Siyah beyaz fotoğraflara meraklıysanız Low-key Monokrom Tekniği denilen bir kavramı duymuş olmalısınız. Bu teknik film günlerinden bu yana biraz kullanım dışı kalan bir tür Siyah-Beyaz fotoğrafçılık alanı. Buna rağmen, bugün bile hala çekimlerimizde büyük fark yaratabilecek çok etkili bir stil. Doğru bir sahne ile eşleştiğinde çok dramatik ve karamsar olabilir, sıradan fotoğraflarınıza apayrı bir hava katabilir. Bu yazımda Low-Key Monokrom Tekniği ile bu tekniğin manzara ve peyzaj fotoğraflarına nasıl uyarlanabileceğini anlatmaya çalışacağım.
Low-key monokrom tekniği ile manzara ve peyzaj fotoğrafçılığı nedir?
Önce Low-key monokrom tekniği teriminin temelinden başlayalım. Bu teknik, zıt yüksek monokrom yani siyahlar ve beyazlar içeren görüntülerin oluşturulduğu bir tekniktir. Low-key, yani düşük anahtar kısmı, görüntünün siyah bir arka plana ayarlandığı veya karenin çoğunlukla siyah olduğu anlamına gelir. Bu da, Low-key görüntülerin genellikle oldukça karamsar bir hava oluşturması anlamına gelir. Bunun tam tersi olan High-key monokrom tekniğinde ise görüntü, beyaz veya parlak bir arka plana ayarlanır.
Low-key, görüntülerinizin donuk veya etkisiz olduğu anlamına gelmez. Sadece bu görüntülerin yüksek kontrast seviyesine sahip olduğu ve spektrumun siyah ucuna doğru dayandığı anlamına gelir. Hala beyazlardan griye kadar tonlar içerebilirler, ancak genel izlenim genellikle karanlık bir görüntüdür.
Karanlık alanların Manzara fotoğrafçılığı ile dramatik bir sonuca dönüştürülmesinin birçok yolu vardır. Sık ağaçlarla kaplı bir orman gibi az ışığın girdiği yoğun bir alanda çekim yapıyor olabilirsiniz. Bir dağın tepesinde yıldızları veya fırtınalı bir havada kara bulutların yüzeyine yansıdığı bir gölü çekiyor olabilirsiniz. Bunlar gibi, Low-key monokrom tekniğini kullanmanın uygun olacağı pek çok sahne bulabilirsiniz.
Karanlık alanlar ve ışıklı alanlar nasıl çözülür?
Fotoğrafınızı ve ardından uygulayacağınız düzenlemeyi gösterme şekliniz, genel görünümü büyük ölçüde etkileyecektir. Zon Sistemini kullanarak, bir sahnenin Low-key monokrom tekniği ile bir fotoğrafa nasıl dönüştüğünü anlamak önemlidir.
Zon (Bölge) Sistemi nedir?
Zon Sistemi, Ansel Adams ve Fred Archer tarafından 1930’larda formüle edilmiş bir tekniktir. Arka aydınlatma, bir sahnenin ışık ve gölge alanları arasındaki aşırı fark ve en muhtemel birçok benzer koşul gibi en zorlu aydınlatma koşullarında bile, her durumda doğru pozlamayı garanti eden standartlaştırılmış bir çalışma yöntemine bir yaklaşımdır. Bu işlemi kameranızın ölçüm sistemine bırakmak size yanlış pozlanmış fotoğraflar verebilir.
Kameranızın ölçüm modları, ortalama durumlarda size doğru bir değer vermek için tasarlanmıştır. Ancak istisnai bir durumla karşılaştığında, bir sahnenin gerçekte olduğundan daha parlak veya daha karanlık olduğunu düşünerek kameranızın ölçümü kolayca yanılabilir. Bölge sistemi, sadece doğru değil, aynı zamanda her seferinde ilgi çekici pozları yakalamanıza yardımcı olur.
Zon sistemi için yapılan hesaplamalar başlangıçta siyah ve beyaz tabaka filmlerine dayanmakla birlikte, bu sistem ayrıca hem siyah beyaz hem de renkli, negatif ve ters, ve hatta dijital fotoğraflar için de geçerlidir.
Bölge sistemini kullanmanın yararları
- En zorlu ışık veya manzara sahnelerinde bile her seferinde doğru pozu yakalarsınız
- Çekimden önce sahnenizin tonlarını ve dinamik aralığını kesin olarak değerlendirirsiniz
- ND filtrelerinizi ne zaman kullanmanız gerektiğini bilirsiniz
- HDR yapmak için pozlama aralıklarını tam olarak ne kadar olacağını bilirsiniz
- Doğru pozlama elde etmek için dolgu flaşı kullanmanız gereken durumları belirleyebilirsiniz.
Orta Gri
Kamera ölçümü, ortalama koşullarda doğru okumalar vermek için tasarlanmıştır demiştik. Kameranız bir sahneye baktığında sahneyi, ortalama saf siyah ile saf beyaz arasındaki bir tam değer olan ve orta gri olarak tanımlanan %18 gri olarak göstermeye çalışır. Sahne çok fazla parlaklık içerdiğinde, fotoğraf makinesi onu orta griye çekerek göstermeye çalışır, bu da düşük pozlamaya neden olur. Öte yandan, sahne çok fazla karanlık alan içerdiğinde, fotoğraf makinesi onu yine orta griye çekmeye çalışır, böylece sahne fazla pozlama nedeniyle gereğinden fazla aydınlık çıkar.
Zon sistemi sahneyi ton ölçeğinde genel olarak 10 bölgeye ayırır, bazen 9 ve 11 bölgeli varyasyonları da vardır. Her ton aralığına bir bölge atanır. Her bölge bir öncekinden 1 durak farklıdır. Yani her bölge değişikliği 1 durak (stop) farkına eşittir. Bölgeler, roma rakamları ile tanımlanır, orta ton (%18 gri) bölge 5’inci olan bölgedir ve V harfiyle gösterilir.
Dijital fotoğrafçılar, sadece III. – VII. bölgeler ile yani 3’üncü ile 7’inci bölgeler arasındaki bölümde ilgileniyoruz. Sahnenin en karanlık kısmı III nolu bölgeye düşerken, sahnedeki en parlak bölüm VII nolu bölgeye düşecektir. Bölge III’ten daha koyu olan herhangi bir şey, çok düşük pozlanmış, ayrıntı içermeyen saf siyah olarak görünürken, VII nolu bölgeden daha parlak herhangi bir şey, ayrıntı içermeyen, aşırı pozlanmış saf beyaz demektir.
Kameranızı “M” Manuel çekim modu dışındaki herhangi bir Otomatik çekim modlarından birine ayarlayıp (P, A, S), sahnenizdeki ortalama ışığa sahip bir alana yöneltirseniz, kameranızın ölçüm sistemi o alanı ortalama olarak kabul eder ve pozlamayı ona göre ayarlar. Kameranızı “M” Manuel çekim moduna alıp, diyaframınızı açarsanız veya deklanşör hızınızı bir durak yavaşlatırsanız, o alan bir durak aşırı pozlanır. Objektifinizi kısarsanız veya enstantane hızınızı bir durak arttırırsanız, o alan bir durak daha az pozlanmış olur.
Ansel Adams elbette manzara fotoğrafçılığının babası olarak kabul edilmesinin yanısıra, bir Low-key ustasıdır, bu yüzden onun yöntemlerinin tartışmasız iyi olduğunu herkes kabul eder.
Zon sistemini ayrıntılı olarak incelemek istiyorsanız, Ansel Adams’ın “The Camera”, “The Negative” ve “The Print” adlı üç kitabını okuyabilirsiniz. Zon Sistemi hakkında bu kısa bilgilendirmeden sonra biz asıl konumuza tekrar geri dönelim.
Bölgeler nasıl ayarlanır?
Şimdi bu bölgelerin Low-key monokrom tekniği ile bir manzara ve peyzaj fotoğrafı oluşturmanıza nasıl yardımcı olabileceğine bakalım. Böyle bir görüntü için en uygun koşulları elde etmek için normalde arkanızdan gelen güneş ile çekim yapmak istersiniz. Pozlama ölçümünü Nokta ölçüm (Spot) olarak konunuzun üzerinden alırsanız, konunuz gökyüzünden daha parlak bir pozlamaya maruz kalacak, bu da onu daha yüksek bir bölgeye yerleştirecektir – bu da gökyüzünün daha karanlık görüneceği anlamına gelir.
Kameranızdaki temel ISO Değeri ne ise ona bağlı kalmanızı öneririm. ISO değerini ne kadar düşük tutarsanız dinamik aralığınızın o kadar artmasına yardımcı olursunuz. Kumlanmadan endişe duymayarak ISO’nuzu yükseltirseniz, detay almak istediğiniz bölgeleri azaltmış olursunuz.
Basamaklama yani HDR çekim yapmak, her biri bir durak ile ayrılmış çekimler yaparak, bu dinamik aralığı da doğru bir şekilde elde etmenize yardımcı olacaktır. Sonunda daha fazla zaman anlamına gelecek olan yedi, dokuz veya daha fazla duraktan oluşan bir bileşik fotoğraf elde edersiniz ve elbette bu daha iyi bir görüntü anlamına gelir. Bu tekniği kullanırken her kareyi tam olarak doğru yerde tutmak için üçayak kullanmak iyi olur.
RAW çekim yapmanız üretim sonrası aşamada beyaz dengesi dahil daha fazla şeyle oynayabilmeniz anlamına gelir. Nasıl bir fark yarattığını görmek için çekim yaparken RGB kanallarının mümkün olduğunca üst üste gelmesini sağlamak genellikle en iyi sonuçları verir, ancak bu kendi zevkinize göre deneyimlerinizle karar vereceğiniz bir şeydir.
Kompozisyonu nasıl çerçeveleyelim?
Görüntünün genel olarak daha dramatik hissedilmesini sağlamak için Low-key monokrom tekniği ile kullanabileceğiniz birkaç teknik var. Bunlardan biri negatif alan kullanımıdır. Manzaranızı geniş, karanlık bir gökyüzü ile çerçevelemek tamamen farklı bir atmosfer yaratabilir ve insan gözleri doğal olarak daha aydınlık alanlara çekildiğinden, hedeflediğiniz konu izleyicinizin daha fazla dikkatini çekecektir.
Bulut desenleri, çok çeşitli kontrastları nedeniyle Low-key monokrom tekniği ile bir görüntüde büyük ilgi çekebilir. Tabii ki vurguları patlatmamaya çalışın – bu çok rahatsız edici olabilir. Bulutlardaki ayrıntı, izleyicinizin en çok takdir edeceği şeylerdendir.

Kompozisyonlarınızda ana çizgiler, desen ve dokular kullanmak her zaman iyi sonuçlar çıkarır. Sade siyah ve beyaz renkler yüzünden bu desenler renkli çekimlerden bile daha güçlü olabilir. Bu da, görüntüyü genel olarak daha güçlü hale getirebilir ve doğru bir şekilde çerçevelenirse bir manzarayı soyut bir sanat eserine bile dönüştürebilir.
Görüntüler nasıl işlenir?
Bana göre, renkli çekim yapmak ve daha sonra post prodüksiyon aşamasında siyah-beyaza dönüştürmek en iyisidir. Photoshop veya Lightroom kullanırsanız bu yöntem, görüntünün tonalitesi üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmanızı sağlar ve düzenlemede size daha fazla imkan sunar. Çekiminizi monokrom yaparsanız, doğal olarak siyah ve beyaz tonları dışında hiçbir renk kaydedilmez. Renkli çekim yaparsanız, siyah beyaz görüntünüzün kontrastını ve seviyelerini renk sürgüleri ile oynayarak dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Bu kulağa garip gelse de, gerçekten işe yarıyor ve size çalışmanız için daha fazla alan sağlıyor.
Ayrıca Ansel Adams tarafından tanımlandığı gibi, on bölgeyi de ortaya çıkarmaya çalışmak için kontrast kaydırıcıları ve eğri araçlarıyla oynamak isteyebilirsiniz. Bunların hepsini görüntüye dahil etmek daha dramatik ve dengeli bir kompozisyon oluşturacaktır. Ben sanat konusunda o kadar yetkin değilim doğrusu, yapabildiklerimi burada yayınladım, karar sizin!
Son efekti oluşturmak üzere düzenlenmiş görüntünün farklı alanlarındaki ton eğrileri üzerinde çalışabilirsiniz. Ne yaparsanız yapın, sadece sahip olduğunuz verilerle çalışabileceğinizi unutmayın. Çekim yaparken mümkün olan en fazla veriye sahip net bir görüntü elde etmek önemli, böylece tüm potansiyelleri kullanabilir durumda olursunuz.
Low-key monokrom tekniği, her tür fotoğrafçılık alanı için çarpıcı bir araçtır, ama bence özellikle manzaralar için daha farklı sonuçlar üretiyor. Ben manzara fotoğraflarında bu tekniği kullanmayı seviyorum.
Siz de burada yazdıklarımı kullanmayı deneyin ve aynı sahnenin renkli halleriyle karşılaştırıldığında ne gibi bir fark yarattığını test edin. Sonuçlarını ve bu konudaki yorumlarınızı, aşağıdaki “Yorumlar” kısmından benimle paylaşın.










Hocam kendinize haksızlık etmeyin çok güzel bir anlatım ve güzel fotoğraflar. Tebrikler ve emeklerinize sağlık.
Teşekkür ederim Vural bey.
ciltleri ve yapraklari sinirsiz ansiklopedi gibisiniz sabahattin bey. galiba fotografla ilgilenmem 10 seneyi gecti su an ne biliyorsam siteniz sayesinde bir kac ayda ogrendim. ustelik ucretsiz 🙂 var olun.. emeginize saglik
Yazılarımızın işe yaraması da bizi sınırsız mutlu ediyor Muharrem bey. Teşekkürler.
Ellerinize sağlık Sebahattin bey, yine çok faydalı ve güzel kaleme alınmış bir yazı olmuş.
Önce yazıyı birkaç kez daha okuyup, sonra ilk fırsatta uygulamaya çalışacağım.
Selamlar.
Teşekkür ederim Öner bey,
Selamlar sevgiler.
Çok teşekkürler. Aydınlatıcı bir yazı.
Benim sormak istediğim PS ile işlemeksizin bu tip fotoğraf çekebilir miyiz? Nasıl?
Güven bey,
Birçok giriş seviyesi kamerada Low-Key, High-Key, Vivid vb gibi sahne çekim modları bulunur. Siz hangi kamerayı kullanıyorsunuz bilmiyorum. Bu ayarlarda çekim yaparsanız yukarıdakilere benzer kareler çekebilirsiniz.
Saygılar.
Sebahattin bey
Cevabiniz için teşekkür ederim.
Ben D7200 kullanıyorum ve amatör sayılırım. Bahsettiğiniz modlar picture control altında bulunan standart, nötr, monokrom vs.midir?
Bu ayar sizin kameranızda “Özel efektler” kısmındadır.
Kameranızda Live View (Canlı önizleme) açın,
Üzerindeki döner ayar başlığını “EFFECTS” konumuna getirin,
“info” butonuna basın,
Ekrandan Low-key gelene kadar öndeki ana kadranı çevirin,
Ardından Ok tuşuna basın.
Kolay gelsin.
Çok sağolun
Merhaba Sebahattin bey
yazınızdaki fotoğraflar,bana 70li yıllarda , 5 kiloluk yuvarlak vita kutusunun altına,körüklü makinanın, körük kısmını monte ederek siyah beyaz fotoğraf tab etmeye uğraştığım günleri hatırlattı.Yazınızı sonra tekrar okuyacağım.Elinize sağlık.
Muhsin Bayram
Yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım Muhsin bey.
Saygılar.
Araştırma,tecrübe, uygulama ve bunları harmanlamak için sarfedilen emek neticesi başarılı bir bilgilendirme yazısı olmuş.
Elinize vede emeğinize sağlık.
Selam ve saygılar.
Muhsin
Çok teşekkür ediyorum Muhsin bey.
Beğenmiş olmanız mutlu etti. Bunun gibi konulara daha sık rastlayacaksınız blogumda…
Selam ve saygılar.