Fotoğraf makinaları eğer “RAW” format özelliğini kullanıyorsa bize bit derinliği seçeneği sunar. Nikon D850 de bu seçenek 12 ve 14 olarak verilmiştir. Benim tercihim 14 bit kayıpsız sıkıştırılmış (lossless compressed) seçeneğidir.

    "Bit" lerin gücü adına...

    Aynı şekilde Photoshop’da “RAW- JPEG” dönüşümünde 8 ve 16 bit seçeneği vardır. İşte eğer çekim de 14 bit tercih edip Photoshop’da 8 bit olarak dönüştürürsek renk başına kaybımız 16.128 olacaktır.

    Tam çerçeve fotoğraf makinalarında henüz 16 bit renk derinliği yok. Bazı tam çerçeve gövdelerde video çekerken 16bit RAW alabiliyorsunuz ama fotoğrafta maksimum 14bit. Bazı orta format gövdelerde (mesela Fujifilm GF100s, Hasselblad x1D) 16bit RAW fotoğraf almak mümkün.

    Ancak yaygın olarak her ana renk için 8 bit ve toplamda 24 bit renk için “Gerçek renk” (True Color) ifadesi söz konusu olduğuna göre göz için bunun bir önemi var mıdır? Bunu aşağıdaki örnek fotoğraflar üzerinden değerlendirmek en doğrusu olacaktır.

    Nikon D850 ile çektiğim bir fotoğrafı hem 8 bit hem de 16 bit olarak jpeg dönüşümü yaparak yan yana incelemek için önce şunları yapalım:

    1. File> New ile width 4000, Height 2667 resolution 300, 8 bit Background color beyaz bir sayfa oluşturalım.
    2. Gradient Tool ile soldan sağa doğru gri skala oluşturalım.
    3. Adjusment Tool’dan “Curve açarak şu ayarları yapalım:
    "Bit" lerin gücü adına...
    1. Bu sefer “1” ve “2” 16 bit olarak yapalım.
    2. İlk yaptığımızdaki “Curve 1 ve 2” yi buraya kopyalayalım.
    3. İki görüntüyü yatay olacak şekilde ekranda alt alta (Window> Arrange> Tile All Horizontally) getirelim.
    4. İki görüntüyü de %100 yapalım.

    Sonuç

    "Bit" lerin gücü adına...

    8 bit ve 16 bit arasındaki farkı daha iyi görebiliriz. Eğer bir fotoğrafın RAW > JPEG dönüşümünde bu farkı şöyle görebiliriz. Soldaki 8 bit sağdaki 16 bit olarak dönüştürülmüştür.

    "Bit" lerin gücü adına...

    Photoshop bize farklı renk derinliğinde fotoğraf işleme imkânı sunar. Şimdi 8 bit renk derinliğine sahip fotoğrafı “Image> Mode> 16 Bits” olarak tercih yapalım:

    "Bit" lerin gücü adına...

    Özetlersek, fotoğraf makinamızın RAW olarak tanımlanan bit renk derinliği tam kullanmak istiyorsak Photoshop’da fotoğrafı işlerken RAW > JPEG dönüşümünü 16 bit tercihi ile yapmak daha iyi olacaktır. Ya da önceden çekilmiş bir fotoğrafı işlemeye başlamadan önce “Image> Mode” kısmından “16 Bits/Per channel” seçilmesi fotoğrafımızda renk ve ton derinliğini daha iyi yapacaktır.

    Benim yaptığım denemelerde bir fotoğrafta iki yöntemi kullanarak karşılaştırdığımda aynı sonuçları aldım. Bu da sanki “RAW > JPEG” dönüşümünde 16 bit seçeneğini kullanmanın çok önemi olmadığını ancak fotoğrafı işlerken “Image> Mode” kısmından “16 Bits/Per channel” seçilmesinin önemli olduğunu düşündürdü. Burada aklıma gelip de cevabını bulamadığım soru şu oldu: RAW > JPEG dönüşümünü 8 Bit olarak yaptığımda acaba eksilttiğini bahsettiğim bitleri saklıyor mu? Yoksa renk değerlerine göre PS kendi uygun renk derinliğini verecek şekilde düzeltme mi yapıyor?

    Bilgi için kaynak:
    https://en.wikipedia.org/wiki/George_Boole
    https://tr.wikipedia.org/wiki/Alan_Turing

    İlişkili İçerikler

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    Abone ol
    Bana bildir
    guest
    5 Yorum
    Beğenilenler
    En yeniler Eskiler
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    2 ay önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Ne kadar “bit”lenirsek o kadar iyi mi yani 😀

    Teşekkürler Okyar abi, ellerine sağlık.

    Ertan Öztürk
    Ertan Öztürk(@ertan-ozturk)
    Editör / Yazar
    2 ay önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Eline sağlık Okyar Abi.
    Pentax K10D’de 22bit DAC vardı ama RAW dosyalarını 12 bit veriyordu. K20D’de 14bit RAW’a geçip 22 bit DAC’tan vazgeçtiler.

    Ertan Öztürk
    Ertan Öztürk(@ertan-ozturk)
    Editör / Yazar
    2 ay önce

    Sony’nin 11+7 bit sıkıştırılmış RAW dosyaları geldi aklıma ama o başka bir yazı konusu.

    Bu makaleyi paylaş

    Okyar Atilla
    Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

    MANŞET

    POPÜLER İÇERİKLER

    5
    0
    Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
    ()
    x