Eis Tin Poli

Ben bir fotoğraf otoritesi değilim. Olmak da istemem içine düşme ihtimâlim bulunan didaktik gayya kuyusu sebebiyle. İllâ bir tanım içine girmem gerekirse usta amatör olarak görürüm kendimi. Bu sebeple “İstanbul’da Sokak Fotoğrafı Budur!” gibisinden bir ahkâm kesme haddine sahip değilim. Sürekli fotoğrafça düşünen birinin fikirleri diyelim iyisi mi. Zaten -hangi sokak fotoğrafçılığı?- sorusunun bile yüzlerce yanıtı bulunuyor.

-

Yaşmak Sıyıran, Ahım Şâhım, Tık Nefes, Pan Peter, Otello Kâmil, Merkep Bağırtan, Taka Tuka, Perçemli Kız, Güzel Çalgıcı, Bağrı Yanık, Altıpatlar, Tomtom Kaptan, Karantina, Bayıldım, Aslan Yatağı, Korsan… Nedir bunlar bilir misiniz? Yaklaşık sekiz bin civarındaki İstanbul sokaklarından bazılarının adıdır. Hedefi fotoğraf(çı) olan bir platformda “ne anlatıyor bu yahu?” diyebilirsiniz. Şöyle ki;  sadece kimi sokak adlarının kaynağını öğrenme gayreti bile araştırıcısını bilinmedik öykülere, insanlara, mekânlara ve son tahlilde elbette fotoğrafa taşıyacaktır.

Önüme gelen tema “İstanbul’da Sokak Fotoğrafçılığı” olunca zihnim derhal kentimin ve kendimin sokaklarında turlamaya başladı elbette. Anı anı üstüne, zaman zaman üstüne bindi ki bizzat İstanbul da böyle değil midir? Katmanlar katmanlar içinde, uygarlıklar uygarlıklar içindedir. Özellikle eski İstanbul semtlerinde algınız açıksa çok sıkı duyumsarsınız bu hissi. Kablosuz kulaklıklarıyla şu gencin köşeyi döndüğü yerde nara atan bir külhanbeyi vardı iki yüz sene önce. Külhanbeyinden altı yüz sene evvel Anastas geçiyordu oradan elinde üzüm sepetiyle. Anastas doğmadan bin sene önce konargöçer Pithana sürüsünü otlatıyordu geniş çayırda…

Eis Tin Poli

Doğduğum yer olan Erenköy Ethem Efendi Çıkmazı’ndan başlayan İstanbul sokakları tanışıklığım Çengelköy sırtlarından Tarlabaşı virânelerine, Tuzla sazlıklarından Gazi kahvehanelerine, Süreyya Plajı kıyılarından Aydos eteklerine dek devam etti. Ediyor. Tüm o sokaklarda yaşadım. Tüm o sokaklar beni yaşadı. Küf ve lağım kokusu, erguvan ve deniz kokusuyla harman oldu içimde.

İstanbul’un Gözü derler Ara Usta’ya bilirsiniz. Ben bir süre O’nun fotoğraflarının izini sürmüştüm. Nereden bakmış, hangi ışığı seçmiş, kadraja neleri alıp neleri dışlamış, o günden bu güne neler değişmiş gibi soruların cevabını aramıştım. Ara Güler’in hem zeitgeist içinde hem de geniş zaman kipinde hareket ettiğini anlamıştım sonunda. Fotoğraflarına bakarken biraz Sait Faik görürsünüz. Medarı Maişet Motoru’na binip giden insanlar vardır telaşla. Orhan Veli çarpar gözünüze bir yerde:

“Kiminiz kürek çeker, suya suya;

Kiminiz midye çıkarır dubalardan;

Kiminiz dümen tutar mavnalarda;

Kiminiz çimacıdır halat başında;

Kiminiz kuştur, uçar, şairane;

Kiminiz balıktır, pırıl pırıl;

Kiminiz vapur, kiminiz şamandıra;

Kiminiz bulut, havalarda;

Kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı,

Şıp diye geçer köprünün altından;

Kiminiz düdüktür, öter;

Kiminiz dumandır, tüter;

Ama hepiniz, hepiniz…

Hepiniz geçim derdinde.”

Bu şiirin fotoğrafını az mı görürsünüz Koca Usta’nın arşivinde? Attila İlhan, Orhan Kemal, Nazım Hikmet ve niceleri nasıl baktıysa İstanbul’a, o da öyle bakmıştır. Hem gerçekçi hem de liriktir. Hem tanığı hem de sanığıdır İstanbul’un.

Eis Tin Poli

Görme biçimine çok ç/alışırız biz fotoğrafçılar. Ardılı da gösterme biçimidir. Görme ve gösterme biçimine yön veren ise kavrama biçimidir inancındayım. Yaşamı, sanatı, olayları nasıl algıladığımız ve bu algıyı zihnimizden fotoğrafa süzme şeklimizdir kavrama biçimimiz. Ne gördüğümüz ve kim olduğumuzdur (Yazar bu satırda Ernst Haas’a selam sarkıtmaktadır). Büyük fotoğrafçılar o geniş kavrayışa sahiptirler. Anlamca değil ama ebatça küçük resimler için büyük fotoğrafa bakarlar sürekli.

Ben bir fotoğraf otoritesi değilim. Olmak da istemem içine düşme ihtimâlim bulunan didaktik gayya kuyusu sebebiyle. İllâ bir tanım içine girmem gerekirse usta amatör olarak görürüm kendimi. Bu sebeple “İstanbul’da Sokak Fotoğrafı Budur!” gibisinden bir ahkâm kesme haddine sahip değilim. Sürekli fotoğrafça düşünen birinin fikirleri diyelim iyisi mi. Zaten  -hangi sokak fotoğrafçılığı?-  sorusunun bile yüzlerce yanıtı bulunuyor. Öyle ya, şipşakçı mı? Editoryal mi? Fotojurnalist mi? Sosyal belgeselci mi? Kent dokucu mu? Portreci mi? Jukstapozisyoncu mu? Strobist mi? Kafayı milimetrelerle bozan mı? Kafayı milimetrelerle bozmayanlarla bozan mı? Şahsi kanaatimce bunların hepsi ve daha fazlasıdır sokak fotoğrafçılığı. Herkes bir müzik aleti kullanabilir ama herkes etkili ve özgün beste yapamaz. Fotoğrafta da böyledir bu diye düşünürüm. Elbette fotoğrafın oturduğu bir satıh ve o satıhın kenarları, sınırları vardır fakat bir enstrümanı iyi kullanmak işin sadece bir kısmıdır. Sonrasında o kadim yedi notayı nasıl kullandığınız, hangi varyasyonlarla bir araya getirip ne anlattığınız daha mühimdir.

Eis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin PoliEis Tin Poli

İstanbul çok büyük bir hızla değişiyor. Üstelik eskisi gibi organik ve yavaş bir değişim değil bu. İnorganik, kaba ve dominant bir değişim. Ne çok çeksek, ne çok belgelesek az.

“Eis tin poli” eski grek lisânında kentin içine doğru demektir. İstanbul adının da buradan geldiği düşünülür.

Şansınız varken, yapay ve doğal afetler bu güzelim şehrin katmanlarını silip götürmeden kentinizin içine doğru yürüyün lütfen. Sokakları soluyun, insanlarla sohbet edin. Fotoğraf bugünden çok yarına seslenen bir disiplindir. Omuzlarınızda o mesuliyeti taşıyın. Turisti olarak değil, derdini derdiniz edindiğiniz dostunuz olarak çekin bu şehri.

İstanbul’da fotoğraf denilince ilk aklıma gelen fotoğrafçı olan ve bir saygı duruşu olarak adını bu satırlarda sık sık zikrettiğim Ara Güler ustamın bir sözüyle nihayete erdireyim yazıyı. Mıh gibi çakılıdır zihnimde:

Ruhun olacak
ki taşıdığın his
yaşadığın şehre geçebilsin.

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Okyar Atilla
Editör / Yazar

İki satır yorum yazacağım. Kelimeleri dizip cümle kuramıyorum böyle bir yazı ve fotoğraflara. Sevgili Hakan, hem kaleminle hem de objektifinle harika ve benzersiz işler yapıyorsun.
Sevgi ve saygılarımla

Hakan Kalyoncu
Ziyaretçi
Hakan Kalyoncu

Çok naziksin Okyar Ağabey. Fotoğraf çekilir, yazı yazılır ama aslolan insandır. İnsan insanın kurdudur diye meşhur bir latince söz var. Fotoğraf camiasında çok denk geliriz bu sözü destekler nitelikte olaylara. Beri yanda da üleşmekten, dostluktan,Iyi niyetten keyif alan fotoğrafçılar var. İkinci yolun yolcusu olan sana eşlik etmek daima bir keyif ve onur vesilesi olacaktır bana. Hürmet ve sevgimle.

Sebahattin Demir
Yönetici

İzmir’de doğdum. Üniversite öğrenimim için gittiğim İstanbul’da 25 yıl yaşadım. İstanbul olarak ilk tanıdığım yerler, kaldığım öğrenci yurdunun bulunduğu Kadırga semtiydi. Kumkapı, Gedikpaşa, Beyazit, Çemberlitaş, Cankurtaran, Yenikapı, Aksaray … derken tüm üniversite hayatım buralarda geçti.

Fotoğrafçılık hobim ile ilgili “Keşke” ile başlayan tek bir cümle kurma hakkım olsaydı şöyle bir cümle kurardım:

“Keşke, fotoğraf hobim o zaman başlamış olsaydı ve fotoğraf hakkında şu anda bildiğim şeyleri o zaman da biliyor olsaydım!”

O zaman, Kumkapı sahilde yaptığım akşam koşularında, sahil yolunun hemen altında tanıdığım, herkesin şarapçı diyerek burun kıvırdığı, gördüklerinde yön değiştirdiği kişinin, aslında 4 dili ana dili gibi bilen pilot emeklisi bir filozof olduğunu belgeleyebilirdim.

İstiklal’de bir zamanlar troleybüslerin çalıştığını, gidiş geliş trafik olduğunu, hatta ağaç bile olduğunu (!) kendi karelerimde belgeleyebilirdim.

Kumkapı’nın bir meyhane bölgesi olmadığını, oralarda tüm din ve dilden insanların yekvücut komşuluklarını belgeleyebilirdim.

Cankurtaran’ın kömür tozu kaplı sahasında yaptığımız idmandan sonra Erol Taş ustanın kahvesindeki tadına doyulmaz sohbetleri belgeleyebilirdim.

Şimdi düşünüyorum da, ne çok şey kaçırmışım fotoğrafı sonradan keşfetmekle!

Ben de Okyar gibi hitap edeceğim;
Sevgili Hakan, sen bunları yapabilmişsin. Şanslısın. İyiki de yapmışsın, yapıyorsun. Bize değerlerimizi bu genç yaşında bilgece hatırlattığın için tüm Arthenos camiası adına teşekkürler.

Sevgiler.

Hakan Kalyoncu
Ziyaretçi
Hakan Kalyoncu

Ne güzel ifâde etmişsiniz fotoğrafçının keşke ‘lerini. Eski Türk Filmlerini izlerken “keşke o yıllarda şimdiki fotoğraf bilgimle olsaydım ” fikrine kapılarak gözleri kamaşan pek çok fotoğrafçı olduğuna eminim. Ben de onlardan biriyim.

Ben bana fotoğraf anlatacak kişilere ulaşamadım ilk yıllar ve körlemesine çektim. Bilgiden ziyade sezgi ve taklide dayalı işlerdi. Bu bakımdan benim keşke’m de o zamanlar Arthenos denli bir platform olması ve bildiklerini egodan azade paylaşacak usta fotoğrafçılar olurdu.

“Beterin beteri var ” mesajı içeren ve bende ciddi travma yaratan bir şey anlatayım size ağabey. Eski Galata köprüsü , İstiklâl’in trafiğe açık halleri , toz duman edilmemiş Kumkapı gibi yerleri de içeren analog fotoğraf arşivimin (Bodrum kat + su baskını kombinasyonu ile) sular içinde yüzdüğünü gördüm ben. Hepsi yok oldu neredeyse. Çocuk sayılacak yaşlarda bir fotoğraf cahili olarak çekmiştim ama belgeydiler neticede. 90ların pek çok siyasî figürü de dahildi o arşive o yıllar yerel Istanbul gazetelerinde çalışmam hasebiyle. Sizi bir nebze olsun rahatlatır belki bu , en azından çekilmemişlerin yokluğuna üzülüyorsunuz. 😉

Dört dil bilen emekli pilot hatıranız ise hoş bir sedâ oldu zira bu yazıda fotoğrafı olan (elinde sigara , saç sakal birbirine karışmış, fonda bankta yatan biri ve Galata) kişi de elektrik ya da elektronik mühendisi imiş. Kafası bazen berraklaşıyor bazen bulanıklaşıyordu. Berrak anlarında müthiş bir kronolojik hafızayla tarih ve gün vererek anlatıyordu öyküsünü. Bulanık anlarında ise küfür ediyordu . Bir daha bulamadım onu. Fotoğraflarda bir yüz olarak kaldı…

Çok uzattım. Vesselam içtenlikle teşekkür ediyor ve sevgiyle esenliyorum ağabey.

Okyar Atilla
Ziyaretçi
Okyar Atilla

Şimdi senin su baskınına kapılan arşivine de üzüleceğiz. Benim çekip de Bayrampaşa Şehir Tiyatrosuna bıraktıklarıma da. Dediğin gibi üzülecekleri kenara koyup sokak sokak fotoğraflamaya devam etmek gerek. Sen bunu zaten yapıyorsun. Bıkmadan usanmadan elimizden geldiğince devammmm.

Hakan Kalyoncu
Ziyaretçi
Hakan Kalyoncu

☺🙏

Neslihan
Ziyaretçi
Neslihan

İş güç olmasa, o kadar haklısınız ki Hakan bey.
Şu İstanbul dipsiz kuyu. Ama ben en çok yazının sonundaki “Usta”nın sözünde kaldım:
“Ruhun olacak
ki taşıdığın his
yaşadığın şehre geçebilsin.”
Ne güzel söylemiş.
Bize bunları hatırlatmaya, kafamıza kazımaya devam edin lütfen!
Arthenos’u ve sizleri seviyoruz.

Hakan Kalyoncu
Ziyaretçi
Hakan Kalyoncu

Neslihan Hanım çok teşekkür ediyorum . İş güç kısmına ben de katılıyorum , değişimini belgeleme fırsatı bulamadığım her mahalle, her sokak bir sızı oluyor bende. Yine de bu bir kollektif. Ben bir kare çekerim, siz bir kare çekersiniz, başkası bir kare çeker… Gün gelir hepsi birleşip “böyleydi ” der bakanlara.

Selam ve sevgilerimle.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Ellerinize sağlık Hakan bey, ne kadar güzel kaleme almışsınız yazıyı. Tebrik ediyorum.
İstanbul gerçekten rüya gibi bir şehir, bir hazine. Geçmişiyle geleceğiyle bir deniz derya. Nüfusu hızla artan bu şehirde yaşamak herkese nasip olmuyor. Ama bence buna hayıflanmak yerine herkes yaşadığı şehrin sokaklarını belgeleyebilir, hikayelerini ve gizemlerini araştırabilir.
Bu gaye ile güzel bakan, güzel gören herkese selam olsun.
Selam ve saygılarımla.

Hakan Kalyoncu
Ziyaretçi
Hakan Kalyoncu

Çok teşekkür ediyorum Öner Bey. Haklısınız. İyi ya da kötü (orasını tarihe bırakacağız) hızla çehre değiştiriyor bu kent. Gelişmeyi yeni bina yapmaya indirgeyen anlayış her şehrimizin derdi. Elbet yeni yapılar yapılmalı ama bu dokuyu korumaya gayret ederek yapılmalı. Botox yapıyorlar şehirlere. Bakınca daha genç/yeni görüyorsunuz ilk başta ama az zaman sonra yapaylıktan, ifadesizlikten, ruhsuzluktan rahatsız oluyorsunuz.

Selam ve saygılar benden de.

nejat karaca
Ziyaretçi
nejat karaca

çok güzel bir yazı olmuş Hakan bey, kaleminiz de fotoğraflarınız gibi çok iyi👏🏼👏🏼👏🏼

Hakan Kalyoncu
Ziyaretçi
Hakan Kalyoncu

Nejat Bey çok teşekkür ediyorum. Vakit ayırmanız ne hoş bir davranış.

Selam ve sevgilerimle.

vahit akça
Ziyaretçi
vahit akça

Hakan kardeşim, ne güzel bir yazı yazmışsın. Üzerine daha da yazılabilecek. (Ben de senin gibi bir otorite değilim, lakin didaktik olmaktan biraz(!) kurtaramadım kendimi :)… sadece şu kadarla özeleyebilirim; umut Pandorra’nın kutusunda yalnız kalmamış hiçbir zaman. Simon Kuper’in “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” kitabının adından bir gönderme düşünürsem; ‘fotoğraf asla sadece fotoğraf değildir’ çıkarımı yapabilirim. Geleceğimize fotoğrafın öğreteceklerine dair çok umutlu notlar düşmüşsün. Aklına, emeğine sağlık.

Makale yazarı

Hakan Kalyoncu
Geldi, Gidiyor.

“Karar Anı” Üzerine Bir Çift Söz…

The Decisive Moment (Karar Anı)
11
Yeni yazılar, kaynak olan yazının devamı olabildiği gibi bazen tamamen farklı bir konuda yazmaya ışık tutar. Bu sürece okuyucularımızın yorumları da dahildir. İşte sevgili Kıvanç’ın “Decisive Moment/Karar Anı” yazısını okuduktan sonra “Bu pilav daha çok su kaldırır” deyip bilgilerimi, düşündüklerimi kısa bir okuma parçası olarak sunuyorum.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Yeniden Kadrajlama Tekniği ile Fotoğraflarınızı Geliştirin

Yeniden Kadrajlama Tekniği

25
Yeniden kadrajlama, ana odak noktasını kullanarak konuya odaklanmak ve elinizi deklanşörden çekmeden konuyu kadrajınızdaki başka bir yere yeniden konumlandırarak ideal kadrajı oluşturup fotoğrafı çekmektir.

POPÜLER İÇERİKLER

Sokak Fotoğrafı

Sokak Fotoğrafı

9
Sokakta gerçekleşen fotografik eylem, fotoğrafçıyı negatif konuma düşürmeye çok elverişlidir. Dikkatli ve titiz olunsa bile bazen yanlışa düşülebilir. Bıçak sırtı bir ortam olduğu söylense yeridir. Diğer yandan sokakta gerçekleşen fotografik eylem, bir yığın olumsuzluğa parmak basabilir, problemli halleri işaret edebilir, bu itibarla bireysel ve toplumsal duyarlılığa yol açabilir ve hayatın iyileşmesine vesile olabilir.
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.