Ana Sayfa FOTOĞRAFÇILIK İleri Seviye Fotoğrafçılık Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

-

Bazen profesyonel iş hayatının yüklediği gündelik iş stresinden kurtulmak için veya bazen iş gereği yaptığım yurtiçi veya yurtdışı seyahatlerimde, gezdiğim yerleri, manzaraları ve yöre insanlarının fotoğraflarını çekmeyi seviyorum. Gezi ve manzara fotoğrafları denince akla ilk olarak geniş açılı objektifler gelir değil mi? Doğru, benim de bu seyahatlerimde Nikon 16-35mm f/4 veya 14-24mm f/2.8 objektiflerimden birisi yanımda mutlaka olur. Eğer ND ve Polarize filtre setimi yanıma alacaksam 16-35mm lensimi tercih ediyorum. Ama ben bunlar dışında mutlaka “AF-S Nikkor 70-200mm f/2.8E FL ED VR” telefoto objektifimi yanıma almadan seyahate çıkmam.

Bunu yapmam ekipman çantamın büyüklüğüne ve ağırlığına önemli katkıda bulunuyor tabi, ancak sonuçları da benzersiz oluyor, buna değer!

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?
AF-S Nikkor 70-200mm f/2.8E FL ED VR

Bu yazımda yeralan tüm fotoğrafları, geçen yaz gerçekleştirdiğimiz Almanya Romantische Strasse (Romantik Yol) gezimizde, Alp’lerin eteklerinde çektiğim fotoğraflar arasından seçtim. Bazen sisli ve sağanak yağmur altında bu fotoğrafları çekerken yanda gördüğünüz şekildeydim! Bu yazıda kullanmak istediğim fotoğrafların bazılarında, havadaki pusu ve sisi yok etmek ve biraz eğlenmek için izninizle azıcık “Photoshop’ta müdahale özgürlüğümü” kullandım. Bazen aşırıya bile kaçmış olabilirim 🙂

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Neden büyük ve ağır bir telefoto ile seyahate çıkıyorum?

Manzara denince hep aklımız geniş sahnelere odaklanır, bu da geniş açılı bir objektif için mükemmel bir kullanım alanı demek, ama ben, bazen manzara bile olsa fotoğraflarımda ayrıntıları biraz daha yakından görmek istiyorum.

Örneğin hiçbir geniş açı objektif ile, gezi turumuzdaki duraklarımızdan biri olan Füssen’deki Neuschwanstein Kalesinin fotoğrafını şu şekilde çekemezdim:

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Yukarıdaki fotoğrafı, aynı yerde yeralan bir başka tarihi kale olan ve aşağıdaki fotoğrafta görünen, Hohenschwangau kalesinin bahçesinden, surlarının aralarından sarkarak çok uzaktan çektim. Bir geniş açı objektif ile bu kadrajı yakalamak mümkün değildi, çünkü yüksek bir tepede yer alan kaleye sık ağaçların arasından o kadar yaklaşamazdım, yaklaşabilsem dahi ağaçlardan kaleyi göremezdim. Diyelim ki ağaçları da bir şekilde hallettim, kalenin tam önünden çekmeye çalıştığımda, arkasındaki ormanı kadraja sokamazdım. Kalenin kuleleri ormandan daha yukarıda kalırdı.

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Bu fotoğrafı da tam tersi yerden, yani Neuschwanstein Kalesinin oradan çektim. Geniş açılı objektifle, o kadar uzaktan bu sahneyi de alamazdım. Yakınına gelebilsem dahi, arkadaki göl ve orman bu denli büyük ve heybetli görünmezdi.

Neuschwanstein Kalesinin başka bir açıdan fotoğrafı:

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Telefoto ile fotoğraf çekmemin bir başka nedeni, arka planı yoğunlaştırarak sığ bir alan derinliği oluşturabilmek. Rotamız üzerindeki yerlerde bulunan birbirinden güzel evlerin bahçelerinden birinde gördüğüm ve 70-200mm telefoto objektifim ile çektiğim aşağıdaki fotoğraf bulanık bir arka plana sahip net bir ön plan yakalamamı sağladı:

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Benin favori lenslerim hangileri?

Lens seçenekleri gerçekten sonsuz. Yok, yanlış anladınız, benim için sonsuz değil. Yani elimde sonsuz seçeneğim yok! Bendeki seçenekler sınırlı. Ben eğer tek kamera ile gideceksem, yazımın başında da belirttiğim gibi Nikon D850 kameram ile birlikte 70-200mm f/2.8E telefoto objektifimi mutlaka çantama koyuyorum, onun yanına 16-35mm f/4 veya 14-24mm f/2.8 objektiflerinden birini ve Sigma 35mm f/1.4 Art objektifimi ekliyorum.

İki kamera ile gideceksem, Nikon D850 kameram ve 70-200mm objektifimle birlikte, Olympus OM-D E-M1 Mark II ve M.Zuiko 12-40mm f/2.8 Pro objektifimi alıyorum. Yazımın başında gördüğünüz fotoğraftaki halim gibi yani 🙂 Bu durumda olsam bile, böylece sürekli lens değiştirmeden farklı açılar ve görüntüler elde etmemi sağlıyorlar. Her biri odak uzaklığı açısından bana farklı seçenekler sunuyor, aynı zamanda alan derinliğimi farklı yollardan kontrol etmeme izin veriyorlar.

Ya da giden aracın içindeyken telefoto ile aşağıdaki gibi çok uzaklardaki güzellikleri yakalamama…

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Aşağıdaki gibi bir kareyi bir geniş açı objektifle alabilmem olanaksızdı. Bu fotoğrafı nehrin üzerindeki köprünün ortasından çekmiştim. Şimdi, “Sen de onların arkasındaki bir gondolda olsaydın, bir geniş açı objektifle, örneğin 14mm ile bu kadrajı alırdın” demeyin, alamazdım.

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Çünkü, 14mm ile bu kadrajı almam için çok yaklaşmam gerekirdi ve aynı yükseklikten çekmem gerekirdi. Bunları yaparsam arkadaki yapılar küçülecekti, alan derinliğim azalacaktı. Evet, bu sahne bir 14mm ile çok daha farklı şekilde, çok daha estetik çekilebilirdi, ama bu kadrajla değil.

Yine 70-200mm objektifimle çektiğim aşağıdaki fotoğraf ön plandaki sığ alan derinliğini elde etmeme izin verdi. Kamerama yakın kısımlardaki kumların, biraz ilerideki küçük kayaların ve suyun bulanık, karşıda teknelerin olduğu barınağın net bir ayrıntıya sahip olduğu bir fotoğraf elde etmiş oldum. Gerçeküstü bir görünüm elde etmek ve sahnedeki belirli bir öğeye odaklanmak için bu lensimi kullanmaktan gerçekten büyük zevk alıyorum.

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Bazen ezber bozmak iyi gelir

Manzara fotoğrafçılığı yapıyorsanız geniş açılı bir objektife sahip olmak harika olsa da, ben farklı odak uzunlukları ve yakınlaştırma oyunları oynamayı gerçekten çok seviyorum. Perspektif sıkışması nedeniyle arka plandaki nesnelerin öne yığılması çok değişik bir etki yaratıyor. Bu, gördüğüm manzaraya farklı bir bakış açısı getiriyor ve bana başkalarının sahip olmadığı açılardan çekilmiş farklı kareler sunuyor.

Telefoto objektifim neden tüm seyahatlerimde hep yanımda?

Objektiflerde Perspektif sıkışması veya başka bir deyişle perspektif yığılması konusuna detaylıca değineceğim yeni yazım yakında yayında olacak. Blogumuzdaki bunun gibi daha birçok yeni makaleden anında haberdar olmak için, tek yapmanız gereken, aşağıdaki bölüme e-posta adresinizi yazıp “Abone Ol” butonuna tıklamak.

Seyahat veya manzara fotoğrafçılığında telefoto objektif kullanılması konusunda siz ne düşünüyorsunuz? Bu konudaki bilgi, deneyim ve yorumlarınızı, aşağıdaki “Yorumlar” kısmından bizimle paylaşın.

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Sebahattin Demir
Mühendis ama Tıp meraklısı. Profesyonel yönetici. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
37 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Burak I.

bravo. fotografi ne kadar sevdiginiz buradan belii oluyor. acikcasi ben bu kadar bir agarlik ile dolasamam. bazen kücücük kompakt makinem bile agar geliyor bana 🙂 fotograflar harika bayildim. emeklerinize saglik tebrikler

Nuri Güleryüz

Ben tek nikon 18-200 mm f/3.5-5.6 lensimle işi bitiriyorum. Tek makine tek lens 🙂 Lensimde VR olduğu için tripot taşımama gerek yok.

Atakan

Ben de d5300 makinem ve 18-140 lensimi kullanıyorum. ama bunlar gibi resimler çekemiyorum 🙁 Belki gittiğiniz yerlere gidersem benimde böyle çok güzel resimlerim olur inşallah 🙂 Paylaşım için çok teşekkürler. Hem geziyor hem çekiyor hemde yazıyorsunuz. İmrendiriyorsunuz…

Atakan

İşte o zor sebahattin beyciğim. ben elimdeki makine ve lensi güç bela aldım o gezilere gelmem mümkün değil. sizinkiler yeterli bize. gezdirmiş kadar oluyorsunuz zaten 🙂 davetiniz için teşekkürler

Veysel Şensoy

Sabahattin Bey, bazıları çok iyi fotoğraf çeker ama deneyim ve bilgilerini paylaşmaz. Sizin yazı ve bilgi paylaşımlarınızı zevkle okuyorum. Hatta birden çok markanın kamera ve lensini kullanmanız da ilgimi çekti. Olympus ve Nikon sistem olarak farklı üretimler ama vardır bir bildiği dedim. Ben naçizane Sony A99 ıı 24 70 ve 70 300 ile dolaşıyorum ama Nikon alışkanlığım depreşiyor sürekli. Nikon Lens zengini elbette. Çok güzel fotoğraflar bunlar. Emeğinize, elinize demeyeceğim varlığınıza sağlık.

Veysel Şensoy

Sabahattin Bey, Dubai seyahatiniz olursa kullanmak ve tecrübelerinizi paylaşmak için Sony ekipmanları size verebilirim.

Saygılar,

Okyar Atilla

O tarafa doğru bakarsak görürüz.

Okyar Atilla

Uzun bir süre Sony kullandım. Sony’e geçişime kullanmakta olduğum Minolta Maxxum 5D sebep olmuştu. Minolta’yı Sony satın alınca yola unutulan “Alpha” adıyla devam kararı aldılar. Sony’de A350, A700, A77 gövde ile muhtelif bir sürü objektif kullandım. Bunmarın içinde en iyisi Zeiss 24-70 f:2,8 di. Sony’den beklentim videodaki başarısını Alpha serisinde de göstermesiydi. Bu uöutla ve inatla Sony diye devam ettim. Ancak ne yazık ki Sony hiç bir zaman Nikon ya da Canon görüntü performansına ulaşamadı ve pes ederek A7S serisiyle “biziyi video çekeriz” moduna girdi. Arkasından da aynasıza saldırdı. Ancak bu pazarda da özellikle Olympus’un eline su bile dökemez. Dolayısıyla bugüne kadar, Minolta, Sony, Fuji, Panasonic, Canon ve Nikon kullanan birisi olarak ben marka seçerim ve Nikon’dan vazgeçmem (Leica hakkımı ayrı tutuyorum) arkadaş. Özellikle de D850 den. Siz ne yaparsınız bilemem gari… 🙂
Sevgilerimle

Okyar Atilla

Okuyunca kendimi tutamadım ve sırasıyla ben 1,18, 22, 17, 9, 31, 15, 7
buymuşum. Ağlamaya başlıyorum 🙁

Turgay Seven

Ağırlığından dolayı uzun süre 70-200 lens almamıştım. Sonra Tamron 70-200/2.8 G2 aldım. Bu lensi çantama koymadan fotoğraf gezisine çıkmıyorum, çıkamıyorum. Gerçekten alışkanlık yapıyor. Ağır mı ağır, ancak ağırlığının her gramına değer.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Ahh ahh, fiyatı da biraz makul olsa 70-200 f/2.8 her fotoğrafçı için olmazsa olmazlardan.
Benimde olacak inşallah. Bakalım…

Yazı ve fotoğraflar için teşekkür ederiz Sebahattin bey. Perspektif yığılması ile ilgili bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

Selam ve saygılarımla…

Okyar Atilla

70-200 de f:2,8 ve f:4 arasında tereddüde kalmıştım. Ve tercihimi Nikon 70-200 f:4 olarak kullandım. Memnunum. Oldukça keskin ve kontrast görüntüler alıyorum. Üstelik f:2,8 gibi ağırda da değil 🙂

Okyar Atilla

Sevgili dostum ben diyorum ki, bu güzergaha gezi düzenleyelim. toplamda 10 kişi olsun. Ve hava senin gittiğin zamandaki gibi olsun ki bulut ve sisleri içimize çekelim.

Osman Zihni ERENLER

Merhaba Sebahattin Hocam.
Fevkalade. Yalnız olmadığımı öğrenmek de şahane.

Ancak 70 200 ile değil de ben daha ucuz ve hafif bir çözüm buldum. Şöyle ki: Daha Olympus markası ile yeni tanıştığım dönemlerdi. MFT (M4/3) nedir, Four Thirds (4/3) nedir, OM nedir, E serisi, D serisi vs. nedir, bilmiyorum. Okuyorum, araştırıyorum ama vakıf olamıyorum. EM 1 M II ve 12 100 f4 aldım. Güzel, hatta mükemmeldiler. (Bu arada D300 ve D500 kafa kafaya verip biraz sitem ettiler, bulundukları raftan bana mütemadiyen somurtarak baktılar ise de “Sizi yıllardır kullanıyorum, müsaade edin, biraz da şunları kullanayım.” dedim. 🙂 ) Daha sonra Olympus objektiflerimi çeşitlendirdim. Ancak, hani siz mi söylüyordunuz yoksa başka bir yerde mi okumuştum şimdi hatırlamıyorum, en iyi kamera, yanındaki kameradır derler ya, işte bu yüzden arabada bulunsun diye, yine Olympus’un uygun fiyatlı, küçük bir aynasızını alıp torpido gözüne koymayı düşündüm. 2. el sitesinde, birine talip oldum. Set halinde satıyordu. 14 42 ve 40 150 ile. Aldım. Fakat gövde M4/3, objektifler 4/3. Araya adaptör koyarak gövdeye tutturmuş ve bunu söylemeden, açıklama kısmında bundan söz etmeden bana adeta kakalamış. Kakalamış diyorum, çünkü sizin benim gibi fotoğraftan para kazanmayanlardan değil, bu işin ticaretini yapanlardan birisi. (Kaldı ki, biz olsak açıklamaya bütün bildiklerimizi yazar, sonra da alacak kişiye telefonla her şeyini anlatır, söyleriz ki, sonradan yüzümüz kızarmasın.) Bu arkadaştan beklenen şey, bu açıklamaları yapmasıydı ancak yapmadı. Yapacak bir şey yoktu, her şerde bir hayır vardır dedim, gövdeye 12 50 yi taktım, torpido gözüne koydum. Bu şekli ile de çok işime yaradı. Sonradan araya koymuş olduğu adaptör lazım oldu. 7 14 f4 aldım. Şahane bir objektif. (7 14 ü satan Ertan Kardeşime de buradan selam ve sevgilerimi gönderiyorum.) Ama bu sefer bilerek. Dolabımın içerisinde adaptör ve o iki objektif, işime yaramadığı için atıl duruyordu. Aradım, buldum. Görünce “Oooo” dedim, adaptör MMF2 imiş. Bir sevindim, bir sevindim ki, anlatamam. Adama Allah razı olsun dedim. Bilmeden bir iyilik yapmış. 7 14 f4ü onunla kullanır oldum.

Konumuza dönecek olursak: 1 ay önce o beğenmediğim 40 150 f4-5.6 yı çıkarttım ve kullanmaya başladım. Yahu ne kadar güzel bir aralık ve ne kadar güzel bir objektifmiş. Hem hafif, hem ucuz. Hem portre çekiyorum hem manzara. Makro bile çekebilirim bir üçayak ile. 150 mm yi de geniş panorama içinden istediğim detay veya kadraj için kullanıyorum. CA yok denecek kadar az, f 8 – f 11 (zorlayacak olsak f 16 da bile) aralığında (objektifin tatlı aralığı 🙂 ) köşelerde “neredeyse” gram netsizlik yok. Bu objektif artık mutlaka çantamda. Hatta onunla başlıyor, daha sonra eksik kalırsa diğerlerini kullanıyorum.
Bu arada, artık objektifleri fotoğraflarından tanıyabiliyorum. OM System mi, 4/3 mü, M4/3 mü hemen ayırt edebiliyorum. Bin nasihatten iyidir bir musibet derler ya…

Sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sağlıcakla kalın.

Güven Karabay

Manzara fotoğrafı = geniş açı lens
Şeklindeki kafamda olan bir tabuyu yıktınız 🤔
Teşekkürler

Ertan

Telefoto olmadan gezi ve manzara çekmeye asla çıkmıyorum ben de. Tek mesele lensin taşınabilecek boyut ve kütlede olması, bel fıtığı malum…
70-200ler yerine 70-300m tercih ettim şimdiye kadar çünkü 70-300ler de fena değil. Şimdi Tamron 100-400mm VC aldım. Bu alet ufak ve hafif, toz-nem geçirmiyor, odaklaması çok hızlı ve VC de bayağı etkili. Keskinlik olarak da memnunum (Canon 7D ve Sony A7 III üzerinde). Bir Nikon 70-200E olmaz tabi (ki galiba bu Nikon lens en keskin 70-200) ama büyük baskı almadığından bana yetiyor.

Okyar Atilla

Bu yazı etkili oldum mu? Evet. Geçen hafta sonu Antalya seyahatimde tele objektif ile manzara fotoğrafları çektim. Tabii bunun tersini de yaptım. “Runatolia 2019” koşusunda oğlumu fotoğraflamak niyetiyle 35 mm ile polislerin her türlü bağırmasına karşın -zaten işitme kaybım var, tam olarak ne dediklerini duyamadım 🙂 – piste girip atletlerin üstüme çıkmalarını göze alarak çekimler yaptım. Evet ezber bozun. İyi oluyor.

Not: Ekim 2018 de yine Antalya’da yapılan “Ironman” etkinliğindeki gibi Mahmut Cinci’de (Nikon Fotoğrafelçisi ve Redbull fotoğrafçısı) yan yanaydık.

https://www.nikon.com.tr/tr_TR/learn_explore/ambassador/mahmut_cinci.page
https://www.instagram.com/mahmutcinci_photographer/

Okyar

Elbette

ÖZDEMİR SINMAZ

Sony 70/200 lensim benim içinde çok kıymetli. Bir ara Sony AII 7 body mi 24/70 , 16/35 ve de 70/200 leri takıp çıkarmaktan , sensör kirliliğinden bunalmış bir halde iken, Sony compakt m4 ile değiştirmeyi dahi düşünmüştüm. Ancak kıyamadım, kıyamıyorum. Bu arada geçirdiğim rahatsızlık nedeniyle ağır da taşıyamııacağım. Bakalım ne yapacağım. Siz ne önerirsiniz?

ÖZDEMİR SINMAZ

Çok teşekkür ederim Sebahattin Bey. Aktardığınız alternatifleri değerlendireceğim. Bu arada 68 yaşındayım, geçen hafta by pass oldum. Fotoğrafçılık, 60 yaşı sonrası edindiğim bir hobiydi. Manzara çekiminin yanısıra birara minimalist, geometrik çekimler yapmakta hoşuma gidiyor. Vakit bulur instegram sayfama göz atabilirseniz, çok sevinirim. Saygılar

soner

persfektif daralması konusunda fotoğraf çeken pek göremedim, ya da benim hayal ettiğim şekilde. Mesela alan daraltması yapılarak uzak noktayı çekerken aynı anda yakındaki öbjeyle birlikte çekilmiş fotolar harika oluyor. Maalesef o türde foto nadir olarak var. hepside harikaydı. Sırf o yüzden bir telefoto ozelliği olan bir makina almayı düşünüyorum. Daha önce tesadüfen bir görsel görmüştüm beni çok etkilemişti. 4 senedir arıyorum bulamıyorum. O foto beni o türde fotoğraf çekmemi iştahlandırdı. İyi çalışmalar diliyorum.

Manşet

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotograf çekmek mutlu ediyor

Fotoğraf Çekenler Daha Mutlu Oluyor

Fotoğrafçılar mutlu insanlar. Bunu ben demiyorum, Amerikan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi tarafından yayımlanmış kapsamlı bir çalışma söylüyor. "Fotoğraf çekin, her şeyden daha fazla keyif alacaksınız" diyor.

POPÜLER İÇERİKLER

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO; fotoğraf makinenizin ışığa duyarlılık düzeyidir. ISO numarası ne kadar düşük olursa ışığa duyarlılık o kadar düşük olur, ISO sayısı arttıkça fotoğraf makinenizin hassaslığı artar.

Tipik olarak ISO değerleri 100-200 (Baz ISO)'dan başlar ve geometrik olarak katları şeklinde artış gösterir. ISO dizisi: 100, 200, 400, 800, 1600, 3200, 6400, 12500, 25000 vb.

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

37
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x