Murat Kaptan ile Sualtı Fotoğrafçılığı

-

Sualtı fotoğrafçılığı denildiğinde insanın aklına ister istemez denizler geliyor. Ancak denizlerin yanı sıra göller de “su” ile “😊” meydana geliyor. Tabii bunları biliyorsunuz. Tatlısu, buz altı ve mağara dalışları genel dalış kurallarından daha fazla dikkat isteyen riskli dalışlardır. Eğer internette araştırırsanız bu işin turizmi olduğunu da göreceksiniz.

İnternette “Göl dalışları” diye arattığınızda güzel ülkemizdeki göl dalış yerlerin görebilirsiniz. İşte Sivas bu açıdan oldukça rağbet gören bir ilimiz.

Değerli dalgıç, araştırmacı ve fotoğrafçı Murat Kaptan bize Anadolu’nun bağrında Sivas’ın Gürün ilçesindeki doğal yaşam parkında gerçekleştirdikleri göl (bir başka ifade ile Tatlısu dalışı) dalışı ile Tödürge’de buz altı dalış deneyimlerini ilk olarak bizimle paylaştı.

Yazmadan geçemeyeceğim. Peru’daki Titicaca göl dalışı her dalgıcın rüyasını süsleyen riski en yüksek olan bir yerdir. Burada deniz seviyesinde 3800 metre yukarıdasınız. Aklı evvel dalgıçlar (ben artık dalamadığım için kıskançlıktan diyorum) burayı dalmanın nirvanası olarak görürler.

Murat Kaptan Biyografi

Scuba ile dalış macerası 2003 yılında başladı. Hobi olarak başlayan sualtı fotoğrafçılığını 10 yıldır profesyonel olarak yapmaktadır. Ülkemizde Van gölü dahil tüm dalış bölgelerinde dalış yapmış olup ayrıca KIZILDENİZ, ENDONEZYA, MALEZYA ve FİLİPİNLER’de ileri seviyede dalışlar yapıp fotoğraflar çekmiştir. Özellikle çocukların doğaya karşı farkındalıklarını arttırmak için 10 adet kişisel sergi açmış, ulusal ve uluslararası çok sayıda ödül almış, panellere katılmış ve dergilerde röportajları  yayınlanmıştır. İZSU Genel Müdürlüğü’nün Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜBİTAK ile birlikte yürüttüğü  “İzmir Körfezi Oşinografik  İzleme Projesi” nde sualtı görüntüleme koordinatörü olarak görev yapmaktadır. İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği İFOD’ un bir dönem yönetim kurulu başkanlığını yapan Murat KAPTAN aynı zamanda İZMİR BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYESİ GENÇLİK VE SPOR Kulübünde Sualtı görüntüleme takım kaptanlığı yapmaktadır.

E-POSTA ABONELİĞİ

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
0 Yorum
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster

Manşet

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Muhammed Suriyeli mülteci bir çocuk. Savaşın bölüp parçaladığı çocukluğun acı bir gerçekliğinin de karakteri olmuş.

Muhammed çok merak ediyormuş Galata Kulesi’ni. Hatta birkaç arkadaş sıraya girip ziyaretçilerin çocuklarıymış gibi girmeye çalışmışlar. Bir keresinde birinci kata kadar çıkabilmişler ama yakalanmışlar. Bir gün Muhammed’le çıktık.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Bir Fotoğraf, şehir hatları vapurundaki Çocuk ve Martılar

Bir Fotoğraf, şehir hatları vapurundaki Çocuk ve Martılar

Tüm hücrelerinde hissettiği o sonsuz huzurla Mısır çarşısına doğru yürürken elindeki bozukluklara şöyle bir baktı ve gülümsedi. Dönüşte martıların simit parası çıkmıştı! İçinden mırıldanmaya başladı:

Beni mutlu edecek şey, senin paran değil.
Sıyrıl bütün önyargılarından..
Hoş geldin aslıma!
İşte ben böyleyim.
İşte ben böyleyim…

POPÜLER İÇERİKLER

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Belgesel fotoğraflardan belgesel sinemaya: Sokağın Çocukları

Muhammed Suriyeli mülteci bir çocuk. Savaşın bölüp parçaladığı çocukluğun acı bir gerçekliğinin de karakteri olmuş.

Muhammed çok merak ediyormuş Galata Kulesi’ni. Hatta birkaç arkadaş sıraya girip ziyaretçilerin çocuklarıymış gibi girmeye çalışmışlar. Bir keresinde birinci kata kadar çıkabilmişler ama yakalanmışlar. Bir gün Muhammed’le çıktık.
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x