Foto-Graf Yazını Arkeolojisi

Bir an için zihnen zamanı geriye almaktan ve geçmişi tahayyül etmekten kendimizi alamıyor, ‘en olgun çağlarında göçüp gitmeseler ve yaşadığımız günün teknolojik koşullarına erişselerdi, kimbilir Şahin Kaygun daha ne kadar yaratıcı-önemli çalışmaya imza atardı ve kimbilir Merter Oral belgesel fotograf için daha ne kadar ufuk açıcı metin kaleme alırdı?!..’ diye düşünüyoruz.

Kendilerini AFSAD’da (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) tanıdıktan kısa bir süre sonra Merter Oral akademik ortama (Anadolu Üniversitesi’ne) geçiş yapmışlardı. Bu itibarla, akademik ortamda kaleme aldıkları bir makaleden bazı bölümleri paylaşmakta da yarar var.

-

Erken yaşlarında yitirdiğimiz memleket foto-grafının usta isimlerinden Merter Oral (1955-2005), hem AFSAD’ın (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği), hem de EFSAD’ın (Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneği) kurucuları arasında yer aldı.

Erken yaşlarında yitirdiğimiz bir diğer önemli isim Şahin Kaygun’du (1951-1992). Yaptığı çıkışlarla, yeni ve şaşırtıcı çalışmalarla bir dönem foto-grafımızın en fazla konuşulan ismi olmuştu. Kesin olan şu ki Kaygun üzerine konuşma-tartışma, yazıp-çizme bundan sonra da devam edecektir.

Kuşkusuz iki isim de ülkemizin foto-graf tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir.

Epeyce eski zamana (1985) ait kısa bir metin kapsamında, Merter Oral ile Şahin Kaygun’u birarada bulduk. Kaygun bir sergi yapmış, Oral da sergiye ilişkin kısa bir metin kaleme almış. (*)       

Söz konusu metinden bir bölümü paylaşmak isteriz.

“Şahin Kaygun’un son sergisi alıştığımız fotoğraf sergilerinden oldukça farklı çalışmalar içeriyor. Sergi salonuna girildiğinde kişinin ilk izlenimi sergilenen yapıtların gerçekten fotoğraf olup olmadığı oluyor. … Doğrusu Kaygun’un polaroid fotoğrafları klasik fotoğraf anlayışına daha bir yakındı. Bu yılki sergide hem teknik hem de içerik çok farklı. Sanatçının temelde tonlandırma tekniğinden yola çıkarak ürettiği yapıtlar, Kaygun’un giderek karamsar, içe dönük bir nitelik kazanan fotoğraf anlayışının yansımaları. … Kaygun’un bu çalışmalarına tekniği ve içeriğiyle yabancı da hissetsek kendimizi, saygıyla karşılamak gerekiyor çabasını sanatçının. …”
Merter Oral


Bu vesile ile iki önemli ustayı saygıyla anmış olduk.

Yazının konusu olmak bağlamında merhum Merter Oral’ı yâd etmişken, kendi kaleminden belgesel fotografa dair düşüncelerini paylaştığı bir metinden de bazı bölümleri paylaşalım: (**)

Merter Oral
Merter Oral
“…fotografı çeken kişi belgelemenin niteliğini belirleyen en önemli ögedir. Belgesel fotograf en geniş anlamda konusunu yaşamsal gerçeklikten alan, insanları ve çevresini kaydetmeyi, betimlemeyi amaçlayan fotograf sanatının en etkin dallarından biri olarak tanımlanabilir. Belgesel fotografın odağı insandır. … Belgesel fotografın ilk kullanımı fotografın babası olarak kabul edilen Daguerre’e kadar uzatılabilir. … Frederic Goupil-Fesquet ve P.G.Jolly de Lotbiniere’in Mısır’da çektikleri fotograflar belgesel fotografın ilk örnekleri arasındadır. … 1850’lerden sonra belgesel fotografın kullanım alanları genişler. Rogar Fenton’un Kırım, Mathew Brady’nin ise Amerikan İç Savaşı görüntüleri yeni boyutlar getirir belgesel fotografa. … 19.yüzyılın son çeyreğinde, özellikle film emülsiyon hızlarındaki artışa bağlı olarak belgesel fotografın niteliği değişir; bu zamana değin işlediği konuların dinamik niteliğine karşın durağan özelliğini aşamayan belge fotograf, çağdaş yaşamın, geleneklerin, değişen sosyo-ekonomik yapı ve insanın kayıt aracı olmuş, dinamik bir nitelik kazanmıştır. Belgesel fotografın gelişiminden söz ederken iki Amerikalı sanatçıdan övgüyle söz etmek gerekiyor. Jacop Riis ve Lewis Hine. Riis NewYork emekçilerinin yaşamını konu edinir, fotografın toplumsal olayları belgeleme aracı olarak bilinçli olarak kullanılmasında öncü sıfatını kazanırken, Lewis Hine fabrikalardaki çocuk işgücü sömürüsünü, çalışma koşullarını işleyerek fotografı ileri boyutlara ulaştırmıştır. Bu arada bir Fransız sanatçı, 25 yıl boyunca yanında fotograf makinası ve üçayağı ile Paris sokaklarını arşınlayan Eugene Atget yüzyılın başlarının en önemli belgecilerindendir. … Günümüzde belgesel fotograf salt olayları saptamakla yetinmeyen, bunun yanında değer yargıları da getiren, getirebilen bir anlayış olarak kabul edilmektedir. Belgesel fotografın etkinliği izleyiciyi ne denli bilgilendirdiği, düşündürdüğü, pekiştirme, dayanışma işlevi üstlendiğiyle yakından bağıntılıdır. … Bu gün belgesel fotograf televizyon ile büyük bir rekabet içinde. Televizyonun-genelde sinema olgusunun-yaşamı, hareket, ses gibi ögelerle gerçekliğe daha yakın saptamanın getirdiği olanaklara sahip olmasına karşın; sonsuz çoğaltım olanağı, yaşamın çok küçük bir zaman aralığındaki etkinliğini kavraması ve yüzyılın getirdiği bilimsel ve teknik buluşlardan da çok geniş ve hızlı biçimde yararlanması fotograf sanatını –özelde belgesel fotografı- kendi değerlerine sahip kılıyor. …”
Merter Oral


Bir an için zihnen zamanı geriye almaktan ve geçmişi tahayyül etmekten kendimizi alamıyor, ‘en olgun çağlarında göçüp gitmeseler ve yaşadığımız günün teknolojik koşullarına erişselerdi, kimbilir Şahin Kaygun daha ne kadar yaratıcı-önemli çalışmaya imza atardı ve kimbilir Merter Oral belgesel fotograf için daha ne kadar ufuk açıcı metin kaleme alırdı?!..’ diye düşünüyoruz.

Kendilerini AFSAD’da (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) tanıdıktan kısa bir süre sonra Merter Oral akademik ortama (Anadolu Üniversitesi’ne) geçiş yapmışlardı. Bu itibarla, akademik ortamda kaleme aldıkları bir makaleden bazı bölümleri paylaşmakta da yarar var. (***)

Merter Oral
“Belgesel fotoğrafçılık en genel anlamda nesnel gerçekliğin manipüle edilmeden saptanmasını içeren bir fotoğraf pratiğidir. … Günümüzde belgesel fotoğrafı nitelemeye yönelik yaklaşımlar, bu tarzın iki temel özelliğini ön plana çıkartmaktadırlar. Bunlar: 1- Belgesel fotoğrafçılığın konularını nesnel gerçeklikten alması, 2- Temel amacı yaşamı estetize etmek olmayan bir yorum kaygısı taşıması ve bir mesaj içermesidir. Belgesel fotoğrafçılığın konularını nesnel gerçeklikten alması, belgesel fotoğrafın gerçekliği birebir aktarımı olduğu sonucuna yol açmamalıdır. Fotoğraf sonuçta optik bir illüzyondur, gerçekliğin yeniden sunumudur. … …belgesel film kuramının babası sayılan John Grierson’un ‘Gerçekliğin sorunu onun gerçeklik üzerine olması ve sonsuza değin ‘güzel’ olan değil, ‘doğru’ olan üzerine eğilmesidir.’sözlerine katılmak olası değildir. Belgesel fotoğrafçılık için bir yanda doğruluk (gerçekçilik), öte yanda güzellik (estetik) şeklinde bir ikilemin var olmadığı kanısındayız. Artık günümüzde adına ‘sanat fotoğrafı’ denilen kavramla, belgesel fotoğrafın iyi örnekleri arasında estetik anlamda bir fark olmadığı, belgesel fotoğraf geleneğinde çalışan çok sayıda fotoğrafçının eserleriyle kanıtlanmaktadır. … Toplumsal belgeci fotoğrafın temel amacı toplumsal değişimdir ve doğal olarak temel konusu toplumsal olanaklara ulaşma olanakları düşük olan, daha az ayrıcalıklı katmanlardır. Belgesel fotoğraf yaklaşımının temel amacı konu edindiği olaylara tanıklık etmek iken, toplumsal belgeci fotoğraf yaklaşımı salt tanıklık etmekle yetinmez, toplumsal değişmeyi hedef alır. … Toplumsal belgeci fotoğraf anlayışı hümanist amaçlara hizmet etmeyi amaçlayan modernist bir pratiktir ve bu anlamda onun gelişimi de çağının ekonomik ve toplumsal değişimlerine koşut olmuştur. …Toplumsal bilinçle üretilen tüm fotoğraflar toplumsal belgeci kategorisinde değerlendirilemez. Bir fotoğrafın bu kategoride nitelendirilebilmesi için öncelikle belgesel fotoğrafın taşıdığı niteliklere sahip olması gerekir. Bu anlamda toplumsal bilinci etkileme amaçlı ve/veya toplumsal sorunları giderme amacı taşıyan fotoğraflar, ne denli güçlü siyasal mesajlar taşısalar da toplumsal belgeci fotoğraflar değildir. … Niyet ve amaç, toplumsal belgeci fotoğrafın olmazsa olmaz koşullarıdır. Aynı konu iki farklı fotoğrafçı tarafından çekilebilir; biri mevcut toplumsal koşulları düzeltmek, toplumda bu sorunlar konusunda bilinç oluşturmak isteyebilir, diğer fotoğrafçı için salt fotoğraf çekme sürecinin verdiği haz ve belgeleme yeterli olabilir. İlk durumdaki fotoğraflar toplumsal belgeleme olarak nitelendirilirken, ikinci durumdaki fotoğraflar belgesel fotoğraf kategorisine girer. …”
Merter Oral


(detaylı bir okuma için internet ortamında erişebileceğiniz metnin tamamına bkz)

“Toplumsal Belgeci Fotoğraf ve Fikret Otyam Örneği” ve “Weimer Cumhuriyetinden Günümüze Fotoğraf Ajanslarının Fotojurnalizme Katkıları” isimli iki değerli kitapta imzası bulunan Merter Oral’a saygıyla.                   

Tekin ERTUĞ

(Ocak 2021)

 (*) Merter Oral,“Şahin Kaygun Sergisi Üzerine”, AFSAD Fotoğraf Dergisi, Sayı 24, Ocak 1985

(**) Merter Oral- Belgesel Fotograf, AFSAD Fotoğraf Dergisi, Sayı 6, Nisan 1979 ve Sayı 7, Mayıs 1979

(***) Merter Oral-Fotoğraf ve Toplumsal Değişme, İletişim Fakültesi Der.

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
1 Yorum
Beğenilenler
En yeniler Eskiler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
3 gün önce
Makale Değerlendirme :
     

Teşekkür ederiz Tekin Hocam.

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı ve edebiyat dünyasına yakın durdu. Gençlik yıllarının olgun sayılabilecek 5-6 yıllık bir döneminde ise amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi.Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotoğraf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Yaptığı atölyeler daha çok “Kuram” ve “Kurgu” öncelikli atölye çalışmalarıdır. Atölye çalışmalarının sonuçları gösteri, söyleşi ve seminer olarak çeşitli platformlarda paylaşıldı.Bu süreç içinde kaleme aldığı yazılar basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotoğraf dergilerinde yayınlandı. İlerleyen zamanda kitap çalışmalarına yöneldi. Şu ana kadar basılan kitapları: Sanat yazılarından oluşan 4 cilt “Fotograf Sanatı Üzerine”, Röportaj-Anı ve Biyografi yazılarından oluşan 10 cilt “Fotoğraf Ustaları” (Masters of Photography) ve 16 cilt “Işıkla Resmedenler” (Photographers), (Ressam Hikmet Çetinkaya'nın Biyografisi) “Kan Çiçekleri” ve en son ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi olan “Sicim” isimli eser.Hazırladığı biyografik/otobiyografik metinlerin yanısıra fotograf, sinema, edebiyat ve müziğe dair metinler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Manşet

Âşık Mahzuni Şerif’ten, Mustafa Ertekin’e uzanan süreç

Âşık Mahzuni Şerif’ten, Mustafa Ertekin’e uzanan süreç

“İyi bir fotoğraf etkili bir şiir gibidir. Tıpkı şairin bir şiirinin diğer şiirlerinin desteğine ihtiyacı olmadığı gibi, tek fotoğrafın da anlam kurmak ve duygu yaratmak için ikinci bir fotoğrafa ihtiyacı yoktur.

Fotoğraf gerek yapısıyla gerekse de etki biçimiyle en çok şiire benzer. Bir şiiri etkili kılan en temel özellikleri düşünceden çok duygu çağrıştırması ve bunu imge yaratarak yapmasıdır. Şiir metaforlarıyla, mecazlarıyla, uyaklarıyla hem anlamını hem melodisini yaratır."
Mustafa Ertekin

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Beni şu an kullandığım kameradan neler vazgeçirebilir?

Beni şu an kullandığım kameradan neler vazgeçirebilir?

Her alanda olduğu gibi kamera teknolojisindeki ilerleme de devam edecek, bunu durduramazsınız. Buna inovasyon deniyor. Buna benzer şeyleri 10 yıl önce başka fotoğrafçılardan da duyuyorduk. "Ne var sanki" diyorlardı, "elimdeki kamera bana babamdan kaldı, hala çekiyorum". Eğer kamera üreticileri onları dinlemiş olsaydı, bizler hala 12 MP kameralarla çekim yapıyor olacaktık ve yanımızda büyük ve ağır kamera çantaları taşıyor olacaktık.

Ben bu ilerlemeler konusunda şahsen çok heyecanlıyım.

POPÜLER İÇERİKLER

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Muhammed Suriyeli mülteci bir çocuk. Savaşın bölüp parçaladığı çocukluğun acı bir gerçekliğinin de karakteri olmuş.

Muhammed çok merak ediyormuş Galata Kulesi’ni. Hatta birkaç arkadaş sıraya girip ziyaretçilerin çocuklarıymış gibi girmeye çalışmışlar. Bir keresinde birinci kata kadar çıkabilmişler ama yakalanmışlar. Bir gün Muhammed’le çıktık.
1
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x