Kristal'e Mektuplar

İnsanı Fotoğraflamak – Işık

Gölgeyi en iyi kullanan yüzey sanatçısı olan Rembrandt kendine has bir aydınlatma tekniğiyle insanları resmetmiştir ve gerçekten de portreye güçlü bir kişilik kazandırır. Rembrandt aydınlatma tekniğinde noktasal ışık üst taraftan 45 derecelik açıyla modelin yüzüne vurur, güçlü gölgeler ve aydınlık alanlarla portreye hacım etkisi katar. Işığın geldiği yönün tersi alanda kaş ve burun gölgesi yanakta birleşerek bir üçgen biçimlenme oluşturur. Dramatik fotoğrafı tarz edinmiş olan Levent Yavuz gibi sanatçılar gerçeğin peşinde koşmazlar. Onlar duygu, düşünce ve bakış açılarını fotoğraflarına yansıtırlar. Hayalleriyle harmanlanan fotoğrafları artık sanat eseri olmuştur, eşsizdir, benzersizdir, yenisi yapılamaz. Sanatla yoğrulmuş karelerden kopamazsınız, anlatısı ve tekniği sizi esir alır.

-

Merhaba Kristal.

İnsanı fotoğraflamak konusuna girince, konunun kapsamlı olması nedeniyle sizlere anlatacaklarımı bir mektupta bitiremedim. Korkarım ki iki mektuba da sığdıramayacağım. Bu mektubumda sadece ışığa yer vermek istiyorum. Çünkü ışık, başlı başına bir konudur. Klasik söylemde yer alan “Işık objeyi görünür kılar” sözünü geçelim ama “ışığın her objeye karakter kattığına” yoğunlaşalım, çünkü bu inkâr edilemez. İsterseniz obje kelimesini daha da daraltalım ve yoğunlaşacağımız nokta olan “İnsanı Fotoğraflamak” konumuza indirgeyelim.

İnsanı fotoğraflamak dediğimizde aslolan; fotoğrafını çektiğimiz bireyin karakterini yansıtmak değil midir?

Bilindiği gibi fotoğraf bir yüzey sanatıdır, doğal olarak iki boyutludur ve alan kaplar. Ama fotoğrafını çektiğimiz insan ise hacme sahiptir ve üç boyutludur. Bizim öncelikle bu üç boyutlu insanı, iki boyutlu yüzey üzerinde derinlik boyutunu da hissettireceğimiz bir özellik kazandırarak fotoğraflamamız gerekmektedir.

Portrelerde hacım ve derinliği yani üçüncü boyutu ancak ışığın karşıtı olan gölgelerle hissettiririz. Bu durumda bize ilk fotoğrafa başladığımızda söylenen sözleri unutacağız.

Ne söylenmişti bize? “Işığı arkana al!” Değil mi? Hayır, ışığı arkanıza almayacaksınız. Alın da görün, çektiğiniz portrede dış kontur hariç, hatlarda belirginlik kaybolacaktır. Dümdüz bir fotoğrafa sahip olursunuz.

Eğer karaktere sahip bir portre çekmek istiyorsanız ki, elinizden geldiğince yanal ışık kullanmaya çalışın, gölgelerin dost olduğunu göreceksiniz. Işık gölgeyle bir araya geldiğinde derinlik ve hacım fotoğrafa yansır.

Fotoğraf resim sanatının mirasçısıdır. Birçok özelliği tuval ile benzerlik taşır. Resim ile arasındaki en önemli fark birisinin ekleme tekniğine, diğerinin ise çıkarımsal yapıya sahip olmasıdır. İsterseniz bu konuya başka zaman girelim ve kafaları dağıtmayalım. Ana konumuz olan ışık, resim ve fotoğrafta neredeyse aynıdır.

Gölgeyi en iyi kullanan yüzey sanatçısı olan Rembrandt kendine has bir aydınlatma tekniğiyle insanları resmetmiştir ve gerçekten de portreye güçlü bir kişilik kazandırır. Rembrandt aydınlatma tekniğinde noktasal ışık üst taraftan 45 derecelik açıyla modelin yüzüne vurur, güçlü gölgeler ve aydınlık alanlarla portreye hacım etkisi katar. Işığın geldiği yönün tersi alanda kaş ve burun gölgesi yanakta birleşerek bir üçgen biçimlenme oluşturur.

İnsanı fotoğraflarken eğer Rembrandt aydınlatma tekniğini kullanırsak izleyiciyi etkileyecek karelere sahip oluruz. Bu teknik için stüdyoya sahip olmak gerekmez, doğada ya da iç mekânlarda da sonuç alırız. Eğer iç mekânda fotoğraf çekiyorsak güneş ışığının sert şekilde vurmadığı bir pencere kenarı bize yetecektir.

Fotoğrafımızdaki kişinin görünümünde dramatik bir etki hedeflemiyorsak, bir yansıtıcı ile gölge alanları aydınlatabiliriz. Bu durumda estetik bir görüntü yakalanacaktır ki bayanları fotoğraflarken bence yararlanmak gerekmektedir. Yansıtıcı olarak tabii ki bu amaçla yapılmış reflektörler en iyisidir ama eğer böyle bir malzememiz yoksa ya da çoğu kez yaptığımız gibi yanımızda değilse herhangi bir ışık yansıtıcı yüzey bile bize yardımcı olacaktır.

Size iç mekânda fotoğraf çekerken direk güneş ışığı almayan bir pencere kenarında çekim yapmanızı önermiştim. Mutlaka sebebini merak ediyor olmalısınız, cevaplandırayım; böylesi bir ışık sert ve güçlü değildir, noktasal bir kaynağa da sahip değildir, diffuz bir yapıdadır. Tüm pencere ışık kaynağıdır, gölgeler sert olmaz. Eğer doğada fotoğraf çekiyorsanız bulutlu bir gökyüzü de aynı özelliktedir, noktasal güneş yerine tüm gökyüzünü kaplayan bulutlar ışık kaynağıdır. Böylece detayı her yerde alırsınız, fotoğrafınız daha naif bir yapıya bürünür.

Eğer romantizmi fotoğraflamak istiyorsak “Altın Saat” aradığımız ortamı sunacaktır. Gün doğumunun hemen sonrası ve günbatımının hemen öncesi ışık içindeki mavi soğuk tonlar kalın atmosfer tarafından emilir ve kırmızı/turuncu/sarı sıcak tonlar dünyamıza hâkim olur. Bu romantizm ve sevgiyi yansıtmak için ideal ışıktır.

Eğer günbatımı ya da doğumunda insanı fotoğraflıyorsanız ve atmosferin sıcak tonlarını fon yapmak istiyorsanız bu durumda modeliniz ışık kaynağı ile sizin aranıza girer. Fotoğrafını çektiğinizde ise siluet bir yapı, genellikle grafiği andıran bir kompozisyona sahip olursunuz. Sanırım bunu istemezsiniz, yaşanan mutluluk ifadesinin modelinizde görülmesini istersiniz. Bu durumda size flaş ve yansıtıcı kullanmanızı önereceğim.

Şunu unutmayınız flaş karanlıkta değil, gün batımı gibi ters ışık çalışmalarında, eğer yakınımızda insan veya bir obje varsa, en çok ihtiyaç duyduğumuz ışık kaynağıdır.

Az ışıklı ortamda ise flaş kullanmayınız çünkü gölgeler sert olur. Eğer ışığınız yeterli değilse makinenizin izin verdiği, fotoğrafı gürültünün etkilemediği bir ISO değerine yükselmenizi salık vereceğim. Kapalı ortamlarda flaş kullanmak zorunda kalırsanız duvar ya da tavandan sektirerek ışığı ve gölgeyi yumuşatın.

Makinemizin “Beyaz Ayarı” ışığın yapısına göre ayarlanmasına değinmezsek eksiklik olacak. Özellikle gelin fotoğraflarında ödün verilmeyecek olan unsur, gerçek ten renginin fotoğrafa yansıtılmasıdır. Bu nedenle önce beyaz ayarı yapmanız daha gerçekçi renklere erişmenizin yolunu açacaktır.

Ancak bu durumun istisnaları vardır. Dramatik fotoğrafı tarz edinmiş olan Levent Yavuz gibi sanatçılar gerçeğin peşinde koşmazlar. Onlar duygu, düşünce ve bakış açılarını fotoğraflarına yansıtırlar. Hayalleriyle harmanlanan fotoğrafları artık sanat eseri olmuştur, eşsizdir, benzersizdir, yenisi yapılamaz. Sanatla yoğrulmuş karelerden kopamazsınız, anlatısı ve tekniği sizi esir alır.

Selam; gördüğünü hisleriyle buluşturanlara, yaratıcılığını konuşturup fotoğrafa sanatsal anlam katanlara gitsin…

Mikdat Besni

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Sanatsal Fotoğrafın Yapı Taşları

Fotoğrafın, anlatım gücünün yoğun, insan mekân ilişkisinin güçlü, loş ışıklı bir ortam olmasına rağmen çok büyük oranda izleyiciye karanlık nokta sunulmadığını ve derinlik boyutunun da katkısıyla güçlü özellikleri dikkat çekmektedir.

Kristal’e mektup var

Yazılarımı özlemişsiniz. Yazdığınız mektup beni duygulandırdı. Beni seven ve yazılarımı arzulayanlara nasıl hayır diyebilirim ki…

Kristal’den Mektup Var

Posta kutuma düşen bir mektup sürpriz oldu. Kristal göndermiş. Kısaca, mektubunda Mikdat Bey’den uzun zamandır haber alamadığını ve merak ettiğini yazıyor ve bilgi rica ediyordu. Ben de kendisine, Mikdat Bey’le konuşmasak da sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı iyi olduğunu bildiğimi yazmaya niyetlendim.

Atatürk – 100. Yıl Anısına

Hepimizin yüreğine bir ok gibi saplanan şu sözleri söyledi; “Siz bu insanı ve ideallerini anlayamadınız. Anlamış olsaydınız bugün Avrupa kapılarında sürünmez, Avrupalılar sizin kapılarınızda bekleşirlerdi”…

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

6 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Aydın Küçükoğlu
Aydın Küçükoğlu

Çok yararlı bir makale olmuş. Teşekkkürler.

Mikdat Besni
Mikdat Besni
Yorumun sahibi  Aydın Küçükoğlu

Aydın Beyim teşekkürlerimi iletiyorum.
Selamlar.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ

Ellerinize sağlık hocam. Işığı ve ışık kullanımını çok güzel anlatmışsınız. Mektubunuzun devamını sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Levent bey’in fotoğrafı da gerçekten çok etkileyici. Onunda ellerine sağlık. Hemen Rembrandt tekniğini daha detaylı araştırmaya ve örneklerini izlemeye başlıyorum.
Çok teşekkür ederim.
Selam ve saygılarımla.

Mikdat Besni
Mikdat Besni
Yorumun sahibi  Öner BÜYÜKYILDIZ

Öner Beyim size birşeyleri hatırlattıysam, araştırma yapacaksanız bu beni çok mutlu eder.
Çünkü merak ve araştırma bilinçli bir geleceği sağlayacaktır.
Selamlarımı iletiyorum.

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Mikdat Bey, elinize sağlık. İnsan fotoğraflamak sizin de dediğiniz gibi başlı başına zor olmanın yanı sıra estetik kaygıları da işin işine dahil etmeye başladığımızda daha da zorlaşıyor. Rembrandt ışığını severim. Hangi fotoğrafçı sevmez ki? Levent Bey’in portre fotoğrafları üzerine söylenebilecek bir şey çok fazla yok. Yazı için seçtiğiniz fotoğraf harika.

Diğer yandan da gönlüm sizin çektiğiniz portre fotoğraflarını da nasıl etsek de görsek diye pırpır ediyor…

Sevgi ve saygılarımla

Mikdat Besni
Mikdat Besni
Yorumun sahibi  Okyar Atilla

Okyar Beyim düşüncenizi öğrenmek benim için değerli bir katkı sağlamıştır. Teşekkürlerimi iletiyorum.

Makale yazarı

Mikdat Besni
Mikdat Besni
Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Son görev yeri olan Susurluk’ta yaşamaktadır. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini anlayınca, ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu.Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine, iyi fotoğrafın ve fotoğrafçının ön plana çıkmasına destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Kurucu Başkanıdır. Fotono21 ve ASFOD onur üyesi olarak taltif edilmiştir. Fotoğrafın bir hobi aracı olarak görülmesini, sanatsal açıdan tuzak olarak görmektedir. Fotoğrafçıyım diyenlerin, yaratıcı yenilikler içerisinde olması gerektiğine inanmaktadır. Fotoğrafın Aksakallarının rehberlik yapması ve ufuk açıcı yeni çalışmalar içerisinde olması gerektiği düşüncesiyle, gerek şiir ve gerekse yorum olarak bir başyapıt olan Mihriban Türküsünü, ülkenin çeşitli yerlerinden 18 arkadaşıyla birlikte fotoğrafik olarak anlatan çevrimiçi Düşünme Biçimleri atölyesini, Fotono21 bünyesinde gerçekleştirmiştir.Bazı yurtiçi fotoğraf yarışmalarına jüri üyesi olarak davet edilmiştir. Bunlar içinde ülkemizin savunma destanı olan Çanakkale Savaşları Tarihi Alan 1. Fotoğraf Maratonuna yapılan çağrıyı fotoğraftan aldığı en büyük ödül olarak görmektedir.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER