Ana SayfaBLOGÖzcan Taras

Özcan Taras

En kritik ve zor dönemde TFSF Başkanlığı görevini üstlenmiş olan sayın Taras’la, belleğimiz bizi yanıltmıyorsa, bir atölye ortamında katılımcı arkadaşlarımıza geleneksel yöntemle (filmli dönemdi) sepya tonlama yapmayı öğretirken karşılaşmıştık ilk kez.

-

TFSF’nin (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) daha ilk evresinde sorumluluk üstlenmiş, fotograf derneklerinin ortak değerler üzerinden beraberliğini ve dayanışmasını temsil eden çatı kuruma emek vermiş bir fotografçı dosttan, sayın Özcan Taras’dan söz etmek isteriz bu yazı kapsamında.

En kritik ve zor dönemde TFSF Başkanlığı görevini üstlenmiş olan sayın Taras’la, belleğimiz bizi yanıltmıyorsa, bir atölye ortamında katılımcı arkadaşlarımıza geleneksel yöntemle (filmli dönemdi) sepya tonlama yapmayı öğretirken karşılaşmıştık ilk kez. Filmli dönemde bu deneyimi yaşayan dostlar bilirler; sepya tonlama pratiği son derece rahatsız edicidir, çünkü, af buyurun lağım kokusundan aşağı kalır yanı olmayan berbat bir kokuya muhatap olunur. İşte tam da böyle bir işlem sırasında Özcan Taras bir vesile ile atölye ortamında bulunuyordu. Kötü koku bütün binayı sarmışken, sayın Taras hiçbir rahatsızlık belirtisi göstermedikleri gibi, sepya tonlama ile ilgili bilgi edinmek istediler. Atölyenin duvarlarını farklı teknik denemelerle elde edilmiş epeyce görsel materyal süslemekteydi. İkinbinli yılların başlarıydı, böyle teknikleri deneyen veya öğreten çok az insan vardı. Bu yüzden olsa gerek, çalışmalarımız sayın Taras’ın da dikkatini çekmişti, takdirlerini paylaştılar.

Aradan çok zaman geçti, FSK’da (Fotograf Sanatı Kurumu) yaptığımız uzun soluklu atölye çalışmaları katılımcı dostlarımızı epeyce ileri bir evreye taşıdı ve nihayet usta fotografçıların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, fotografa ve sanata dair görüşlerini, duygu ve düşünce dünyalarını, özü itibariyle onların ‘hatırat’larını kitaplaştırıp kalıcı hale getirmeye yöneldik. Bir vesile ile yolumuz İzmit’e düştü, sayın Özcan Taras’la röportaj/söyleşi yapıp kayıt gerçekleştirdik. İkinci karşılaşmamızdı ve ustayı biraz daha yakından tanıdık. İlerleyen zaman içinde çeşitli vesilelerle telefon görüşmelerimiz oldu, dostluk bağımız da güçlendi. Ancak ondan öte, Özcan Taras’ın fotografik yaklaşımını izledik, onu usta kılan bilgiyi, birikimi ve tekniği gözlemledik.

Sayın Taras özdisiplini, nezaketi, samimiyeti ve fotograf ortamına katkısından ötürü genç dostlarımıza rehberlik edebilecek olgunluğa çok zaman önce erişmiş ender ustalardan biridir. Paylaştığı fotografta oluşturduğu çerçeve ile o çerçevenin içine yerleştirdiği nesnelerin ve sunduğu tonlamanın yarattığı duygusal ve düşünsel etki dikkat çekidir. Taras’ın fotografında ortalamanın dışında bir atmosfer var. Kanaatimizce Özcan Taras başkalarının inşa ettiği çerçeveye, hazır reçeteye yaslanmaktan kaçınıyor ve fotograf yolculuğunda kendisi için farklı bir yol, yöntem geliştirme eğilimi gösteriyor.

Analog’dan gelip dijital sistemle fotograf yolculuğunu sürdüren, şimdilerde Yapay Zekâ üretimiyle burun buruna gelen hemen herkeste bir tereddüt, bir yol ayırımı dürtüsü ve yoğun düşünme hali belirdiği gayet açık. ‘Ne yapmalı?’ sorusunun fotograf ortamını epeyce meşgul ettiği bir evrede iken, ortalamayı aşmış ve anlamlı bir olgunluk seviyesine erişmiş ustaların kendilerine has biçim ve içerik geliştirmeye yöneldiğine tanık oluyoruz. Sözünü ettiğimiz yönelim fevkalade memnuniyet vericidir. Çünkü bu hal, hayli kısır kalan fotograf dünyamızı geliştirip zenginleştirme ve kültür-sanat hayatımıza katkı verme potansiyeli barındırır.

Sayın Özcan Taras, takdire şayan bir olgunluk seviyesine erişmiş ustalardandır. Onda, kendine has bir biçim ve içerik geliştirme eğilimi gözlemliyoruz. Dolayısıyla, benzer durumdaki ustalar gibi, fotograf ortamına ve kültür-sanat hayatımıza ciddi anlamda katkı verme potansiyeline sahip olduğunu söyleyebiliriz. Durum böyle iken, ustanın, tarzını ve tavrını gün be gün geliştirip daha da üst seviyeye taşıyacağı kuvvetle muhtemeldir.

Nihai olarak söylenecek bir söz varsa, o da, irdelemeye çalıştığımız merhaledeki ustalarımızın hepsinin ve elbette ki sayın Özcan Taras’ın yapıp etmelerini basılı eserle kalıcılaştırmaları dileği olur.

Ustaya saygıyla,

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Sessizliğin Kıyısında

Fotoğrafın en etkileyici yanı, hiçbir dramatik olaya ihtiyaç duymadan izleyicide derin duygular uyandırabilmesidir. Bu sade anlatım, güçlü fotoğrafın en önemli özelliklerinden biridir. İzleyiciye hazır cevaplar sunmak yerine, kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak anlam üretmesine izin verir.

Geçmişe Açılan Kapı

Kare büyük olasılıkla geniş açı bir objektifle (yaklaşık 16–24 mm eşdeğeri) ve oldukça alçak bir bakış noktasından çekilmiştir. Bu tercih, taş döşeli yolun perspektifini belirginleştirirken, iki yandaki duvarların oluşturduğu doğal çerçeve sayesinde gözü doğrudan şatonun kulesine yönlendirir.

Fotoğrafta Kurgu gerekli mi?

Bir kısım fotoğrafsever var ki, fotoğrafta gördüklerinin kurgu olduğunu anlarsa onu hemen yok sayar, yokumsar, değersiz bulur, küçümser. Kurgu aşikâr değilse bile, ayan beyan anlamayıp şüphede kalırsa, kurgu izleri sezerse dahi şiddetle yadsır, fotoğrafın “hormonlanmış” olduğunu düşünür.

Ateşin Sabırla Yoğurduğu Emek

Ustanın yüzündeki dikkat, elindeki alet, önündeki alev ve çevresindeki onlarca bakır kap, yılların birikimini temsil ediyor. Burada görülen yalnızca fiziksel bir emek değildir; kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi, sabır ve ustalıktır.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler

Bu makaleyi paylaş

Tekin Ertuğ
Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER