Ana Sayfa ÜRÜN İNCELEME Kameralar Nikon Aynasız Kameradan Beklediğim Özellikler

Nikon Aynasız Kameradan Beklediğim Özellikler

Nikon, bir tam kare (full-frame) aynasız fotoğraf makinesini dillendirmeye başlaması neredeyse bir yılı geçti ve Nikon özel etkinlik sayfasındaki lansmanı ile birlikte, her ne kadar kamera hakkında net bir şey söylenmeyen bir basın açıklamasıyla birlikte artık resmiyet kazandı. Ama artık kesin bir şey biliyoruz; kamera, ilk teaser videosunun çıkmasından yaklaşık bir ay sonra 23 Ağustos 2018'de piyasaya sürülecek.

-

Özellikleriyle ilgili net bir bilgimiz olmasa da, Nikon aynasız kamera ile bazı ayrıntılar kasıtlı olarak sızdırıldı. Teaser videosundan da alabildiğimiz önemli bazı bilgi parçalarımız mevcut. Kamera yepyeni bir bağlantıya sahip olacak. Ben de dahil pek çok Nikon kullanıcısı, bu kameranın nasıl bir şey olduğunu görmek için sabırsızlanıyor ve aynı zamanda endişeleniyor olabilir. Yine benim gibi birçok kişi yeni kamera sisteminin mevcut yatırımlarını nasıl etkileyeceğini ve DSLR fotoğraf makineleri ve objektiflerin gelecekteki gelişmeleri açısından bunun ne anlama geleceğini merak ediyor olabilir. Bu makalede, yakında anons edilecek Nikon aynasız kamera sistemini gözden geçirmek ve Nikon’un başarıyı yakalayabilmesi için odaklanması gerektiğine inandığım özellikleri birlikte tartışmak istiyorum.

Bu, tam kare aynasız pazarında Nikon için tek şans

Nikon, geçmişte, özellikle de resmi olarak sonlandırıldığını duyurduğu ilk Nikon 1 aynasız sistemiyle bu alanda ilk başarısızlığını yaşadı. Bundan önce de DL serisi kompakt kameraların daha piyasaya sürülmeden önce öleceğini birçok kişi görmüştü. Nikon D600 felaketini hatırlarsınız, bunlar Nikon’un itibarını ciddi şekilde zedeleyen hamlelerdi. Bunun yanında Nikon, D750, D810 ve D850 modelleriyle DSLR alanında büyük atılımları da yapan firma olarak kayıtlarda haklı yerini almış durumda. Bunları düşününce, yeni aynasız sistemleri için de aynı başarı beklentisi içerisinde olmamız konusunda çok da haksız olmayız sanırım.

Yeni aynasız tam kare fotoğraf makinesi, Nikon’un kendi kullanıcılarını diğer aynasız sistemlere geçmesini engellemedeki son şansı. Nikon bu sürümle tüm limitleri zorluyor ve şimdiye kadar paylaşılan bilgilere dayanarak, şirket pazardaki diğer aynasız sistemlere meydan okuyabilecek, gerçekten rekabetçi bir ürün sunmak istiyor. Sony, Fuji, Olympus ve Panasonic’in yıllardır aynasız kameralar ürettikleri ve bol miktarda lens ve aksesuar seçeneği ile sağlam, eksiksiz sistemler oluşturmayı başardıkları göz önüne alındığında, bu gerçekten zor bir hedef. Bu baskı kesinlikle yüksek, eğer Nikon rekabette öne çıkacak bir şeyler sunmazsa, şansı çok zor olacak. Kısacası, bu Nikon’un aynasız dünyada son varolma şansı. Bundan azı kesinlikle yeterli olmayacak…

Yeni bir bayonet, Z mount sistem

Teaser videosundan ve paylaşılan duyurulardan kesin olarak bildiğimiz bir şey, Nikon’un sadece yeni bir kamera değil, yepyeni bir sistem sunuyor olacağı. Bu, yeni bir bayonet, bu bayonete uygun yeni lensler ve hatta yeni aksesuarlar ile tanışacağımız anlamına geliyor; “Z mount sistem”.

Nikon’un ilk önce bir geçiş kamerasını duyuracağını umuyordum. Bu da eski bir Nikon F bayonet ve iyi bir elektronik vizör ile birlikte bir DSLR kamera boyutuna ve ağırlığına sahip olacak diye düşünüyordum. Böyle düşünmemdeki neden, böyle bir kameranın mevcut Nikon F lenslerini kullanabilme yeteneğinden dolayı çok fazla potansiyel kullanım göreceği ve gelecekte DSLR’lerin yerini alabileceğiydi. 100’den fazla çeşit Nikkor lensi ile eski bayonetin devam etmesini sağlamak mantıklı olurdu. Kim bilir, belki de Nikon, aynasız iş alanına paralel olarak F mount ve DSLR fotoğraf makinelerine odaklanmayı planlıyordur. Ancak Nikon’un sınırlı Ar-Ge bütçesi olan küçük bir şirket olduğunu ve kaynaklarının çoğunu yeni alana yönlendireceğini düşünürsek, bunu ne derece sağlayabilirler göreceğiz. Sony’nin sicili, yeni bir montaj hattı geliştirme çabalarının çoğunu üstlenebileceğini gösteriyor ve eğer Nikon büyük oynuyorsa, gelecekte F bayonetin ölümüne şahit olabiliriz. Bu anlaşılabilir, çünkü yeni bir bayonet Nikon için yeni fırsatlar sunuyor. Daha kısa bir flanş mesafesi daha küçük ve potansiyel olarak daha hafif bir fotoğraf makinesine dönüşürken, daha yeni objektif tasarımları da mümkün olacak, bu da Nikon’un daha önce F mount ile mümkün olmayan, Sony gibi hızlı ve kompakt yuvalar oluşturmasını sağlayabilir. Hatta, f/0.95 – f/1.2 gibi son derece hızlı diayfarm açıklıklarına sahip Noct-tipi lensler bile görebiliriz. Yeni bir objektif bayoneti de Nikon’a çok fazla para kazandırabilir, çünkü Nikon kullanıcıları büyük ihtimalle yeni, daha güçlü objektifler kullanıma sunuldukça objektiflerini değiştirecektir.

Şimdi, bir Nikon kullanıcısıysanız ve zaten Nikon lenslerine yatırım yapıyorsanız, Nikon’un mevcut lenslerinizi gelecekteki Nikon aynasız sistemlerinde kullanılabilir hale getirmek için bir adaptör çıkarmayı düşünüp düşünmediğini merak ediyor olabilirsiniz. İyi haber, evet, Nikon zaten bir adaptör geliştirildiğini anons etti, bu yüzden var olan tüm Nikon F lenslerin yeni aynasız sistemleri ile birlikte çalışacağından eminiz. Ancak, Z mount uzun vadede Nikon F bayonetten daha çekici hale gelecek.

Piyasadaki diğer aynasız sistemlerle karşılaştırıldığında Nikon aynasız sistemlerinde, ilk aşamada tam bir lens serisi sunamayacak görünüyor, bu yüzden mevcut Nikon F lensleri yeni Nikon aynasız kameralarda kullanabilmek için uygun bir adaptör gerekli olacaktır. Eğer Nikon, D-tipi (AF-D) ve G-tipi (AF-S) tüm elektronik objektifleri elektronik diyafram E-tipi ve P-tipi (AF) olarak kabul edebilecek tam uyumlu bir adaptör sunmuyorsa, bu Nikon için kötü bir haber olacak. Bu adaptör mevcut tüm lensleri monte etmeyi mümkün kılmalı ve hızlı ve doğru otomatik odaklama performansı için tam bağlantı sağlamalıdır. Böyle bir adaptör yapmak kolay olmayacaktır çünkü Nikon, daha yeni E ve P tipi lensler için elektronik bağlantılar sağlarken, G-tipi ve eski lenslerin diyaframını kontrol etmek için mekanik bir kol takmak zorunda kalacaktır. Nikon AF objektifi veya telekonvertörü ne olursa olsun, adaptörün tam zamanlı ölçüm ve otofokus fonksiyonlarını sağlayabilmesi için adaptörün “akıllı” olması gerekir. Nikon, Nikon 1 sistemine Nikon F lenslerinin takabilmesi için zaten bir FT1 adaptörü yapmıştı. FT1 adaptörü kullanılırken konu izleme gibi özellikler devre dışı bırakılmıştı. Nikon’un, yeni aynasız sisteme mümkün olduğu kadar yumuşak geçiş yapmak istemesi durumunda, bu sınırlamaların üstesinden gelmek ve tüm modern ve eski lensleri yeni aynasızlara uyumlu hale getirmesi gerekecektir.

Son olarak, yeni Z mount sisteminin F mount sisteminden fiziksel olarak daha büyük olduğu düşünüldüğünde, adaptör, muhtemelen garip görünümlü bir koni şeklinde olacaktır. Nikon’un böyle bir adaptörle estetiğin nasıl üstesinden geleceğini merak ediyorum, umarım Nikon mühendisleri bu detayı atlamamıştır…

Nikon aynasız ve yeni lensler

Yeni aynasız Z bayonet ile Nikon ses getirici ve olağanüstü lenslerle başlamalı bence. Nikon’un başından itibaren aynasız sistemle mükemmelleşmek istemesi durumunda hiçbir şeyden taviz verilmemelidir. Fuji’nin aynasız pazardaki başarısı büyük ölçüde lansmandaki mükemmel ana lenslerin kullanılmasından kaynaklanıyordu ve Nikon da aynı metodolojiyi izlemeli. Şimdiye kadar gördüğümüz teaser görüntülere dayanarak, 24-70mm’lik bir lens piyasaya sürülecek ve bu lens Nikon 24-70mm f/2.8E VR’den daha iyi olacak. Yakınlaştırmanın yanı sıra, Nikon aynasız fotoğraf makinesini arzu edilen hale getirecek birkaç mükemmel ilke daha sunmalıdır. Şahsen, yeni tasarlanan 50mm f/1.4 asal lensini ya da Sigma’nın 50mm f/1.4 Art modelinden daha iyi olabileceğini görmeyi çok isterim. Aslında, Nikon’un hantal ve pahalı zum objektiflerinden ziyade bir grup hızlı ve kompakt profesyonel sınıf lenslerle çalışmaya başlaması daha iyi olurdu. Yeni aynasız sistemin başarısı büyük ölçüde Nikon’un lensleri ne kadar iyi tasarladığına bağlı olacaktır.

Boyut, ağırlık, uzun pil ömrü

Şimdiye kadar, boyut ve ağırlık kesinlikle önemli olsa da, başarılı bir aynasız sistemi tasarlamanın önceliği bunlar olmamalı bence. Sony, A7 serisi fotoğraf makinelerinin üçüncü jenerasyonuyla küçük ve hafif bir bataryadan daha yüksek kapasiteli bir pile geçti ve sonuç olarak kameraların genel boyutu ve ağırlığı artmış oldu. Sony nihayet, önceki nesil aynasız kameralarında kullanılan pillerin uzun süreli kullanım için yeterince güçlü olmadığını fark etti. Nikon aynasız, daha başlangıçta yüksek kapasiteli bir batarya ile başlamalı. Sony ile aynı hatayı yaparsa, daha sonra ondan kurtulmak çok acı verici olacaktır.

Süper ergonomi

Nikon kullanıcılarının şu anda ergonomi konusundaki en büyük umudu, Nikon’un olağanüstü ergonomi ile mükemmel kameralar oluşturma konusundaki uzun yıllara dayanan tartışmasız deneyimi ve bu deneyimi yeni aynasız sisteme de taşıyabilecek olmasıdır. Şüphesiz, kameradan kameraya ergonomi ve tutarlı bir deneyim çok önemlidir. Bu yüzden Nikon’un burada daha iyi olmasını ve sadece mevcut Nikon kullanıcılarının yeni aynasız kameraya geçişini kolaylaştırmasını değil, aynı zamanda diğer markaları kullanan başkalarının Nikon’a geçişini de kolaylaştırmasını bekliyorum. Mükemmel ve rahat bir tutuş, akıllı ve fonksiyonel düğme yerleşimi, menüler arasında kolay gezinme ve etiketsiz düğmeler görmeyi bekliyorum. Aynı zamanda kameranın üst kısmında Fuji X-H1 ve GFX-50S fotoğraf makinelerinde olduğu gibi, dijital bir ekran ve ışıklandırılmış düğmeleri görmeyi çok isterim. Ayrıca lensler kamera ile iyi dengelenmeli ve çok ağır olmamalıdır.

Menü sistemi, Nikon DSLR fotoğraf makinelerinde bugün olduğu gibi, anlaşılması kolay, basit ve düzenli olmalı. LCD ekran dokunmatik özellikli olmalı ve hem odaklama gibi şeyler hem de kamera menüsünde gezinmek için dokunmatik ekranı kullanmak kolay olmalıdır. Umarım Nikon sonunda menüdeki “Menü banka sistemi”ni de düzeltir! D850’deki yalnızca 2 yönlü hareket edebilen değil, tüm yönlere hareket edebilen bir LCD olmasını isterim.

Yüksek çözünürlüklü, parlak ve gecikmesiz elektronik vizör

Yeni Nikon aynasız kamera, mevcut kullanıcıların optik vizörden (OVF) Elekronik vizöre (EVF) geçiş yapmasını cazip kılmak için hem parlak hem de gecikmesiz bir süper yüksek çözünürlüklü elektronik vizöre sahip olmalıdır. Nikon’un bize, mükemmel bir deneyim sunmak için kendi optimizasyonları ile en son OLED EVF teknolojisini sunmasını bekliyorum.

Faz algılamalı ve Kontrast algılamalı Otomatik Netleme

Şüphesiz, otomatik odaklama performansı Nikon aynasız sistemin başarısında önemli bir faktör olacak. Nikon’un otomatik odaklama hızına ve doğruluğuna öncelik vermesi gerekiyor, böylece sistem ister fotoğraf ister video çekiyor olsun, hem hareketsiz hem de hareketli nesneler için hızlı ve doğru odaklanmalı. Nikon’un dahili faz algılamalı otomatik netleme pikselleri ile tam çerçeve sensörünü hiç yapmadığı göz önüne alındığında, bu zor olacaktır. Bu nedenle Nikon, Sony ve Canon ile gelecekte rekabet edebilmek istiyorsa, faz algılamalı ve kontrast algılamalı otofokus sistemlerinin ikisini bir arada başarılı bir şekilde sağlamalıdır. Nikon’un DSLR’lerdeki AF hızı ve doğruluğundaki büyüyü yeni aynasızlarda da gerçekleştirebilirse, birçok fotoğrafçı bu nedenle yeni aynasız sisteme geçiş yapmayı ciddi bir şekilde düşünecektir.

Gövde içi görüntü sabitleme

Görüntü Sabitleme sistemlerinin gövdede mi yoksa lenste mi olacağının tartışmalarının çoktan gerilerde kaldığı günümüzde, Nikon’un geleneksel olarak yalnızca objektif tabanlı görüntü sabitleme sistemini kullandığı düşünüldüğünde, Nikon’un yeni aynasız kamerası için gövde içi görüntü sabitleme (IBIS) yapmayı planlayıp planlamadığını henüz bilmiyoruz. Sony, Olympus ve Fuji aynasız sistemlerindeki tecrübelerim, gövde içi sabitlemenin, çoğu aynasız oyuncu arasında çok önemli bir özellik haline geldiğini gösteriyor. Bu özellik sahada çekim yaparken büyük bir fark yaratıyor. Nikon, yeni aynasız kameraları için gövde içi sabitlemeyi ciddi olarak düşünmeli, gerçekten de Fuji X-H1 ve Olympus OM-D E-M1 Mark II fotoğraf makinelerinde olduğu gibi çalışmasını umuyorum. Son olarak, eğer Nikon gövde içi görüntü sabitleme kullanırsa, adaptörler ile birlikte kullanılacak mevcut lenslerin Titreşim azaltma (VR) ile uyumlu olmasını sağlaması gerekir.

Arkadan aydınlatmalı (BSI) görüntü sensörü

Yeni aynasız sistemin görüntü kalitesinin en azından Nikon D850 modelindekiyle eşleşmesi gerektiğini ve hatta umarım bunu bile aşabileceğini söylemeye gerek yok. Bu, yeni aynasız kameranın yalnızca belirli fotoğraf türleri için değil herkes için çekici olmasını sağlamak için olağanüstü dinamik aralık ve üstün yüksek ISO performansı sunabilmesi gerektiği anlamına gelir. Kameranın çözünürlüğü de önemlidir, ancak eğer Nikon gelecekte bir hız canavarı yapmak istiyorsa, muhtemelen iki farklı tipte aynasız kamera sunmalıdır; biri spor / aksiyon için, diğeri genel amaçlı her şey için. Nikon’un önce yüksek çözünürlüklü bir versiyonla başlamasını ve daha sonra bu sene ya da gelecek sene daha düşük çözünürlüklü, saniyede çekim sayısı daha hızlı bir kamera sunmasını bekliyorum. Nikon dedikodularına göre, aynasız fotoğraf makinesinin 45MP ve 24MP tam kare versiyonlarını görebiliriz. Bu da Nikon’un Sony A7R III ve Sony A9 fotoğraf makinelerini çözünürlük ve hız açısından hedeflediği anlamına geliyor. En iyi çözüm, arkadan aydınlatmalı bir CMOS algılayıcı olacaktı, ancak bu teknolojiyi kameranın ilk versiyonunda görebileceğimizden emin değilim. Bunun yerine 24 MP sürümünde bunu görebiliriz. Küresel bir obtüratör kullanması inanılmaz olurdu, bu teknolojinin bugün bizim için henüz mevcut olmadığını biliyoruz, bu yüzden beklentilerimizi piyasadaki en güncel kameralardan ayırmamız ve beklentiler konusunda biraz insaflı olmamız gerekiyor.

Elektronik deklanşör ile sönümlendirilmiş deklanşör mekanizması

Nikon, Nikon D850 modelinin aynı veya daha iyi deklanşör mekanizmasını sunduğundan emin olmalı. Deklanşör şokunu en aza indirmek için Nikon, Elektronik ön perde deklanşörü sistemini kameraya uyarlamalı ve varsayılan olarak açmalıdır. İdeal olarak, Fuji’nin X serisi ve GFX kameralarında yaptığı gibi, çok parlak gün ışığında objektif kullanırken 1/8000 saniyeyi geçebilecek mekanik ve elektronik deklanşör kombinasyonunu görmek isterim doğrusu.

Aynı çift hafıza kartı yuvaları

Nikon’un yeni nesil DSLR’lerde XQD, CFexpress, SD ya da başka farklı bir bellek kartı tipine geçiş yapmasını anlayabiliyorum, ancak Nikon’un bir bellek kartı formatını benimsemesinin ve onunla birlikte çalışmasının zamanı geldi. İdeal olarak, Nikon’un en son nesil CFexpress bellek kartlarını aynasızlara uyarlamasını çok isterdim.

Kamera ve Menü özellikleri

Son olarak, diğer aynasız oyunculara kıyasla Nikon’a rekabet avantajı sağlayabilecek yeni kamera ve menü özellikleri hakkında unutmadan birşeyler söylemeliyim. WiFi ve Bluetooth bağlantısı bir zorunluluktur ve Nikon, kamerayı kontrol edebilen ve görüntüleri mobil cihazlara hızlı bir şekilde aktarabilen, ben dahil birçok kişinin nefret ettiği berbat bir Snapbridge uygulamasıyla değil, düzgün geliştirilmiş bir uygulamayla geldiğinden emin olmalıdır. Gövdede bir GPS de, görüntülerini coğrafi olarak etiketlemek isteyenler için iyi bir özellik olacaktır. Portre çekmeyi sevenler için Nikon SB-5000 gibi yeni nesil radyo flaşlarını kontrol etmek için bir radyo vericisi eklemek de ne güzel olurdu. Nikon D850 modelindeki Odak istifleme ve hassas makro odaklama gibi en yeni özelliklerin, en baştan itibaren yeni aynasız sistemde de mevcut olması gerekliliğini söylemeye gerek yok sanırım.

Ayrıca, Nikon’un Bölünmüş Ekran Yakınlaştırma özelliğini sabitlemesini, böylece portre ve manzara modlarında çekim yaparken de kullanabilmek isterim. Bu özellik piyasadaki herhangi bir kamerada henüz mevcut değil, bu da Nikon’a rekabet avantajı sağlayacaktır.

Son olarak, video çekenler için Nikon’un yüksek kare hızlarında, harici HDMI çıkışında ve diğer video özelliklerinde 4K+ video çekimi sağlamasını bekliyorum. Ayrıca 10 bit video kaydı, S-Log / F-Log, vb. özellikler iyi olurdu.

Makul fiyatlandırma

Son beklentim fiyatlandırma konusunda. Tüm bu şaşırtıcı teknoloji ile Nikon aynasız, Sony’nin sunabileceği şeylerle rekabet etmek istiyorsa, yüksek fiyatlandırma bunu bir hataya dönüştürebilir. Yeni aynasız kameranın yüksek çözünürlükte olması için Sony A7R III modelinden daha ucuz, yüksek FPS sürümünün Sony A9 modeliyle rekabet edebilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Siz de Nikon’un yeni aynasız sistemi konusunda heyecan duyuyor musunuz? Yeni Nikon aynasız kameralarda başka hangi özellikleri görmek istersiniz? Lütfen aşağıdaki “Yorumlar” bölümünde benimle paylaşın!

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Sebahattin Demir
Mühendis ama Tıp meraklısı. Profesyonel yönetici. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir.
avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Ünsal Ödemiş
Ziyaretçi
Ünsal Ödemiş

Yine çok güzel bir makale olmuş. Elinize sağlık Sebahattin bey. İyi bayramlar

Metin Hüdai Altın
Ziyaretçi
Metin Hüdai Altın

Merhaba

Öncelikle bu çok derli toplu ve objektif yazınız için sizi tebrik ediyorum. Sizin gibi bloggerları çok takdir ediyorum yazdığınız konulara çok tarafsız ve gerçekçi bakıyorsunuz ve bunu bu şekilde özgürce dile getiriyorsunuz. Marka reklamcıları gibi değilsiniz.

Ben D850’ye zaten para yatırdım çünkü DSLR tercih ediyorum. Elektronik vizörlerden hoşlanmıyorum. Ancak F mountun geleceğinin belirsizliği nedeniyle bundan sonra F lenslere para yatırmak konusunda şüphelerim var.

Piyasada bu kadar aynasız varken nereye baksam hala DSLR kullanan çok insan görüyorum. DSLR’lerin hala en az 10 yıllık bir ömrü olduğuna inanıyorum belki daha da uzun.

Bu fırsatla bayramınızı kutluyorum.

alaattin demirkızak
Ziyaretçi
alaattin demirkızak

merhaba sizce nikon orta format konusunda ne düşünüyordur.

burak çetin
Ziyaretçi
burak çetin

sebahattin bey
şu bayram günü herşeyi bıraktım sizin yazılarınızı ve yorumlarınızı okuyorum. eşim bırak o telefonu artık elinden diyor. daha dolaşacak çok kapı var.. listenize bir ilavem var kısaca yazayım dedim 🙂
benim ilave beklentim hava sızdırmazlığı olurdu örneğin sony a9 unkinden üstün olmalı. 5d mark 4 veya d850 nin sızdırmazlığı ile eşit olmalı.
eşim telefonu elimden kapmadan yazayım … iyi bayramlar.

Yılmaz
Ziyaretçi
Yılmaz

Ooooo ortam hareketlenmis. Ben de katkida bulunayim bari.
Cok daha gelismis video yetenegi olmali. Duzgun odaklama, sessiz calisma ve kaliteli dahili mikrofonlar, FF 4k performansi ile birlikte benim istek listemde.
Ayrica sikca kullanilan ayarlar icin program yapmamizi saglayan basitlestirilmis kullanisli cekim bankalari, kisa zamanlayici, gecikmeli deklansor, VR-off gibi ozellikler olmali

Mehmet Khan
Ziyaretçi
Mehmet Khan

Benim listem
1. < 0.5 saniye açılma zamanı
2. < 0.5 saniye açılma zamanı
3. < 0.5 saniye açılma zamanı

Güner O. Ertürk
Ziyaretçi
Güner O. Ertürk

… ve… optik / hibrit vizör.
Bu özelliği Fuji X-Pro 2 gövdem ve ana lenslerimden oluşan tüm setimi yeni Nikon aynasız ile değiştirmek için bekliyorum. Eğer Nikon bunu yapmazsa Fuji ile devam edeceğim.
Bu benim olmazsa olmazım. Gün ışığında elektronik vizörle benimle aynı sıkıntıyı yaşayan birçok insanın acı çektiğini görüyorum. OPTİK VİZÖR LÜTFEN!

Sungur Tinaztepe
Ziyaretçi
Sungur Tinaztepe

Nikon iyi bir video otomatik af sistemi uretemedi gitti .. Umarim bu aynasizlarda bunu basarir ve sony af performansini yakalar .. evet .. merakla bekliyorum …

Zeki
Ziyaretçi
Zeki

F mount adaptörünün her lensle uyumlu olması gerektiğini söylemek bence zorlama bir gereksinimdir. Tüm F mount lensler tüm Nikon gövdelerde çalışmıyor ve yıllardır hiç kimse bu konuda şikayet etmiyor. Bu nedenle yeni aynasız fotoğraf makinesinde eski bir AF-D F mount lens kullanmak istemeyeceksiniz ve yalnızca bu nedenle hayatı çok karmaşık ve pahalı hale getirmek gereksiz bence. F mount AF-S lenslerini G ve E tiplerinden alan bir adaptör yapmak yeterlidir. Tüm bunlardan önemlisi adaptör kısa vadeli bir çözümdür.

Haldun
Ziyaretçi
Haldun

Madem 1 seneden beri bu makinenin çikacagi belliydi bu yaziyi neden simdi yazdiniz merak ettim. 1 yıl once yayinlanmis olmaliydi. Kamera tasarimi zaten bitti hatta uretilmeye bile baslandi. Bundan sonra onerimiz olsa ne olur olmasa ne olur. Biraz daha bekleyip çikan makineye göre bir sonraki modelde ne olmali onlari tartismak gerekmez mi…

Derya Basyigit
Ziyaretçi
Derya Basyigit

Hocam bişey sorucam.. Hem f hem de Z bayonet olasılığı mümkün mü? Yani bir model F bayonet bir model de z bayonet versiyonu çıkmazmı sizce.

Buket S.
Ziyaretçi
Buket S.

Boyut ve ağırlık en öncelikli olmalı aksi halde aynasız almanın ne anlamı var? Hala büyük bir makine olacaksa neden DSLR’den vazgeçeyim?

ÖZEL MAKALE

Image Stack ile fotoğraftaki gürültüyü (kumlanmayı) yok etmek

Image Stack ile Fotoğraftaki Gürültüyü (kumlanmayı) Yok Etmek
Gece fotoğrafı çekiyorsunuz ya da karanlık bir kapalı ortamı fotoğraflamak istiyorsunuz. Tek çözüm Yüksek ISO kullanmak. Ama bu durumda Fotoğrafta gürültü yani kumlanma olacak. Peki bu gürültüden kurtulmanın bir yolu yok mu? Var elbette; Photoshop'un Image Stack Yöntemi.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Bir gün yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş. Adam arkasından yetişip tekrar önünü kesmiş "Karnım çok aç, kaç gündür ağzıma lokma koymadım" demiş. Temel "Bak işte pu olmadu uşağum" demiş, "Hiç değilse pi kaç lokma yemelisun". Evet, tok açın halinden anlamıyor. Diyelim ki fotoğrafı çok seviyorsunuz ve heves ediyorsunuz. Kendinize bir kamera almak amatör olarak fotoğraf çekmek istiyorsunuz ama nereden ve nasıl başlayacağınız hakkında hiçbir bilginiz yok. Ne yaparsınız? Bu konuda bilgi sahibi tanıdık eş dostlarınıza fikirlerini sorarsınız İlgili forum sitelerine danışırsınız Bir fotoğraf mağazasına gider, bilgi alırsınız Bol bol araştırma yapar, kitaplar okur, videolar izlersiniz. Belki de bunların birkaçını veya hepsini birden yaparsınız. Ama genellikle size verilen cevaplarda hep, sanki karşınızdaki profesyonelmiş de siz onların seviyesine çıkana kadar çook uzun yıllarınızı harcamanız gerekiyormuş gibi hissettirler size. Haydi gelin itiraf edelim; hangimiz bize danışan bir yeni başlayana böyle hissettirmedik? Baştan söyleyeyim, tersini söylerseniz inanmam! Fotoğrafçılıkta ne kadar çok düşman var! Işığın düşmanı karanlık, DSLR'nin düşmanı aynasız, Nikon'cular bir yanda Canon'cular bir yanda. Aynasız'cılar bile fraksiyonlara ayrılmış durumdalar; tam kareciler (Full frame), çarpanlı gövdeciler (APS-C) veya Mikro 4/3 fanları. Biter mi, daha var; Sony'ciler, Fuji'ciler, Pentax'çılar, Panasonic'çiler ... Makrocular, portreciler, manzaracılar, modacılar, ürüncüler, yemekçiler, düğüncüler, sokakçılar, her ne rastgelirseciler ... Ama bunların da önünde çok daha önemli bir ayrım var, PROFESYONELLER ve AMATÖRLER. Ben bu tanımları son zamanlarda iyice merak etmeye başladım, neye göre profesyonel, kime göre amatör? Bir kameraya sahip olanlar neden profesyonel olmak isterler? Ya da öyle görünmek isterler? İşimi gören, fazla sorun çıkartmayan, istediğim asgari konforu bana sunan arabam varken, neden bir Formula 1 yarışçısına heves edeyim? Seçenekler şunlar olabilir mi: Bir araba yarışçısı olmak harika ve heyecan verici! Teknolojisi benim için büyüleyici ve bu otomobillerde bu faslasıyla var! Kim bütün gün araba kullanmak ve üstüne deli para kazanmak istemez ki? İşimden sıkıldım, orta yaş bunalımına girdim, heyecan lazım! Yine de birçoğumuz otomobilimizi sadece bir araç olarak düşünmekten memnunuz. Öyleyse fotoğrafçılık neden farklıdır? Çoğumuzun bu alandaki EN'leri hedef almamızı, onlar gibi olmak istememizi sağlayan şey nedir? Hiç forum sohbetlerine katıldınız mı? Ya da yeni favori kameranıza veya lensinizi bir inceleme sayfasında okumaya çalıştınız mı? Ben bunları ne zaman yapsam, neredeyse her zaman o an sahip olduğum ekipmanım için yapmış olduğum seçimlerimden şüphelenirken ve bir sonraki satın alacağım ekipmanımı ararken bulurdum kendimi. Bir gün fark ettim ki: ben bu ölüm kalım soruları (!) ile uğraşırken bir şey yapmayı unutmuşum: fotoğrafçılıktan zevk almak. Photoshop'da fotoğraflarımla uğraştığım, saatlerimi harcadığım, ışıklandırma, kompozisyon, netlik ve benzeri takıntılarım nedeniyle kendimi hep üzgün ve yetersiz hissediyordum, kafamda hep o deli sorular vardı; daha iyisi nasıl olabilir acaba? Ve elbette, internette daha fazla zaman harcıyordum. Sonra, bunun sıkışıp kalmışlık ve basit bir kısır döngü olduğunu anladım. Belki de en iyi ekipman falınıza baktırabilirsiniz :) Bence fotoğrafçılık, sanat ve teknolojinin kutsal bir evliliğidir. İdealinde, bu iki bileşen arasında sağlıklı bir denge olmalıdır. Yeni başlayanlar da bu ideal dünyada her iki konuda da dengeli kaynaklar bulmalıdır. Asıl nokta ise, "Adım adım nasıl sanatçı olunur" gibisinden bir rehberin olmaması. Öte yandan, teknolojiyle ilgili öğrenilebilecek o kadar çok fazla bilgi var ki, en iyi sonucu elde etmek cebinizin ne kadar dolu olduğuna bağlı. İlk DSLR kameramı aldığımda, sadece birkaç günlük google araştırmalarımda, profesyonellerin profesyonel ekipmanlara sahip olduğu ve bu nedenle profesyonel fotoğraflar çektiği, daha iyi ve profesyonel olmanın birbiriyle bağlantılı olduğu hissine kapılmıştım. Amatör olmak veya amatör görünmek kötü bir şey mi? Bu soruyu cevaplamak için “Fotoğrafın konusu nedir?” sorusuna cevap bulmak gerek. Bu sorunun kitaplardaki cevabı şudur: Işığı yakalamak. Genel geçer cevapları ise: Anı yakalamak. En iyi kamera, en iyi ayarlar, en iyi lens, dışarı çıkıp denemeler yapmak yerine bunları düşünmek ve gerçekten o anı kaçırmak. Teknikleri ve teknolojiyi görmezden gelerek amatör olmayı mı kastediyorum? Elbette hayır. Bir araba kullanıyorsanız, göstergelerini kullanmanız, farları yakmanız, motor yağını kontrol etmeniz, kış lastikleri bulundurmanız gerekir. Ama aynı seyahati 15 yaşındaki bir Fiat ile, tıpkı yeni model bir Audi'de olduğu gibi yapabilir ve harika bir doğada, muhteşem manzara boyunca eşit derecede eğlenceli bir seyahat yapabilirsiniz. "Profesyonel, amatöre karşı" dilemmasına rastlamışsınızdır. Kendim için şunu net olarak söyleyebilirim; ben profesyonel değilim, amatör yerine fotoğraf gönüllüsü olmayı tercih ediyorum. Bir fotoğraf gönüllüsü olarak, fotoğrafa ilk başladığımda duymak istediğim bazı ipuçlarını ve püf noktalarını şöyle sıralayabilirim: Ekipman Ekipmanın aşırı bir önemi yoktur. Fotoğrafçılığa giren çoğu insan, ellerindeki ekipmanın ne kadar iyi olduğunu ve bunlarla neler yapabileceklerini es geçer. Eğer gerçek bir acemi iseniz, alabileceğiniz ilk giriş seviyesi kamerayı almanızı ve fotoğrafta Pozlama nedir, Doğru pozlama nasıl yapılır öğrenebilmek için manuel ayarlar ile kullanmanızı öneririm. Bunu yaparak, gelecekte yeni bir kamera isteyeceğiniz zaman, tercihlerinizin ne olduğu konusunda oldukça doğru bir fikre sahip olacaksınız. Eğer çoğunlukla etrafta koşan çocukları, hayvanları veya uçan kuşları fotoğrafladığınızı fark ederseniz, hızlı ve doğru otomatik netleme yapan modellere göz atmalısınız. Sıkça seyahat ediyorsanız ve bir de kilolarca ekipman taşımak istemiyorsanız,  küçük kompak kameralara bakmak isteyebilirsiniz. Büyük olasılıkla bir tam kare (Full frame) canavardaysa gözünüz, o zaman ayrı, kalbinizinden gelen bu sesi göz ardı etmeyin! Ben tüm seyahatlerimde Nikon D850 kameramı yanıma alıyorum. Peki, D850'min tüm potansiyelini kullanıyor muyum? Evet kullanıyorum. Neden şaşırdınız, hayır cevabı bekliyordunuz, itiraf edin. Evet kullanıyorum, çünkü o kamerayı bu özelliklerini kullanmak için aldım ben. Onun tüm özelliklerini blogumda anlatan onlarca yazı bulabilirsiniz. Onu seviyorum. Kesinlikle! Amatör olmanın en iyi yanı, ekipman satın almanın finansal değil duygusal bir karar olduğudur. Ben ekipmanımı bir yatırım olarak değil, bir iş ortağım olarak seçmeye çalışıyorum. Köyün birinde köy meclisi toplanmış, köyü ve köylüyü kalkındırmak için bir atılım yapmaya karar vermişler. Atalet içindeki köylüyü buna ikna için neler yapabiliriz diye düşünürken, içlerinden biri "Nasreddin hocayı davet edelim, bunu o anlatsın. Köylü onu dinler" demiş. Fikir çok benimsenmiş, hocaya gidip isteklerini iletmişler. Hoca "Gelirim ama bir şartla" demiş, "Bir kese altın isterim". Köylüler, "Aman hocam, nerden bulalım bu kadar altını" dedilerse de hoca isteğinden vazgeçmemiş. Çaresiz kabul etmişler, köye dönüp herkesten, elde avuçta ne varsa toparlayıp hazır etmişler. Gün gelip çatmış, hoca köye gelmiş. Tüm köy halkı meydana toplanmış, heyecanla hocayı bekliyorlar. "Önce altınları göreyim" demiş hoca. Vermiş köylüler. Almış cebine koymuş. Sonra başlamış konuşmaya. Hoca konuştukça, köylüler coşmuş, köylü coştukça hoca coşmuş. Muhteşem bir konuşmanın ardından hoca, köy heyetini çağırmış, cebinden keseyi çıkarıp onlara geri vermiş. Köylüler şaşkın! "Hocam ne oldu, neden geri veriyorsun" demişler. Hoca cevaplamış "Bu altını sizden iki nedenle istedim" demiş ve devam etmiş "Birincisi, para verdiğiniz için beni can kulağıyla dinlemek zorunda kaldınız. İkincisi, insan cebinde para olunca bir başka konuşuyor be" demiş. Artık buradaki kıssayı ve çıkacak hisseyi de size bırakıyorum :) Bir amatörün ihtiyaç duyabileceği şeylerden daha fazlasını sunan bir sürü harika kamera var. Ancak, sizin için gerçekten önemli olan veya hayatınızı kolaylaştıracağını düşündüğünüz ve bunun karşılığını ödeyebileceğiniz tek bir özelliği bile varsa: gidin alın! Çantanızdan her çıkardığınızla bayramda en sevdiği hediyeyi almış bir çocuk gibi hissedeceğinizden emin olun. Peki o zaman lensler? Kameralara benzer şekilde, en çok kullandıklarınızı belirleyin ve bunlara sadık kalın, çok sık lens değiştirmeyin. Arkadaşlarınıza tatil fotoğraflarınızı gösterdiğinizde, "Aaaa çok güzel çözünürlükte çekmişsin" mi der? İddia ediyorum hiç kimse farkına varmayacaktır. Ama ben genellikle prime yani asal lenslerimi kullanıyorum, arkadaşlarımın fotoğraflarımdaki çözünürlükleri farkedip, bunu bana söylemeleri için değil, sadece kendim için, onlarla daha zevkli çalıştığım ve onlardan büyük baskılar alıp ofisimin duvarlarına asmayı sevdiğim için. Sonra onların yerine yenisi geldiğinde ya da ofisime gelen bir dostum birini beğendiğinde, onları dostlarıma hediye etmekten çok büyük mutluluk duyduğum için. Aynısı aksesuarlar için de geçerli. Mümkünse satın almadan önce onları deneyin ve hangilerinin size gerçek bir fayda sağladığını görün. Örneğin, ben mutlaka üçayak kullanmaya özen gösteririm. Bunun benim için ne kadar önemli bir araç olduğunu biliyorum. Öyle ki, yurtdışı seyahatlerimde bile bir seyahat üçayağım vardır yanımda. Post prodüksiyon, fotoğrafı işleme aşaması İşte size kendi fotoğraflarınızdan nefret edebileceğiniz bir aşama! Kameranızı bir spor müsabakasına götürüp, oradan 1000'e yakın fotoğrafla eve döndünüz mü? Peki, hiç onları işlemeyi denediniz mi? Sizi iyi hissettirdi mi? Evet, ben de öyle düşünmüştüm. Bazılarının neden bu noktada yalnızca JPEG fotoğraf çekmeyi düşündüğünü anlıyorum. Adil olmak gerekirse, JPEG formatında çekilmiş bir fotoğraf kusursuz olmayabilir, ama yine de çok iyi görünebilir. Fakat RAW fotoğraf çekmek her zaman yeni bir olasılık ufku açar. Başlangıçta JPEG çekim yaparsanız, çıkacak görüntüyü makineninizde yaptığınız ayarlara göre fotoğraf makinesine bırakabilirsiniz. RAW çekim yapmak, sahada harcayacağınız tonlarca zamandan kazanmanızı sağlar. Ya da zifiri karanlık gölgeleri hatırlayın, işleme aşamasında birkaç sürgü hareketi ile size fark yaratan bir dünya yaratabilir ve sizi daha hoş bir sonuçla mutlu edebilir. İlk başladığım zamanlarda fotoğraflar üzerinde sonradan yapılan Photoshop müdahelelerine dair bazı çekincelerim vardı. Sonradan farkettim ki, ne yaparsanız yapın, hiçbir kamera asla tıpkı gözlerimizle gördüğümüz gibi bir fotoğraf çekemiyor. Ben, sonuçta sevdiğim fotoğraflara sahip olmak istiyorum ve o kaydırıcılarla biraz oynamanın bence bir zararı yok. Bunları yazıyorum diye beni monitörün başında saatler geçiren biri sanmayın, sıkılırım zaten, yapamam. Bu yüzden fotoğraf işlemek için harcadığım zamanı kademeli olarak azalttım. Genellikle fotoğrafların çoğunda uygulayacağım, kamera standart profili, lens düzeltme, makul miktarda kontrast, netlik ve titreşim gibi ayarlardan oluşan bir ön ayar kullanarak da zaman kazanmaya odaklanıyorum. Bu, beyaz dengesi ve pozlama ayarları, gerektiğinde vinyet veya kırpma gibi fotoğrafların ince ayarlarıyla geçirmem gereken zamanı önemli ölçüde azaltıyor. Sorumu yineliyorum, "Amatör olmak kötü mü?" Kesinlikle hayır! Bir amatör olmak ve öyle kalmak harika! Bir kere, beklentilere bağlı değilsin, herhangi bir hata yapabilirsin, kendi kurallarını ve estetiğini tanımlayabilirsin, ve neden fotoğraf çektiğini hatırlarsan, çektiğin fotoğrafları daha fazla sevmeyi öğrenebilirsin. Gerçekçi olmayan ya da hep rakiplerinizden daha iyi olmanız için devamlı sol omzunuzda bik bik eden şeytan tarafından rahatsız edilmezsiniz, çünkü size ömür boyu sürecek bir deneme yanılma yolculuğuna çıkma ve sadece sürüşün keyfini çıkarma fırsatını verir. Ve buna bonus olarak, kendi hayatınızın değerli, ilginç ve tuhaf anlarından oluşan bir portföy ile mutlu mesut yürüyüp gidersiniz. Belki bir gün bunlar ışığında, kariyer değişikliği düşünmek bile isteyebilirsiniz :) Amatör olun! Reçete basit: Donanımınızı tanıyın, onları başka markalar ve modellerle karşılaştırmak yerine fotoğraf çekmek için kullanın ve benim kadar fotoğraf çekmenin tadını çıkarın! Fotoğraf çekenler daha mutlu oluyor demiş miydim?

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel kameralı telefonlardan...
Bir köy hikayesi: Sarıyurt

Bir köy hikayesi – Sarıyurt

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?