Daha
    Ana SayfaBLOGBir Fotoğrafın Göstergesi: Penrose Merdiveni…

    Bir Fotoğrafın Göstergesi: Penrose Merdiveni…

    -

    Matematik ve psikolojinin -bana göre- temelde ortak yanı problem çözmeye çalışmalarıdır. Ancak matematiğin bir farklı yanı daha vardır. Çözümsüz problemleri ya da hipotezleri oluşturmak. Matematikçiler bundan zevk alır.

    Nam-ı diğer “İmkansızlıklar merdiveni” olan “Penrose Stairs” işte psikiyatrist bilim adamı Lionel Sharples Penrose (11 Haziran 1898- Mayıs 1972) ile dört çocuğundan biri olan matematikçi Roger Penrose 1931- ) tarafından kurgulanmıştır.

    Lionel, psikiyatrist olmanın yanısıra zihinsel engelliliğin genetiği üzerine öncü çalışmalar yürüten tıbbi genetikçi, çocuk doktoru, matematikçi ve satranç teorisyeniydi. Profesör Penrose ve arkadaşları, yıllar boyunca insan genetiğinin tüm yönlerine değinen, bilinen kalıtsal hastalıkların çoğunun genetik analizlerini yapmış, matematiksel genetiğe katkıları, biyokimyasal genetiği, insanda gen bağlantısı ve iyonlaştırıcı radyasyonların mutajenik etkisi üzerine teorik çalışmalar yürütmüşlerdir. Daha sonra çalışmaları konjenital kusurlarla, özellikle Down sendromu ile ilişkili insan kromozomlarındaki anormalliklere yönelmiştir.

    Roger Penrose ise matematiksel fizikçimatematikçi ve bilim felsefecisidirOxford Üniversitesi Matematik Enstitüsü‘nde Matematik Fahri Profesörüdür ve aynı zamanda Wadham Koleji‘nde Fahri Akademi Üyesidir. Matematiksel fizik alanındaki olan çalışmalarıyla tanınmıştır. Özellikle genel görelilik ve kozmolojiye olan katkılarıyla birçok ödül almıştır. Bunların içerisinde evrenin anlaşılmasına olanak sağlayan katkılarıyla 1988 yılında Stephen Hawking ile paylaştığı Wolf Fizik Ödülü de bulunmaktadır.

    Yazar Manjit Kumar, Roger için şunları söyler: “Penrose 1954’te öğrenciyken Amsterdam’da bir konferansa katıldı ve şans eseri ressam Maurits Cornelis Escher’ın (17 Haziran 1898 – Mart 1972) çalışmalarının bulunduğu bir sergiye (Escher hakkında detay vermiyorum. Kaynaklardaki link yer alıyor) denk geldi. Kendi imkânsız figürlerini hayal etmeye çalışıyordu ve tribarı (Bu da ‘imkânsız üçgen’dir) keşfetti. Fizikçi ve matematikçi olan babası ile birlikte Penrose, hem yukarı çıkan hem de aşağı inen bir merdiven tasarlamaya başladı. Bunun üzerine bir makale yazarak Escher’a gönderdiler. Geometrik illüzyonların ustasının da bundan etkilenerek ikinci eserini ortaya çıkarmasıyla yaratıcılığın dairesel döngüsü tamamlandı.

    Lionel ve Escher’in yaşamlarının hemen hemen aynı tarihlerde olması inanılmaz bir tesadüf müdür? Yoksa geleneksel tabirle kaderin oyunu mudur?

    “Fotoğrafın gücü ya da etkisi nedir?” sorusuna; “İşte budur” derim. Bu yazıya sebep olan şey instagramda dolaşırken David Guelvillart’ın karşıma çıkan fotoğrafının bende oluşturduğu imgeydi. “Fotoğraf” özünde buydu. Aslında gördüğünüzden ziyade size ne düşündürdüğüdür (sanatın özü de düşünce değil midir?). Nasıl anlamlandırdığınızdır. “Penrose Stairs” üç gün üç gece kafamda dönüp durdu. Yazının akışı hayalimde yavaş yavaş belirdi. İmbikten geçti ve beyaz kâğıda dökülmeye başladı.

    Bir Fotoğrafın Göstergesi: Penrose Merdiveni…

    İki boyutlu bir evrende oluşturulabilen merdivenin üç boyutlu evrende gözle görüldüğü gibi oluşturulması imkansızdır. Görsel bir yanılsamadır bu. Psikolojik problemlerinde duyguların yanılsaması gibi. Gördüğünüz, hissettiğiniz gerçekte olandan tamamen farklıdır. Kaynaklarda yer alan videoda bunu çok açık olarak görebilmekteyiz.

    Burada mühendislik damarım tuttu. Biraz araştırınca “Penrose Stairs” ve benzeri imkânsız yanılsamalı grafiklerin “İzometrik Perspektif” ile ilişkili olduğunu müşahede ettim. Mesela “İzometrik Amblem” tasarımı diye bir iş var. Bunun için bilgisayar destekli yazılım (CAD-CAM) kullanılıyor. Kaynaklardaki filmde örneği var. Yine metal parça imalatında kullanılan iki eksenli (boyutlu) frezelerin (metali kesen, oyan ve işleyen) yeni modelleri 5, 7 eksende (günümüzde artık yapay zekâ sahibi makinalar) çalışabiliyor. Dediğim gibi, bu konuda daha fazla araştırma yapmadım. Ancak aralarında bağlantı olduğunu düşünüyorum.

    Şunu da söylemekte yarar var. İmkansızlıklar merdiveni fikrinin ortaya çıkışı ilk olarak İsveçli grafik sanatçısı Oscar Reutersvard “İmkânsızlık Şekilleri” grafik çalışmalarından üçgen bir tribar olan nesnedir. Oscar Reutersvard, uygulanabilir görünen ancak fiziksel olarak inşa edilemez 3D çizimler alanında öncülük eden bir sanatçıdır.

    Bir Fotoğrafın Göstergesi: Penrose Merdiveni…

    Nedendir bilmiyorum (aslında biliyorum) aklım “Göstergebilim” e gidiverdi. Gayrı ihtiyari Ronald Barthes’in “Göstergebilim İlkeleri” (Kültür bakanlığı Haziran 1979 birinci baskısı. Bilin bakalım kültür bakanı kimmiş? Ahmet Taner Kışlalı) kitabının sayfalarını (kitabın “Alanlar” adıyla genişletilmiş baskısının güncel adı: Göstergebilimsel Serüven) karıştırmaya başladım. Nereye bakacağımı biliyordum. İkinci bölüm. Başlık: Gösteren ve Gösterilen…

    Not: Göstergebilim (semiyoloji) ortaya çıkışı “dil” ve söz” üzerinedir. Göstergebilim kuramcıları ve Barthes kitaplarında dil, söz ve kelimeler üzerine düşüncelerini ortaya koyarlar. Burada bir fotoğraftan yola çıkarak dilimin döndüğü kadar yorumlamaya çalışıyorum.

    Barthes bu bölüme Saussure’i yorumlamayla başlamışken bir ifadesini dip notla ilişkilendirir. Alıntı filozof din adamı “Saint Augustinus” dandır. Aziz der ki; “Bir gösterge, duyularla algılanan bölüm dışında, düşüncemizde kendiliğinden bir başka şey canlandıran şeydir”.  Ne zaman mı demiş? M.Ö. 354 – 430 yılları arasında bir zamanda.

    Bu bölümün ilk dört alt başlığında ele alınan kavramlar tam da benim “Penrose Stairs” e takılma sürecimi anlatır. Alt başlıklar şöyledir: Gösterilen, Gösteren, Gösterge ve Anlamlama…

    Gösterenler düzlemi, anlatım düzlemini; gösterilenler düzlemiyse, içerik düzlemini oluşturur. Her düzlem, “Biçim” ve “Töz” olmak üzere iki katman içerir.
    Roland Barthes


    Saussure göstergebilimin temelinde “gösteren” ve gösterilen” kelimelerine yer verinceye kadar “gösterge” anlamı belirsiz bir terim olarak kalmaktaydı. Hâlâ göstergeyi, gösteren olarak yorumlama eğilimiyle karşılaşılabilmektedir.

    İşte gözüme takılan bir fotoğraftan Penrose Stairs’e ve oradan da ‘Göstergebilim’e uzanan düşün yolculuğunun hikayesi böyle.

    Yazıya son noktayı koyduktan sonra değerli dostum Tekin Ertuğ’a gönderdim ve düşüncelerini almak istediğimi söyledim. Beni kırmadı. Gönderdiği nottan aşağıdaki ifadelerinin yazıya güç katacağını düşünerek paylaşıyorum.

    Göstergebilim, alenen görülenin gösterilmesi ve onun üzerindeki renk, leke, doku, form vb şeylerden yola çıkarak yerel veya evrensel bilgi ve kültür ögeleri ışığında çözümleme yapmaktan ibarettir. Göstergebilim sıradan insan için üst bilgi olsa da esasen entelektüel anlamda genel geçer bilgi sayılabilir. Ancak felsefi derinliğe erişmiş sanat yapıtında bu genel geçer bilgi sıradan kalır, onu açıklamaya yetmez.
    Tekin Ertuğ


    Fotoğrafın bana “gösterilen” i şu oldu: Sadece başı görünen model “akıl” ve düşünce” yi çağrıştırdı. Yani karmaşık bir durumdan (ki bu Penrose merdiveni-psikolojik karmaşa) ancak akıl yolu ile çıkabiliriz. Yine sanat dediğimiz şey, düşünce düzeyimizde oluşturduklarımızdır.

    Bütün bunlardan sonra can acıtıcı bir cümle ile noktayı koyayım: Eğer fotoğrafımızda “Gösterge” ve “Gösterilen” özdeş ise hiç değilse fotoğrafın estetik olarak çok ama çok iyi olmasına özen göstermeye gayret etmeliyiz. (Estetik derken kastımız, klişe haline gelmiş yahut kalıplaşmış bilgiler değildir. Çirkinin bir estetiği olduğunu unutmamalı. Hızla yol aldığımız yeni çağın kültür-sanat ortamına has yeni estetik yaklaşımların ortaya çıkacağını da düşünmeli.) Ancak diğer yandan “Göstergebilimcilerin “Düz-anlam” ve “Yan-anlam” kavramlarını biz, gördüğünü kaydeden fotoğrafçıları rahatlatmak için mi ortaya koydular?” diye düşünmeden edemiyorum.  

    Kaynaklar:

    İlişkili İçerikler

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    Abone ol
    Bana bildir
    guest
    1 Yorum
    Beğenilenler
    En yeniler Eskiler
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster
    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    5 ay önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Bu merdiven evet, bir yanılsama.
    Ama ilk gördüğümde hayran kalmıştım, yine de takdirle karşılıyorum.
    Bir düzlemdesiniz ama çizim 3 boyutlu bir ortam yaratıyor. 
    Bir yöne gittiğinizde devamlı merdivenden iniyorsunuz, diğer yöne gittiğinizde hep çıkıyorsunuz.
    Sonsuza dek, aynı basamakları defalarca adımlayarak… 
    Hep şaşırır kalırdım, demek ki matematik ve psikoloji iş birliği yapmış.

    Bu makaleyi paylaş

    Okyar Atilla
    Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

    MANŞET

    POPÜLER İÇERİKLER

    1
    0
    Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
    ()
    x