Resim Çekmek mi, Fotoğraf Yapmak mı?

13
Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?
Share Button

Sıkça yaptığımız gibi yine bir hafta sonu eşimle birlikte Kuşadası’ndayız ve sahilinde nefes kesici bir manzaraya bakıyorum. Her zaman yanımda olan kameramı çıkarıp bu harika görüntünün fotoğrafını çekiyorum:

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Sonra makinemin LCD’sinde çektiğim fotoğrafa şaşkın bir şekilde bakıyorum, sanki çok güzel bir şeyi imha etmiş gibi hissediyorum. Tamam bu bir resim, ancak önümdeki manzara ile alakası bile yok. Kameramın objektifinin diğer tarafındaki görüntü aynı hikayeyi anlatmıyor bana…

Ne yaptım ben? Gördüğüm şeylere bir sınır koymaya çalıştım ve sonra bir şey oldu, içimdeki sesi işittim: “keşke sağdaki rıhtıma doğru yürüseydin!”

İçimden gelen bu sese kulak verip sağa, denize uzanan rıhtıma doğru yürüyorum. Evet, gemi yalnız ve güzel görünüyor, fotoğrafını çekiyorum. Evet, güzel bir görüntü oldu, gemi tek başına da olsa bir anlamı var artık. Ama gemi tamamen doğal manzaradan uzaklaştı, aslında gözümle gördüğümde manzarayla bir bütün olarak güzeldi. Muhtemelen daha iyi bir görüntü yakalayabilirim umuduyla yürüyorum, elimde kamera…

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Karşımdaki manzara iyi bir fotoğraf için yapılmış sanki. Tüm sahil boyunca deniz kenarı ile çevriliyim ve bu durum sevdiğim bir fotoğraf için malzeme olmaya başlıyor gibi… mi?… İşte fotoğrafçılığın zorluğu burada yatıyor: Bir şey göze iyi görünüyorsa bu, karşımızdaki görüntünün iyi bir fotoğrafa dönüşmesi anlamına gelmiyor.

Bir hobi fotoğrafçısı olarak bu benim için çok sinir bozucu bir durum. Ben de bu gibi durumlarla daha iyi baş edebilmek için resim ile fotoğraf arasında kendimce bir ayrım yaptım.

Geleneksel anlamda bir “resim” ve “fotoğraf” hemen hemen aynı şeyi ifade eder, öyle değil mi? Bana göre bu iki kelime, yukarıdaki birinci ve ikinci fotoğraf arasındaki farkı gösteriyor.

Fotoğraf çekmek, gözlerinizle özel bir şeyler görmek ve o anı bir fotoğraf makinesiyle yakalamaktır.

Fotoğraf çekmek, bir yerlerde “olmak” ve “görmek” arasındaki farktır. Fotoğraf çekmek, gözümüzle gördüklerimizi 13 inçlik bir bilgisayar ekranına birebir yansıtamayacağımızı anlamaktır.

Burada amacım resim çekmenin yanlış bir şey olduğunu söylemek değil. Bulunduğum ortamı belgelemek uğruna resim çekmeyi çok seviyorum. Ancak, bir kameradaki görüntü ile deneyimlerimiz arasındaki farkı kabul ettiğimizde aynı ortam, hikayeleri ile daha etkili bir şekilde anlatılabilir hale gelebiliyor.

Çoğu sanal ortamda ve forumlarda “fotoğraf mı yoksa resim mi” paradoksuyla karşılaşıyorum. Kimi fotoğraf sanatçıları “resim” denmesinden hoşlanmazlar, onlar için fotoğraf makinesinden çıkan sonuç bir “fotoğraftır”. “Resim yapılır” derler, “Fotoğraf ise çekilir” onlar için. Ben bu fikre katılmıyorum.

Hiçbir sanatsal, estetik değeri olmayan, yalnızca o andaki durumsallığı gösteren imgeleri bir fotoğraf makinesiyle oluşturmak “Resim çekmektir” bence. O durumsallığı, içinde barındırdığı gerçekliği hikayesiyle birlikte izleyicisine geçiren, sanatsal ve estetik bir değeri olan bir imge yaratmak ise “Fotoğraf yapmaktır“. İçinde düşünce vardır, deneyim vardır, kurgu vardır, estetik kaygısı vardır. Bunlardan hiçbiri tesadüfen bir araya gelip bir fotoğraf oluşturamazlar. O nedenle bu işin adı “yapmaktır“, “çekmekdeğil.

Ansel Adams’ın bir fotoğrafı oluşturmak için ne gibi araştırmalar yaptığını, o sahne için ne kadar süre beklediğini, hangi objektif ve açıyla çekeceğini nasıl planladığını, ışığın yön ve şiddetini nasıl denk getirdiğini vs düşününce buna fotoğraf çekmek mi dersiniz, yoksa fotoğraf yapmak mı? 

Burada fotoğraf çekerken aklımda tutmaya çalıştığım birkaç kuraldan bahsedeceğim. Bunlar zor ve karmaşık kurallar değil, bolca okuyup deneyimleyerek kendime tavsiye ettiğim şeyler. Böylece bir kameranın diğer tarafında bile güzel bir gün batımı hikayesinin anlatabileceğini düşünüyorum.

Bunlar benim içimden gelen tavsiyeler, bir teknik temele oturtamıyor olabilirsiniz. Dedim ya benim düşüncelerim sadece. Sizin daha iyi düşünce ve önerileriniz varsa lütfen yazımın sonundaki “Yorumlar” kısmından benimle paylaşın, mutluluk duyarım.

Listemize geçelim;

Bir ağaç veya çiçek seçiyorum

Tüm ormanı fotoğraflamıyorum.

Bu insanın doğasında var, karşımızda inanılmaz bir manzara ile çevriliyiz ve hepsini tek bir görüntüde yakalamak istiyoruz. Gözümüzle gördüğümüz bu inanılmaz manzara nasıl olur da fotoğrafta böyle güzel görünmez, bunu kabul etmek zor gelir insana.

Burada zorluk çoğu durumda sahneden bir şeyleri ayıklamakta yatıyor. Sanki gözümüzle gördüğümüz o muhteşem sahnenin tamamını fotoğrafa sığdırmazsak, o anın güzelliğini yansıtamayacakmışız gibi geliyor. Fakat biz fotoğraflara bir gün batımına baktığımız gibi bakmıyoruz, fotoğrafı öyle seyretmiyoruz. Bir fotoğrafçı olarak fotoğrafımızda dikkat çekmesini istediğimiz konu(lar) hakkında karar vermemiz gerekir. Örneğin ormanda bir ağaç seçmeliyiz ve ormanın öyküsünü o ağaçla anlatmalıyız. İyi bir fotoğraf çekmek kasıtlı olarak ayıklamayı da gerektirir.

Aşağıdaki iki fotoğraf bir ormanı fotoğraflamak ve bir ağaç veya çiçek seçmek arasındaki farkı gösteriyor. İnsan gözünün 160º’lik bir açı ile gördüğü söylenir. Ancan bu 160º’lik açının tam net görünen kısmı 55º’lik bir alan. İnsan gözü 160º’lik bu toplam içindeki net olarak gördüğü 55º’lik kısmın dışında kalan hareketli nesneleri algılayabiliyor, ama net tanımlayamıyor. Bir sahnenin güzelliğini sağlayan genellikle 360​​° panorama özelliğidir, ancak bu perspektifi fotoğraflarla belgeleyemiyoruz. 360​​° panorama çekimi yapsanız da gözünüzle taradığınız gibi olmayacaktır.

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Fotoğraflarımızda çevremizin yalnızca küçük bir bölümünü alabileceğimizi kabul etmek zorundayız. Her şeyin dahil olduğu ama detayların kaybolduğu bir sahnedense, daha küçük ama her detayı olan bir sahneyi yakalamayı daha etkili buluyorum.

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Ya da böyle şeyler;

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Yaklaşıyorum ve bir yön seçiyorum

Özellikle insanlara.

Bazen, içinde gerçekten ilginç fikirleri olan, yazarın olayları şaşırtıcı bir şekilde organize edebildiği bir kitaba rastlarım. İçerik iyi olabilir, ancak okurken kendimi boğulmuş ve tedirgin hissederim.

Bu, genellikle yazarın

  1. Net bir odaklanmadan ya da
  2. Düşüncelerini sunmak için doğal bir düzenden ve akıştan

yoksun olmasının bir sonucudur.

Fotoğraflarda da durum bundan farklı değil, odaklanmaya ve bir akışa ihtiyaç duyuyoruz. Yakınına yaklaşmak ve konuyu belirli bir yöne taşımak odaklanma ve çerçeveleme hakkında beni bazı kararlar vermeye zorlar: bu fotoğrafla anlatmaya çalıştığım hikaye nedir?

Yaklaşarak fotoğraflarımın konusunu öne çıkarmaya başlarım. Konumun yalnızca kadrajda daha fazla yer alıyor olması değil, arka planı da odak dışına taşımam gerekir. Bu arka planı yok etmek, kaybetmek anlamına gelmez, arka planın varlığı hala hissedilir, ancak renk, doku, şekil vb gibi dikkat çekecek bir unsurun olmaması gerekir, bazen de olması gerekir.

Fotoğrafımda ana konuyu biraz yana kaydırdığımda, sahnem boyunca doğal bir akış oluşturmalı, nereye bakılması konusunda bir tedirginlik yaşatmamalı. İzleyicisine görüntüler arasında gidip gelme karmaşası yaratmamalı, bir şeyleri kaçırdığı endişesi hissettirmemeli.

Aşağıda bunun iki örneği mevcut. Fotoğraf iki boyutludur ve bir fotoğrafta konuya ve mesafeye olan doğal hissimizi kaybederiz. “Önce” olarak belirtilmiş fotoğraf bir tedirginlik hissi yaratır. Bu tedirginlik konuya yakınlaşarak ve konuyu fotoğrafta doğru yere yerleştirerek kolaylıkla çözülür.

Not: İnsanları fotoğraflamak için bazen neredeyse rahatsızlık verecek şekilde yaklaşmam gerekir. Bu durum genellikle geniş açılı objektifler kullanıldığımda daha geçerlidir. Kural olarak, arka planın odak dışına çıkması için konuya yeterince yakın olurum.

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Fotoğrafçılığımı çarpıcı biçimde geliştiren basit şeyler bunlar.

Fotoğraflarımı eğlenceli hale getiriyorum, eğleniyorum

Çekim sonrasında belirli ve gerekli miktarda düzenlenmiş fotoğrafların sonuçta büyük bir fark yaratmış olması sır değildir. Masaüstü için Photoshop ve Lightroom daha profesyonel ve yönetilebilir bir alternatif sunuyor, ancak yine de oturup fotoğraflarla çalışmak için biraz zaman gerektiriyor ve artı pahalı!

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Eğer fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaşıyorsanız mobil cihazlarda da fotoğraf düzenleme uygulamaları güçlü çözümler sunmaya başladılar. Ben artık Instagram, Facebook gibi ortamlarda yayınlayacağım fotoğraflarım için düzenleme işleminin %95’ini telefonumda yapıyorum. IOS kullanıyorsanız Mextures uygulamasına bir göz atın. Eğer benim gibi bir Android kullanıcısı iseniz Snapseed‘i mutlaka deneyin. Uygulamayı açtıktan sonra 1-2 dakika içinde neler yapabileceğinize hayret edeceksiniz.

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Bazen agresif düzenlemeler de yapıyorum. Fotoğraflarımı düzenlerken bazen suçluluk hissine kapılıyorum. Kameralar insan gözünün görebileceği dinamik aralığı yakalayamazlar ve bu nedenle gözlerimizle gördüğümüze kıyasla mat görünümlü ve etkileyici olmayan fotoğraflar üretirler. Rötuş ve bazı düzenlemeler genellikle daha gerçekçi bir görüntü oluşturmak için gereklidir ve bir adım ötesinde sanatsal dokunuşumuzu eklememize ve resimleri fotoğraflara dönüştürmemize yardımcı olurlar.

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Bazen eğleniyorum demiş miydim?  😉

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

İlham alıyorum, bazen kopyalıyorum da

Kaliteli fotoğrafların yer aldığı siteleri sıkça ziyaret etmeye bayılırım ve her defasında hayranlığım biraz daha artar. Kelimenin tam anlamıyla benimkileri her zaman utandıracak fotoğraflar çeken binlerce kişi görürüm. Bir fotoğraf gönüllüsü olarak feyz alacağım ve bakış açımı geliştirecek çok fazla alan alternatifi var. Dönem dönem çalışmalarını sevdiğim iki veya üç fotoğrafçıya odaklanıyorum ve çalışmalarını neden sevdiğimi gerçekten anlamaya çalışıyorum.

Mükemmeliyet değil, zevk yaratmaya odaklanıyorum

Resimler, bir anın piksel piksel mükemmel yeniden yaratımıdır. Fotoğrafın herhangi bir şeyi mükemmel biçimde tasvir etmesi gerekmiyor. Onlar zevk için varlar.

Amatörce fotoğraf çeken bir fotoğraf gönüllüsüyüm. Fotoğraflarımda istisnasız herbirinde beni rahatsız eden en az bir şey mutlaka vardır. Bunlardan bazıları diğerlerine göre daha çok ve belirgindir, ancak bu küçük şeylerin beni fotoğrafı bir bütün olarak beğenmekten alıkoymasına izin vermiyorum.

Fotoğrafları düzenlerken bu özellikle önemlidir benim için. Bazen en ince ayrıntıları düzeltmek için büyük çaba gösteriyorum ve bu bir hobiden ziyade rutin bir ev işine dönüşmeye başlıyor. Kendim için basit bir kural koydum: artık eğlenmiyorsam, duruyorum.

Resim çekmek mi, Fotoğraf yapmak mı?

Bazen dostlarım Instagram hesabımdaki fotoğraflarıma baktıklarında, son zamanlarda eklediklerim ile ilk zamanlardaki eklediklerim arasında bariz farklar olduğunu söylüyorlar. Onlara göre, her geçen gün daha gerçeğe yakın, daha göze hoş gelen fotoğraflara sahip oluyormuşum. Güzel haber, demek ki doğru yoldayım  😉

Paylaşıyorum

Bu bir sır değil: insanlar fotoğraflara bakmayı çok seviyorlar. Beğendiğim fotoğraflarımı büyük ölçeklerle bastırıyorum. Onları çerçeveletip iş yerimde ofisimin duvarlarına asıyorum, belirli bir süre sonra onları yenileriyle değiştiriyorum, onları dostlarıma hediye ediyorum.

Belirli bir bölgeye insan veya mekan fotoğrafları çekmek için gittiğimde, oradaki insanlar ile iletişim kuruyorum, onların izniyle fotoğraflarını çekiyorum. Bu fotoğrafları bastırıp, onları tekrar ziyaret ediyorum ve onlara bu fotoğrafları hediye ediyorum. Deneyin, bunun ne kadar etkili ve mutluluk verici bir şey olduğuna inanamayacaksınız.

Çalışmalarıma Instagram’da bir göz atın veya daha fazla konu bulmam ve yazılar yazmam için beni takip edin, yorumlarınızı ve eleştirilerinizi benimle paylaşın. Sizin yazılarınız ve deneyimleriniz varsa bana gönderin, sizin adınızla blogumda yayınlayalım.

Ben arthenos.com blogumu Fotoğraf gönüllüsü dostların takılacağı bir e-Cafe platformu olarak kurdum, e-Cafe’mize siz de buyrun.

Veya fotoğrafçılıkta henüz yeniyseniz, blogumda “Buradan başlayın” ve “Adım Adım – Nasıl yapılır” kısımlarına bir göz atın.

Işığınız bol olsun.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazılanların ilgisini çekecek birini tanıyorsanız lütfen "Paylaş" kısmından onlara iletin.


Sizlerden gelecek yorumları çok önemsiyorum.
Lütfen aşağıdaki "Yorumlar" kısmından benimle paylaşın.


Yeni içeriklerden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Mühendis ama Tıp meraklısı. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine, kişiye saygıya önem verir. Bildiklerini anlatmaktan mutluluk duyar.

13
Yorumlar

avatar
3 Yorum konuları
10 Cevaplar
1 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
5 Yorum yazarları
KıvançBurhanSebahattin DemirAyşenurOkyar Atilla Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Okyar Atilla
Ziyaretçi

Öncelikle yazınızı sevdim. Akıcı bir dil ve anlaşılır ifadeler. “Çekmek” ve “Yapmak” ayrımını en fazla vurgulayan bir yakın arkadaşım sonunda “her fotoğraf yapılmaktadır” mealinde konuşmaya başladı. Benim çıkardığım ana fikir “Benim yolum budur” diyorsunuz. Bir dayatma yok. Olmasına da gerek yok zaten. Herkesin kendi yolunu bulacağı geniş ve çeşitli tarzları olan bir olaydan bahsediyoruz. Çok aykırı düştüğüm ya da %100 böyledir dediğim bir durum da yok. Zaten hayatta da her şey durumsal değil mi? Düzenleme konusunda bir anımı aktarayım; Sabit Kalfagil’e sormuştum, “Ne kadar photoshop?” Verdiği cevap “Ne kadar istiyorsan”. Haklıydı. Fotoğrafçı bendim ve benim kararım olmalıydı

Aslı konu “imge” dir. Ara Güler’in “hala çekmediğim aklımda olan karelerim var” sözü sizin yazınızın destekçisidir bence. Ya da evden makineyle çıkarken”bugün ne çekeceğini kafanda kurgulamadıysan zaten bir şeyler yanlış gidecektir. Ya da günün sonunda sileceğin bir çok karen olacaktır.

Keyifle okudum. Elinize sağlık.

Ayşenur
Ziyaretçi
Ayşenur

Yazınız çok hoşuma gitti. İki defa okudum. Bu kadar mütevazi olmayın bence, siz amatörlüğü çoktan aşmışsınız çünkü. Hem bu kadar akıcı yazmak hem bu yazıları etkileyici görsellerle desteklemek büyük iş. Blogunuz çok güzel ve eğlenceli. Bir fotoğraf meraklısının arayacağı her şey var burada. Gezi günlükleri kısmı ayrı bir blog konusu bile olabilir. Eminim çok daha geliştireceksiniz. Takiptesiniz … 🙂

Burhan
Ziyaretçi
Burhan

bilgisayarinizda cektiginiz bir fotografin golgelerini aydinlatirsaniz .. parlak yerlerini koyu yaparsaniz .. renkleriyle oynarsaniz .. belirli yerlerini keskinlestirirseniz .. bu sizce artik bir fotografmidir…