5 fotoğraf ile sokağımın çocukları

Arthenos’dan tanıştığımız Okyar Bey‘in önerisi ile mahallemdeki çocuklarla hemen her akşam çektiğim kareleri ve göçebe bir hayat sürmeme rağmen çocukluğumun geçtiği mahalleye dönüp, aynı sokakta yetiştiren bir kişi olarak kendi çocuklarımla ilgili gözlemlerimi paylaşmaktayım.

5 yaşındaki kızım Ayşe sayesinde mahallenin küçük büyük tüm çocuklarının günlük hayatını içeren bir fotoğraf projesi – arşivi kendiliğinden gelişti.

5 fotoğraf ile sokağımın çocukları

Sokak aynı sokak olmasına rağmen 40 sene öncesine göre mahalle sınırlarının daraldığını söyleyebilirim. Kuşatılmışlık hissinin sebebi sadece bizi çevreleyen AVM’ler değil; sokak, artık metro ile devam ederken ücretsiz park edebilmek için mahalleyi işgal eden araçlar sayesinde daha dar ve tehlikeli.

5 fotoğraf ile sokağımın çocukları

7-8 yaşlarımda yağmur sonrasında labirentten çıkma oyunu diyebileceğim “çivi“ oynadığımız alanda şimdi bir fırın ve market var, evet çivi oyununu 300-400 m2 alanda oynardık. Öğleden sonra başlayan ve gece 10-11’e kadar süren oyunlarımızda saklambaç yüzölçümümüz neredeyse bir kaç kilometrekareyi kapsardı.

5 fotoğraf ile sokağımın çocukları

Top oynadığımız “aşağı sahamız“ artık 250 mağazalık bir AVM, yetmemiş gibi hemen yanına başka bir AVM daha kondurdular. Evet, hemen yanımızda sinemamız ve bowling salonumuz oldu ama 40 sene önceki 7‘şerli 8‘erli çift kale maçlarımız artık mahalle ortamında oynanması mümkün değil. Çocuklarımız tablet veya konsollarda iki kale arasını parmakları ile koşturuyor artık.

5 fotoğraf ile sokağımın çocukları

40 sene öncesinde başımızda bir yetişkin olmaksızın gece geç saatlere kadar mahallemizde oynardık ve balkonlardan adımızı bağıran annelerimizin üçüncü tekrarından önce  eve gitmezdik. Bugünlerde ise sokağımızda; bir kaç ebeveyn ile birlikte veya nöbetçi “Kaplumbağa Terbiyecisi“ nezaretinde dar alanda esneme hareketleri kıvamında bir çocukluk yaşatıyoruz maalesef…

Ülkenin hemen her büyükşehrinde “beyaz adamın ilkel toplumların yaşam alanlarını işgal etmesini“ çağrıştıran bu daralmaya tabi ki ortak akıl-sızlık ile dahil olduğumuzun farkındayım.

Yaşar Aykaç özgeçmiş

Yaşar Aykaç

Etkinlik sektöründe yönetici olarak çalışmaktayım. Fotoğrafa ilgim, 1995‘de Kanada’nın batı kıyısından doğu kıyısına bir düğüne uçakla gitmeye inat, yaklaşık 5.000 km motorsikletle  yolculuk yapmamla başladı. Genellikle insan – portre çekmeyi tercih etsem de hoş bir seda olabilecek her şeyi daima yanımda taşıdığım makinamla kaydetmeyi severim.

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Magnum ve Yüzyılın Gözü (Henri Cartier-Bresson)

Magnum ismi dikkatlice seçilmiştir. Latincenin asaleti, şampanyanın yaşam keyfi, Smith & Wesson silahlarının prestijli markası; etimolojik olarak üstünlüktür ve artık dünya onların stüdyosu olmuştur. Magnum ile birlikte ‘5N1K’ listesi de işlerlik kazanmıştır. Her fotoğrafçı röportajında: ‘Ne?, Ne Zaman?, Nerede?, Niçin?, Nasıl?, Kim?’ sorularına cevap arar olur.

Ben Çektim ama Ben Değilim…

Gerçek şu ki; kadrajın içindeki mükemmellik, kimin eliyle yaratıldığını fısıldamaz. Bazen ipuçları ararız, fazlasıyla kusursuz bir gökyüzü, gerçek olamayacak kadar pürüzsüz detaylar... Ama bu izler bile bizi kesin bir sonuca götürmez. Bir sahneyi insan mı mükemmelleştirdi, yoksa yapay zekâ mı cilaladı, yalnız görüntüye bakarak anlayamayız.

Fotoğrafın orijinal olması hâlâ mümkün mü?

Diyelim ki tarihi bir sokakta bir portre çektiniz.
Kafanın hemen yanına park edilmiş beyaz bir minibüs bütün duyguyu bozuyor.
Kadrajdaki her şey “zamansız” hissi verirken o minibüs görüntüyü bugüne zincirliyor.

KODACHROME, Bir filmin hikayesi ve BEN RYDER

Fotoğraf makinanıza taktığınız sadece bir film değil…
Bir his. Bir renk. Bir an. Ve bir şarkı…
İşte Kodachrome budur…

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

14 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Sebahattin Demir
Yönetici
Makale Puanlama :
     

Yaşar bey merhaba,

Sıkı bir takipçimiz ve destekçimiz olmanız yanısıra sizi, çok güzel fotoğraflarınızla birlikte böyle güzel bir yazı ile aramızda görmekten çok mutlu olduk!

Emeklerinize sağlık, teşekkür ederiz.
Selamlar, sevgiler.

Yasar Aykac
Yasar Aykac
Yorumun sahibi  Sebahattin Demir

Sebahattin Bey Merhabalar,
Arthenos gibi derinlikli bir bilgi denizinde bir damla sayılabilecek bir katkımın olması için cesaretlendirip, ısrar ettiğiniz için size ve Okyar Bey’e ben teşekkür ederim.

Sevgiler.

Burhan
Burhan

Yasar bey yaziniz cok guzel olmus cocukluguma goturdunuz beni. bir de asagidaki sebahattin beyin uc korner bir penalti yazisi ustune geldi hayallere daldim 🙂 elinize saglik resimler cok guzel kiskandim 🙂 🙂

Yasar Aykac
Yasar Aykac
Yorumun sahibi  Burhan

Teşekkürler Burhan Bey, bizim jenarasyon “serbest gezen tavuk” misali daha sosyal ve eğlenceli bir çocukluk yaşama fırsatı buldu sanırım.

Sevgiler.

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Nihayet… Merakla beklediğim-iz- yazı. Sokak, çocukluğumuzun ki bu 1960-1972 yılları arasını kapsayan ilkokul yıllarından lise son sınıfa kadar olan yıllarımın hatta üniversiteye başladığımda Mecidiyeköy’de Ali Sami Yen’in hemen arkasında Ortaklar Caddesinin (Bunları yazarken haritadan bulmak için baktım. Heyhat. Ne Ali Sami Yen var. Ne de Yasin, Gökmen, Muzaffer gibi zamanın GS li futbolcularıyla minyatür kale top peşinde koştuğumuz kömürlük sahası, oturduğum evden aşağı doğru kırsal alandan Fulya’ya oradan da Beşiktaş’a yürürdük. Çok üzüntü verici…) hemen aşağısındaki ilk İstanbul yıllarımda hayatımda derin izler bırakan olgudur.

Sevgili Yaşar Bey, yazınız beni özlediğim geçmişe götürüverdi.Bütün geçmiş canlandı. İyi mi oldu? Evet. Kötü mü oldu? Evet…

Fotoğraflarınızdaki sevimli ve şirin çocuklara sevgi ve selamlarını iletmenizi rica ediyorum. Elinize sağlık.

Sevgi ve saygılarımla

Yasar Aykac
Yasar Aykac
Yorumun sahibi  Okyar Atilla

Okyar Bey Merhabalar, eski Türk filmlerini sadece seyretmeyip hep birlikte içinde yaşamışız bir zamanlar. Ne mutlu bize 🙂

Desteğiniz ve ısrarınız için çok teşekkürler, fotoğraflardaki çocuklar ve aileleri çok sevinmişler yazıyı okuyunca, selam ve sevgilerini iletmemi istediler.

5 fotoğraf ile dizisi gerçekten yaratıcı ve paylaşımcı bir düşünce, fikir babasını takdir ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Murat
Murat

Cocukluguma gittim.Cok guzel bir yazi olmus.Çocukluğumuzda Tüm mahallede rahat rahat oynarken.Şuan çocuklarımızı sadece bina önünde oda gözetimimiz dahilinde dışarı çıkarabiliyoruz.

Yasar Aykac
Yasar Aykac
Yorumun sahibi  Murat

Teşekkürler Murat Bey, çocuklarımıza gözetim yaparken “içimizdeki çocuk” da eski oyunlarımızı ve arkadaşlarımızı hatırlayıp özlem gideriyor bir anlamda…

Sevgiler.

Yasar Aykac
Yasar Aykac
Yorumun sahibi  Murat

Teşekkürler Murat Bey ,

Sevgiler.

Neslihan
Neslihan
Makale Puanlama :
     

Güzel fotoğraflar Yaşar bey, emeklerinize sağlık.
Sanki bir 35 mm 1.4 tadı alıyorum fotolardan veya 50 mm. Özellikle baştaki fotoda.
Yanılıyor muyum 🙂

Yasar Aykac
Yasar Aykac
Yorumun sahibi  Neslihan

Teşekkür ederim Neslihan Hanım, 85 mm f1.4 Sigma Art lens kullanıyorum, 24-70 yedekte var ama sadece gezilerde takıp çantayı hafifletmekteyim. 50 mm kullandım ama Z serisine geçince ekipman alt üst oldu.

Selamlar.

Ertan Öztürk
Editör / Yazar

Yaşar Bey hüzünlendirdiniz beni: “40 sene öncesinde başımızda bir yetişkin olmaksızın gece geç saatlere kadar mahallemizde oynardık ve balkonlardan adımızı bağıran annelerimizin üçüncü tekrarından önce eve gitmezdik. Bugünlerde ise sokağımızda; bir kaç ebeveyn ile birlikte veya nöbetçi “Kaplumbağa Terbiyecisi“ nezaretinde dar alanda esneme hareketleri kıvamında bir çocukluk yaşatıyoruz maalesef…
Dün bir röportaj için Oslo’da birine konuk oldum. Kızı apartmanın önündeki yeşil alanda diğer çocuklarla oynuyordu. Gerçekten de eski günler aklıma geldi. “Ertan gelsene lan aşaa maalleyle maçımız var” diye evden çağıran arkadaşlar gözümün önüne geldi 🙁

Yasar Aykac
Yasar Aykac
Yorumun sahibi  Ertan Öztürk

Ertan Bey, sizi hüzünlendirdiğim için mutlu oldum 🙂 iyi ki yazının texas – tommiks koleksiyonumla başlayan versiyonunu yayınlamadım, yorumlardan gördüğüme göre zamanda yolculuk mümkünmüş meğer.

Nufüsü göreceli olarak az ülkeler de bu alan daralması – rant kontrolu daha iyi yönetilebiliyor ama hepimizin bildiği gibi İstanbul’un taşı toprağı altın, 40 senedir altına hücum bitmedi bir türlü.

Aşaa mahalle ile biz de çok maç yaptık ve uçmayı sevdiğim için olsa gerek hep kaleci olurdum.

Sevgi ve selamlarımla.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ

Harika fotoğraflarınız eşliğinde anlatımınıza bayıldım Yaşar bey. Ellerinize emeğinize sağlık. Umarım yeni yazılarınızda tekrar görüşürüz.

Selam ve saygılarımla.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER