Her fotoğrafçının bir makro lensi olmalı, çünkü mevsim Sonbahar!

-

Bence, fotoğraf ile ilgileniyorsanız mutlaka bir makro lensiniz olmalı. Makro lens dendiğinde genellikle çok küçük nesnelerin, böceklerin ve çiçeklerin yakın plan detay çekimleri akla gelir. Benim objektif setim içerisinde en sık kullandığım objektifim Nikkor AF-S VR Micro 105mm f/2.8G IF-ED lensimdir. Bu lensim beni hiçbir zaman üzmedi, en güzel fotoğraflarım arasında, en fazla bu objektifimle çektiğim fotoğrafları buluyorum.

Sonbahar!

Yaşam tüm ömrümüz boyunca bizlere bir şeyler sunar, sonbahar ise bizlerin bu sunulanlardan faydalanmamızı sağlayan çok özel bir mevsim. Yeni yapraklar çıkabilsin diye eski yapraklar önce en güzel renklerini sergilerler ve ardından terkederler dallarını. Çoğu yerde sonbaharlar serttir ama sonu aydınlıktır, hep güzel şeylerin habercisi gibi gelir bana.

Hayatımın insanını böyle bir sonbahar gününde tanımıştım! Ve evliliğimizin meyvesini, dünyalar güzelini yine böyle bir sonbahar günü kucağımıza almıştık! Sonbahar benim için bir başka güzeldir, “özeldir”.

Birçoğumuz sonbahar yapraklarını büyük manzara ihtişamı içinde fotoğraflamayı severiz, peki doğa ananın mucizesiyle muhteşem renklere bürünmüş bu yapraklar ve renklerle yakından ilgilenmek için zaman ayırmaya ne dersiniz? Ben öyle yaptım; yine böyle bir sonbahar günü, bu sabah yine dayanamadım, kamerama makro objektifimi taktım ve sitemizin bahçesine indim.

Ben yaprakları seviyorum, çiçeği kim olsa sever…

Şimdi, ilkokulda sınıflarımızdaki “İlkbahar-Yaz-Sonbahar-Kış” manzaralarını gösteren “Mevsim Şeridi” geldi gözümün önüne; orada Eylül ayı Sonbaharın başlangıcı yazardı.

“Dedim ya… Eylül’dü

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.”

Cemal Süreyya

Sonbahar mevsimlerin en kişiliklisi. Evet, yazdan sonra biraz sert ama kendinden ödün vermeyen vakur bir duruşu var. “Ben böyleyim” diyor “Seversen!'”

Bir bakıyorsunuz kasvetli bulutlarla kapatıyor gökyüzünü, gri bir renk basıyor her yeri… Bir sağanak patlatıyor, kuruyup kavrulmuş yaprakları oradan oraya savuruyor rüzgarında… Sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi bunaltıcı sıcağı geliyor ardından, yaz geri gelmiş gibi… Ardından gece, yeniden ıslak ve karanlık sokaklar…

Sonbaharın simgesi açan çiçekler değil, dökülen yapraklar değil midir daha çok? Kimi kızarmış, kimi sararmış, kimi kurumuş, ama her yeri büyüleyici renkleriyle donatmış olan yapraklar.

Üzerlerinden bahar geçmiş, yaz geçmiştir, kimi şanslıdır; yüzünü güneşe dönmüş ve sıcağıyla kavrulmuştur. Kimi, hayatın telaşını yaşamak istememişçesine dalların arkasında kenarda köşede saklanmış, kendince sakin sakin büyümüş, yeteri kadar sararınca da elveda demiş dalına.

Bir süreliğine benim gibi yapın, yukarıdaki yaprak fotoğrafımın üzerine tıklayın ve onun büyük halini açın. Ardından yaprağın her kıvrımına, rengine, düşmek için seçtiği yere uzun uzun ve dikkatlice bakın.

Sonbaharın yaprakları başkadır, yaşanmışlıklardır onları diğerlerinden ayrı koyan. Dallarını süsledikleri rengarenk çiçekleri solunca onlar da vazgeçer aynı dalı paylaşmaktan, önce renkleri solar.
Ağaçlar belki de yapraklarını değil, hüzünlerini dökerler sonbaharda.

Sonbaharın ağacına veda etmiş yapraklarının bu duygusal ritüeli, tüm sokakları bir festival cümbüşüne dönüştürür. Üzerlerine bastıkça sessizliği yırtan çıtırtıları, yağan yağmur sonrası kızılın tüm tonları, o hüznün arasında tarifsiz bir huzur verir bana. Bu yüzden özeldir sonbahar, renk denizinin içinde hüznü, hüznün içinde huzuru barındırabilen tek güzel mevsimdir bence.

Dostlar! Fotoğraf çekmekten vazgeçmeyin, arayınca fotoğraf her yerde var. Mutlaka benim gibi evden çıkmanıza da gerek yok, alın kameranızı elinize, en yakınınızdaki objelerden başlayın. Hazır sonbahar halen bitmemişken tadını çıkarın bu anın.

Kameranıza küsmeyin!

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Neslihan
Ziyaretçi
Neslihan

Evden çıktığımda daha güneş bile doğmamıştı. Puslu yağmurlu trafikte savaşıp ofise vardığımda Arthenos’tan yeni makale mailini gördüm ve hemen açtım. Sebahattin bey sizin sayenizde sonbaharı çok daha fazla sevdim şimdi. Arthenos ekibindeki şu enerjiye hayranım. Çok pozitifsiniz. Yine yoğun tempolu bir haftaya 100 metre koşucusu gibi hazır hissediyorum. Var olun!

Bizi şaşırtmaya devam edin lütfen!
Sevgiler.

Erdal Özgür
Ziyaretçi
Erdal Özgür

hocam kamera nedir?

Özge
Ziyaretçi
Özge

Çok güzel yazı
Dışarda hava 3 derece ama içim ısındı 🙂
Emeklerinize sağlık

Mehmet
Ziyaretçi
Mehmet

Eline , duygularına sağlık kardeşim. Güzel bir makale 👍😊Selamlar

Resit Mentesoglu
Ziyaretçi
Resit Mentesoglu

Kaleminize yureginize saglik, her daim isiginiz bol olsun…

Sami Güner
Ziyaretçi
Sami Güner

yazı şahane.. son cümle her şeyin özeti adeta “kameranıza küsmeyin”..sayenizde kameramı sevmeye başladım sizi takip ettiğimden beri…tşkler

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Sevgili dostum bu bir makro objektif yazısı olmamış ki. Hülasa dönüp dönüp okunacak bir köşe yazısı. Hem de her gazetenin göbek ata ata hafta sonu ekinde yayınlamak isteyeceği tarzda bir yazı olmuş. Makro objektifi koy bir kenara.

“Düşen bir yaprak görürsen” diye başlar şarkı. Nerede ve ne zaman dinlersen dinle hayalinde yapraklar düşmeye başlar. Sonbahar tatlı bir hüzündür. Hayatın inişe geçen dilimini mi tanımladığı için böyledir bilemem. Bilmek de istemem zaten.

Ya da diğer bir sanatçı “Eylül’de gel” diye seslenir sevgiliye.

Şarkılarda mevsim hep sonbahardır. Tabiat en güzel fotoğrafları sonbaharda verir. Güzel mevsimdir vesselam. Hüzünlensem de severim.

Eline, Kalemine sağlık.
Sevgi ve saygılarımla

sadık
Ziyaretçi
sadık

fotoğraf için bence en güzel mevsim sonbahar.Yazınız çok güzel.ellerinize sağlık

cafer aydın
Ziyaretçi

Cumartesi günü yaprakları görünce ben de makinama makro lensimi takıp çekim yaptım. Bu yazıyı şimdi görünce gözetleniyoruz galiba 🙂

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Sonbahar ve makro. En ilgimi çeken iki konu 🙂
Hal böyle olunca bende pazar günümü aynen sizin dediğiniz gibi geçirdim Sebahattin bey. Makinama 105 mm makro lensimi takıp ormanlık bir alanda uzunca bir yürüyüş yaptım. Nasıl iyi geldi tahmin edersiniz.
Doğa bu mevsimde harika. İsteyene göz alabildiğine manzara, isteyene yumuşak ışığı ile portre ve sokak, isteyene küçük detaylarla dolu bir makro cenneti.
Konu seçimi ve harika yazınız için çok teşekkür ederim.
Selam ve saygılarımla.

Okyar Atilla
Ziyaretçi
Okyar Atilla

Günaydın,
Dün Sebahattin ile geleneksel kahve sohbetlerimizden birini yaptık. Benim için yeni öğrendiğim şey, okuduğumuz yazının üzerine gelip mouse ile sağ tıkladığınızda ekranın sağ üst köşesinde açılan pencerede “çeviri” özelliği çıkıyor. Burada çevirmek istediğiniz dili seçip onayladığınızda tüm sayfa hatta site o dile çevriliyor. Bunu “ingilizce” seçerek yaptım. Tamam, ingilizce yazmak gibi olmuyor ama çeviriden okuduğunuzda da konu yabancı bir okur için genel hatlarıyla anlaşılır hale geliyor.

Zaten bu özelliği Microsoft da dahil olmak üzere bir çok büyük firma kullanıyor. Bir deneyip görün derim.

Sebahattin’e özel not: Bu bilgiyi ve kullanımı yazıştığımız, tanıdığımız yabacı fotoğrafçılara tavsiye edelim diye düşünüyorum. İnstagram üzerinden de duyurabiliriz. Ne dersin?

İyi bir hafta diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla

Makale yazarı

Sebahattin Demir
Mühendis ama Tıp meraklısı. Profesyonel yönetici. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir.

“Karar Anı” Üzerine Bir Çift Söz…

The Decisive Moment (Karar Anı)
11
Yeni yazılar, kaynak olan yazının devamı olabildiği gibi bazen tamamen farklı bir konuda yazmaya ışık tutar. Bu sürece okuyucularımızın yorumları da dahildir. İşte sevgili Kıvanç’ın “Decisive Moment/Karar Anı” yazısını okuduktan sonra “Bu pilav daha çok su kaldırır” deyip bilgilerimi, düşündüklerimi kısa bir okuma parçası olarak sunuyorum.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Hatıralar Tekrar Yaşanmayacak

Hatıralar Tekrar Yaşanmayacak

12
Bu yazı vesilesiyle kendime ara ara sorduğum “Bu fotoğrafları neden çekiyorum?” sorusu yerini “Fotoğrafa ilgim ne zaman başladı?” sorusuna bıraktı. Böylece bir tür oto-psikanaliz süreci yaşadım. Dimağımda yürüttüğüm arkeolojik kazıda tabaka tabaka aşağı inip, tasnif işlemleri yaptıktan sonra (arada şahsi tarihimde yeni objeler, metinler de keşfederek) altı yaşlarımdaki bir an(ı)da aradığım yanıtı buldum.

POPÜLER İÇERİKLER

Sokak Fotoğrafı

Sokak Fotoğrafı

8
Sokakta gerçekleşen fotografik eylem, fotoğrafçıyı negatif konuma düşürmeye çok elverişlidir. Dikkatli ve titiz olunsa bile bazen yanlışa düşülebilir. Bıçak sırtı bir ortam olduğu söylense yeridir. Diğer yandan sokakta gerçekleşen fotografik eylem, bir yığın olumsuzluğa parmak basabilir, problemli halleri işaret edebilir, bu itibarla bireysel ve toplumsal duyarlılığa yol açabilir ve hayatın iyileşmesine vesile olabilir.
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.