Foto-graf Dernekleri, Klüpleri, Blogları vb… Kendi tarihlerini yazmalılar

Geleceği kurmak ve/ya geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemek istiyorsak, geçmiş zamanın bütün deneyim ve bilgilerinden yararlanmamız icap eder. Fakat elimizde geçmişe dair yeterli doküman yok ise, yararlanabileceğimiz bir şey de yok demektir.

…Deneyimler ve bilgiler kuşaktan kuşağa sözlü ve yazılı olarak aktarılmadığı takdirde, yeni kuşaklar sürekli sıfırdan başlamak zorunda kalırlar. Her kuşak deneme yanılma kısır döngüsünde boşa zaman kaybeder. Sürekli aynı yanlışlar yapılır. Mesafe alınamaz. Dernek kendini geliştiremez, yerinde sayar.

-

Son derece önemli meselelerden biri olmakla ve ciddiyet-titizlik gösterilmesi gerekmekle birlikte, sadece foto-grafta da değil, diğer alanlarda da neredeyse hiçbir dernek, kulüp, atölye, grup, dergi, blog kendi tarihini kaleme almıyor. Neden? (çok az sayıda olumlu örnek var; onları gönülden tebrik ediyoruz).

Şayet böyle bir şey angarya telakki ediliyorsa, meselenin ciddiyetini ve önemini anlayamamış olmanın ve hatta aymazlığın göstergesidir denebilir. Foto-grafın bir ayağı (en yaygın ve önemli ayağı) doküman değil midir? Onca insan belgesel (dokümanter) foto-graf alanına ilgi gösteriyorken, mensup olunan dernek, kulüp, atölye, grup vb oluşumların tarihini yazmak (dokümanter çalışmasını yapmak) hem bireyi deneyim ve birikim bağlamında daha güçlü kılar, hem de mensubu olunan yapıya ciddi anlamda katkı verir.

Bildiğimiz kadarıyla İFSAK kendi tarih yazımını gerçekleştirdi. AFSAD, Mustafa Ertekin’in Başkanlığı döneminde bu yönde bir çalışma yaptı ve AFSAD yayın organı KONTRAST dergisinde yayınladı. Bizim hazırladığımız “Fotoğraf Ustaları” ve “Işıkla Resmedenler” isimli kitaplar (toplam 26 ciltlik çalışma), anı yazımı ve oto-biyografik metinler olmalarından ötürü, başta TFSF olmak üzere, İFSAK, AFSAD, AFAD, FSK, AFSAK, Mersin OLBA Fot.Der.,…gibi derneklerin tarihine ilişkin çok miktarda bilgi içermekteler.

Ancak bunlar yeterli değil. Ülkemizde yüzden fazla foto-graf derneği, kulübü, atölyesi, gurubu var. Devam eden veya sonlanmış dergiler, bloglar var. Harala gürele sürekli foto-graf çekmekten biraz kafamızı kaldırıp başka şeylere de zaman ayırmalı. Özellikle içinde yer aldığımız oluşumlar konusunda üşenmemeli ve tarih yazımını ihmal etmemeli. Böyle dokümanlar çok kıymetlidir. Zaman israfına da gerek yok. Arada bir alınacak küçük notlar giderek çoğalır ve ilgili dernek, kulüp, atölye gurup, dergi, blog vb oluşumların tarihini yazabilmek için alt yapıyı oluşturur.

Bu bağlamdaki en yakın olumlu örnek ise FSK’dır (Fotograf Sanatı Kurumu). Fikret Özkaplan’ın ısrarı, çabası ve özverisiyle, geride bırakılan 25 yılın tarihi yazıldı-basıldı. Söz konusu değerli kitapta yer alan yazımızdan bazı bölümleri paylaşmak isteriz:                   

“… Fotograf derneklerinin geçmiş zaman vaziyeti ne yazık ki bu güne dek yeterince irdelenmedi. Bu güne erişen dokümana baktığımızda, kapsamlı bir tartışmanın yapılmadığını söyleyebiliriz. Fotograf derneklerinin çoğunun kendi tarihlerini yazmamış olmamaları da bu savı önemli ölçüde doğruluyor.

Bırakın dernekleri, esasen, geçici süreler için oluşturulan topluluklar, atölyeler ve benzeri yapılar da kendi tarihlerine kayıt altına almalılar. Aksi halde yapılan her şey, suya yazı yazmak kadar bir anlam ifade eder. 

Geleceği kurmak ve/ya geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemek istiyorsak, geçmiş zamanın bütün deneyim ve bilgilerinden yararlanmamız icap eder. Fakat elimizde geçmişe dair yeterli doküman yok ise, yararlanabileceğimiz bir şey de yok demektir.

FSK’nın 25.inci yılının bazı etkinliklerle kutlandığı bu günlerde usta fotografçı Fikret Özkaplan’ın yoğun çabaları ve özverisiyle hayat bulacak bu doküman da gelecek kuşaklar için ciddi bir kaynak olma niteliği taşıyacaktır. Bu doküman FSK tarihini belgeler ışığında ortaya koymanın yanısıra, yeni bir FSK yayınının amatör çabalarla hayata geçirilmiş olması bağlamında da çok kıymetlidir.   

… …dernekler miyadlarını doldurdular mı, misyonlarını tamamlamak üzereler mi?

Zaman içinde bu sorunun yanıtını da hayatın içinde bulacağız elbette ki. Fakat dernekler bu gün hâlâ fotografçıların yaşamında çok önemli bir yere sahiptir. Pıtırak gibi özel atölyeler, gezi grupları vs ortaya çıksa da, tamamı teknik bilgi ve beceri üzerine kurulu böylesi ortamlar daha ziyade ticaridir ve bir STK’dan beklenen ortamı sağlayamazlar. Tıkanmaya yüz tutmuş gibi görünen bu günkü koşullarda, dernek yöneticileri ve üyelerinin yeni kuşakları kucaklamanın yol ve yöntemlerini düşünüp üretmesi belki de en önemli mesele olarak duruyor.                       

Az ve küçük olan için sorun da az ve küçüktür. Büyüyüp çoğalanın sorunları da doğal olarak büyüyüp çoğalma eğilimi gösterir. Eşyanın tabiatı böyledir. Fakat bir şey ne kadar az ise, o kadar da kıymetlidir. Çoğaldıkça kıymeti azalır. Bu da eşyanın tabiatı gereğidir.

Yetmişli yıllarda AFSAD, AFAD, İFSAK gibi sınırlı sayıda dernek vardı. Oldukça zor koşullarda varlıklarını sürdürüyorlardı. Derneklerin salonlarında insanlar derme çatma sıralarda otururlarken, bir sandalye ve masa bile yokken, dernek çok kıymetliymiş. Dernek ortamı daha sıcak, ilişkiler daha candanmış. Dernek, el üstünde tutuluyormuş. … Sabit telefonu olmayan, oturulacak sandalyesi bulunmayan ama çok değer atfedilen bir dernekle yola çıkılmıştı, her türlü çağdaş ekipmana sahip, hatta konut satınalan, mamafih fazla değer atfedilmeyen bir derneğe gelindi.       

Görüyoruz ki nesnel şeylerdeki değişim-dönüşüm gibi, değerler de aşınıyor, hatta yitiriliyor ve başka değerler onların yerine geçiyor. İnsanlık tarihi bunun örnekleriyle dolu. Yakınmanın yararı yok. Akışı önlemek mümkün değil. Durumu iyi kavrayıp önlem almak ve en isabetli şekilde bir gelecek inşa etme gayretinden ötesi boştur. Her alanda olduğu gibi fotoğraf derneklerinde de iniş-çıkış, düşüş-kalkış kaçınılmazdır. Duygularla değil, akılla ve ilkelerle hareket etmek ve dernekleri bu referanslarla yönetmek, tek gerçekçi tutumdur (duyguları da büsbütün elden bırakmamak koşuluyla).

…Deneyimler ve bilgiler kuşaktan kuşağa sözlü ve yazılı olarak aktarılmadığı takdirde, yeni kuşaklar sürekli sıfırdan başlamak zorunda kalırlar. Her kuşak deneme yanılma kısır döngüsünde boşa zaman kaybeder. Sürekli aynı yanlışlar yapılır. Mesafe alınamaz. Dernek kendini geliştiremez, yerinde sayar.

Peki, daha ne yapmalı? Öncelikle bütün fotograf dernekleri kendi tarihçelerini yazmalılar. Demokrasi kültürü geliştirilmeli, içselleştirilmeli. Uzlaşma kültürü geliştirilip, içselleştirilmeli. Dayanışma kültürü geliştirilip içselleştirilmeli. Paylaşma kültürü elbette ki çok önemlidir. Fakat paylaşmaktan çok sık söz ederken, üretmek gölgede kalır. Oysa en temel şey, üretmektir. Paylaşmak ondan sonra gelir. Üretme ve paylaşma kültürü geliştirilip içselleştirilmeli. Ve üretilen değerleri koruma konusunu hiç ihmal etmemeli. Arşivler iyi korunmalı. Kitap, dergi vb materyalle bütün birikim kalıcı hale getirilmeli. En nihayet halef-selef ilişkisi de sağlıklı bir şekilde geliştirilip içselleştirilmeli.   

Unutulmaması gereken şey, insanın sosyolojik, kültürel, psikolojik ve politik bir varlık olduğudur.

İnsan düşünür, çalışır ve üretir. STK’lar düşer, kalkar, yok olur ama her defasında yeniden üretilirler. Fotograf Dernekleri de bu bağlamdan ayrı düşünülemez. İnsansız fotograf yahut sanat düşünülemez. İnsanın birbirine tutunarak var olma gereksinimi devam ettiği sürece fotograf derneklerinin önemi bitmez ve varlığı devam eder.

Fotograf derneklerinin de dahil olduğu çeşitli STK’lara duyulan gereksinim (çağa uygun şekilde evrilip dönüşseler de), egemen olan (yöneten) için de, büyük bir olasılıkla önümüzdeki on yıllarda (belki de yüzyıllarda) devam edecektir.Egemen olan, daha rahat yönetebilmek için; yönetilen de, haksızlıkları önlemek için böyle oluşumlara ihtiyaç duyar.”     

İlişkili İçerikler

789 Yılda Alanya

Alanya Belediyesi tarafından 2010 yılında basılan “789 (789 Yılda Alanya)” isimli harikulade bir albümü paylaşmak isteriz. Bir süre AFSAK (Alanya Fotoğraf Sanatçıları Kulübü) Başkanlığı ve TFSF Denetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunan ve albümün oluşmasında ciddi anlamda payı bulunan sayın Ali Aral’ın bize hediyesidir.

Belgesel Fotoğrafçılık – Bölüm 4

Belgesel fotoğrafçılığın Türkiye’deki gelişimine bakarken, öncelikle tarihi benzerlik ve yakınlık bağlamında 19. Yüzyıl İran’ında olup bitenlerden söz etmek gerekmektedir. 1848 yılında İran tahtına geçen Naserel Din Şah Kajar ülkesinde birçok reform yapmıştır.

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Doğanay Sevindik

Amatör çabayı, dernek içi ve dışı dayanışmayı, birlikte üretmeyi ve paylaşmayı en fazla benimsemiş ve içselleştirmiş gönüllülerin başında gelir Doğanay Sevindik. Deneyimlidir, munistir, yapıcıdır. Muhalefet eder, eleştirir, ancak yaptığı her şeyi adabıyla yapar.

Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Habip Yanç

Usta foto-grafçı Habip Yanç, aynı zamanda bir karavan tutkunu. Eşi hanımefendi ve kızı ile birlikte uzun zaman karavanla seyahat ettiler. Karavanlı yaşamın onlar için bir aile tutkusu olduğu söylenebilir. Değerli kızları evlendi, onlardan ayrıldı ve bir de torun verdi kucaklarına. Şimdilerde daha ziyade Yanç çifti karavan seyahatlerine devam etmekte.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
1 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Tekin hocam, tebrik ederim çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz. Gerçekten çok önemli bir konu bu. Ortada bir “terzi kendi söküğünü dikemez” durumu var sanırım. Çeşitli çalışmalar, atölyeler yapan, birçok konuyu belgeleyen yada belgelenmesine katkı sağlayan dernekler kendileri hakkında bir çalışma ve belgeleme yapamıyorlar.

Fotoğraf derneklerine hala çok ciddi gereksinim olduğunu düşünüyorum. Yaşadığım yerde bu tür derneklerin, sizin gibi ustaların olmayışının eksikliğini hissediyorum. Bence bu imkana sahip olan, yada bu imkanlara yakın olanlar kıymetini bilmeli.

Selam ve saygılarımla.

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı ve edebiyat dünyasına yakın durdu. Gençlik yıllarının olgun sayılabilecek 5-6 yıllık bir döneminde ise amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi.Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotoğraf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Yaptığı atölyeler daha çok “Kuram” ve “Kurgu” öncelikli atölye çalışmalarıdır. Atölye çalışmalarının sonuçları gösteri, söyleşi ve seminer olarak çeşitli platformlarda paylaşıldı.Bu süreç içinde kaleme aldığı yazılar basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotoğraf dergilerinde yayınlandı. İlerleyen zamanda kitap çalışmalarına yöneldi. Şu ana kadar basılan kitapları: Sanat yazılarından oluşan 4 cilt “Fotograf Sanatı Üzerine”, Röportaj-Anı ve Biyografi yazılarından oluşan 10 cilt “Fotoğraf Ustaları” (Masters of Photography) ve 16 cilt “Işıkla Resmedenler” (Photographers), (Ressam Hikmet Çetinkaya'nın Biyografisi) “Kan Çiçekleri” ve en son ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi olan “Sicim” isimli eser.Hazırladığı biyografik/otobiyografik metinlerin yanısıra fotograf, sinema, edebiyat ve müziğe dair metinler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Manşet

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Hatıralar Tekrar Yaşanmayacak

Hatıralar Tekrar Yaşanmayacak

Bu yazı vesilesiyle kendime ara ara sorduğum “Bu fotoğrafları neden çekiyorum?” sorusu yerini “Fotoğrafa ilgim ne zaman başladı?” sorusuna bıraktı. Böylece bir tür oto-psikanaliz süreci yaşadım. Dimağımda yürüttüğüm arkeolojik kazıda tabaka tabaka aşağı inip, tasnif işlemleri yaptıktan sonra (arada şahsi tarihimde yeni objeler, metinler de keşfederek) altı yaşlarımdaki bir an(ı)da aradığım yanıtı buldum.

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
1
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x