Bir saat neden 100 dakika değil?

Zamanı uzun göstermek istediğimizde “Koskoca altmış dakika, bitirirsin bu işi” diyoruz. İşimize gelmediğinde de “Ne olacak canım bir saat bekleyiver” demekten gocunmuyoruz. Algıya oynamak çoğu zaman karşılığını buluyor. Çok fazla kullanmamaya çalışsak da biz yöneticilerin yardımcısı bir olgudur.

Nicolas Cage’in “60 saniye” adında bir filmi var. Lüks araba soyguncusu olan Cage bir arabayı ele geçirme süresini bir dakika değil de “60” saniye olarak tanımlıyor yapımcı.

-

Zamanı uzun göstermek istediğimizde “Koskoca altmış dakika, bitirirsin bu işi” diyoruz. İşimize gelmediğinde de “Ne olacak canım bir saat bekleyiver” demekten gocunmuyoruz. Algıya oynamak çoğu zaman karşılığını buluyor. Çok fazla kullanmamaya çalışsak da biz yöneticilerin yardımcısı bir olgudur.

Nicolas Cage’in “60 saniye” adında bir filmi var. Lüks araba soyguncusu olan Cage bir arabayı ele geçirme süresini bir dakika değil de “60” saniye olarak tanımlıyor yapımcı.

Analog fotoğraf makinalarında flaş senkronizasyon enstantanesi de “1/60” dı.

Uzunluk, ağırlık ve sayma işleminde ondalık bir sayı sistemi kullanırken neden zaman ölçümünde altmışlık bir sayı tercih edildi? Ve kim tercih etti? Şu “Kovid-19” günlerinde aldı beni bir merak…

Yakın geçmişte zamanın göstergesi olmasının yanı sıra bir aksesuar bir takı özelliği olan saatler hayatımızın görüp görebileceğimiz her yerinde. Şimdi ise zaman göstermekten daha öncül kalp atışı, EKG, adım saymak vs gibi işlevleri var oldu. Kolumuzdaki bilgisayar ve sanki onsuz bir şey yapamaz durumdayız.

Telefonumla senkronize olan bir kol saati kullanmaya başladım. Buna biraz da sağlık nedenlerim ön ayak oldu. Ancak kadranını klasik saat gibi seçtim. Geleneksellikten kurtuluş yok. Hani derler ya; “Can çıkar huy çıkmaz” diye…

Bir saat neden 100 dakika değil?
Güneş Saati

Zaman ölçümüne ilk defa MÖ. 4000 yıllarında Mısır medeniyetinde rastlıyoruz. Güneş saati… Işığın açısından ortaya çıkan bir sopanın gölgenin zeminde bulunduğu yer Mısırlılara zaman hakkında bilgi veriyordu. İş sadece gölgenin düştüğü yeri ölçeklendirmeye kalmıştı. Mısırlılar gündüzü “10” eşit parçaya bölerek bunu da hallettiler. Tek sakıncası akşamları zaman duruyordu. Bulutlu havada ise zaman belirsizleşiyordu (bu ifadelerimi sevdim, yan anlam olarak “fotoğraf” ve “soyut sanat” çağrışımı yaptı). Bu sorun zaman içinde, şimdilerde daha çok süs eşyası olarak kullandığımız “Kum saati” nin keşfi ile giderilmiş. Bir de “Su saati” var.

Bir saat neden 100 dakika değil?
Kum Saati

Günümüzde “10” luk (normal sayı sistemi), “16” lık (Alfanümerik sayı sistemi) ve “2” lik sayı sistemi, hesap makinalari ve bilgisayarlarda kullanılır. Bunun gibi farklı tabanlarda da sayı sistemleri vardır. Ancak “60” lık seksajismal sayı sistemi Sümer medeniyetinin icat ederek kullandığı bir sistemdir.

Onluk sayı sisteminin parmaklarımızdan geldiği gibi altmışlık sistemin de parmaklarımızdan ortaya çıktığı varsayılmaktadır.

Sağ elinizi açın. Başparmağınızı kullanarak diğer parmaklarınızın boğumlarını sayın. 12 adet değil mi? Her parmakta 3 boğum, 4 parmak toplamı 12 adet. Sol elinizin bir parmağını her on iki sayımda kapatın. 5 parmak, her biri 12’ye karşılık. Sol eliniz yumruk olduğunda 5×12=60 sayısına ulaşmış oluyorsunuz. Yani elinizin yumruk olması “60” demek oluyor.

Altmış sayısının bir özelliği de 1, 2, 3, 4, 5, 6, 10, 12, 15, 20, 30 ve 60’a kesirsiz (kalan olmadan 12 bölen vardır) olarak “100” e kadar olan sayılar içinde en çok bölünebilen tam sayı olmasıdır.

Bu noktada fotoğraf makinamı açtım ve enstantane değerlerini okumaya başladım; 1/1, 1/1,3, 1/1,6, ½, 1/2,5, 1/3, ¼,1/5, 1/6, 1/8, 1/10, 1/13, 1/15, 1/20, 1/25, 1/30, 1/40, 1/50, 1/60, 1/80 ve 1/100. Yani 1/13 hariç ki bu da 1/12 ye çok çok yakın bir sayı olarak seksajismal sistemle örtüşüyor. Tesadüf mü acaba?

“60” lık sayı sisteminde kesir çok azdır. Aynı zamanda bir önce ve bir sonraki sayılarda asal sayılardır. Yani kendilerinden başka böleni yoktur. Bu da -sanırım- “60” sayısını kutsallaştırmalarına sebep olabilir.

Bir saat neden 100 dakika değil?
Pergel

Pergeliniz var mı? “Bu da nedir?” nidalarını duyuyorum. Pergel, daire çizmek için kullanılan bir ucu iğne gibi diğer ucuna kurşun kalem takılabilen bir yuva olan bir geometri yardımcı aleti. Bununla bir daire çizelim. Sonra pergelin iğnesini dairenin üzerinde herhangi bir yere batırıp dairenin içine bir yay çizelim. Yayın daireyi kesen noktalarına giderek yay çizmeye devam edelim. Altı yay çizebileceğiz. Bu yayların daireyi kestiği yerleri birleştirirsek ortaya altı eşkenar üçgenden oluşan bir altıgen çıkacaktır. Eşkenar üçgenin açıları kaç derecedir?

Sümerlilerin matematik ve geometride de çok iyi olduklarını tarihçiler (Muazzez Hilmiye Çığ) ifade etmektedir. Bir elin dört parmak boğumu referans olmuş. “60” sayısını matematiğe temel almışlar. Dairenin toplam açısını “3600” biliyorlar. Dünyanın güneş etrafında tur attığını biliyorlar.

Bunda sonrasını ne yazık ki bir yerden referans alamadım. Yorumluyorum;

Bir daire 00 den 3600 ye bir tur atıyorsa dünya da bu turu 360 gün doğumuyla tamamlıyor (Sümerliler yaptıkları hesaplamalarda Ay’a göre 354 gün, Güneş’e göre 365 gün bulmuşlar. Ancak 360’ı esas almışlar, atıl kalan 6 günün ayrı bir hikayesi var). Bir eldeki dört parmakta “12” boğum var. Bu turu “12 ye bölelim. Aylar… Dört parmak referanstı, öyleyse “12” yi “4” e bölelim. Mevsimler…

Tabii rahatlıkla Ay’ın Dünya etrafında yılda 12 defa döndüğünün (sadece dolunayı saysak bu rakamı buluruz) bilincinde olduklarını söylemek yanlış olmayacak. Yani 30 günde 3600 dönmek günde 120 demektir. Aynı şekilde Sümerliler için önemli bir yıldız olan Jüpiter’in de güneş etrafında bir tam turunu 12 yılda (günümüzde elde edilen değer 11,9 yıldır) tamamladığını biliyorlardı.

Burçların 12 tane olduğunu biliyor muydunuz? Burçların sembolü takım yıldızlarının ekvator düzleminin 120 Güney ve 120 Kuzey arasında 240 lik bir açı içinde kaldığını?

Güneşin doğumunda batımına ve batımından tekrar doğumuna iki farklı (herhalde daha sonra bu 12 ve 24 saatlik dilimler olarak yeniden tanımlandı) dönemi var. Muhtemelen dünyanın kendi etrafındaki dönüşünden kaynaklandığını da biliyorlar.

Hala “Bir saat neden 60 dakika” söylemedim değil mi?

Bir saat neden 100 dakika değil?

Bu bilgiyi açık olarak bulabileceğim bir kaynak ne yazık ki olmadı. Bunun Sümerliler tarafından olmadığını onların zaman dilimlerini okuyunca anlıyorum. Sümerlilerde yeni gün güneşin batmasıyla başlamaktaydı. Günü 12 kısma bölmüşlerdi. Günün 12’de birine “danna”, danna ‘nın 30 da birine de “giş” adı verilmekteydi. Buna göre, 1 danna bizim 2 saatimize, 1 giş ise bizim 4 dakikamıza karşılık gelmektedir. Demek ki bir gün 360 giş kabul edilirmiş. Sayılar bize Sümerlerin günümüzde kullandığımız saat dilimlerini gündüz ve gece için bir arada kullanmış olduğunu düşündürüyor. Dolayısıyla Sümerlerin danna’sı (bir saati) 30 giş (dakika) ettiğini günümüze uyarladığımızda bir danna (saat) 60 giş (dakika) edecekti. Zaten böyle. Kim yaptı? Bilmiyorum. Ne zaman yapıldı? Bunu da bilmiyorum. Öğrendiğim matematik, geometri ve astronomi için Sümerlere çok şey borçlu olduğumuz.

Ancak görüldüğü gibi dünya Sümerlilerden bu yana “12” ve 60” sayıları ile dönüyor.

Son olarak Sümerliler üzerine dünyanın en önemli araştırmacısı olan Sümerolog Muazzez Hilmiye Çığ’ın kitapları önemli kaynaklar. Bu yazı bahanesiyle “Sümerli Ludingirra”, “Atatürk ve Sümerliler”, “Uygarlığın Kökeni Sümerliler 1 ve 2” kitapları okuma listeme girdi.

Ayrıca Samuel Noah Kramer’in “Tarih Sümer’de Başlar” kitabı da önemli bir kaynaktır.

Aklımdaki iki soruyla noktayı koymak istiyorum;

“Zaman mı geçiyor, yoksa biz zamanın içinden mi geçiyoruz?”

“Fotoğraf zamanı mı durdurmak, yoksa hayatı mı durdurmak?”

Sevgi ve saygılarımla

İzmir, Nisan 2020

Not: Sümerlere ait bulguların bir kısmı 1900 lü yıllarda çalındı ve bunlar British Museum’da sergileniyor. ABD nin Irak işgalinde Sümer bulgularının saklandığı Bağdat müzesi talan edildi. Buradan çalınan bulgular (sorarsanız savaş ganimeti derler) askerler tarafından yağmalandı. Bunların akıbeti meçhul. Çalıntı eser olduğu için uluslararası kanunlara anlaşmalara göre hiçbir müze alamaz. Alsa da çalındığı yere iade etmek zorunda. Bundan dolayı “kayıp kategorisinde” laflarını geveliyorlar. Benim tahminim birçok müze bunları elde etti. Bu nedenlerden dolayı uzun bir süre ortaya çıkarmayacaklardır.

Bu olaylar Truva ve Bergama soygunu gibidir. Aralarında tek bir fark dönemin yöneticileri bu soyguna yataklık etmiştir, desteklemiştir. Geçmişte bir Almanya seyahatimde Berlin müzesinin kapısına (önceden planlamıştım ve yazıyı Almanca olarak yazmıştım ve sökemesinler diye arkası yapışkanlı kâğıtta hazırdı) “Bergama’yı iade edin” diye A4 boyutunda bir yazı yapıştırmıştım. 

Çok yakın zamanda Uşak müzesi talanı var. Hasır altı edildi.

Kaynaklar

  1. Sümer Medeniyeti Üzerine Bir İnceleme; Alkım Saygın, academia.edu, 01.05.2017
  2. Sümer matematiği ve sayıların gizemi, İbrahim Okur, ISBN 978-605-60124-0-2, Temmuz 2008, Bursa
  3. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bir-saatin-60-dakikadan-olusuyor-olmasinin-sebebi-nedir-40053061
  4. http://www.techturkey.com/forum/sohbet/223353-1_saat_neden_60_dakikadir_.html
  5. https://arkeofili.com/sumerlerde-atasozleri-ve-ozdeyisler/
  6. https://www.wikiwand.com/tr/S%C3%BCmerler

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
7 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYILDIZ

Bir tarihin önüne MÖ yazısı gelince, o çağda yaşayan insanların mağara adamı olarak çok ilkel şartlarda yaşadığı geliyor hep insanın aklına. Ancak o çağlarda insanlar hiç de sandığımız kadar ilkel değilmiş. Kullandıkları aletleri, sahip oldukları bilgileri düşününce bence gayet de medeni yaşıyorlarmış. Kollarında nabız ölçen saatleri, ceplerinde fotoğraf çeken telefonları olmadığını saymazsak tabi 🙂 Onların binlerce yıl önce sahip olduğu bilgileri bizim zamanımızın bilgisayarları biraz daha hassas hesaplayıp teyit ediyor sadece.
Yazınızın başlığında kullandığınız, Hititlerin 12 ayı sembolize eden 12 tanrısının önünde selfi çekeceğimiz sağlıklı günlerde görüşmek dileği ile, selam ve saygılarımı iletiyorum Okyar bey.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Öncelikle çok geçmiş olsun. Umarım ciddi bir sağlık sorunu değildir.

MÖ’yi bilmiyorum ama insanların gaz lambası ile oturduğu dönemlerde, herkesin elinde tablet telefon ile ilgilenip konuşmadığı günümüze göre daha mutlu oldukları bir gerçek. Gaz lambasına “idare”de denir Anadolu’da. Çocukluğumdan hatırlıyorum gaz lambasını. Fitilini yaktıktan sonra mümkün olduğunca aşağı çekilir ışık kısılırdı. Adı gibi idare edilirdi. Aman daha aydınlık olsun deyip yüksek ateş yakılmazdı. Çünkü imkanlar kısıtlı, eldekiler değerliydi. Şimdi düşününce insan, nerden nereye. Ateşin bile kısık yakıldığı idareli günlerden, hayatı kolaylaştırmak için har vurup harman savurduğumuz zamanlara.

Saat ve zaman konusundan biraz uzaklaştık galiba. Abi şu güneş saati günümüzde bile kullanılıyor galiba. Hani günün aydınlık zamanını ölçüp, karanlıkta çalışmayan. Bende yaşımı bu saatle mi ölçülüyorum ne 😀

Serdar AYDIN

60 sayısı “100” e kadar olan sayılar içinde en çok bölünebilen tam sayıdır. bu sebeple 60 ve katları da mimaride çok kullanılan bir birimdir.
Hatta mimari tasarımda kullanılan Cad programlarında da 60 cm ve katları türündeki akslar hazır olarak gelir.
Sonuç olarak altmış ı seviyoruz … 🙂

Mehmet Çelik

Yine hoş bir yazı olmuş Okyar Bey, teşekkürler.

Küçük bir ek yapayım yazınıza: İlk zaman ölçümü Eski Mısır’da yapılmış ama ülkenin yüzde 95’i çöl olduğundan yerleşimin olduğu Nil Vadisinde güneşten önce Nil Nehri’ne bakılmış. Bir yıllık zaman diliminin başlangıcını Nil Nehri belirliyordu, çünkü her yaz taşıyordu. Her yaz düzenli olarak taşma meydana geldiğinden iki taşma arasındaki süreyi ölçtüler. İlk tahmin 360 gündü. Bunu da 30 günden 12 aya böldüler. Sonra Sirius yıldızının taşmanın başlangıcında şafaktan önce yükseldiği güne denk geldiğini gördüler. Bu da 365 gün yapıyordu. (Daha sonra 6 saat fazla olduğunu buldular ama rahipler takvimin kutsal olduğunu öne sürerek değişiklik yapmadılar.) Sonra da dediğiniz gibi günleri saatlere bölmek için ince çubuklardan dikilataşlara kadar uzanan bir çeşitlilikte güneş saatleri kullandılar. (Kaynak: “Zaman Kitabı”, NTV Yayınları)

Makale yazarı

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Manşet

Roger Fenton's waggon

Belgesel Fotoğrafçılık

Belgesel fotoğraf önemli ve tarihi olayların belgelenmesi yanı sıra, gündelik yaşamı etkileyen durum, olay, sorun ya da krizleri belgeleyen; çalışırken mümkün olduğunca gerçeği temsil eden; belgesele konu olan bireylerin güvenini kazanarak; aktarımlarını mümkün olduğunca olduğu gibi kaydeden, yapılan proje için zaman, fedakarlık, sabır, emek vererek, tutkuyla sarılmayı gerektiren; bir proje ekseninde yapılan, çalışmada etik kurallara ve kişi mahremiyetine uyan; çalışma çıktıları ile konu olan bireylere karşı sorumluluk hisseden; sosyal değişim hedefleyen ve konu olan bireylere yardımcı olmaya çalışan bir fotoğraf üslubudur.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Yeniden Kadrajlama Tekniği ile Fotoğraflarınızı Geliştirin

Yeniden Kadrajlama Tekniği

Yeniden kadrajlama, ana odak noktasını kullanarak konuya odaklanmak ve elinizi deklanşörden çekmeden konuyu kadrajınızdaki başka bir yere yeniden konumlandırarak ideal kadrajı oluşturup fotoğrafı çekmektir.

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
7
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x