Yeni Kamera Satınalma Sendromu

8
Yeni Kamera Satınalma Sendromu

Son birkaç yıldır dijital fotoğraf makinesi pazarında istikrarlı bir düşüş gözlemleniyor. Bazıları bunun nedenini akıllı telefonlara bağlarken, bazıları diğer başka faktörlere de bağlıyor. Ben de satışların küçülmesine katkıda bulunan çeşitli etkenlerin olduğuna inanıyorum. Bu faktörlerden biri, son zamanlarda birçok fotoğrafçının yaşadığı “Yeni Kamera Satınalma Sendromu” olabilir. Görüntü algılayıcıları yani sensörler yenilik duvarına oldukça fazla çarpmaya başladılar, kamera üreticilerinin son zamanlarda daha fazla çözünürlüğü ve özelliği sunmakta zorlandıklarını görüyoruz ve bu da potansiyel alıcılarda kararsızlık olarak geri dönüyor.

Giriş seviyesi kameralara bir göz atarsak; hepsi kamera kirliliğine katkıda bulunuyormuş gibi görünüyor, piyasada onları öne çıkaracak, ses getirecek, heyecan verici özellikte yeni bir model üretemiyorlar. Daha önceki yıllarda gördüğümüz gibi görüntü kalitesinde büyük bir sıçrama görmüyoruz.

2012 yılında Nikon’un D800 ve D800E kameralarını ve Canon’un 5D Mark III’ü piyasaya çıkardığı dönemde belki de kamera ekipmanına olan ilginin en büyüklerinden biri yaşanıyordu. Bu dönem çok iyi bir dönem oldu. Nikon fotoğrafçıları 12MP sensörler kullanırken, D800 / D800E ile 36MP görüntülere geçmenin ne kadar büyük bir sıçrayış olduğunu fark ederken, Canon 5D Mark III ile film kayıt endüstrisinde kuralları değiştirdi. Nikon’un ön siparişleri karşılaması bile aylar aldı, çünkü talep çok yüksekti. Nikon o sıralar kendi pazarı için daha fazla f/1.8 objektiflerle birinci sınıf objektif hattını yeniden canlandırmakla meşguldü. Ve Canon, 5D Mark III’ü ve bir sürü yeni lensi yepyeni bir pazar segmentine satmakla meşguldü. Kuşkusuz 2012 büyük ikili için altın yıl oldu.

Yenilik eksikliği

Dört yıl ilerleyelim. Ne Nikon ne de Canon pazara yenilikçi bir şey getiremedi. Nikon D810 modelini duyurdu, bu çok marjinal ancak fonksiyonel bir yükseltmeydi, tartışmasız Nikon D800 / D800E kameranın ardından piyasaya sürülmesi gereken bir kameraydı. Bunu, D800 çıktığında herkes gibi o sele kapılarak alıp kullanan biri olarak söylüyorum, neyse ki D810 anons edildi ve hemen almış oldum. Çünkü D800 ve D800E yutturmacası çok geç anlaşıldı. Bence Nikon D800 ve D800E ile çok iyi bir teknolojik hamle yaparken bazı şeyleri biraz aceleye getirdi ve bu modellerde sonradan çıkan tatminsizlikleri hızlıca farkedip bu eksiklikleri Nikon D810 ile tamamladı, yani bence asıl teknolojik hamle D810 oldu Nikon için.

D600 fiyaskosundan sonra Nikon çok dengeli D750 modelini çıkardı ama arzu ettiği büyük satışları yapamadı. Canon, 50MP 5DS ve 5DSR fotoğraf makineleri ile sert bir baskı uyguladı; ancak bu da gerçek anlamda bir yenilik olarak algılanmadı ve 5D Mark IV video özellikleri ile ilgilenen birçok insan için hayal kırıklığı yarattı.

Bu arada, diğer kamera üreticileri aynasız teknolojiyi ellerinden geldiğince çabuk yayıyorlardı. Aynasız kameralar DSLR pazarından kesinlikle önemli bir pazar payı kazanmış olmalarına rağmen, hızlı hareket eden nesneleri yakalamak açısından AF Sistemlerinde bazı dezavantajlara sahip oldukları için üst segment DSLR’lere henüz tam olarak rakip olamıyorlar. Aynasız kameraların sunduğu birçok teknolojik çekiciliğe rağmen, pazar penetrasyonu ve sonuçta ortaya çıkan satışlar oldukça düşük kaldı.

Dijital Kameralarda AF Sistemi Nasıl Çalışır?” başlığı ile, aynasız kameraları da kapsayan AF Sistemleri hakkındaki detaylı yazımda; günümüz aynasız kameraların hareketli nesnelerin takibinde henüz güçlü bir DSLR kadar kararlı ve başarılı olamadıklarını belirtmiştim. Bu düşünceme aynasız kamera kullanan birkaç dostumdan itiraz gelmişti. Hala aynı düşüncedeyim.
Şu anda Nikon D810, Nikon D850 ve biri APSC diğeri M4/3 sensörlü iki üst segment aynasız kamera kullanan ve aksiyon çekmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü olarak söylüyorum; profesyonel bir spor müsabakasında aynasız kamera kullanan profesyonel spor muhabirleri görmeye başladığımda bu düşüncemi değiştireceğim, söz 🙂

Daha fazla çözünürlük, özellik ve daha büyük sensörler

Daha fazla çözünürlük sunmak pazarın hızlı bir şekilde toparlanmasına yetmedi, ekstra özellikler eklemek de işe yaramıyor gibi görünüyor; kamera üreticileri bu nedenle taktik değiştirdiler, “Daha büyük, daha iyi” veya “Daha küçük, daha hafif” gibi iki ayrı kampa bölündüler. Tam çerçeve (FF) kameralar hiç bu kadar ucuz olmamıştı. Fuji ile Hasselblad daha büyük boyutta sensörler isteyen profesyonel fotoğrafçılar için “uygun fiyatlı” orta format alanını açtılar. Bence, FF kameralardaki marjinal gelişmeler ve odak kitlesinin azlığı nedeniyle, orta format büyük olasılıkla çok küçük bir yerde kalacak ve bu nedenle büyük resmi fazla etkilemeyecektir. Günün sonunda, tüm kamera sistemleri belirli bir sensör boyutu için çok benzer görüntü kalitesi üretiyorlar ve daha küçük 1″ (2.35cm) sensörler çoğu fotoğrafçı için mükemmel bir seçenek olabilir.

Fotoğraf makinesi satın almak artık bir yatırım değil

Piyasada pek çok farklı kamera marka ve modeli için çok fazla seçenek var. Geçmişte kameralar hakkında konuşurken “yatırım” kelimesini kullanılırdı, bir kamera aldığınızda ona ciddi paralar öderdiniz ve yıllarca kullanmak üzere alırdınız. Bu nedenle, kamera sistemlerini değiştirme ve yükseltme maliyeti birçok kişi için engelleyici bir unsurdu. Eldeki donanımın özellikleri yapılan işte artık tükendiğinde, yani mecbur kalındığında yeni bir yatırım yapmaya karar verilirdi.

Bugün ise sensör teknolojisi konusunda sanki inovasyon girdabına girmişiz gibi hissediyorum, o nedenle çoğu fotoğrafçı geçmişte olduğu gibi işi gereği en yeniye sahip olma isteği hissetmiyor. Çünkü elindeki ile yeni alacağı arasındaki fark onda bir sıçrama hissi uyandırmıyor, üstelik üzerine verilecek hatırı sayılır ekstra maliyet de cabası. Şimdi merak ediyor olabilirsiniz, “Yeni Kamera Satınalma Sendromu” nun bununla ne ilgisi var?

Yeni Kamera Satınalma Sendromu nedir?

Yeni Kamera Satınalma Sendromu, hep hayalini kurduğunuz bir kamerayı artık satın alma niyetine girdiğinizde yaşanır. Burada niyet, yeterince iyi çözünürlüğe, çekim hızına, ISO performansına ve ihtiyaçlarına yönelik özelliklere sahip bir kamera bulmaktır; böylece daha sonra bu özelliklere ihtiyaç duymak zorunda kalmayacaksınızdır.

Şahsen, kelimenin hastalığa benzer bir olumsuzluğu çağrıştırması nedeniyle bu durumu açıklamak için “sendrom” kelimesinden hoşlanmadım. Fakat bence uzun yıllar başka bir kamera satın almak istememek kötü bir şey değil, bu nedenle bu terimi “Yeni Kamera Satınalma Evresi” gibi daha dostça bir tanımla değiştirmeye ne dersiniz?

Yeni Kamera Satınalma Evresi –
Fotoğrafçılar için iyi, Kamera üreticileri için kötü

Sensörler daha iyi hale gelmezse kameraları yıllarca yükseltmemeyi seçmek fotoğrafçılar için kesinlikle iyi bir durumdur. Gerek yoksa neden para harcayasınız? Daha az ekipman merakı ve sonuçta alımlardaki azalma, kamera ekipmanının daha uzun süreli kullanımına ve değerine dönüşür. Yeni kameralar daha az satın alınırsa, ikinci el piyasa mevcuttaki gibi çöplüğe dönüşmez. Ve belki de bir gün bir kamera satın almak yine “Yatırım” olarak düşünülebilir.

Bu davranış ile daha da azalacak pazar hacmi kamera üreticilerinin alt çizgisini olumsuz etkileyecektir. Satışların düşmesi, kamera üreticilerinin Pazarlama ve Ar-Ge bütçelerini küçültmesine ve bunun sonucunda yalnızca belirli dönemlerde başlatılan kamera modellerinin sayısının azalmasına değil, uzun vadede kamera fiyatlarının potansiyel olarak artmasına da neden olur, bu BİZİM için kötü olur. Satışlar gerçekten de kötü giderse daha küçük oyuncular yarıştan tamamen çıkabilir ve bu kesinlikle HERKES için kötü olur.

Yeni Kamera Satınalma Sendromu

En İyi “Yeni Kamera”?

İhtiyaçlarınıza göre en iyi kamerayı seçecek olsaydınız ne yapardınız? Şahsen tüm ihtiyaçlarıma cevap verebilecek tek bir marka model bulamıyorum, keşke olsaydı.

Burada farklı fotoğrafçılık alanları için kişisel olarak nasıl bir kombinasyon seçerdim, bunun hızlı bir özetini bulabilirsiniz. Bunlar elbette benim seçimim. Eminim sizin bundan çok farklı seçimleriniz, önerileriniz olabilecektir.

  • Gündelik İhtiyaçlar: Bir Fuji X-T2 ve bir adet Fujinon 23mm prime veya bir adet 18-135mm zum lens veya eşdeğerinde M4/3 (Micro Four Thirds) kamera ve lensler.Nikon D750, hafif Nikkor f/1.8 prime lensleriyle birleşince de çok iyi görüntü kalitesi için mükemmel bir seçim olacaktır.
  • Manzara / Mimari Fotoğrafçılık: Nikon D850 veya D810 ve Kutsal Üçleme’li f/2.8 serisi (14-24mm, 24-70mm, 70-200mm).
  • Spor / Yaban Hayatı Fotoğrafları: 200-500mm VR süper telefoto lensli bir Nikon D500.
  • Portre Fotoğrafçılığı: Konu / yüz izleme özelliği iyi olan herhangi bir APS-C veya tam çerçeve aynasız kamera (Fuji X-T2, Sony A7 serisi, vb.).

Sizce bu listede neler olmalı? Bunları ve varsa diğer öneri, yorum ve eleştirilerinizi aşağıdaki “Yorumlar” kısmından benimle paylaşın.

Işığınız bol olsun.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazılanların ilgisini çekecek birini tanıyorsanız lütfen "Paylaş" kısmından onlara iletin.


Sizlerden gelecek yorumları çok önemsiyorum.
Lütfen aşağıdaki "Yorumlar" kısmından benimle paylaşın.


Yeni içeriklerden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

8
Yorumlar

avatar
3 Yorum konuları
5 Cevaplar
3 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
4 Yorum yazarları
Fatma NurOkyar AtillaSebahattin DemirMuammer K. Ç. Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Muammer K. Ç.
Ziyaretçi
Muammer K. Ç.

Sayın Sebahattin bey
Yazılarınızı bir süredir beğeniyle okuyorum. İstanbul’da babadan kalma işyerimizde yine babadan kalma fotoğrafçılık mesleğini 50 yıla yakındır aralıksız sürdüren bir ağabeyiniz sayılırım. Bu yazınızı da diğerleri gibi zevkle okudum. Çok güzel bir konuya temas etmişsiniz. Son zamanlarda bir çığ gibi büyüyen bu yeni kamera ve yeni telefon çılgınlığı nereye kadar gidecek diye merak ederken siz imdada yetiştiniz. Hala babamdan yadigar makineler ile arada sırada fotoğraflar çekip onları tab ediyorum. Zamanımızda fotoğraf ile ilgilenen yeni nesil ne yazık ki en iyi makineyi aldıklarında en iyi fotoğrafları çekeceklerini zannediyor, ne mümkün efendim. Siz gayet güzel özetlemişsiniz “fotoğrafı önce göz çeker” diye.
Uzun bir cevap oldu affediniz.
Sağlıklı sıhhatli güzel günler diliyor hürmetlerimi sunuyorum.

Okyar Atilla
Ziyaretçi
Okyar Atilla

Daha yeni D750 yerine D850 kullanmaya başladım. Hep hayalim çok megapikselim olsundu. Oldu sonunda. Nikon görüntü performansı bakımından en ön sırada. D850 de D500 ve D5 özelliklerinin birleştirilmesi ki bunlar shutter mekanizması ve autofocus becerisidir üst seviye bir FF ortaya koymuş. Ancak eleştiri insanınruhunda var. Hele 4 model nikon, 4 model sony, 2 model canon iki model fuji kullanıcısı olarak D850 yi eleştirmek temel hakkım:) 1. XQD diye bir kart olmazsa olmaz diyorlar.Neymiş hızlıymış Tamamen pazarlamadır. D850 görüntü buffer kapasitesiyle seri çekimlerde bile data aktarmada sıkıntı yaşatmıyor. En azından ben şimdilik yaşamadım. Kullandığım Lexar 32 GB 400x kart. Dolayısıyla Nikon bir kart yuvamı parasını alıp kullanılmaz hale getirdi. 🙁 2. RAW sıkıştırma. Bunlar bizi salak mı sanıyorlar? ne demek “lossless compressed” and “uncompressed”. Arkadaş görüntü kalitesinde kötüleşme olmayacağı garantisi veriyorsan-ki user manul sayfa 90 da böyle yazıyor- bana ne seni kayıt algoritmandan. Neden hafızamda fazla yer tutuyorsun? Yani Lossless “compressed==uncopmressed” 3.Touch screen: hadi sıkıysa 200 mm tele takıp toucscreen ile fotoğraf çeksene? imkansız. hatta normal 50 mm ile bile imkansız. ancak tripoda koyarsan belki:( üstelik burnun değdi değer değişti. elinde statik elektrik birikti değer değişti. uğraş dur. ben bu özelliği kapattım. Ama parasını takır takır ödettiler bana. Yazıktır. değdiğin noktaya… Devamını oku »

Fatma Nur
Ziyaretçi
Fatma Nur

Ne guzel anlatmissiniz kaleminize saglik. Cok onemli bir konu bencede. Tebrikler.