Daha

    Prime lens mi, zoom lens mi? Bir fotoğrafçı dilemması!

    Çok yeni olmayan bu konuyla ilgili yazılmış çokça makale bulabilirsiniz. Amacım o makalelerde yazılanları tekrarlamak değil. Ben bu yazımda daha çok, gelişen lens teknolojilerinin günümüze yansımasından bahsetmek, prime veya zoom lens seçme / seçmeme konusunda yeni kriterlerin de var olacağına vurgu yapmak istedim.

    Birçoğu analog dönemden gelen, meslekte tanıdığım hatırı sayılır deneyim sahibi birçok profesyonel için 85mm, 50 mm hatta 35mm gibi sabit odak uzaklığına sahip prime (asal) lensler bir yana, diğerleri bir yanadır. Onlara toz kondurmak istemezler. Haksız da sayılmazlar, çünkü o zamanlardaki değişken odaklı (zoom) lensler keskinlik açısından çok da iyi değillerdi, vinyet ve renk sapması sorunları bir asal lensle kıyaslanamaz ölçülerdeydi ve lens mühendisliği, özellikle de zoom lens alanındaki mühendislik o devirde çok gelişmiş değildi.

    Son yıllarda başta Canon, Sony, Nikon ve diğer markaların Ar-Ge mühendisleri kaliteli zum lensler tasarlamayı öğrendiler. Tüm optik üreticilerinin ürün yelpazesindeki en distorsiyonsuz ve renk sapmasız lensler hala büyük oranda asal lensler olsa da, zoom lensler de geçen bu süre içerisinde çok önemli bir yol aldı.

    Lensleri değişik teknik kriterlere göre değerlendiren ciddi siteleri araştırırsanız, ilk 10 sıradaki listede artık zoom lenslerin de kendilerine yer edindiğini görürsünüz. Bundan 10-15 yıl önce böyle bir sonuç görmemiz çok mümkün değildi. Mühendislik ve üretim alanındaki teknolojiler geliştikçe, bu listelerde zoom lens sayısının artması bizleri şaşırtmayacaktır.

    Markası ne olursa olsun, iyi bir zoom lens ile asal lens arasındaki bazen birkaç katı bulan fiyat farkı en büyük dezavantaj olarak görülür. Öyle ki, çok keskin olan bir 35mm prime lens günümüzde 250-300 USD fiyata bulunabilirken, benzer özelliklerde bir zoom lens için bazen 10 katından fazla fiyat ödenebilir. Bunun başlıca nedeni, zoom lense göre daha küçük, daha hızlı yani daha geniş bir diyafram açıklığına ulaşabilen, daha keskin bir prime lensin üretiminin daha kolay ve maliyetinin daha az olmasıdır. Bu nedenle, çoğumuz için en önemli değerlendirme kriteri olan maliyetleri yüzünden, asal lensler zoom lenslerin yerine tercih edilir.

    Konuya bir de şu açıdan bakmaya ne dersiniz?

    Şöyle düşünelim; tek bir 24-70 mm zoom lens teknik olarak, 24mm, 35mm, 50mm ve 70 mm gibi en az dört prime lensin yapacağı işi yapabilir, öyle değil mi?. Tekrar ediyorum; teknik olarak.

    Sık seyahat eden bir fotoğrafçıysanız, çantanızda 24, 28, 35, 50, 70, 85, 100, 135, 150 ve 200 mm’lerden oluşan 10 adet prime lens taşımak ister miydiniz? Yoksa benim gibi 24-70mm ve 70-200mm ƒ/2.8 gibi sadece iki kaliteli zoom lens taşımayı mı tercih edersiniz? Zoom lenslerin tek başlarına boyut ve ağırlığı asal lenslerden daha büyük olsa da, aynı odak uzaklığını sağlamaları nedeniyle toplam ağırlık ve maliyetlerine bakılırsa avantajın zoom lens tarafında olduğunu söylemek yanlış mı olur?

    Ben örnek çalışma yapmadan duramam bilirsiniz 🙂

    Buraya kadar yazdıklarımdan, prime lensler yerine zoom lenslerin daha avantajlı olduğunu söylemek istediğimin anlaşılmasını istemem. Her birinin, sahneye, çekime, projeye, kullanım alışkanlıklarına göre avantaj ve dezavantajları var elbette. Nikon D850 Tam Kare (FF) kameramda “SIGMA 35mm ƒ/1.4 DG HSM Art” ve “SIGMA 85mm ƒ/1.4 DG HSM Art” prime lenslerimi büyük bir zevk ile kullandığımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

    Bunun için basit bir örnek çalışma yaptım;

    Aynı sahneyi, aynı kamera ile, aynı ışık koşullarında, aynı pozlama ayarlarında Sigma 85mm ƒ/1.4 Art objektifim ve “AF-S Nikkor 70-200mm ƒ/2.8E FL ED VR” zoom objektifimin 85mm odak uzaklığında iki ayrı kare çektim. Sonuçları aşağıda görüyorsunuz.

    Sizce aşağıdaki karelerden hangisi Sigma Prime lens ile, hangisi Nikon zoom lens ile çekilmiştir.

    Ayırt etmek o kadar da kolay değil, haksız mıyım? Sizi daha fazla yormadan cevap vereyim; üstteki kareyi Nikon zoom lensim ile alttakini ise Sigma prime lensim ile çektim. Bu durum, yani aralarında çok belirgin bir farkın bulunmaması her objektif için geçerli değildir. Benim kullandığım her iki objektif de sınıfının en tepesinde yer alıyorlar.

    ISO 100 değerinde sabit kalmak koşuluyla, diyaframı ƒ/1.2 kadar açılabilen hızlı bir asal lens, kaliteli bir ƒ/2.8 zum lens ve ƒ/5.6-6.3 değişken diyaframlı bir zoom lens ile en açık diyaframlarda yapılabilecek çekim değerlerini aşağıdaki tabloda görebilirsiniz.

    DiyaframISOEnstantane
    ƒ/1.21001/500 sn
    ƒ/2.81001/100 sn
    ƒ/5.6 – ƒ/6.31001/25 sn – 1/20 sn

    Aynı sahneyi ƒ/1.2 asal lens ile 1/500 sn enstantane ile çekebiliyorken, ƒ/5.6-6.3 değişken diyaframlı bir zoom lens ile 1/25 saniyede çekebiliyoruz. Bu, dört duraktan biraz fazla (4 + 1/3) hızdan vazgeçmeniz anlamına gelir. Ki bu da, düşük ışıklı ortamlarda çekim yaparken ve/ya portremizi arka plandan ayırmak istediğimizde önemli bir dezavantajdır.

    İlave edilebilecek birçok nedenin yanında prime lensler, düşük ışıkta çalışmak veya aşırı sığ Alan Derinliği yaratmak amacıyla hıza ihtiyaç duyanlar için, eskiden olduğu gibi hala daha kullanışlıdır.

    Asal lens ve zoom lens ile kompozisyon oluşturma

    Ben, bir zoom lens kullanarak bulunduğu yerde hareketsiz kalmayı ve kadrajı oturduğu yerden değiştirmeyi tercih edenlerden değilim. Tamam, bu esneklik değişken odaklı lens kullanımının en büyük faydalarından biridir, bu doğru. Bir prime lens kullanarak, daha fazla hareket etmeyi, “zoom işlemini ayaklarımla yapmayı” ve kompozisyonumu değiştirmek ve çerçeveyi gerektiği gibi doldurmak için bir sahneyi aktif bir şekilde keşfetmeyi daha çok tercih ediyorum. Bu çalışma şeklimin yaratıcılığıma pozitif katkısı olduğunu düşünüyorum.

    Yazılarımı okurken okurlarımın içlerinden geçenleri okuyabilmek gibi bir hünerimin olduğunu biliyorsunuz 😉
    Şimdi aklınızdan şu soru geçiyor değil mi?

    Madem ayaklarınla zoom yapmayı seviyorsun, o halde neden “Seyahatlerimde yanıma 24-70mm ve 70-200mm objektifimi almadan çıkmam” diyorsun?

    Cevap veriyorum:

    Çünkü, aşağıdaki gibi fotoğrafları 24mm veya 35mm bir prime lens ile çekemezdim.

    Üstteki fotoğrafı, alttaki fotoğrafta gördüğünüz köprü üzerinden, alttaki fotoğrafı ise üstteki fotoğrafta gördüğünüz tepedeki kalenin zirvesinden çektim. Aralarında yüzlerce metre mesafe var.

    Bir tane de prime lens örneği

    Başlıkta kullandığım fotoğrafı o kadar düşük bir ISO ve o kadar hızlı bir enstantane ile bir zoom lensle çekemezdim. ƒ/1 sabit diyaframlı bir zoom lensim olsaydı o zaman sorun olmazdı. Böyle bir lens henüz üretilmedi. En azından şimdilik… Üretilmiş olsaydı bile o lensi almaya bütçem yeter miydi, yetse bile alır mıydım? Sanırım almazdım. Bokehten ödün vermeyeceksem, bunun yerine kumlanmadan biraz ödün vermeyi tercih eder ve ISO’yu artırmakla yetinirdim 🙂

    Prime lens kullanmanın, fotoğraf çekim sürecinde odak uzaklığı seçimi gibi bir değişkeni elemesi nedeniyle fotoğrafçının kompozisyona ve sahneye daha fazla odaklanmasına sağladığı avantajı da gözden kaçırmamak gerekir.

    Sonuç

    Bu dilemmada “net doğru şudur” denilebilecek bir seçim olamaz. Birçok fotoğrafçının ekipman setinde hem asal lens hem de zoom lens çeşitlerinin geçerli birçok nedenleriyle birlikte mutlaka önemli bir yeri vardır. Kamuflaj çadırı içinde sabırla doğru an’ı bekleyen bir kuş fotoğrafçısı “Ben 600mm prime lens dışında başka lens kullanmam” diyebilir mi? Ben, sırf o an’ı kaçırmamak adına, her birinde farklı odak uzaklıklarında lensler takılı üç ayrı gövde ile çekime gidenleri biliyorum.

    Gerçek şu ki, her iki lens kategorisinin de sahip olduğu etkileyici optik ve görüntü kalitesinden yararlanmak için şimdiye kadar bundan daha iyi bir dönem olmamıştı. Sevindirici yanı, daha da iyi dönemlerin bizleri bekliyor olması.

    Prime ve/ya zoom lens kullanımı hakkında sizin bir tercihiniz var mı? Bunları nedenleriyle birlikte aşağıdaki “Yorumlar” kısmından bizimle paylaşır mısınız?

    İLİŞKİLİ İÇERİKLER

    Işığın yeterli olmadığı ortamda fotoğraf

    Burada yer alan fotoğrafların hiçbirinde gren (noise) iyileştirici ve keskinlik arttırıcı işlem yapılmadı. Göreceğiniz gibi, gren denilen şeyin çok önemli olmadığını söylersek yanlış olmaz.

    “Fotoğrafın Tanrısı”ndan “Fotoğraf Gönüllüsü”ne evrilme sürecim

    Fotoğrafçılık gerçekten yapmak istediğiniz bir şey mi, yoksa gördüğünüz ya da okuduğunuz bir şeyin ardından heyecanla aklınıza gelen bir düşüncenin sonucu oluşan geçici bir heves mi?

    Fotoğraf; düşüncenin biçim kazanmasıdır. İster doğrudan ister dolaylı…

    Fotoğrafın icadıyla sanatın içeriği değişmiş, fotoğrafsız bir sanat dalı düşünülemez hale gelmiştir. Kavramsal sanatın gelişmesinde de fotoğraf önemli olmuştur.

    Fotoğrafçılık Hafızamızı Geliştirir mi?

    Fotoğrafçılar Dikkat!
    Fotoğraf Çekmek Görsel Belleği Güçlendiriyor,
    Peki ya Görsel Olmayan Bellek?

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Makale yazarı

    Sebahattin Demir
    Sebahattin Demir
    Mühendis ama Tıp meraklısı. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir. Detay profil bilgisi için tıklayınız.

    POPÜLER İÇERİKLER

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    Abone ol
    Bana bildir
    guest

    37 Yorum
    Beğenilenler
    En yeniler Eskiler
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster
    Yasar Aykac
    Yasar Aykac
    1 ay önce
    Makale Puanlama :
         

    Sebahattin Bey Merhabalar,

    Gerçek bir “ikilem” üzerine bilgilendirici bir yazı olmuş, “İyi – kötü” bir gövde ve kit lens aldıktan sonra fotoğraf çektikçe lens araştırmaları kıyaslama olarak başlıyor ve araştırdıkça işin içinden çıkılması zor denklerle uğraşıyoruz… Zaman geçtikçe deneyim kazanıp ve profesyonel olmadığımızı sindirip daha rahat seçimler yapabiliyoruz.

    Profesyonellerin ekipmana “yatırım” yapması, çalıştıkları alanda en iyi lensleri edinmeleri başka bir olgu tabii, biz amatör faniler içinse kamera çantamızı “çeşitlendirmek” yeterli bence.

    Günlük kullanım için bir 24-70 / 24-120 zoomlardan biri, ilgi alanımıza göre bir 100 mm macro , portre veya doğa çekimleri için 35- 50 – 85 – 135 mm lerden bir / bir kaç lens, eğer kuş – vahşi hayat ilgimiz yok ise yeterli olacaktır, “f” değeri olarak bütçemiz artık neye izin veriyorsa, ne kadar fotoğrafa “tutkulu” isek f değerini buna göre belirleyeceğiz artık 🙂

    Fotoğrafın 70-80 lerdeki plak veya 90 lı yıllardaki “audio” sektörünün izinden gittiğini ve kitlelere yayılarak artık bir “nishe” hobi olarak gerçekten tutkulu insanların uğraşısı haline geldiğini söylemek ayrı bir tartışma konusu sanıyorum…

    Bir teoriye göre; “çantamızdaki ekipman daima en iyi gövde ve en iyi lenslerdir ” ise ; zaman, fotoğraf çekme zamanı olsa gerek 🙂

    Yorumu ChatGPT yazdırmışım gibi görünse de aslında ben yazdım 🙂

    Sevgiler.

    Beysan
    Beysan
    Yorumun sahibi  Yasar Aykac
    1 ay önce

    Birebir katılıyorum düşüncelerinize, beni, söyliyeceklerimi düşünme, planlama, yazma, düzeltme, yeniden yazma eylemlerinden kurtardığınız için de ayrıca teşekkürler.😁

    Öner BÜYÜKYILDIZ
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    1 ay önce

    Fotoğrafçılıkta buna benzer çok tartışma konusu var. Çok konuşulur, çok tartışılır, ama bir sonuca ulaşmaz, çünkü iki tarafında avantajları dezavantajları vardır. Bir nevi fotoğrafçının sakızı gibi. Karnımızı doyurmaz ama çiğnemekten keyif alırız.
    Bende yazınızı keyif ile okudum Sebahattin bey, Ellerinize emeğinize sağlık.

    Aslında lensleri zoom/prime olarak değil de, kaliteli/kalitesiz diye ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Üreticiler amiral gemilerini optik ve teknik olarak üst kalitede üretirken, biz gariban hobicilerin gönlünü almak adına da dandik (!) lensleri beğenimize sunuyorlar. Nikon 70/200 f/2.8’de zoom lens, 70/300 f/3.5’de. Nikon 70/200’ün yanında 70/300 hangi kıyaslamanın konusu olabilir. Yada Sigma üst kalite lenslerini Art serisi olarak tanımlarken, düşük kalite lens yelpazesini de sürekli çeşitlendiriyor. Art serisi lenslerin kalitesine kim laf edebilir.

    Nikon’un kutsal 3’lüsünden 24/70 ve 70/200’e sahip olsam yeter şahsen. Kutsal ikiliye de razıyım yani. Ne kadar mütevaziyim bakın 😀

    Tabi biz bunları tartışırken birde aynalı aynasız lensleri çıktı. Teknoloji yerinde dursa da fiyatlar biraz makul seviyelere gelse keşke 🙂

    Selam ve saygılarımla.

    Sercan
    Sercan
    1 ay önce
    Makale Puanlama :
         

    Hocam önce yazı için teşekkürler
    ben 18 55 ve 55 200 ile başladım
    sonra bir tane 35 mm aldım önceleri biraz kullandım şimdi nerde unuttum onu 🙂

    Mehmet
    Mehmet
    1 ay önce

    Prime lensin verdiği tad başka oluyor hocam. Keşke bütün lenslerim bundan olsa ama BÜTÇE MESELESİ işte. Biri bile servet değerinde

    Soner Ali D.
    Soner Ali D.
    1 ay önce

    Sebahattin bey elinize sağlık. Basit gibi algılanan ama önemli detaylar var yazınızda. Ben stüdyomda ürün model çekiyorum. Lens değiştirmek için vaktim oluyor. Bundan sebep sabit lens tercih ediyorum. Işıklarımı ona göre ayarlıyorum. 4 tane sabit 1 tane zoom lensim var onu dış çekimlerde hobi amaçlı kullanıyorum. 35 mm ve 105 mm en çok kullandıklarım. Selamlar…

    Ümit Yakup Beştepe
    Ümit Yakup Beştepe
    Yorumun sahibi  Soner Ali D.
    1 ay önce

    Ben de prime lenslerin stüdyoda çekilen fotoğraf çekimleri için daha uygun olduğunu düşünüyorum. Zoom lensler ne çekeceğinizi önceden belirleyemediğiniz durumlar için daha iyi.

    Güner O. Ertürk
    Güner O. Ertürk
    1 ay önce
    Makale Puanlama :
         

    İyi özetlenmiş bir yazı. Tebrik ederim. Benim için en büyük fark görüntü kalitesidir. Prime lenslerin keskinliği daha iyi. Piksel seviyesinde keskinlik benim için en önemli kriterdir..Ben prime taraftarıyım

    Sami Güner
    Sami Güner
    1 ay önce

    benim gibi spor manzara sokak fotografi cekiyorsaniz 24-105/4 veya 24-70/2.8 gibi kaliteli ve dayanikli bir zum tercih edebilirsiniz.makineye takarsiniz asla degistirmez rahat edersiniz..isiniz burdan para kazanmaksa prime lar her zaman daha iyi secenek bence. emeklerine saglik ustad.selamlar

    Sarper
    Sarper
    1 ay önce

    Prime lenslerin hala daha keskin olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Çoğunlukla kuş ve doğa fotoğrafçılığı yaptığım için kadrajı ayarlamak için sizin gibi 🙂 ayaklarımı kullanmamın mümkün olmadığı durumlar için zum lenslere geçiş yaptım. Sizin belirttiğiniz gibi zumlar kesinlikle çok yol kat etti. Kullandığım lensler Pentax 60-250 f4 ve 150-450 f4.5-5.6.
    Benim de bahsettiğiniz gibi 2 veya 3 body ile kuş çekimine giden arkadaşlarım var 🙂 🙂
    Bu faydalı yazı için teşekkürler Sebahattin beyciğim.
    Var olun.

    Berkant Sezer