Fotoğraf çekerken haklarımızı, yükümlülüklerimizi ne kadar biliyoruz? – Bölüm 7

_

Şimdiye kadar Yargıtay kararlarını incelediğimiz yazı serisinden biraz farklılaşarak pratikte gördüğümüz konuların aslında teorikte de tam olarak nasıl ifade edildiğini gösteren bir yazı içeriği hazırlamak istedim. Konuştuğumuz tüm konularda; Eser sahibi kimdir? Eser sahibi kimden ne talep edebilir? Ne kadar tazminat talep edebilir? Sosyal medya paylaşımlarının işçi işveren ve boşanma davası açısından özel hayatın gizliliği yönünden değerlendirilmesi gibi konuları Yargıtay’ın bakış açısıyla incelemiştik. Şimdi de siz eser sahiplerinin benzer bir olay ile karşılaşması halinde doğrudan Kanuna bakıp yorum yapabileceğiniz bilgiler paylaşmak istedim.

Bu yazımda, öncelikle fikir ve sanat eserlerine yönelik tecavüzün cezai yaptırımlarını inceleyeceğiz. Önümüzdeki aylarda ise fikir ve sanat eserlerine yönelik tecavüzün maddi sonuçlarına yönelik davaların içeriklerinden ve usullerinden tek tek bahsedeceğiz. Öncelikle ceza davalarından bahsetmek istememin asıl amacı hukuk davalarının daha karışık ve ayrıntılı incelenmesi gerektiğini düşündüğümdendir. Ceza davalarında siz eser sahibi olarak bir aykırılık ile karşılaştıktan sonra şikayeti yapıp çoğu şeyi Savcıya ya da Hakime bırakırsınız. Ancak bir hukuk mahkemesinde maddi bir yaptırım beklentiniz var ise bu konuda daha ayrıntılı bir işleyiş uygulamanız gerekecektir.

Bir eser sahibi olarak, eserinize yönelik bir tecavüzün olduğundan bahisle şikayette bulunmak istiyorsanız bakmanız gereken bir mevzuatın Türk Ceza Kanununda olmadığını söylemek isterim. Türk Ceza Kanunu genel suç tiplerini inceleyerek diğer özel suçlar için özel kanunlara atıfta bulunmaktadır. Örneğin Hayvanlara eziyete ilişkin bir suçun içeriği için Türk Ceza Kanuna değil, Hayvanları Koruma Kanununa bakmanız gerekecektir. Buradan bahisle, biz eser sahiplerinin de bakacağı mevzuat; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu olacaktır.  Bu Kanunun 71. maddesinde koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal eden kişilere bir takım yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu yaptırımlar 6 bent halinde sayılmıştır. 

  1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticari amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. 
  2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi halinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adli para cezasına hükmolunamaz
  3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. 
  4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 
  6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Bu sayılı suçlardan soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlıdır. Yapılan şikayetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet Başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikayet süresi içinde Cumhuriyet Başsavcılığına verilmemesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Vekil olmaksızın yaptığınız başvurularda öncelikle tecavüze ilişkin bir dilekçe hazırlayın. Dilekçenin ekine mutlak suretle tecavüzü gösteren bilgi ve belgeleri, tanıkları, fotoğrafları ya da videoları eklemeyi unutmayın. Bu bilgi ve belgeler soruşturma içeriğinizi değiştirecek en temel hususlardır. Bir savcı dilekçesinin ekinde delil görmez ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermekten öteye gidemez. Siz de istediğiniz sonucu alamazsınız. Bu nedenle bir avukat desteği ile bu şikayet dilekçesini hazırlamak gerektiğini söylememin yanı sıra bizzat sizlerin de yapmak istemesi halinde detaylı ve ayrıntıcı olmanız gerektiğini söylemekte fayda vardır.

Bu Kanunda yer alan soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlar dolayısıyla başta Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde manevi ve mala hak sahibi kişiler şikayet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilirler. 

Şikayet üzerine Cumhuriyet Savcısı suç konusu eşya ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre el koyma koruma tedbirinin alınmasına ilişkin gerekli işlemleri yapar. Cumhuriyet Savcısı ayrıca, gerek görmesi hâlinde, hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına karar verebilir. Ancak, bu karar 24 saat içinde hakimin onayına sunulur. Hakim tarafından 24 saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır. (Örneğin eserinizin izniniz olmaksızın kopyalanıp satışa sunulduğunu tespit etmişseniz savcıdan kopya eserlere el koyma ve satış faaliyetin durdurulması tedbirini de talep edebilirsiniz.) 

Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesidir.  Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesince; Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki Asliye Ceza Mahkemesince bakılır. İzmir’de her iki mahkemede oluşturulmuştur. 

Yakında sizlerle paylaşacağım diğer yazılarım yayınlandığında ilk siz haberdar olmak isterseniz, aşağıdaki bölüme e-posta adresini yazıp “Abone Ol” linkine tıklamanız yeterli.

Saygılarımla

Av. Fulden ELVERİR

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Umarım hiç kimse sahibi olduğu bir eseri korumak amacıyla adliye koridorlarında koşturmaz. Herkes birbirinin hakkına ve hukukuna riayet eder.
Yazınız için çok teşekkür ederiz Fulden Hanım.
Ellerinize, emeğinize sağlık.

Saygılarımla.

Fulden
Ziyaretçi

Öner bey merhabalar,

Tam da söylediğiniz gibi herkes birbirinin hakkına riayet ettiği sürece güzel bir sistem içerisinde olacağız ve aslında tahmin ettiğimizden de mutlu olacağız. Ben de eser sahiplerinin haklarını korumak için tüm mücadelemi sürdüreceğim.

Saygılarımla

sonat yilmaz
Ziyaretçi
sonat yilmaz

Merhaba,
Sokak fotografciliginin yasal cercevesine umarim gelecekteki yazilarinizda deginirsiniz. Turkiye kamuya acik alanda ozel yasamin gizliliginin devamina hukmetmis bir ulke. (ornegin Amerika da First Amendment korumasi nedeniyle sanatsal amacli fotografcilikta ozel hayat gizliligi sokakta islemez)

Not: TFSF nin yasal haklar dokumanina (Olcay Bilge & M. Turgay Bilge) asinayim, ancak hic dava konusu olmus ya da yargitaya intikal etmis olay var mi deginmemisler. Ya da TFSF dokumaninda kameralara gulumseme, isaret etme, fotografciyi cagirma vs gibi durumlarin bir nevi izin sayilmasindan bahsedilmis ancak sizin bir onceki sosyal medyada fotograf kavgasina giren cift ile ilgili yazinizda bu tur bir izin sonradan sonlandirilabiliyordu, bu tur bir durumun hukuki olasi sonuclarindan bahsedilmemis.

Ayrica ulkemizdeki mevcut yasal duzenleme, ozellikle dijital araclarla sebep olunan magduriyetlerde cezalarin artmasi, fotografcilik sanati disindaki bazi ozel magduriyetler icin yapilmis da fotografcilar arada kaynamis gibi bir hissiyat veriyor. Bir hukukcunun goruslerini merak ediyorum, cevremdeki hukukcular konuya asina degiller.

Fulden Elverir
Ziyaretçi

Sonat Yılmaz Merhabalar,

TFSF’nin dökümanı yasal çerçevede çok ayrıntılı şekilde bilgi vermek amacıyla yayınlanmış olup konu hakkında Yargıtay kararlarından örneklerin verilmesi mümkün olmamıştır. Çünkü bu konuda örnek Yargıtay kararları yüzlerce hatta binlercedir. Bu nedenle ben de bu sitede siz değerli profesyonellere bilgiden ziyade örnek Yargıtay kararlarını görebileceğimiz ve somut örnekler üzerinde birlikte tartışabileceğimiz bir ortam yaratmak istedim. Bu yüzden göstermiş olduğunuz ilgiye çok teşekkür ederim.

Sizin de söylemiş olduğunuz gibi daha önceki Yargıtay kararlarımız da benzer bir kaç konuya değindik ancak zaman içinde değinmeye de devam edeceğiz.

Ülkemizde yasal düzenlemelerin hemen hemen bir çoğu yıllar içinde yaşanan deneyimlerden ortaya çıkan kanun maddeleridir. Kısacası bir fotoğrafçı veya fotoğraflanan uyuşmazlığı davaya dönüştürür, bu konuda bir yasal hüküm olmamasına rağmen bir hüküm oluşturulur, aslında yasada açık olduğu o zaman farkedilir ve en nihayetinde kanun maddesi teklifi iş başımıza gelince, bir vatandaşın hakkı ihlal olunca verilir. Bu nedenle biz hukukçular ve siz fotoğrafçıların yasayı daha işler hale getirebilmek için yaşanılan her uyuşmazlık için sonuna kadar mücadele etmeliyiz. Aksi halde mevcut yasal düzenlemeler bu şekilde kalmaya, değişikliğe açık olmamaya ve siz profesyonel fotoğrafçıların unutulmasına neden olur.

Bu makaleyi paylaş

Av. Fulden Elverirhttp://www.elverirhukuk.com.tr
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, İzmir’de Elverir Hukuk & Danışmanlık Bürosunun kurucusu. Zorlu ve stresli meslek hayatının yanında AIESEC, YGA, TEDX, ELSA gibi kuruluşlarda da üyeliğini yürüterek kendisine sosyal bir alan yaratmaya çalışıyor. İzmir Barosu Kadın Hakları Hukuk ve Araştırma Merkezinin aktif üyesi ve aynı zamanda yerel bir gazetede hukuk alanında konuk köşe yazarlığı da yapıyor. Noterlik ve Uzlaştırmacı unvanlarına hak kazandı. Çocukluğundan bu yana yağlı boya resim ile ilgileniyor. Folklorik danslar ve latin danslara da olan merakı nedeniyle bu alanlarda da amatör şekilde uğraşısını devam ettiriyor. Üniversitede okuduğu dönemde Fotoğrafçılık Topluğuna üye olarak ilk defa fotoğraf ile tanıştı, fotoğraf çekmeye olan merakının artmasıyla en son Yönetim Kurulunda da görev aldı.

POPÜLER İÇERİKLER

Eis Tin Poli

Eis Tin Poli

12
Yaşmak Sıyıran, Ahım Şâhım, Tık Nefes, Pan Peter, Otello Kâmil, Merkep Bağırtan, Taka Tuka, Perçemli Kız, Güzel Çalgıcı, Bağrı Yanık, Altıpatlar, Tomtom Kaptan, Karantina, Bayıldım, Aslan Yatağı, Korsan… Nedir bunlar bilir misiniz? Yaklaşık sekiz bin civarındaki İstanbul sokaklarından bazılarının adıdır. Hedefi fotoğraf(çı) olan bir platformda “ne anlatıyor bu yahu?” diyebilirsiniz.
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.