İdeolojik bir söylem olarak Kolaj ve Fotomontaj

Birinci Dünya Savaşı sonunda, özellikle Orta Avrupa’da görülen çeşitli kolaj, fotomontaj uygulamaları ve kimi ‘‘deneysel’’ denilen yaklaşımlar ve benzerlerinde karşımıza çıkmaktadır. Çoğu zaman gözden kaçan, bunların sadece biçimsel denemeler olmayıp, ağırlıklı olarak içeriğe önem verdikleridir.

-

Fotoğraf, icat edildiği günden günümüze kadar geçen süreçte teknolojik açıdan birçok gelişmeye uğramıştır. Bu gelişme gerek anlatım dilinde gerekse de fotoğrafik tekniklerde de hissedilmiştir. Özellikle kolaj ve fotomontaj yöntemi, fotoğrafın icat edildiği ilk günlerden bu yana hem içeriksel anlamda hem de ideolojik bağlamda fotoğraf sanatında kullanılmıştır.

Fotomontaj tekniği temelinde farklı zaman dilimlerinde elde edilmiş olan görüntülerin, tek bir düzlem üzerinde belirli bir anlam bütünlüğü ve estetiği yakalamak suretiyle elde edilen fotoğrafik bir çalışmadır. Kolaj tekniği ise; bir düzlem üzerinde birbiri ile bağlantısı olmayan farklı malzemeleri bir araya getirip, benliklerinden öte farklı bir anlam kazanan resimsel bir tekniktir. Sanatsal ve içeriksel bağlamda fotoğraf tarihinde Kolaj ve Fotomontaj tekniğine baktığımızda tarihteki ilk örnekleri Oscar Gustave Rejlander  (The Two Ways of Life) ve Henry Peach Robinson’un (Fading Away) eserleri diyebiliriz.

Oscar Gustave Rejlander ve ‘‘The Two Ways of Life’’

Gustave Rejlander’in sanat hayatında ürettiği en önemli eseri diyebiliriz. Two Ways of Life adlı eseri 34 adet negatiften meydana gelmektedir. Montaj olan bu eser 31×16 inch boyutlarında iki adet kâğıdın birleştirilmesi ile basılmıştır. Combination printing denilen yöntem ile kurgulamış olduğu fotoğrafını meydana getirmek için 34 adet fotoğrafın fotomontajını yapmıştır. Viktorya Dönemi’nin koşulları ve toplumsal yapısı incelendiğinde karşımıza ağır ahlaksal yapı ve Romantizm akımının etkisinin hakim olduğu bir yaşam tarzı çıkar. Kadın ve erkek ilişkilerindeki keskin çizgiler, ahlakçı anlayışı daha radikal hale getirmiştir. Bu dönem özellikle dini içerikli resimler ve insanları erdemli olmaya sevk etmeye yönelik eserler üretildiği bir dönemdir. Oscar Gustav Rejlander’in 1857 tarihli Two Ways of Life (Hayatın İki Yolu) isimli çalışması dönemin hem toplumsal algısını hem de sanatsal algısını temsil eden çok başarılı bir örnektir. Tam otuz dört adet negatifi, karanlık odada birleştirerek oluşturduğu bu eserde Rejlander, iyi ile kötü arasındaki farkı da anlatıyor. Fotoğrafta görünen her bir nesne ve kişi bir ifadeyi, anlatımı simgeliyor. Sahnelenen öykü oldukça çarpıcıdır. Yaşlı bir bilge iki genç adama hayatı anlatmakta, bir tarafta içki, kumar ve şehvet yer alırken diğer tarafta ise emeğiyle geçinen ama onurlu bir biçimde yaşayan insanlar izlenmektedir. Sahnenin ortasında yer alan yarı örtülü kadın ise yaşadığı hayattan pişman olarak karenin sağ tarafına geçmeye çalışan birisi olarak tasvir edilmiştir. Kötüler solda, iyiler ise sağda yerini alırken çıplakların hepsinin kadın olması da ayrıca dönemin toplumsal yapısına da dikkati çekiyor. Buna ek olarak iyilerin tarafında erkek aslan, kötülerin tarafında dişi aslan durmaktadır. Sahnenin yukarısında yer alan bir tiyatro perdesini andıran motif ise W. Shakespeare’in şu sözünü çağrıştırmaktadır: “ Dünya bir oyun sahnesi, bizler birer oyuncuyuz… Bütün erkekler ve bütün kadınlar, sırası geldiğinde girerler ve çıkarlar bu oyun sahnesine…” (Bkz. Fotoğraf 1)

İdeolojik bir söylem olarak Kolaj ve Fotomontaj

Fotoğraf 1: Oscar Gustave Rejlander ve ‘‘The Two Ways of Life’’

Henry Peach Robinson ve ‘‘Fading Away’’

Victoria döneminin çok önemli bir diğer sanatçısı da Henry Peach Robinson’dur. Fotoğraf tarihinde üretmiş olduğu en önemli fotomontaj eserlerinin başında Fading Away gelmektedir. Ressam J. M. William TURNER’dan etkilenen Robinson, eseri beş ayrı negatifin birleştirilmesinden meydana getirmiştir. Eserde tüberkülozdan ölmek üzere olan bir kız tasvir edilmektedir. Eserin meydana getirilişinden neredeyse 150 yıl sonra bile halen daha kurgu fotoğrafının en önemli örneklerinden biri olarak tarihte karşımıza çıkmaktadır. Bir kızın son anlarının kompozisyonel açıdan betimlendiği eserde, fotoğrafın salt gerçekleri kaydetmekle yükümlü olmadığını, aynı zamanda kurgusal yönünün de ortaya çıkarıldığı piktoryalist bir etkiye sahiptir. (Bkz. Fotoğraf 2)

İdeolojik bir söylem olarak Kolaj ve Fotomontaj

Fotoğraf 2: Henry Peach Robinson ve ‘‘Fading Away’’

Sanatçılar eser üretirken salt sanat ve estetik bağlamda tematik olarak eser üretmekten ziyade, eserlerinde kendi duygu ve düşüncelerini bir ideolojik söylem olarak kullanıyorlardı.  Bu bağlamda; “İdeoloji, insan eyleminin amacını, bu amaçlara nasıl varılacağını tanımlayan ve sosyal ve fiziki realitenin niteliğini belirleyen bir değerlendirici prensipler sistemi olarak tanımlanabilir.” (1)  Aynı zamanda “bir toplumsal sınıfın, siyasal partinin ya da hükûmetin sosyo-politik inançları doğrultusunda biçimlenerek açık anlatımını bulan ideoloji, ekonomik ilişkilere bağlı olarak ortaya çıkan, toplumsal ve fiziksel gerçekliğin niteliğini belirleyen inançlar bütünü̈ ya da fikirler sistemi” (2) olarak ele alınabilir.

İdeolojik açıdan Almanya ve Rusya profillerini ele aldığımızda, ülke yönetimleri, ülkelerin siyasi konumları ve yaşanılan kaoslar bu bölgelerde sanatın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Özellikle 1935 ve 1945 yılları arasında özellikle fotomontaj, Avrupa’da ve Rusya’da bütün siyasi örgütlerce kullanılmıştır. Fotoğraf, sembol ve grafiklerin bir arada kullanılmasıyla yeni düşüncelerin ve gerçekliklerin vurgulanmasının sağlanması, alışılagelmişin dışında yeni imgelerin yaratılarak sanatsal bir süreçte fotomontajın dönüştürücü etkisini hızla yaymıştır.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, özellikle Orta Avrupa’da görülen çeşitli kolaj, fotomontaj uygulamaları ve kimi ‘‘deneysel’’ denilen yaklaşımlar ve benzerlerinde karşımıza çıkmaktadır. Çoğu zaman gözden kaçan, bunların sadece biçimsel denemeler olmayıp, ağırlıklı olarak içeriğe önem verdikleridir. Biçimsel mücadeleler, mesajın daha doğru ve çabuk anlaşılır olmasını sağlamak için yapılmıştır. Bu mesaj açıkça politik olduğu gibi, yerine göre sanatçının kimliğini veya sanatın kendisi ile ilgili de olabilmektedir.(3)

Zaman içerisinde bu teknikler sanatçıların kendi duygu ve düşüncelerini dışa vurmalarında önemli ve toplumlar üzerinde ses getirici olmuştur. Özellikle de 1.Dünya Savaşı sırasında savaşa tepki olarak bir grup sanatçı bir araya gelerek Dadaizm akımını çıkardılar. İçlerinde Berlin Dadacıları, gazete ve dergilerden topladıkları dokümanlar ile ortaya çıkardıkları eserlerde yeni bir akım ve anlatıma yeni bir anlam kazandırmışlardır. Özellikle Dadaizm akımında kolaj ve fotomontaj tekniği öne çıkmıştır. Dada akımında, bireyin sanat, töre ve topluma karşı sürekli ve kesin bir ayaklanması vardır. Kişiyi dogmalar ve yasalar ötesinde aklın tutsaklığından kurtarmak, ona gerçek kimliğini kazandırmaktır. Akım, modern kapitalist toplumun estetiği yerine, anlamsızlığı ve mantıksızlığı vurgulayarak, anti-kapitalist ve anti-burjuva tepkileri dile getirmeye çalıştı.

Hitler’in 1933yılında iktidara gelmesiyle Alman toplumunda özellikle 1. Dünya Savaşının yenilgisi, şiddetli ekonomik sarsıntılar ve toplu işsizlik sebebiyle oluşan kriz, Almanya’da organik toplum fikrinin gelişmesine neden olmuştur. Naziler bu durumu anti-semitizm (Yahudi Düşmanlığı)’e bağlayarak bu kötü gidişe bir nevi kılıf bulmuşlardı. Naziler ideolojik propagandalarında “gelecekle yeniden bağlantı kurma” olarak tanımladığı yükselişlerinin ancak bir kökten yok etme süreciyle gerçekleşebileceğini vurgulamaktan da kaçınmamıştır.(4) (Bkz. Fotoğraf 3)

Fotoğraf 3: Wir Nehmen Das Schicksal Der Nation İn Die Hände (Bu Ülkenin Kaderini Biz Elimize Alacağız) 1930

Dönemin önemli politikacısı, güçlü ve etkileyici bir hitabet yeteneği olan ve aynı zamanda dönemin propaganda bakanı Joseph Gobbels, Adolf Hitler’in en yakında arkadaşıydı. Hitler’in halkının gözünde hızlı ve yüce bir şekilde bir anda yükselmesinin ardında Gobbels’in katkısı büyüktür. Etkileyici propagandaları ve yönlendirici tasarımlarıyla döneme damgasını vurmuştur.

Fotoğraf 4: Hans Schweitzer “Dreissig Kriegsartikel Für Das Deutsche Volk” Alman Ulusu için 30 Savaş Makalesi, 1943 –Katalog Kapağı Tasarımı

Nazi döneminde olduğu gibi Stalin döneminde de iktidarın kendi ideolojisine uygun afişler yapılmaktaydı. Eserlerde Stalin’i yücelten fotomontaj ve kolajlar yapılmıştır. Bu sanatçıların başında Viktor Borisovich Koretsky, Gustav Klutsis, El Lissitzky gelmekteydi. Eserler genellikle halka güven sağlayan, Stalin’i yücelten, işçi sınıfını destekleyen çalışmalardı. (Bkz. Fotoğraf 5)

Fotoğraf 5: Anavatan Seni Çağırıyor – A.Toizde, 1941

1930’lu yıllarda çıkarılan ve başlarında Lissitzky ve Rodchenko’nun olduğu USSR Na Stroike (İnşa Halinde SSCB) isimli dergi bizlere, 1930’ların sosyopolitik olaylarına ilişkin olarak Stalin’in çalışmalarını, Stalinist rejimin onayladığı temsil stratejilerini bir süreç içerisinde görme imkanı sağlar. İnşa Halinde SSCB, amacı yurtdışında olumlu bir Sovyetler Birliği imajı yaratmak olan bir propaganda yayınıdır.

Berlin Dadaistlerinin öncülerinden olan John Heartfield fotomontaj ve kolaj tekniği ile dönemin önemli isimlerinden biri haline gelmekle kalmamış aynı zamanda da Hitler’i ve ordusunu Alman Milliyetçiliği yönünde görseller ile ağır bir şekilde eleştirmiştir. John Heartfield kimi zaman montajlarda kullanmak üzere fotoğrafları kurgulayıp çektirttiği de bilinir. Kendisiyle yapılan bir görüşmede “Yeni politik sorunlar, yeni propaganda yöntemleri gerektiriyor. Fotoğrafın büyük bir anlatım gücü var” demekle yetinmiştir. (3) (Bkz. Fotoğraf 6-7)

İdeolojik bir söylem olarak Kolaj ve Fotomontaj

Fotoğraf 6: John Heartfield – Goebbels Dressing Hitler as Karl Marx

İdeolojik bir söylem olarak Kolaj ve Fotomontaj

Fotoğraf 7: John Heartfield 1933 Kolaj (Goebbels Hitler’i Kral Marx gibi giydirdi.) 1933, Fotomontaj

Heartfield, Alman Komünist Partisinin yayın organlarına da fotomontajlar yapmakta ve ideolojik bakış açısını burada da devam ettirmekteydi. Die Rote Fahne gazetesi ve Der Knüppel isimli mizah dergileri onun düşünce sistemini halka ulaştırmak için önemli yayın organlarıydı. Buralardaki çalışmalarında belli bir amaç gözetilmekten ziyade, ikili anlamlar içerecek şekilde eserlerindeki görüntüleri yan yana yerleştirdiği görülmektedir. Başarısının bu eserlerdeki çifte anlamlılığın algıda açmış olduğu farklılıklardan kaynaklandığı söylenebilir. John Heartfield’ın en önemli eserlerinden biri olan “Yaşasın, Tereyağının Hepsi Bitmiş!” isimli fotomontajı, Nazi düşünce sisteminin ne kadar akla ve mantığa ters olduğunu gösteren Dadacı bir eserdir. Gamalı haç motifli duvar kağıdı yer alan odada, yemek masasında oturan asil bir Alman ailesi bisikletlerini yemektedir. Büyükanne kömür küreği çiğnerken, evin bebeği ise bir baltayı emmektedir. Buradan da Hermann Göring’in yiyecek kıtlığının faydalarını “Demir bir ülkeyi her zaman güçlendirir, tereyağı ve domuz yağı ise sadece insanları şişmanlatır” sözleriyle açıkladığı konuşmasına gönderme yapmaktadır. (7) (Bkz. Fotoğraf 8 ve 9)

İdeolojik bir söylem olarak Kolaj ve Fotomontaj

Fotoğraf 8: John Heartfield, Yaşasın, Tereyağının Hepsi Bitmiş!, AİZ, 19 Aralık 1935. Fotomontaj

İdeolojik bir söylem olarak Kolaj ve Fotomontaj

Fotoğraf 9: J.Heartfield – “Adolf, the Superman: Swallows Gold and Spouts Junk”, (Üst insan Adolf: Altın yutup teneke konuşuyor), 17 Temmuz 1932, Fotomontaj

Heartfield’in sanatsal bakış açısını gösteren bu çalışmada; Hitler’in 1932’de Weimar Cumhuriyeti’nin başkanlık seçimlerinde Nasyonal Sosyalist Parti yani Nazi partisinin oylarını arttırabilmek için son derece pahalı propaganda araçları kullanması, Alman Komünist Partisi üyesi Heartfield’in gözünden kaçmayarak propaganda bütçesinin nereden geldiğini sorgulamasına yol açar. Bu durum altınları midesine indirmiş ve bir teneke parçası gibi zırvalıklar döktüren Hitler’in solunum sistemi ile midesine odaklanan montajını yaratmasına ön koşul oluşturur.

Fotoğrafın icadından günümüze kadar geçen süreçte her dönemde fotoğraf kendi önemini ve toplumlar üzerindeki etkisini korumuş hatta bu önem artarak devam etmiştir. Fotoğraf sanatına zamanla kolaj ve fotomontaj gibi farklı ve etkili tekniklerin eklenmesiyle artık fotoğrafın anlatım gücü ve toplumlar üzerindeki etkisi daha artmış ve kendine has özgün bir anlatıma kavuşmuştur. Tarihsel süreçte fotoğraf sanatında fotomontaj ve kolaj yöntemi özellikle ideolojik bir söylem aracı olarak kendini hissettirmiştir. Kendine has yaratıcı gücü sayesinde toplumlara ideolojik açıdan üreticisinin eleştirel bakış açısını yansıtmış ve toplumu yönlendirmiştir. Kolaj ve fotomontaj yöntemleri üretildikleri dönemlerden izler barındırır ve ortaya çıkan ürünler evrensel nitelikler taşımaktadır. Bu teknikler Dadaistler tarafından çoğunlukla benimsendiği için Dadaistlerin bir nevi propaganda aracı haline gelmiştir.

KAYNAKÇA:

  1. Şerif Mardin, İdeoloji/Toplu Eserleri 3, (İstanbul: İletişim yayınları, 1995), s. 18.
  2. Önder Erkarslan, Fotoğraf ve İdeoloji , (Özet)(Yayınlanmamış Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü̈, 1995) s.32
  3. Nazif Topçuoğlu, a.g.e., İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2000 s. 117, 132, 133
  4. Toby Clark, Sanat ve Propaganda-Kitle Kültürü Çağında Politik İmge, (Çev. Esin Hoşcusu) (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2004) S.58

5 Fotoğraf ile ……. Siz yazın, biz yayınlayalım

Sizin beş fotoğrafla anlattığınız bir konuyu yayınlamak üzere “5 Fotoğraf ile” sizden gelenler köşesini başlatmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz. Başlık kısmında noktalı yere sizin karar vereceğiniz bir konuyu yazıp bunu beş adet fotoğraf ve bir yazıyla göndermeniz halinde bu içeriği sizin adınız ile sitemizde yayına alacağız. Detay için tıklayın…

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
17 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir

Sevgili Kıvanç,

Yine ilginç bir alanda, güzel bir yazı. Ben fotoğrafçılıkla ilgilenen herkesin bunun gibi yazıları da takip etmesinin onların fotoğraf bakış açılarını ve fotoğraflarını geliştireceğini düşünüyorum. Bu makaledeki gibi bilgiler, salt genel kültür olmakla kalmıyor, iyi olması ve akılda kalması için nasıl fotoğraf çekilmesinin çok önemli ipuçlarını da veriyor kişiye. Sen de bizi bu konularda çok iyi aydınlatıyorsun.

Emeklerine sağlık. Teşekkürler.
Selamlar sevgiler.

Kıvanç ŞEN

Teşekkür ederim Sebahattin abi,
Kesinlikle abi dediğine katılıyorum, fotoğraf çekmek önemlidir ama fotoğrafı çekerken bir bakış açısı ile anlam inşa etmek ve bir ifade biçimi olarak fotoğrafı kullanmak çok daha önemlidir. Deklanşöre basarken çerçeve içerisindeki unsurların anlatım dilini ve ulaşmasını istediğimiz kitleyi göz önüne aldığımız zaman fotoğrafın bir amacı olması gerektiği ortaya çıkıyor.
Ayrıca bize düşüncelerimizi ve yazılarımızı paylaşma olanağı sunduğun için teşekkür ederim abi.
Sevgilerimle.

Hüseyin Ç.

Sitenizi bu sebeple çok beğeniyorum. Sade fotoğraf teknik bilgileri bulunmayıp bunun gibi aydınlatıcı ufuk açıcı yazılar var. Tam bir fotoğraf güncesi sizinkisi. emeği geçenlere gönül dolusu teşekkürler…

Güner O. Ertürk

Hüseyin Ç. beye katılıyorum. Fotoğraf yalnızca bir makine ve şip şak çekim yapmak değildir. Fotoğrafın ruhunu kavramış fotoğrafçıların fotoğrafları da böyle nesilden nesile aktarılıyor. Ruhu olmayan hiç bir işte olduğu gibi fotoğrafta da ruh eksikse kolayca unutuluyor.

Kıvanç bey çok güzel konularla bizi aydınlatıyorsunuz.
Size ve arthenos ekibine bunun için çok teşekkür ederim. Saygılarımla

Neslihan

Günaydın Arthenos!
Fotoğrafa fotoğraf denmesi için amacının olması gerek.
Ben böyle fotoğraflara ve bunları çekebilen fotoğrafçılara hayranımdır.
Ama fotoğraf kötü amaçlı kullanılınca toplumu nasıl etkisi altına alıyor bunu öğrenmiş oldum yazınızda. Hiç bu açıdan bakmamıştım. Kaleminize sağlık teşekkürler

Okyar Atilla

Sanatın üç yönünden biri olan “ideoloji” her dalda karşımıza çıkar. Amerikan çizgi kahramanlarının filmlerinin son sahnesinde dalgalanan bir Amerikan bayrağı olmazsa olmaz. Günümüzde de fotoğraf uygulama programlarının teknik özelliklerini çok iyi olması kolaj ve fotomontaj yapmayı çok kolaylaştırmaktadır. En yakın zamanda İstanbul seçiminde https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2019/07/26/imamoglu-gulen-fotografi-sahte/
bu haberde olduğu gibi kullanıldı.

Maalesef bu fotomontaj ve kolajların oldukça etkili olduğunu kabul etmek durumundayız. Özellikle “hemen paylaşma” dürtüsü ile yayılması tuzağına yakalanan çok insan oluyor. Bu tarz görüntüler üç şey yapıyor;
1. Disenformasyon: akıl karışıklığı ile insanların algısını etkiliyor, şaşkınlığa düşürerek “acaba?” dedirtiyor. Sorgulama ve araştırmayı bir an ihmal ederseniz içine düşersiniz. Zaten amaç da bu.
2. Sadece kulaktan kulağa bilgi aktarılan ortamlarda görmeden, araştırmadan inanmayı kuvvetlendiriyor. Ne yazık ki bu çok karşılaştığımız bir durum.
3. Güvendiğiniz birisinden gelen ya da duyduğunuz şeye sorgulamadan inanıyorsunuz.

Sanat zaten uzun zaman önce gerçeğin yeniden temsili (mimetik) olmaktan çıktı. Çektiğimiz fotoğraflar da hiç bir zaman gerçeği göstermiyor. Sadece “böyle görmeni istiyorum” diyoruz.

Bu konuda kişisel ve kurumsal olarak hem dikkatli hem de temkinli olmak gerekmektedir. Kıvanç konuyu tarihten en çarpıcı ve korkunç örnekle ele alıyor. Yani bu kadar vahim durumdur. Eline sağlık.

Sevgi ve saygılarımla

Önder Köktürk

Eline sağlık Kıvanç. Yazıda yeterince bilgi var, ekleyecek bir şey yok.

Öner BÜYÜKYILDIZ

“bu mesajı 10 kişiye gönder, 10 gün içinde müjdeli bir haber alacaksın” cümlesine bile inanıp, işini garantiye almak için 10 değil 15 kişiye gönderen insanların, fotoğrafın anlatım gücü karşısında ne kadarda aciz ve çaresiz olduklarını tahmin edebiliyorum. Bu durumda fotoğrafçının bir görevi de izleyiciye her gördüğünün gerçek olmadığı bilincini aşılamak olmalı. Kolaj ve fotomontaj, sanatsal, estetik, ideolojik yada eleştirel anlamda kullanılabilir elbette bunda sıkıntı yok. Ancak ne zaman ki kötü amaçla ve insanları yanıltmak amacıyla yapılırsa o zaman tehlikeli bir hal alır.

Akıcı bir anlatımla, bu önemli konuya dikkatimizi çektiğiniz, konunun tarihsel olarak gelişimini de bize gösterdiğiniz için çok teşekkür ederiz Kıvanç bey. Ellerinize emeğinize sağlık.

Selam ve saygılarımla.

Sebahattin Demir

Öner bey,
5 fotoğraf ile … yazınızı bekliyoruz, unuttuk sanmayın 🙂
Saygılar.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Dün bir taslak oluşturdum Sebahattin bey. Konu ve fotoğraflar hazır. Bu vesile ile ne kadar zor ve özverili bir iş yaptığınızı bir kez daha anladım ve sizlere bir kez daha minnettarım.
Yıl sonu olması sebebiyle biraz yoğunum bu aralar. Umarım ilk yazı olarak yetiştirebilirim. 🙂

Sebahattin Demir

Süper, güzel haber 🙂
Tez zamanda bekliyoruz.
Selamlar.

Erkan

Bilgilendirici ve doyurucu bu çalışmanız için öncelikle çok teşekkürler. Yazınız bizlere, fotoğraf sanatının ne kadar da farklı alanlara sahip olduğunun bir göstergesi olmuş. Fotoğrafın sanat sayılmadığı bazı çevrelere Gustave Rejlander’in “Two Ways of Life” adlı eserini göstermemiz bence yeterli olacaktır.

Makale yazarı

Kıvanç Şen
1983 yılında Edirne’de doğdu ve İlk ve Ortaöğretimini Edirne’de tamamladıktan sonra Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Resim-iş Eğitimi Öğretmenliği Bölümü’nde lisans eğitimine başladı. 2009 yılında bu bölümden mezun oldu. Yüksek Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Anasanat Dalı’nda “Fotoğrafik Görüntü Düzenlemede Altın Oranın Etkileri” başlıklı tezi ile birincilikle tamamladı. 2009 yılından beri Halk Eğitim Merkezlerinde, Fotoğraf Kulüplerinde ve Fotoğraf Sanatı Derneklerinde Fotoğraf Eğitmenliği yapmaktadır. Şu an İAOSB (İzmir Atatürk Organize Sanayi) Fotoğraf Kulübü Eğitmenliği ve İFOD’ ta (İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği) Fotoğraf eğitimleri vermekte ve atölyeler düzenlemektedir. Birçok ulusal ve uluslararası yarışmalarda 150 den fazla ödül ve derece almıştır. Ayrıca 8 kişisel sergisi bulunmaktadır. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Enstitüsü Sanat ve Tasarım Anasanat Dalında Doktorasına devam etmektedir.

Manşet

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Yeniden Kadrajlama Tekniği ile Fotoğraflarınızı Geliştirin

Yeniden Kadrajlama Tekniği

Yeniden kadrajlama, ana odak noktasını kullanarak konuya odaklanmak ve elinizi deklanşörden çekmeden konuyu kadrajınızdaki başka bir yere yeniden konumlandırarak ideal kadrajı oluşturup fotoğrafı çekmektir.

POPÜLER İÇERİKLER

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

17
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x