Kelimeler…

“Yönettiğiniz kişilere ne ile güç verirsiniz?”. Yönetim tarzınız ne olursa olsun yönetilenlere somut ya da soyut bir şey vererek güç aktarıyorsunuz. Bu sorunun cevaplarından birisi “Yetki” olabilir. Duruma göre değişecektir. Yönetim ve liderlikte her şey durumsaldır.

-

“Bu yazıda hangi fotoğraflar olmalı?” sorusuna tek cevabım oldu:
Baş Öğretmenimizin fotoğrafları.

Muhtemelen benim takıntım. “Yoksa cümlenin kuruluşunda problem yoktur” diye kendimi ikna turları içinde okumayı sürdürdüm. Benim mantık zincirim doğru sıralama yapamıyor. Tahmin ettiğiniz gibi okuduğum yazıda takıldığım bir cümle var:

“Ne ile yönettiğiniz kişilere güç veririz”. Arkadan cevap verilmiş: “Yetki ile”. Yayınlandığı yerde nasıl yazıldıysa birebir aldım.

Bu süreçte zihnim, hayatımı film şeridi gibi geriye sardı ve teee yarım yüzyıl geriye götürdü. Zamanda yolculuk mümkün. Yeter ki gittiğiniz anda konuşmak istediğiniz kişiler orada olsun. İki katlı bir evde otururduk. Ya orta iki ya da orta üçe gidiyordum. Alt katta ise edebiyat öğretmeni otururdu. Bizim derse girmediği için “Neriman Ablam”dı. Neriman Erim. Ara sıra takıldığım konularda danışırdım. Hala görüşüyoruz. Bir keresinde kendimle gurur duyarak yazdığım tam dört sayfalık kompozisyon ödevime göz atması için kapısını çaldım. Ödevimi eline alıp okurken kendimi gelecek olan övgülere hazırlıyordum. Sanırım niyetim de övgü almaktı. Okuması bitti. Yorumladı ve buna göre bir kere daha yazmamı istedi. Öylece kaldım…  

Kelimeler...

Değerli danışmanın kendi cevabına göre “Ne ile” ifadesi “güç” kelimesini tamlaması gerekiyor. Ancak yapamıyor. Bu soruya benim cevabım şöyle olabilir: “Samimiyetle yönettiğiniz kişilere güç veririz”. Ne yazık ki “Samimiyet” gücü tamlamadı. Samimiyet benim yönetim tarzımı tamlayıp, “samimi olursam çalışanlar güçleniyor” olarak anlam kazandı. İyisi ve doğrusu “Yönettiğiniz kişilere ne ile güç veririz”. Yani vereceğimiz şey onlara güç sağlayacak. Ya da “Yönettiğiniz kişilere güç ne ile veririz”. Bu daha da iyi olacaktı ama düşük cümle oldu.

Diğer bir konuda “sen/siz” öznesi ile başlayan cümle “biz” öznesi tanımlayan fiille bitiyor. Şöyle bir anlam çıkmıyor mu: siz yönetiyorsunuz gücü bizim vereceğimiz şeyle elde edecekler.

Zaman tünelinde devam edelim. O mükemmel kompozisyonum tam on kere Neriman öğretmenle benim kalemim arasında gitti geldi. Kuşa döndü ve bir buçuk sayfaya indi. Ancak kompozisyonun anlamı ve içeriği değişmemişti. Anlam zenginliği durduğu gibi şiirsel bir havaya bürünmüştü. İşte “yazmak” ve “kelime kullanmak” ne demek anlamaya başladığım andı. Bundan sonra kitapları hep bu şekilde eleştirel düşünce ile okumaya başladım.

Hadi günümüze gelip toparlayalım. Ben bu soruyu aynı kelimelerle şöyle sorardım: “Yönettiğiniz kişilere ne ile güç verirsiniz?”. Yönetim tarzınız ne olursa olsun yönetilenlere somut ya da soyut bir şey vererek güç aktarıyorsunuz. Bu sorunun cevaplarından birisi “Yetki” olabilir. Duruma göre değişecektir. Yönetim ve liderlikte her şey durumsaldır.

Kelimeler...

İlginç olan değerli yönetim danışmanın bir diğer gönderisinde sorusu şöyle: “Çalışanı en çok ne motive eder ….”. Burada “ne” kelimesi tam da olması gereken yerde kullanılmış. Çünkü ve bence “en çok” ifadesi “ne” kelimesinin yanlış yere gitmesini doğal olarak engelliyor.

Yazıyı okumaya devam ettiğimde bir cümlede yine durmam gerekti: “Yetkiyi delege edersiniz”. Bence yetkiyi belli koşullarla aktarırsınız. “Delegasyon” bir yetkilendirme seviyesidir. Yetkinin kardeşi olan “Sorumluluk” ise aktarılmaz. Yöneticide kalır.

Bir önceki paragrafta noktayı koyduktan sonra;

– Alo, Neriman abla nasılsınız?
– Okyar’cığım çok teşekkürler, sen nasılsın?

………………………..

– Aklıma takılan bir konu oldu. Doğru düşündüğüme emin olmak için sizin görüşlerinizi almak istiyorum.

Konuyu anlattım…

– Haklısın Okyar’cığım “ne ile“ ifadesi yanlış yerde kullanılmış.

Ve devam etti;

– Bu kadar takıntılı olma. Bak medyada neler var. Hepsini düzeltmek mümkün değil. Ancak ne iyi ki güzel Türkçemize bu kadar duyarlısın.

– Neriman Abla, sizin sayenizde. O kompozisyonu on defa yazdırmasaydınız bunlar başıma gelmeyecekti…

Gülüşmelerimiz ve iyi dileklerimiz ile sohbeti sonlandırdık.

Tüm öğretmenlerimize sevgiyle saygıyla…

İlişkili İçerikler

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
3 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYIL;DIZ
Makale Değerlendirme :
     

Bırakın kelimelerin yanlış yerde kullanılmasını, kelimelerin baş harflerinden oluşan garip kısaltmalardan oluşan garip bir dili kullanıyor gençler. Neriman hocam haklı, bunları görünce basit cümle hatalarına şükrediyoruz. Ama aslında durum gerçekten çok vahim. Alışkanlıklar kolay değiştirilemiyor. Çocuklarımız, gençlerimiz için sıradan bir durum gibi görünüyor ama, kelime dağarcıkları beyinlerine bu şekilde kazınıyor. Sonradan bunun sıkıntısını çekecekler.

Dil ile ilgili konu fotoğrafçılık içinde geçerli. Nasıl ki kelimeleri cümlede yanlış yerde kullanınca cümlenin anlamı değişiyor yada bozuluyorsa, objeleri de fotoğrafta yanlış yere koyunca fotoğrafın anlamı değişiyor yada bozuluyor.

Konuya olan hassasiyetiniz için çok teşekkür ederim Okyar bey. Güzel Türkçe’mizin doğru kullanıldığı, değerinin bilindiği günleri görmek dileği ile inşallah.

Selam ve saygılarımla.

Sebahattin Demir
Makale Değerlendirme :
     

Bir yazı hazırlarken kim bilir kaç kez üzerinden geçiyoruz. Yanlış anlaşılma olmasın, cümle ve anlam düşüklüğü olmasın, gereksiz tekrardan kaçınalım diyerek. Bence bir kişinin yazı yazma stili, o kişinin iş yapış şeklini de ele veriyordur, uzmanı değilim ama mutlaka bir ilişkisi olmalı diye düşünüyorum.

Şimdi birçok kişi, “Ne lüzum var bu kadar eziyete, yaz gitsin işte” diyebilir. Belki o da bir davranış şeklidir ama bunun bana göre olmadığı kesin. Çünkü böyle böyle vazgeçişlerin bizi tekdüze insanlar haline dönüştürdüğünü ve dolayısıyla toplumun tekdüzeleştiğini düşünüyorum. “Kırık cam teorisi” gelir hep aklıma bu tip şeyler yazarken.

Sevgili Okyar,

Çok önemli bir konuya sayfa açmışsın, sonuna kadar katılıyorum yazdıklarına. Senin sıkça söylediğin bir cümle var ya “Biz kelaynaklar gibiyiz” diye. Umarım bizim de onlar gibi neslimiz tükenmeye yüz tutmaz ve bayrağı daha da ileriye taşıyacak gençler yetişir.

Sevgiler.

Ertan Öztürk
Makale Değerlendirme :
     

Ben kendi sitemde adam gibi yazmayana yanıt bile vermiyordum. Hele “ne gereği var, burası Türkçe dil dersi mi?” diyenlere ne demeli bilmem.
Hepimiz arada yanlış yapıyoruz, bazı sözcüklerin yazımını da yanlış biliyor olabilirim ama bir yazı yazarken olabildiğince okuyucuya saygılı olmaya çalışıyorum, bu da düzgün yazmakla oluyor.
Yanlış bildiğini düzeltmek kolay, mesele dana gibi yazmayı marifet saymakta…

Makale yazarı

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Manşet

Fotoğraf, Sanat ve Hayat - Sefa Ulukan

Fotoğraf, Sanat ve Hayat – Sefa Ulukan

Fotoğraftaki en önemli şey, ruhtur; onu aramalıyız… Sefa Başkanın “Dinagyang ile Savaşçıların ruhunu yakalamak inanılmaz bir deneyimdi” diyerek yaşadığı mutluluğun odak noktasını açıklıyor.

Bu ruhu nasıl yakaladığını anlamaya çalışırsak bizi yönlendirecek güçlü işaretleri de yakalamış oluruz.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Kamusal alanda fotoğraf görgü kuralları

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
3
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x